Eklenme Tarihi : 13.05.2020
Okunma Sayısı : 130Yorum Sayısı : 0
Etiketler
GÜLÜMM
GÜLÜMM
tarafından eklendi
13.05.2020
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Sözcükler Eksilirken...
Sözcükler Eksilirken...

Muğlak bir düş’ün çatı katı yalnızlığı sözcüklere ettiği vedadan çıkıp da yola şair, bir düşüncenin de perde arkasında solan gülüşüne nidalar yüklediği.

 

Gün kıvançlı, insanlık beklemede.

 

Kaybolan göğün zafer anıtıydı elbet bir kuşun da yuvasında saklı ölü yavruları ne zamanki firar etti yumurtadan ne de olsa kuluçkadaydı hatıralar ve mazinin bıçkın kırbacı günü örten de bir kasvet, nemalandığımı her gün ışığı elbet sonsuzluğa delalet ve damgasını vurup da güne, öğün arası kaçan sözcükler bir sözlüğün de her yaprağına gizlenen soyut bir tebessüm gibi yalnızlığın raflarında son tüketimini bekleyen bir ölümlü gibi.

 

Mizacın balçığında kıyım.

 

Aşkın da batağında kıyama duran.

 

Yorgun hale ve süzgün ay ışığı ve tekerlek yüzünde dolunayın çıkan akneler gibi yüreğin kabardığı her acı vakti çıtası da yükselirken hüznün bıçak mademki dayandı kemiğe.

 

Bir sessizlikti örselenen.

 

Bir ötenazi kuşluk vaktini geceye erteleyen.

 

Lakayt bir gülücük kundaklandı ve mezarında isyan bayrağına şerh düştü kâbuslar.

 

Gümbürtüye giden ömrün de yaftaları.

 

Elbet kundaklandı güneş ve gün yüzlü kadınlar: canım Anadolu’mun rüzgârında savrulan başak taneleri gibi üzünç yüklü coğrafyada kıyamet alameti iken başkaldırısı münafık çığlıkların.

 

Sözcükler bombalandı ve de.

 

Kanaviçe desenli şiirler ve şair mizaçlı yalnızlık… yuhalandı günü b/ölen her acıydı öğünde saklı rahmet ve kuru ekmeğin tadına doymayan nimetine şükreden her Mümin kursağında kalmadan sevinci dokundu göğün kıblesine.

 

Yorgun milat.

 

Yoğun bir göz altı.

 

Aslında duman altıydı şehir az evvel söndürülen yangından ilk kurtarılan mademki dualar ve iyi niyet.

 

Kabzasında çentikler saklı bilinmezin ve övünç yüklü melek bakışlar.

 

Anne eli değen her kurabiye belki de bir tabak anne çorbası yudumladığımız kadar rahmeti yuvarlanan ondalık sevinçler bazen yutan eleman iken aşkın haznesinde pişman ve özlem yüklü çehreler.

 

Kanatlanan şafağın da indinde bir sır.

 

Bir sırra delalet bir farkındalık.

 

Mizacı ölümün aşka düşkün yüreğin de kara tahtasında yazılı sancılı tarihler.

 

Doğumunu müjdeleyen güneş…

 

Geceye küsen bir suret.

 

Tadı damağında mutluluğun dilendiğimiz de değil dillenen hurafeler oysaki kaderimize razı gelmedik mi bir ömür boyu?

 

Ve işte boyumuzdan büyük acılar ve kehanetler belki de kevgirin fiyaskosu hamt etmeyi unutan hangi münafık düşe rast geldik de unutulmuş bir gülücüğü armağan etmedik mi yolda gördüğümüz her yetim çocuğa?

 

Aşkın da kabir azabı ve kibirli gölgeler mayalandıkça ömür bir mihenk taşı üstüne iliştiğimiz.

 

Şimdi bir ayraç koyalım gecenin yakasında ve şehrin de iki yakasını dikizleyelim hani olur da yakası açılmadık espriler kundaklar göğün esaretini ve dinen rüzgâra da methiyeler dizeriz ve ölü kentin ölümcül çıkmazlarında şerh düşeriz rast geldiğimiz o tabelaya:

 

Sahi kaç kişiydik öncesinde de şehrin rakımına erişen Azrail mademki kıydı bunca insana daha kaç kayıp vereceğiz gece esaretini sonlandırıp da güne erdik mi bir kez yeniden mi sayacağız sessizce ve soldan sağa?

 

Ve de sözcükler eksilirken hele ki bir insan bir sözcüğe denk düşmüşken…

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıÖnceki Yazı
Önceki YazıÖnceki Yazı
( Sözcükler Eksilirken... başlıklı köşe yazı GÜLÜMM tarafından 13.05.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler GÜLÜMM sorumluluğundadır. GÜLÜMM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.