Eklenme Tarihi : 12.11.2011
Okunma Sayısı : 17044Yorum Sayısı : 89
Etiketler
Yazı Müziği
AdemEFİLOĞLU
AdemEFİLOĞLU
tarafından eklendi
12.11.2011
Günün Yazısı

Bu Yazı 13.11.2011 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 13.11.2011 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Gözlerin (Destan)
Gözlerin (Destan)

Namlumun içinde bekleyen kurşun

Basınca tetiğe kandır gözlerin

Gölgesi altında yaşarken arş’ın

Nefesin bittiği sondur gözlerin

 

Helalim olmadan baktığım günah

Usulca ateşi yaktığım günah

Gönüllü içine aktığım günah

İnatla kusurum sindir gözlerin

 

Delişmen bakıp da ruhuma sızar

Siyah mürekkeple adımı yazar

Visale ermeden girdiğim mezar

Meçhul karanlığa kündür gözlerin

 

Aldığım nefesim geçilmez huyum

Rengine bakarken bir damla suyum

Sığınıp sindiğim erilmez koy’um

Kadransız pusulam yöndür gözlerin

 

Var mıdır arasam cihanda dengi

Nifaksız sözlerin eşsiz ahengi

Sabrın tevekkülün bitmeyen cengi

Garibin umduğu nandır gözlerin

 

Mavi denizlerin yosunlu taşı

Kirpiklerin tuzla karılmış dışı

Dalgaların kumsal ile oynaşı

Sahilin dilinde nendir gözlerin

 

Yokluğunda fani dünya dönmüyor

Yüreğimde nurun ışır sönmüyor

Tutsağınım sana aşkım dinmiyor

Sema’ya astığım tondur gözlerin

 

Usulca söndüğüm dindiğim kıyı

İçinde yittiğim bir dipsiz kuyu

Apışıp kalırım bu nasıl büyü

Hayat iklimime candır gözlerin

 

Zihnimin içine mühürlenmiş iz

Hududu çizilmez yemyeşil deniz

Aklın odasında sakladığım giz

Ölüme diktiğim kındır gözlerin

 

İçine bakınca yanarmış gibi

Elemlere dalmış kanarmış gibi

Eskiyen günleri anarmış gibi

Tarihin içinde andır gözlerin

 

İçinde yittiğim en büyük çöldür

Azıcık ağlasam gözlerin göldür

Çiçek bahçesinde nadide güldür

Yarına baktığım gündür gözlerin

 

Dünyayı sevmeme emsalsiz neden

Var mıydı böylesi onu bilmeden

Çatınca kaşını perişan eden

Kaçıp saklandığım tündür gözlerin

 

Âdem der ki daim ziyaretgâhım

Yokluğu aklımda figanım ah’ım

Pervane olup da aşkla segâhım

Sırları bilinmez tindir gözlerin

 


adem efiloğlu / ahir-i fırtına

 

Tün : Gece

Sin : Suç

Visal : Dünyevi babda sevgiliye kavuşma

Kün : Gün /Güneş

Nen: Ninni

 

 

EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 23.04.2014 )
Merhaba Değerli Şiir Dostları,

Şiir deryasında hepimiz birer damlayız ve bu yüzden okuyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz gönül heybemizde sakladığımız duygularımızı… Herkesin okumaktan hoşlandığı bir tür oluyor mutlaka. Kimileri nesirleri tercih ederken kimileri de şiir okumayı daha çok seviyor. Şiirlerde de konu belirlemesi yapılabiliyor tabi. Hicivden hoşlananların çıkabileceği gibi toplumsal şiirleri okumayı yeğleyenler veyahut aşk şiirlerine daha sıcak bakanlar da mevcut…

Her şey seçime bağlı olabiliyor ama mevzu bahis olan aşksa, aşığın duygularıysa etki anlamında bizlerde daha derin izler bırakıyor değil mi?

Aşık için sevdiğinin gözleri vazgeçilmezidir.

“Gerek yok her sözü, laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...” (Hz. Mevlana)

Mevlana’nın bu sözünde belirttiği üzere diyebiliriz ki, gözler sessiz iletişim araçlarıdır ve seven, sevdiğinin gözlerine bakınca sonsuz ummanda boğulduğunu hisseder çünkü bütün dile getirilemeyenler o ummanın derinliğinde saklıdır… Hüzün de gözlerdedir, sevinç de… Sözcüklerin kifayetsiz kaldığı yerlerde gözleriyle konuşur sevenler. Çünkü o uzaktır yalandan ve hiçbir sözcüğün karşılamayacağı duygulara aynadır.

Şiir yazılırken şairin yaşanmışlıklarını, hangi duygularla yoğrulduğunu bilmek güçtür ancak okuyucuya iletildikten sonra şiir artık okuyanın perspektifinde değerlendirilip yaşanmışlıkların örtüştüğü oranda sahiplenilir. Biraz tahmindir şiir tahlillerinde konunun ve içeriğin değerlendirilmesi, biraz deneyim ve bakış açısı… Şimdi Adem EFİLOĞLU’nun destansı özelliklerle karşılaştığımız GÖZLERİN” adlı şiirini inceleyelim.


TEMA ( ANA DUYGU) :


Şiirin teması “Aşk”tır. Şair şiirde sevdiğinin gözlerine olan tutkusunu benzetmelerle dile getirmiştir. Gözler ilk heyecan, ilk duygu ve başlangıçtır aşkta. Her şey bu sihirli uzuvların birleşmesi ve bütünleşmesiyle oluşur. Bakışlar oktur yayından fırlayıp kalbi on ikiden vuran. Gözlerle ilgili nice şiirler yazılmış, şarkılar bestelenmiş ve okuyanların/ dinleyenlerin beynine mıh gibi çakılıp, yüreğinde taht kurmuştur. Şairimizin bu şiiri de akıllardan kolay kolay çıkamayacak bir eserdir.

“Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.” demiş Özdemir ASAF bir şiirinde.


Seven için sevdiği bir kitabın sayfasında, bir şarkının ezgisinde, odadaki duvarların ışıkla birleştiği noktadaki gölgesinde ve bir şiirin dizesinde saklı değil midir? Sağında, solunda, hayalinde, rüyasında ve en önemlisi de aklında, kalbinde… Bu yüzden de aşık için gözlerinin gördüğünün önemi yoktur, her varlık sevgilinin gözlerine dokunan bir sihir gibidir.


“ Gözlerim gözlerine değince felaketim olurdu, ağlardım” derken Atilla İLHAN yine o büyülü nesnenin yaralayıcı kuvvetinden ve kudretinden çağrışımla içinde kopan fırtınayı ve terk edilme hissinin nasıl bir felaket olduğunu dile getirmiştir.


Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini


Ümit Yaşar OĞUZCAN’ın “Gözlerim Gözlerinde” adlı bu şiirinde ise yine benzetmelerle ve kişileştirmelerle bezenmiş masum duygularını görebilmekteyiz. 14’lü hec ölçüsüyle yazılmış şiirin teması ise şiirimize emsal temsil ettiği üzere şairin sevgilisinin gözlerinin ve bakışlarının onda bıraktığı duygulardır.

Şairimiz sevdiğini sığınacağı bir liman, gözlerini ise hayatına yön veren bir pusula gibi görmektedir. Victor Hugo : “"Aşk bir deniz kadın onun kıyısıdır." Sözünde aşkı gelgitleri olan, hırçın dalgasıyla tanımlanmayan duyguları yerle bir eden ya da durgunluğuyla kalpleri dinlendiren sonsuz bir umman gibi görmektedir. Kadın ise bu duygulara ev sahipliği yapan bir limandır. Azgın dalgaların esaretinde alabora olan bir tekne düşünün, eninde sonunda vuracağı yer kıyıdır. Belki parçalara ayrılmış olacaktır, belki yorgun düşecektir ancak tamiri mümkün görülmeyen bir enkazı bile onarabilecek güçtedir kadın, sevdalısının gözünde…

Sonuç olarak aşkın miladı gözlerin buluşmasıdır ve o sihirli uzuvlar birleştiği anda başlar kalpteki kıvılcımlar. Kâh can yakar, sızlatır gönül dergahını kâh bahar neşesiyle doldurur bedeni, kalbi, ruhu… Aşkta her şey gözlerle başlar, sözlerle biter…

İÇERİK ( MUHTEVA) ve NAZIM BİÇİMİ, HECE DÜZENİ :

Şairimiz şiirinin başlığının yanına aynı zamanda şiirin bir destan olduğunu yazmıştır. Peki destan nedir? Gelin biraz destanlardan bahsedelim…

Aşık edebiyatında destan, aşıkların sevgilerini, kahramanlık olaylarını, günlük olaylarla ilgili kimi durumları ve bazı acıklı olayları anlattıkları, biçim olarak halk edebiyatı türlerinden koşmaya benzeyen, koşmadan dörtlük sayısı, konu, anlatım ve ezgi yönünden ayrılan halk şiiri. Kafiye şeması (abab), (cccb), (eeeb) şeklindedir ve 11’li hece ölçüsü kullanılmaktadır. Şiirin son dörtlüğünde şairin mahlası kullanılmaktadır.

Serbest nazımla da çağdaş şiirimizin ölçülerine göre destanlar yazılmaktadır. Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Çanakkale, Kubilay" gibi destanları böyledir.

Âşık Edebiyatı nazım şekillerinden olan destan, milletlerin tarihine ait kahramanlıkları konu edinen halkın ortak malı olan destanlarla karıştırılmamalıdır.

Bu özelliklere bakarak şairimizin gerek içerik gerekse biçim itibariyle kusursuz bir aşk destanı yazdığını görmekteyiz.

Şair şiirde yalın ve akıcı bir dil kullanmıştır. Söz sanatları ile şiirdeki anlatımı zenginleştirmiştir. Yer yer Eski Türkçe sözcüklere rastlasak da şiirin sonunda anlamlarını yazarak okuyucuların şiiri anlamasını sağlamıştır.

Aşık edebiyatı destan türünün ve koşma tarzının bütün özelliklerinin icra edildiği şiirde 11’li hece ölçüsünün kullanıldığını görmekteyiz. Kafiye örgüsü de kurala riayet edilerek:

Abab- cccb-dddb-eeeb-fffb- … şeklinde uygulandığını görmekteyiz. İlk dörtlükte çapraz uyak, diğerlerinde ise düz uyak düzeni mevcuttur.

Bu bilgilendirmelerden sonra gelelim şiirimizi dörtlükler halinde içerik ve biçim bakımından değerlendirmeye.


/Namlumun içinde bekleyen kurşun
Basınca tetiğe kan’dır gözlerin
Gölgesi altında yaşarken arş’ın
Nefesin bittiği son’dur gözlerin/

İlk dörtlükte şair, kendi gözlerini namlunun içinde bekleyen kurşuna benzetmiştir. Bakışlar öyle etkilidir ki, sevdiğinin gözleriyle buluştuğu anda kurşun namlusundan fırlar ve sevdiğinin gözlerini kana bular. Ki bu kan aşktır, aşkın nişanesidir.

Göğün sinesine çekilmiştir seven ve nefes alıp verdiği sürece sevdiğinin gözlerine bağlı kalacağını ve ayrılığın ölümle eş değer olduğunu ifade etmektedir.

Kurşun/ arş’ın sözcüklerinde “şun” zengin kafiye vardır. Bazı sesler sözcükte ek olarak kullanılırken diğer sözcükte kelime kökünde bulunabilmektedir. Aynı görevli olmayan sesleri kafiye olarak alırız.

kan’dır gözlerin / son’dur gözlerin . Bu dizelerde ise –dur gözlerin redif, “n” ise yarım kafiyedir.


/Helalim olmadan baktığım günah
Usulca ateşi yaktığım günah
Gönüllü içine aktığım günah
İnatla kusurum sin’dir gözlerin/

İkinci dörtlükte şair, sevdiğinin gözlerini sin’e ( günah, suç) benzetmektedir. Bu bölümde şairin evli olmadığını, sevdiğinin helali olmadığını belirtmesinden anlıyoruz. Bir hayat arkadaşına yazılan bir şiir olmaktan öte, sevgiliye yazılmış bir şiirdir. Aşk ateşinin yandığı, lâv gibi sinsice içine aktığı ve bundan vazgeçemediği, kusur adlettiği bir günaha davettir adeta gözler…

baktığım günah
yaktığım günah
aktığım günah

“-tığım günah” redif, “ak” ise tam kafiyedir.


/Delişmen bakıp da ruhuma sızar
Siyah mürekkeple adımı yazar
Visale ermeden öldüğüm mezar
Meçhul karanlığa kün’dür gözlerin/

Üçüncü dörtlükte şair, karışık duygular içerisindedir. Sevdiğinin gözlerini yeri gelince ölmeden öldüren bir mezar, bazen de karanlıktan aydınlığa çıkaran bir güneş gibi görmektedir. Aşkta ızdırap da mutluluk da bir aradadır zaten. Çünkü sevgiliyi kaybetme düşüncesi seveni derin bir boşluğa düşürür. O boşluktan seveni çıkaracak tek bir bağ vardır o da gözler…


Sızar/yazar/mezar sözcüklerinde “zar” zengin kafiye bulunmaktadır.


/Aldığım nefesim geçilmez huyum
Rengine bakarken bir damla suyum
Sığınıp sindiğim erilmez koy’um
Kadransız pusulam yön’dür gözlerin/

Dördüncü dörtlükte ise şair sevdiğinin gözlerini, hayatta doğru yolu gösteren bir pusula olarak görmektedir. Öyle büyük bir sevgidir ki bu, şair sevdiği olmadan nefesinin tükeneceğini düşünmektedir.


Huyum/suyum/koyum “-um” redif, “y” yarım kafiyedir.


/Var mıdır arasam cihanda dengi
Nifaksız sözlerin eşsiz ahengi
Sabrın tevekkülün bitmeyen cengi
Garibin umduğu nan’dır gözlerin/

Beşinci dörtlükte şair, sevdiğinin eşsizliğinden bahsetmektedir. Seven için sevdiği dünyanın en güzidesi değil midir zaten? Kısaca Leyla ile Mecnun’un aşkından bir kesit sunmak istiyorum sizlere.


“Padişahın biri aşkı uğruna Mecnun"un deli divane olup çöllere düştüğü Leyla"yı çok merak eder. Leyla’nın bulunup huzuruna getirilmesi emrini verir. Leyla’yı bulup getirirler. Padişah Leyla’yı görünce hayretler içinde ka¬lır. Bakar ki, kara kuru, sıradan bir kızcağızdır. Sorar:
-Mecnun'u aşkıyla deli divane edip dağlara, çöl¬lere düşüren Leyla sen misin? Hayret, senin öyle fevkalade bir güzelliğin yok. Sıradan bir kadından hiçbir farkın görülmüyor. Hal böyle iken nasıl olur da Mecnun senin için deli divane oluyor?
Leyla hiç tereddüt etmeden cevap verir:
-Padişahım susunuz. Çünkü siz Mecnun değilsin. Bendeki güzelliği görebilmeniz için sizde Mecnun'un gözlerinin ol¬ması lazım ve bana Mecnun'un gözleriyle bakmanız gerekir, der.
Padişah bu haklı sözler karşısında söyleyecek bir şey bulamaz, susup kalır. (Mesnevi, c.I, beyit: 407 vd.)”
Aşk, sevdiğine gönül gözüyle bakmaktır…

Bu dörtlükte Dengi/ahengi/cengi “ –i” redif, “eng” zengin kafiyedir.


/Mavi denizlerin yosunlu taşı
Kirpiklerin tuzla karılmış aşı
Dalgaların kumsal ile oynaşı
Sahilin dilinde nen’dir gözlerin/

Altıncı dörtlükte şair, kişilere özgü duyguları doğaya aktarmıştır. Deniz ve kumsalın ilişkisini bir nevi aşka bağlamış ve sahilin, denizin, dalgaların gözünden sevdiğinin gözlerini anlatmıştır.

Taşı/aşı/oynaşı “aşı” tunç kafiyedir. Bilindiği üzere tunç kafiye zengin kafiyenin bir türü olmak üzere üç ses veya daha fazla sesten oluşan bir sözcüğün tümünün diğer sözcükte bulunması ile oluşur.


/Yokluğunda fani dünya dönmüyor
Yüreğimde nurun ışır sönmüyor
Tutsağınım sana aşkım dinmiyor
Sema’ya astığım ton’dur gözlerin/

Yedinci dörtlükte ise şair sevdiği yanında yokken hayatın tadı tuzu kalmadığını, hiçbir şeyin anlam ifade etmediğini dile getirirken aşkının tutsaklık derecesinde büyük olduğunu belirtiyor.


Dönmüyor/sönmüyor/dinmiyor “-miyor” redif, “n” yarım kafiyedir.

/Usulca söndüğüm dindiğim kıyı
İçinde yittiğim bir dipsiz kuyu
Apışıp kalırım bu nasıl büyü
Hayat iklimime can’dır gözlerin/

Sekizinci dörtlükte şair sevdiğini sığındığı bir liman olarak görmektedir. Hani olur ya bazen daralır insan yaşam denilen dar mekandan ve kaçmak ister. Kaçmak ve sığınmak mutluluğun kucağına… İşte o zamanlarda avuntudur sevgilinin bakışları, hayata bağlayan bir büyüdür ve en önemlisi de candır, nefestir, kandır…

Kıyı/ kuyu/ büyü “ıyı” zengin kafiye

/Zihnimin içine mühürlenmiş iz
Hududu çizilmez yemyeşil deniz
Aklın odasında sakladığım giz
Ölüme diktiğim kın’dır gözlerin/

Dokuzuncu dörtlükte ise şair sevdasını zihnine mühürlediğini ve asla çıkmamacasına bu aşkı hafızasına kazıdığını belirtiyor. Ayrıca bu dörtlükte sevdiğinin yeşil gözlü olduğunu anlıyoruz. İnsanın aklına bu dizede“deniz de yeşil mi olur hiç?” gibi bir sual gelebilir ancak şair kendi gözüyle denizi yeşil, göğü mavi, ağacı sarı yapabilir. Çünkü şiirde, hayal gücünde ve aşkta sınır yoktur…

İz/giz/deniz “iz” tam kafiye

/İçine bakınca yanarmış gibi
Elemlere dalmış kanarmış gibi
Eskiyen günleri anarmış gibi
Tarihin içinde an’dır gözlerin/

Onuncu dörtlükte şair sevdiğinin gözlerinin tarihe tanıklık ettiğini, eski günleri anımsatan “an” olduğunu ifade etmektedir. Öyle yakıcı, kavurucudur ki bu bakışlar, aşk ateşi sarar sevenin tüm benliğini; kanar bütün dertlere içtikçe ab-ı hayatı doyumsuzca…


Yanarmış gibi/kanarmış gibi/ anarmış gibi “-armış gibi” redif, “an” tam kafiye

/İçinde yittiğim en büyük çöldür
Azıcık ağlasam gözlerin göldür
Çiçek bahçesinde nadide güldür
Yarına baktığım gün’dür gözlerin/

On birinci dörtlükte ise şair sevdiğinin gözlerini bazen uçsuz bucaksız bir çöle, bazen de can bulduğu bir göle benzetmektedir. Bu dörtlükte aynı zamanda tezat sanatını da uyguladığını görmekteyiz. Gözler geleceğe kılavuzdur, ışıktır, aynadır ve gülizarın nadide gülü…

Çöldür/göldür/güldür “-dür” redif, “l” yarım kafiye

/Dünyayı sevmeme emsalsiz neden
Var mıydı böylesi onu bilmeden
Çatınca kaşını perişan eden
Kaçıp saklandığım tün’dür gözlerin/

On ikinci dizede şairin dünya ile olan tek bağının sevdiği olduğunu görmekteyiz çünkü o, benzersizdir ve şair geçmişine bir perde çekip hayatının başlangıcını, miladını sevdiğini tanıdığı an olarak kabul etmektedir. Her şeyden kaçıp saklanmıştır şair sevdiğinin gözlerine. Orası sığınaktır, ömründeki tek köşe, yegane bucaktır…

“Neden/bilmeden/eden “eden” tunç kafiye


/Âdem der ki daim ziyaretgâhım
Yokluğu aklımda figanım ah’ım
Pervane olup da aşkla segâhım
Sırları bilinmez tin’dir gözlerin/

Son dörtlükte şair Aşık edebiyatı geleneğine uyarak mahlasını kullanmıştır. Der ki : “ Ömür boyu kapında misafirim ve yokluğunda sefil bir hüzün dalgasıyım. Eğer sen yoksan hüzün bestelerinin sahibiyim. Gözlerin… Sırrını ifşa etmeyen bir ruh, ben ise uğrunda köle…

Ziyaretgâhım/ah’ım/segâhım “ım” redif, “ah” tam kafiye


Bir bütün olarak ele aldığımızda ise şairimizin özgün benzetmelerle, söz sanatlarıyla ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu şiirin, “yapay destan” türüne giren şiirlerin en güzel örneklerinden biri olduğunu görmekteyiz.


Biraz da “sevgilinin gözleri” üzerine yazılmış diğer şiirlere göz atalım.


/Yüreğimden fışkıran bir “ah” mıdır gözlerin
beni benden koparan “eyvah” mıdır gözlerin
Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil
yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin
ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma
kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin
Arif Bey’i Itri’yi ömür boyu inleten
nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin
kubbesinde yitirdim zaman duygularımı
akşam mıdır, gece mi, sabah mıdır gözlerin
ruhumu baştan başa acılarla dokuyan
beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin
her köşede zifiri bir silüet bırakan
gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin

renkler avare; sitem başıboş kuytularda
mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin
yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin/

Nurullah Genç’in “ Gözlerine Yazılmış Bir Destan” adlı şiirinden alıntıladığım bu bölümde içerik itibariyle şairimizin şiirine emsal gösterilebilecek hususların bulunduğunu görmekteyiz. 14’lü hece ölçüsüyle yazılmış bu bölümde ( diğer bölümlerde serbest ölçü de kullanılmıştır.) düzenli bir kafiye örgüsü yoktur. Halbuki şairimizin şiiri genel itibariyle Aşık edebiyatındaki destan türünün özelliklerini net olarak taşımaktadır. Duygusu ve benzetmeleriyle sevgiliye yazılan güzel bir şiir olduğunu ve benzetmelerin etkili olduğunu da söyleyebiliriz..


Son olarak bu güzel şiiri edebiyatımıza kazandırarak bana da tahlil etme imkanını veren Değerli Hocam Adem Efiloğlu’na teşekkür ediyorum.

Nice güzel paylaşımlarda buluşmak üzere…

Saygılarımla.

Seda YÜKLER
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Gözlerin (Destan) başlıklı yazı AdemEFİLOĞLU tarafından 12.11.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler AdemEFİLOĞLU sorumluluğundadır. AdemEFİLOĞLU hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.