Eklenme Tarihi : 21.12.2017
Okunma Sayısı : 159Yorum Sayısı : 2
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
21.12.2017
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Şok... Şok... Şok...noel Baba Da Türkmüş ! ---1. Bölüm ---
Şok...  Şok...  Şok...noel  Baba Da  Türkmüş !  ---1.  Bölüm ---


Şimdi  yazıyı  okumadan  önce  mutlaka  resimlere baktınız  ve  en  sondaki  resmi  tanıdınız.  Evet  o  Dede  Korkut'tur.  

''Dede  Korkut  ve  Noel  Baba''  ne  alaka  diye  düşünüyorsunuz  değil  mi?  

Aaahhh  aaahhh...Sadece  Dede  Korkut  olsa  öpün  de  başınıza  koyun.)))))))
-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Altmış dört yaşıma giriyorum ve altmış dört senedir ‘’Bana ne yahu elin gavurunun Noel Babasından’’ diyerek hep olumsuz nazarlarla baktığım Noel Baba’nın meğer bir Türk olduğunu öğrenmenin hem şaşkınlığı hem de gururu içinde olaraktan ama aynı zamanda bu güne kadar sevgili babamıza karşı çok çok fazla saygıda kusur işlemiş olmanın ayıbı ve utancı ile siz değerli dostlara ünlü bir Türk Büyüğünü tanıtmayı bana nasip eyleyen Yüce Mevlama hamd-ü senalar eyleyerek başlıyorum anlatmaya.

Efendim o kadar eski yıllardan bahsediyoruz ki o yıllarda Çinliler henüz daha ‘’ Ulan imar iznini nasıl alırız, onca malzemeyi nereden buluruz, haydi bulduk diyelim onca hafriyat artığını nereye dökeriz, bu Türkleri durdurmanın başka yolu yok mu?’’ diye Çin Seddini nasıl yapacaklarına ya da Türkleri nasıl durduracaklarına kafa yormaya bile başlamamışlar… İşte o kadar eski bir tarihte başlıyor bizim hikayemiz. 

Her ne kadar tanrı ve yaratılmak kavramları birbirine tamamen zıt ise de işte o bahsettiğimiz çoook eski tarihlerde Türk illerinde ay ışığından bir tanrı yaratılır.Tabii ki o dönemlerde ezan ve kamet diye bir olay olmadığı için en baba tanrı olan Gök Tanrı işte bu çocuğun kulağına ne okur bilemiyoruz ama ‘’ Senin adın Ayaz olsun’’ der. Ayaz ‘’ Eyvallah baba ‘’ diyerek mukabele eder. Eeee tanrı ne de olsa hemen konuşur onlar.Bu arada hemen anti parantez belirtelim benim gibi bir takım angut ve deyno tarihçilerin nazarında Gök Tanrı olan o muhterem zatın asıl adı da Gök Tanrı değil Ökik Tanrı imiş. Tarihte de Gök Türk Devleti diye bir devlet yokmuş Okik Türk Devleti varmış. 

Velhasılı kelam bu Ayaz çok kısa süre içinde alemde nam salmış. Kimi ona Ayaz Baba, kimi Oyoz Bobo, kimi, Ayaz Ama dese de ortak olarak Ayaz Ata demişler mübareğe.  ( İzmir'in  meşhur  boyozu  da  bu  Oyoz  Baba'dan  mı  geliyor,  işte  bunu  araştırıyor  tarihçiler.)

İyi de neden Ayaz? Çünkü bu Ayaz Ata manyak bir herifmiş. Zühre gezegenin altı deliğinden soğuk hava üfleyerek kış mevsimini getirirmiş. Bu yetmiyormuş gibi bunun bir de torunu varmış ki dedesinden de manyak... O da karı yağdırırmış ( Gökten karı yağmaz efendim. Yani kar yağdırırmış) İşte o sebeple o toruna da Kar Kızı denirmiş.(Her ne kadar kaynaklar ‘’Qar Qizi’’ olarak yazsa da biz onu ‘’Kar kızı’’ olarak okuruz.)


Şimdi diyeceksiniz ki ‘’Manyaklık bunun neresinde? Kış mevsimi de bir mevsimdir ve onun gelmesinden daha doğal ne olabilir?’’ Manyaklık şu: Bu ikili ortalığı kara, buza, ayaza kestikten sonra başlarlarmış millete yardım etmeye. Öyle ki Ayaz Ata başka diyarlardan evelik, yemlik, madımak, ebe gümeci, çaşır, ışkın toplayarak fakir fukaraya dağıtırken torunu Kar Kızı kendi elleriyle mantılar, hıngeller açar, lavaş, kete, gagala artık ne kadar hamur işi varsa yapıp yoksullara dağıtırmış. Bu kadar da değil. Karda tipide yolunu kaybedenlere, çığ altında kalanlara yardım ettikleri gibi kardan kapanan köy yollarının açılması için greyder, dozer, kar kürüme kürekleri temin ederler, yolları   tuzlama  faaliyetlerinde  etkin  bir  şekilde  görev  alırlarmış. 

Hâla manyaklığı anlamadınız sanırım: Yahu bir Göktanrı kulu da çıkıp ‘’ Arkadaş sen en sıkıntılı zamanlarımızda bize bunca yardım edeceğine o namussuz deliklerden üflemesen, torunun da kar yağdırmasa bu mesele daha kolay halledilmez mi?’’ Demez de ‘’ Ayaz Ata da Ayaz Ata’’ diye adamın testislerini okkalarlarmış. 


Neyse efendim bu tabii ki onların sorunu…


Aradan yıllar geçmiş. Bu süre içinde Ayaz Atanın saç sakal bembeyaz olmuş. İşte bu yüzden ona Ak Sakallı Dede diyen de olurmuş. İnsanların rüyalarına girmeye de başlamış ak sakallı dede olarak. Lakin saç sakalının ağarmasına paralel olarak Ayaz Atanın kafasında boynuzlar da çıkmaya başlamış. Günümüzde nasıl ki Allah’ın hikmetinden sual olunmuyorsa o dönemlerde de Gök Tanrının hikmetinden sual olunmadığı için hiç kimse ‘’ Hooop bilader ne oluyor bakalım. Bu boynuzlar da neyin nesi?’’ Diye soramazmış Ayaz Ata’ya.

Bir gün Ayaz Ata yoksul bir vatandaşa yardım etmek üzere evinin kapısını çalmış lakin vatandaş geleni bir geyik zannederek yakaladığı gibi kesmeye kalkınca Ayaz Ata bakmış ki zaman kötü, kurtarmak için gözü, hemen kaçmış oradan. Yani o diyarı terk etmiş. 

Gele gele nereye gelmiş dersiniz? 


Benim öğrencilerin bir türlü telaffuz edemedikleri ve doğru yazamadıkları Maveraünnehir bölgesine gelmiş. Yani efendim Amuderya ve Siriderya ırmakları arasındaki bölgeye... Daha da Türkçe konuşacak olursak Seyhun ve Ceyhun Irmakları arasındaki bölgeye. Yani bu günkü Özbekistan topraklarına… Peki neden ille de Maveraünnehir? Neden olacak efendim. Benim öğrencilere gıcıklık olsun diye. 


Atsız Ata bu topraklara gelince artık o Zührenin deliklerinden üfleyemez olmuş. Üfleyemeyince soğuk moğuk da olmuyormuş doğal olarak.Buradaki insanlara ‘’Ben kış tanrısıyım’’ demiş; bu sefer de bir ton sopa yemiş. Çünkü buradaki Türkler artık Müslüman olmuşlarmış. Öyle o tanrısı bu tanrısı gibi olaylara rağbet etmedikleri gibi boynuzlu tiplerden de hiç miç hazzetmiyorlarmış. Atsız Ata başlamış düşünmeye…’’Ulan oğlum bu topraklarda bizi sallayan yok, bir şeyler yapmak lazım ama ne?’’


Sonunda bulmuş. Önce boynuzları bir güzel törpülettirmiş. Daha sonra sakallara da biraz çeki düzen vermiş. Son olarak ‘’ Ben de Müslüman olayım bari böyle olmayacak ‘’ Demiş kendi kendine. 


Müslüman olmak için öncelikle ne yapmasını gerektiğini sorduğu anda millet toplaşıp Ayaz Ata’yı bir berberin önüne getirmişler. Berber usturayı bileylemeye başlayınca Ayaz Ata sormuş:’’ Sakalları mı keseceksiniz?’’ Fakat bakmış ki heriflerin niyeti başka. Pis pis sırıtarak önüne bakıyorlar. Korku ile feryat figan etse de sonunda ucundan acıcık alınmış. Bizim Ayaz Ata işte o anda karar vermiş: ‘’ Ulan siz beni korkuttunuz, bundan sonra ben de hep sizi korkutmazsam ha böyle olayım ‘’ diyerek parmakları ile bir yuvarlak yapmış.

Sonra efendim zırt pırt milletin karşısına en olmadık zamanlarda çıkarak onları korkutmaya başlamış. Gel zaman git zaman işte bu insanları korkutma huyu yüzünden bizim Ayaz Ata, Dede Korkut diye anılmaya başlamış. Dede Korkut olunca tabii ki konsept değişmiş. Artık öyle kar mar olaylarıyla ilgilenmiyor. Bu yeni ismiyle birlikte artık yeni bir alanda kariyer sahibi olmuş. Bundan böyle artık yeni işi boy boylamak soy soylamak imiş.

İki oba birbirine mi girdi? Hemen Dede Korkut gelir boy boylar soy soylarmış. Bir çocuğa ad mı takılacak? Hemen çıkagelirmiş. Düğün dernek mi yapılacak? Anında bitermiş orada. Velhasılıkelam Dede Korkut olduktan sonra yine insanların yardımına koşar olmuş ama artık o eski manyaklığını bırakarak insanları önce zora sokup sonra yardım etme huyunu tamamen terk etmiş. Lakin yine de insan kısmısına yaranılmıyor malum… İnsanlara yardım yapmasına tabii ki bir şey diyen yok ama öyle birden bire ortaya çıkıp da korkuttuğu için millet yavaş yavaş homurdanmaya başlamış. Derken bir gün Bamsi Beyrek Hanın hamile Karısı Bağnı Çiçek Hatunun karşısına aniden çıkınca ve de kadıncağız korkudan karnında taşıdığı Boğaç Hanı paaat diye yere düşürünce Bamsi Beyrek Han ‘’ Ulan dede dedik bağrımıza bastık, şu yediğin halta bak. Ben o çocuğu oraya koyana kadar neler çektim yaşlı bunak. Defol buralardan ‘’ Diyerek Dede Korkut’u kovmuş o topraklardan.

Eeee. Sonra  ne oldu?

O da  yarına  inşallah. 

RESİMLER:

1 ve 3.  Resimler Noel Babanın  aslında  Ayaz Ata  olduğu  ile  ilgili iddialar
2. Resim:  Ayaz  Ata  ve  Torunu  Kar Kızı
4.  Resim:  Dede  Korkut: (  Temsili  ) 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Şok... Şok... Şok...noel Baba Da Türkmüş ! ---1. Bölüm --- başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 21.12.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.