Eklenme Tarihi : 01.07.2017
Okunma Sayısı : 586Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Y. GÜLÜM
Y. GÜLÜM
tarafından eklendi
01.07.2017
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Haziran Sancılarından Temmuza Akan O Rehavet...
Haziran Sancılarından Temmuza Akan O Rehavet...

Zamanın öldürme gücüne vakıf olmamak mümkün mü belki de fizik kurallarından kat ve kat üstün hele ki yüreğin kaldırma gücünden de nasiplenip…

 

Doğaüstü güçlerden nasibimi almışlığım ve yine aklın sardunyasında boy veren salkım saçak ürkünç bir cehalet yine aklımın tarhında biten alakalı alakasız sanrılar bir de uzamında reşit bir gölgeye rast gelirim ümidi ile sakındığım tüm gel-gitler lakin eninde sonunda yakalanmışlığımdan da bin bir özre sığınıp ifa etmekten zaman zaman imtina ettiğim.

 

Dünlü dünsüz; sayılı ve sırasız sonra da rağbet edilesi lakin işin içinden çıkılmaz bir hal alıp da kendime sayıp sövdüğüm.

 

Ey yürek, nedir derdin?

 

Bir maruzatı var belli ki.

 

Ey vicdan, sen de mi?

 

Yoksa kovuşturduklarımdan mı alıyorum intikamımı?

 

Ey, bilinç ötesi göçmüşlüğü yorgun ruhumun: Sırası mıydı eklenen bunca acıya üstelik bilfiil tanıklığım ve maruzat bellediklerim asla ve asla bir önem arz etmezken.

 

Kayıt fişlerini tek tek ayırmaksa, Eyvallah.

 

Sonra da sıraya koyduklarım bu da yetmezmiş gibi, üretmekle iştigal bir sunumu yine evrenin…

 

Önce acıları yoğurduğum sonra ikbalimin hoş bir reveransla hayattan çekip çıkarttığı sonra da hafif meşrep bir şarkı kıvamındayken duyduklarım ama duymazdan gelip, tüm asaletimle yine köşeme çekildiğim; sanırım anne sözü dinlemenin faydası en azından yeni sıkıntılara maruz kalmamak adına.

 

Sıcağın da mı çivisi çıktı yoksa ya da bir yaygara mıdır ortalıkta gezinen Haziran sancılarından Temmuza akan o rehavet?

 

Zaman mağduru belki de ahkâm özürlü bendeniz sonra da zil takıp oynayan eşrafım… Ne var ki bunda, demek bile cehaletin baş tacı bir sunum ve susup susup, derinlerdeki çığlıklar baloncuklar çıkarırken yine kalemin dostluğu ile bir nebze de olsa feraha çıktığım. Allah’ım, affet beni: Hâşâ; biraz demek sadece şükrümün nizamında benim tutuklu kala kalmışlığımdır hele ki fıtratımda başka bir sunum da yok iken yine duaların gücünün haricinde bir de kuduran lehçelerini yoldan çıkmış insanların görmezden gelip ben insanlık makamında hala zamanlı zamansız acılarla yoğrulurken…

 

Kınımda sadece iyi niyet ve sevgi bileşkesi.

 

Haram addedilen ne ise uzak dursun benden.

 

Ve telaffuz etmekten imtina ettiğim ama dokunsalar ağlayacak cinsten.

 

Önyargılarını mevzuatı iken gıybetin gücü ve sanrılardan kasıt sadece hulasa halüsinasyonlar iken…

 

Sonra da ayıkla pirincin taşını.

 

Kebirli hesaplar, kibirli ne çok safsata ve ne çok isyan yine gölgelerden savrulan yüksek toleranslı nidalar.

 

Şimdi desem ki diyeceğime dair bir kelime bile telaffuz etmek istemezken lakin konuşmadan da duramadığım hangi saati yok sayabilirim ki tarzında bir ferman daha hazırlayıp anonime devrettiğim ve yine frekansı kayıp çalıntı şarkılardan da alıp nasibimi…

 

Gökte sıra sıra dizili yıldızlar ve hangi özlemimiz bize uzaklardan göz kırpıyorsa ve sevdiğimiz nice insan hatta haberi olmadan biz kaydı kuydu unutup sarıp sarmalamışken yürek bağımızla ama geri dönüşümü İlahi Aşka dümeni kırmışken…

 

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Haziran Sancılarından Temmuza Akan O Rehavet... başlıklı köşe yazı Y. GÜLÜM tarafından 01.07.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.