Eklenme Tarihi : 20.02.2018
Okunma Sayısı : 646Yorum Sayısı : 1
Etiketler
Y. GÜLÜM
Y. GÜLÜM
tarafından eklendi
20.02.2018
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Her Günü Milat Bilip...
Her Günü Milat Bilip...

Zaman sır tutmayı sever mi hele ki kayıtsız akışında neden yok sayar insanı ve nefsine mukabil bir sızı derler?

 

Yangında kurtarılacak ilk eşyadır hatıra defteriniz hele ki öykündükleriniz bilmiyorsa kime hitaben derlediğinizden de bihaberdir.

 

Sözcükler kıyama dururken zaman hoş bir reveransla duygularını pekiştirir ve kısacık nakaratlar derler hele ki dinginliğin özlemine bir veryansın iken niyazlarınızda eşlik eden gözyaşlarınız.

 

Kırılır göğün damı.

 

Aktarırsınız sakilce.

 

Sefalet yüklendiğiniz nasıl da aşikârdır aslında sevgiyle ördüğünüz o çatı katı.

 

Derli toplu ölümleri hicveder bazen Tanrı.

 

Bazense kuytulardır sırdaşı Kara Meleğin.

 

Yorgun kanatlarında saklı ihbarları saklıdır insanoğlunun. Bir kuvözde unutulan bebek, mezarından kaçan bir ölü belki de dumura uğramış hayallerinin peşine düşmüşken bir kadın.

 

İrili ufaklı hezeyanlar…

 

Yansız sevdalar.

 

Asılı yürekler.

 

Yüreksiz bedenler.

 

Bedensiz ruhlar.

 

Ruhsuz varlıklar.

 

Varlıksız kayıtlar.

 

Ve kayıtları tutan Tanrı.

 

Yüksek ökçeli aşklar hesaptan geçmez sadece sadakat ve merhamettir aşkın sırdaşı ve ölü bir öfkeden nasiplenir Aşk Meleği.

 

Kanatsız uçuşlarında, hacimsiz sevdalarda, ihbar edilen bir ihanet ve kozasından kaçan bir ipek böceği lakin kelebek olmaktan da korkan belki de korkuyu içselleştirip sadece Tanrı’ya duyduğu özlemi gizlemeden kendini ölümün kollarına atan.

 

İnsandır yine insanın zehrini alan.

 

Aslında zehir kelimelerin içinde gizlidir.

 

Belki sevdiğiniz belki bir hurafe belki de asılsız kimliklerle örtüşen evren ve muadili kıyamet sonrası düzen.

 

Aşka isyanlar sığdırır insan.

 

İnsana dair yalanlar çalınır sonra kulağına Tanrının.

 

İnisiyatif sahibi hangi mertebe ise.

 

Kemiklerini yok sayan bir cesetten de nasiplenir evren aslında ölümü reddeden düzenekte en çok da kendi ölümünü merak der insan belki de sonsuzluğu dilediği Tanrısından kaçırır gözlerini.

 

Sadece evreni deler geçer metanet ve dirayet aslında gökte saklıdır Tanrının evi.

 

İnsandır insancıl duygulardan ve merhametten yoksun oysaki insandır sevginin beşiğinde büyüyen ve sevginin eşiğinde hayatı öğrenen…

 

Diri gözlerinde kehanetlerin; ölümlü cinaslarında şiirlerin; koza misali sığındığımız hangi yürekse… asla paye vermeden aslında aslımızı inkar ettiğimiz ve inkar etmekten de öte isyanı yad ettiğimiz her ölümlü gün ve her ölümlü beden.

 

Sonlar kaçınılmaz değildir kimine göre hele ki korkusuzca aslına ihanet eden ve Tanrısını reddeden.

 

Zalimdir kıyametin öncesi ve zulümdür insanların kurum kurum gezindiği…

 

Beyitler ürer.

 

Derler toplarız şarkıları ve yeni baştan yazarız hayat hikâyemizi oysa geçtir belki de her ölüm çok erkendir yine şairin diline ve ruhuna pelesenk olan üstelik dilden dile yayılan.

 

Kâbuslarını örteriz zaman zaman kötülüğü de istiflerken oysaki her birimiz masum ve çocuğuzdur şairin dilinde.

 

Şehveti yok sayan kim ise dumura uğrar zira ihanetin ve bedellerin de beşiği kötülük ve şehvettir.

 

Gemleriz kendimizce.

 

Gemiyi azığa alırız bazen.

 

Arsız düşlerde serpiliriz ve düşe kalka büyüdüğümüz nasıl ki aşikâr bizler şiar biliriz acizliğimizi.

 

Dökülen yaşlardan mesul kimdir peki?

 

Ya yaşa tekabül eden nem rahmeti midir Yaratanın?

 

Kinayeler bürür kiminin gözünü bazense tüyü bitmemiş yetimler bedelsiz ömürlere gıpta eder oysaki masumiyet ne büyür ne de yerer.

 

Zaman, Tanrısıdır batılın.

 

Tanrı ise hep nöbettedir.

 

Her ölümü kendimize biçeriz aslında kendimize biçtiğimiz hayatları iblis taşlar belli ki taş yürekli mizaçlardır kötülüğü ve zulmü doğuran üstelik külfeti dünden yarına uzanan.

 

Her yara derindir ama her derinlik yara değildir.

 

Külliyen yalan ne ise zaten insandan üreyendir ne de olsa kötülük de insan da doğurganlığı telaffuz eder.

 

Bekleriz.

 

Aslında beklemeye aldığımız iç sesin isyanıdır her günü milat bilip insanlığın da miadı çoktan dolmuşken…

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Her Günü Milat Bilip... başlıklı köşe yazı Y. GÜLÜM tarafından 20.02.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.