Eklenme Tarihi : 11.09.2017
Okunma Sayısı : 109Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Y. GÜLÜM
Y. GÜLÜM
tarafından eklendi
11.09.2017
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Sevginin Öldürme Gücü...
Sevginin Öldürme Gücü...


Öykünmekle iştigal ettiğim bir frekanstayım aslında ritimsizliğin ritmi duyumsadığım.

 

Ağız dolusu güldüğüm ise mizansene yerleşik aklınıza ne gelirse.

 

Bazen bir pencere aralığında yine güneşin hâkimiyetine haiz bir kırlangıcım aslında kanatlarımın yokluğunda duygularımla kanatlanıyorum.

 

Pencereye konan o küçük serçe yavrusundan bile öğrendiklerim emsalsiz gözlem gücümüze tanıklık eden ilahi bir boyutta.

 

Gerçeklerin çarpık düzene dayattığı ya da çarpım tablosu gibi üreyen düşünceler.

 

Bir yarımadada konuşlu esaretin de tuzağına düşmeyi tehir etmek şöyle dursun hızlandırdığım karamel tadında bir hikâye kadar da serkeş içimin dinginliğine rest çektiğim huysuzluğum.

 

Aklın kantarı olsa kaç çeker acaba yine varlığımın bilmem kaç oktavında, kör kurşun misali aklımdan uzayan düşünce öbekleri.

 

Seyrine vakıf olduğum ne ise aslında seyrek saçlarını taramakla vakit geçirdiğim bir yalnızlık.

 

Boyumun ölçüsünü alıp da kaç santim uzadığımı kestiremezken ben yine hemhal olmak istiyorum içimin ebabil kuşları bile isyandayken biliyorum az sonra top yekûn cezalandırılacağımızı.

 

Külliyen bariz bir santral yine kontak kurmakla mükellef ve dış dünyaya içimi tanıtma sevincim ve şevkim sonra da kuru bir dala tünemiş göçebe varlığım.

 

Sağaltan ne ise maziyi belki de anda kurulu bebek gibi ama bir adım sonrası yürümek değil takla atmak en büyük arzum.

 

Yarını zaten şimdiden mimlediğim için hiç fark etmiyor zaman denen sürecin neye kıydığı ya da zaman babında hangi yaşa tekabül ettiğim.

 

Bir arpa boyu yol alma umuduyla günü ötelemekten başka iş yapmıyorum işin aslı ve durağanlığında cehalet erbabı bir kitleyi temsil etme arzusuyla, içime doluşan cinleri kovuyorum.

 

Ölgün aslında ölmekle iştigal sanırım ölümün ürkünçlüğünü es geçip sormak istiyorum:

 

‘’Sahi, kayıtsızlığı insanların zaten ölüm benzeri bir eylem değil mi?’’

 

Aklın kuramlarında bayat ekmek misali, doğruyorum yine içimin eklemlerinde üreyen sızıyı. Bin kat yorgunum yaşlı dünyadan aslında yaşından değil de en çok yasından ilham aldığım hani olur da bir gün rastlaşırım içimin dolumunda infilak etmeye çeyrek kala.

 

Ve bir cümle ile kesişiyor aklımın hangi köşesinde kalmış ise ve ne zamanki hatırlayayım o cümleyi, sahibesine rahmet okuyorum.

 

Aklın kıvrımları yine dalgalı ve o cümlede özürlü tek nesne benim belki de ayaklı bomba kuramında en doğru işleyen saat biyolojik saatim hiç değilse günde iki kez doğruya rast geliyorum.

 

İç bükey açılar yalpaladıkça ben bir iletki arıyorum hani olur da şahsına münhasır bir açılımda bir de kayıp ekseninde saklı iklimleri, varlık ötesi hezeyanlarımı da ölçerim enine boyuna.

 

Korkutucu bir kimliğin de en ön sıradaki adayıyım hele ki bir başladım mı dünden girip yarına ulaşmadan kaçışanların sayısı akla zarar.

 

Bağımsız milletvekili şansım olsa olsa kara delikteki bir galaksiye düşer yolum ve büyük ihtimalle boş çıkan bir sandığı da alır, bol bol rahmet okurum içimdeki iklimlerle örtüşen hülasa kaygılarımı da görücüye çıkardığım hangi canlı ise.

 

Kerelerle ölçtüğüm aslında keşke yüklü yine de asla demeyi reddettiğim sanırım kuluçkadaki hayallerim az sonra su yüzeyine çıkacak ve ben de afişe ettiğim yavru cümlelerimi seve okşaya sunacağım hani olur da aklı evvel bir cümlede bulurum günün kayıp ritmini.

 

Sergüzeşt bir mısrada takılı kalmak ayrı dert aslında köhne bir evin çatı katına saklı hayali sevgilisi yine ağzına bir parmak bal çaldığım üç beş soyut fikir. Sevdikçe sevesi geliyor insanın madem hiç mi akıllanmaz insan hele ki kara kuru bir ihtimalle yüz yüze gelip hala gerçekçi bir bakış açısına sahip olamamak?

 

Düzinelerce şiir yazsam ne fayda?

 

Belki de duygularımı hizaya sokmaktır hem kaygım hem idealim bir o kadar çekinceyi de yüklenip arz ettiğim bir döküm yine bilfiil somut verileri de tahakkuk ettirdiğim.

 

Şimdi çıksam eksenimden ya da vazgeçtim belki de kayıp uydularımı çağırmalıyım şairin ökçelerinde sıkılgan bir çığlık kadar sokulgan olmak istemesem de.

 

Sevginin öldürme gücü hatta en yüksek rakım yine kinin suretinde yılgının naifliği ve vazgeçmenin de gövde gösterisine dönüştüğü.

 

Zamansız öten horoz misali zamanı dilimlere bölmek yine evrenin sunumuna itiraz edip günümü ve ömrümü tayin ettiğim belki de teyit ettiğim hiçliğimi sunarken bilinçsizce aidiyet duygumu da güncellediğim.

 

Sanırım yanılsamalarımın da tutarsızlığı tüm olup biten ve hangi lanet martavalsa yine günümü yolundan döndüren belki de ölümün ıssızlığına özendiğim zaman zaman.

 

Öykünmekle iştigalim bu aralar aslında eğreti durduğunu bilsem de giymekten geri durmadığım bir soru çizelgesi yine cevapların asla asılmayacağı o panoda son sürat ismime rast gelip, uzay boşluğuna fırlattığım içimin kuru sıkı hacmi hem de göstermelik değil gönlümden nasıl geçiyorsa…

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıÖnceki Yazı
Önceki YazıÖnceki Yazı
( Sevginin Öldürme Gücü... başlıklı köşe yazı Y. GÜLÜM tarafından 11.09.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.