Eklenme Tarihi : 11.11.2017
Okunma Sayısı : 171Yorum Sayısı : 2
Etiketler
M. Soyek
M. Soyek
tarafından eklendi
11.11.2017
Günün Yazısı

Bu Yazı 12.11.2017 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Beden Ve Ruh Bağları
Beden Ve Ruh Bağları

Beden ve Ruh Bağları

 

Ruh, duygusallığın olduğu kadar düşüncenin de yankısıdır; gönlü geniş ve erdemli bilgeliğin düşünsel dinginliğinden dönen ruhsal yankı huzurun bestesi gibidir. Kötü ruh veya ruhun kötü hâli kadersel oluş dışında kendini bilmez düşüncenin ve bencil gönül kapatmanın neden olduğu acının kimyasıdır. Kötülüğü olumluya ve iyiye ıslah edecek düşünceler ve duygular ruhun huzur kimyasını sentezler.

 

Düşünce her ne kadar ruh hâlimizi etkileyen güçlü bir bedensel etkinlik sayılsa da, bedensel ve ruhsal varlık nedenimiz gene de düşünebiliyor olmamız değildir. Düşünmesek de bedenen ve ruhen varızdır. Ancak, düşünme yetimiz enerjisini her zaman bedenimizden alır ve bu enerjiyle ürettiğimiz düşüncenin özgürlük namusu da ruhumuzun huzurlu varlık nedeni olur.  “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözünün düşünmeyenin bedenen var olamayacağı anlamı içermediği apaçıktır. Ancak, düşünmeyen bedeniyle insan opera sahnesinde vals müziği eşliğinde tepinip anıran ‘eşekten’ ileri bir varlık sayılmaz. Bencil bir cimrilikle sadece kendi varlık çıkarı için düşünmekten yankılanan ruhuyla insan operadan anlayabilir de. Ancak, var olmaktan ileri insan olmuşluk hâli, alabildiğine özgür ve erdemli düşünceden yankılanan ruhumuzu herkes ve her şey için varoluş müjdesi yapabildiğimiz kadardır. Ruhunu bencil bir cimrilikle sadece kendi varlık çıkarını diri tutacak kadar dışa yansıtan insan bedensel varlığından ileri yaşamaz…

 

Ben insan ruhunun bedensel kimya işlencesinin açığa çıkardığı duygusal ve düşünsel enerji salımı olduğuna inanırım. Ruh, bedensel varlığın kendine duygusal ve düşünsel işlevsellik nedeni yaptığı kimya işlencesinden yayılan enerjinin tümüdür. Ve tabi ki bu enerjiyle oluşan kendini bilmiş bilinç de bedensel ve ruhsal varoluşu bilgi işlemle tasarlayan bir irade olmak ister. Bana göre, bedenin ölümüyle birlikte ruhun zaman boyutunda kendini var eden somut kimliği de kaybolur. Yani ben öldüysem benim ruhsal bozukluk ve ruhsal erginliğimin somut belirtileri benim kişiliğimle duyumsanır olmaktan çıkar. Beden öldüğü andan daha ileri zaman boyutuna etki edemeyecek kadar hiçleşir; ancak, ölen bedenin ruhu kendini hatırlayan diğer bilinçlerin taşıyıcı gücü kadar daha ileri zaman boyutlarına izdüşümünü bırakabilir. Ben bunu ruhun bedensel ölümden sonraki pasif yaşam biçimi sayarım; yani var olan tarafından bilinçsel işlevsellikte kullanılan ‘bilgi enerjisi’ olarak ölüm sonrası zaman boyutuna taşınır. Güzel hatırlanmak için güzel ruhlu yaşamak yaşantının mutluluk nedeni olacağı gibi ruhsal enerjiyi de ölümden sonrasının hayrına miras bırakan bir tercihtir.

 

*"Bir de sana ruhtan soruyorlar, de ki: ruh rabbımın emrindendir ve size ılimden ancak az bir şey verilmiştir" isra 85.

 

Buradan şunu da anlayabiliriz: "Ruh, Allah ilmi emirlerindendir" sözünden yola çıkarak ruhun kişilik özgünlüğü, yani varoluş ahlâkı olduğu söylenebilir.


Muharrem Soyek

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Beden Ve Ruh Bağları başlıklı yazı M. Soyek tarafından 11.11.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler M. Soyek sorumluluğundadır. M. Soyek hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.