Eklenme Tarihi : 15.04.2017
Okunma Sayısı : 313Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Y. GÜLÜM
Y. GÜLÜM
tarafından eklendi
15.04.2017
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Noktaların Çığlığı...
Noktaların Çığlığı...

Suskunluğu marifet bildiği o beyhude gülüşlerini kıskanıyorum şehrin bir de ısmarladıklarımın teyidini yapmaktan yorgun düştüğüm zamansız ölümlerini çocuk düşlerin de yalıtıldığı ne çok da kinaye yine düş simsarı bir iklimde ben, yüreğimin haritasını kalburüstü bir mevta zarafeti ile sunmuşken cehennem bekçisine.

 

Demlendikçe mazi, derlendikçe kayıp masallar bir de densiz bir tokalaşma iken sevgi ve nefretin izdüşümünde onca gel-git.

 

Hesabın unuttuğum ölü ahkâmların…

 

Sebebiyet verdiğim hüzne de yürek dolusu sitemi sunma hazırlığında…

 

Dipsiz kuyuların dibinde biriken taşları sektirmek istiyorum bu kez kum tepelerinde çıktığım yolculuğun tadına vardığım bir sunumu da hazır etmek üzere iken Tanrı.

 

Kıyamet alameti olsa olsa.

 

Dinginlik ise kayıp ruhuna okuduğum onca duada saklı.

 

Sivrildiğimdense sindirilmelere maruz; kanıksamaktan öte riayet edilesi ve kem küm eden niyazların tok sesinde maneviyatımı taçlandıran hüzün ve ahvali…

 

Kuralsız cümleler kurmak istiyorum ve tüm gizli özneleri ellerimle öldürmek derken kayıp kıtalarda garip bir tezahüre vakıf oluyor adlandıramadıklarımdan hallice bir anlam kaygısı taşırken ötekileşen bedenlerden uçuşa hazırlanan ruhlar.

 

Ölü gömücü bir mezar bekçisine rast gelme korkusu belki de gece yarısı sokağa çıkmaktan imtina ettiğime dair geliştirdiğim o inanç ve beyhude bir ihbara düşüyor yolum.

 

Sarı benizli tümceler farkına varıyor sahipsizliğimin ve farkına varıyorum daha kaç cümlenin beratını vermekse payıma düşen.

 

Körelen bir aşka sahip çıkmaksa ırmağın kayıp sessizliği ve kırağı çalan bir yüreğe sitem yüklemek ise varlığın dirayetinin sınandığı belki de belirsizliğin sarkacında yine hengamede kayıp verdiğim o ritüel yine beyan etmektense beraat etme kararı hem de tüm safsatayı yüzüne gözüne bulaştırmış bir rehavet yine cahil cesareti bir keramet kadar da sıra dışı ama asılsız olmadığını bildiğim.

 

Bildiklerimdense bilmediklerime yöneliyorum bu kez ve derviş ruhumu satıyorum meleklere. Bendinde aşkın asla kıyamadığım satırlarda bir bir özlemle yâd ediyorum yine maktulü sıra dışı ve aşkı da yok sayan.

 

Derlediklerime istinaden kırık üç beş hecede dize geldiğimin beyanı yine varlık katsayımı sıfırla eşleştirdiğim.

 

Gökyüzünün müridi masumiyet ve çocuk kalplerin sureti yine, bir imde terk edilmişliğim ve bir hikâyede kaybolmuşluğum ve bir şiirde kazanım bildiğim bir aşkı uğurlamak yine gölgelerin de boyunduruğunda ve kambersiz düğün misali, geceyi hüzünle eşleştirdiğim.

 

İkram ettiğim sancılarından muzdaripim. Bir öncesizliğimin şarkısı bir de boyutsuzluğumun tutunduğu gök kubbe ve adı olmayan israfların saf tuttuğu.

 

İdam mangasında sair hüzün, sancılı bedellere denk düşerken dengimden yoksun o mevta yalnızlığın da kaygısını taşıyorum: yarınlara ve amansızlığım izleğinde ansızın bir resme rast geliyorum. Kocaman bir kör nokta, ıslah olmayacağını bildiğim sefil çocuk yanımın da hırpalandığı, görkemli bir vedaya rest çeken yine asılsızlığını rehin vermiş ve fazlasıyla sıra dışı.

 

Cümbür cemaat sırasız gidenlerin sıra dışı yalnızlığı.

 

Yarınsız cümlelerden derlediğim topladığım öncesiz iklimler kadar da ikilem yüklü.

 

Öğrenme özürlü olsaydım keşke, dememek adına öğrendiklerime çentik adıyorum öğreneceklerime de sorumluluk yüklediğim hatta yüklendiğim hatırsızlığı insanların ve mücbir sebeplere düştükçe yolum düşkün bir yorgunluğu buduyorum ve buduyorum ve küçülüyorum ruhumun ıslah evinde yine büyümeyi düşündüğüme rest çeken tanrısal bir ifade ile ahkâm kesen hezeyanları dürtüyorum sağından solundan üstelik esefle kınandığımın bilincinde biraz da sonrasızlığın gömülü kaldığı anlık sevinç bataryamı kırık bir hazanda

 

Derli toplu olmalı yoksa ruhumun ölü evi ve mengene bildiğim sırnaşık restlere cürüm ile kınımda biraz da görgüsüz bir sevinç patlaması ile ikilemler yüklüyorum derken ekiyorum derken biçiliyor çocuk kahkahalarım bir de biçimsizliğine rast geliyorum şekilden yoksun ama çürük dişlerini sırıta sırıta insan avına çıkmış cahil ve cılkı çıkmış hezeyanlardan bir de mutluluğa rast gelirim inancıyla yolumun kesiştiği hangi ahretlik terennüm ise yine yüzüne kandığım yüreğimin de közünde yeni yeni ölü hayaller ve aldatılmışlığımın hegemonyasında aldatma özürlü bir benlik kadar da kurcalanmış aklın ırmaklarında dibi delik bir sandala attığım hayatlık yükü yine yok saydığım bir o kadar yok sayıldığım.

 

Bayat esprileri uçuşuyor Tanrı görünümlü insanların öyle ya; tanrısal hükümlerle boca ediyorlar önce nefreti sonra da insan ırkına ihanet etmeyi şerh düşmüş iken iklimlerin kayıp feryatlarına.

 

Ismarladığım ne ise belli ki başka adrese postalandı ve ne ise buyur ettiğim yine ulaşmadı gönül pazarıma.

 

Bir debdebe belki de varlığın derme çatma sıvasında dökülen alçılar ve çatık kaşlı duvarların fısıldadığı hezeyanlarda yine kaybolmuşluğumun mimarı iken aşk tanrısından çıkıp da yola kesişmişken gözlerim bilinmezliğin ferinde ölmeyi yad ettiğim bir maziden günüme sızan ve oradan ulaşıp yüksündüğüme derken yoksun kılındığım ve… noktaların çığlığını duymaksa ne zaman susacak, demektense kulaklarıma pamuk tıkamak ne de olsa üç maymunu asla oynayamadım koca ömür bu da yetmezmiş gibi gönül gözümden içeri sızan onca kehanet yine varlıksız gölgelerin oynaştığı izbelerde bir de masumiyeti ve beyazlığı karalama cüretine kapılmış tüm yarım akıl cahil dürtülerin, bir insanda bir de gerçek dışı bir varlıkta kani olduğuna dair inancım.

 

Susmaların gölgesinde olmam gerekse de ketum varlığımı yine görücüye çıkardığım yetim cümlelerim…

 

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Noktaların Çığlığı... başlıklı köşe yazı Y. GÜLÜM tarafından 15.04.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.