Eklenme Tarihi : 26.12.2017
Okunma Sayısı : 427Yorum Sayısı : 7
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
26.12.2017
Günün Yazısı

Bu Yazı 27.12.2017 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
He Yav He... Siz Her Şeyi Biliyordunuz.
He  Yav  He...  Siz Her Şeyi  Biliyordunuz.



Zamanın  birinde  bir  adam  bir  hatun  kişi  ile  evlenmiş.  Ancak  hatunu  eve  getirdikten  sonra  görmüş  ki  bu  hatun   yemek  yapma  konusunda  tam  bir  felaket.  İki  yumurtayı  yağa  kırıp  bir  sahanda  yumurta  yapmaktan  da  aciz.  

Normal  şartlarda  ben  olsam  hemen  boşarım  ya  adam  öyle  yapmamış.  Hemen  köylerinin  en  muazzam  aşçısı  olan  Möhibe  Bibi'sinin( Halasının ) yanına gitmiş.

-Möhibe  Bibi ! Gözüyin  çapagını  yiyem.  Senden  bir  istirhamım  olacah.
-Ula  oğıl  nedir  derdin?  Anlat  hele  biye.
-Bibi,  vallah  benim  avrat  yemağ  yapmayı  bilmiy.  Sen  bize  gelsen  da  ha  bu  avrada  bir  iki  yemağ  yapmasını örgetsan ha?

Möhibe  Bibi  ''Tamam  demiş '' ve  yegeni  Abdullah'ın evine  gitmiş. 

Eve  vardıktan  sonra  Abdullah'ın  Karısı  Anzılha  ile  konuşmaya  başlamışlar.  Laf  lafı  açmış,  derken  Möhibe  Bibi  konuyu  nasıl etmişse  yemek  pişirmeye  getirmiş. 

-  Bahasan  gızım.  Mesela taze  löbye( Taze  fasulye )  yapacağında  önce  bir  baş  soğan  alıp...

Anzılha,  Möhibe  Bibi  lafını  tamamlamadan  atılmış.

-Biliyem  bibi.  Soğanı  alıyem.  Dişimle  ısırıp  ısırıp  tavanın  içine  tükürüyem  ve sonra yağda  kavuriyem.

Mhibe  bibinin    tepesinin  tası atmış.

-Ula  salahana !  Dişiyle  ısırıp  tavanın  içiye  tükürülür  hiç?

Anzılha  merakla  sormuş:

-Ya  ne  edilir  bibi?

Möhibe  Bibi  cevap  vermiş.

- Soğanı  yiyecahsan bi  gözel.  O  senin  garnında  gaz  yapar.  Hah  işte  daha sonra  tavaya  osuracahsan.  Öyle  dişiyle  ısırıp  ısırıp  tavaya  atmah  olur  mu  hiç? 

Anzılha  tekrar  cevap  vermiş. 

-Gurban  bibi.  Aslında ben  bu dedigini  biliyem.  Hep  öyle  yapıyam  zaten.  Ama  öyle  pişirince  Abdullah  begenmiy.  O  bahımdan  siye  yalan söyledim.

Möhibe  Bibi  bu  ümitsiz  vak'aya  yine  de   bir  şeyler  öğretebilirim  diye  başlamış  löbye  yemeği  nasıl  yapılır  anlatmaya.

-Bah  gızım  önce  löbyeyi  bi gözel  bol  su  ile  yıkayacahsan.
-Vallah  biliyem  Bibi.  Ben  de  öyle  yapiyam
-Sonra  ufah  ufah  gıracahsan.  Gırarken  hem  gılçıkları  varsa  ayıhlayacah  hem  de  başlarını  alacahsan.
-  Onu  da  biliyem  Bibi.
Sonra  bir  daha  yıhayahsan.
-He  bibi.  Biliyem.

Möhibe  Bibinin  sigortalar  atmak  üzere.  ''  La havle  vela  kuvvete  illabillahil  aliyyül azim''  dedikten  sonra  anlatmaya  devam  etmiş.

-Sonra  bir  ya  da  iki  guru  soğan  alıp  bıçakla  ince  ince  doğrayacahsan.

Biraz  önce  tavanın  içine  osuran  Anzılha  yine  atılmış.

-Onu  da  biliyem  bibi.  Hep  öyle  yapiyam  zaten

Bibi  neredeyse  parlayacak  ama  ''Ya  sabır ''  deyip  devam  etmiş:

-Soğanları  gavurup  az  pembeleşince  üzeriye   bir  gaşıh  salça  goyup  az  daha  gavuracahsan.

-Eee  onu da  biliyem.
 -Sonra  yıhadığın  löbyeyi  ilave  edip  az  daha gavurcahsan?
- Ben  de  aynen öyle  yapiyam  Möhibe  Bibi.

Möhibe  Bibi  ''  Hasbinallah  ve  ni'mel  vekil''  Dedikten  sonra   devam  etmiş. 

-Sonra  bi  dıkım  duz  ilave  edip  az  da  su  koyarak  pişirmeye  başlayacahsan.
-Vallah  bibi  bunu  da  biliyem.  Aynen  öyle  yapiyam.

Möhibe  Bibi  dayanamamış  artık.  ''Madem  ki  her  şeyi  biliyorsun  da  yemeklerin  neden  çamur  gibi  oluyor?''  dememiş.  Devam  etmiş.

- Gızım  gelelim  işin  püf  nohtasına. Yemağın  lezzetli  olması  için tencereyin  üzeriye  bir  tezek  goyup  gapağını  gapatacahsan.  İşte  bu  yemağın  lezzet  sırrı  budur.

Anzılha  atılmış.

- Ohoooo  Bibi. O  senin  sır  dedigini  ben  daha  beş  yaşından  beri  biliyem.

-------------------------------------------------------------

Bu  fıkrayı  neden  mi  anlattım?

Aslında  sebebi  çoktur  bu  fıkrayı anlatmamın  ama iki  tanesini   söyleyeyim.

Mesela  altmış dört  yaşında  olan  ben  derim  ki : ''  Bu  Fetö  denen  namussuz  hepimizi  kandırdı.  Bir  zamanlar  ben  de  ona  kanmış,- yolunu  takip  etmesem  de-   yaptıklarının  doğru  olduğunu  düşünen  ve  ve  savunan  biriydim''  

Ben  böyle  dedim  ya  çıkar birileri... Bizim  zamanımızda  henüz  dünyaya  bile avdet  etmemiş  bir  vatandaş...  Eline  de  koz  geçmiştir  ya  sözde  beni  ezmek  için;  başlar  artık  ''  Ohoooo  biz  o  adamın  ne  mal  olduğunu  taa  otuz sene önce  söylüyorduk''  

Ulan  mübarek  adam  daha  kırk  yaşında  ya  var  ya  yoksun.  On yaşında  bir  velet  olarak  mı  anladın  yani?  On  yaşında  bir  velet  olarak  mı  söyledin,  makaleler  yazdın? 

Mesela  ben  bir  Tarih  öğtemeni  olduğum  halde maalesef  Medine  Müdafii  Ömer  Fahreddin  Türkkan  Paşa  ile  İstiklal  Savaşımızın  kahramanı  Fahrettin  Altay  Paşayı  bu  güne  kadar  hep karıştırdığımı söyledim  ya  bakın  vatandaşın  biri  face  booktan  ne  yazmış:

''Siz tarih öğretmeni olmuşsunuz öğrenememişseniz bu sizin ayıbınız..biz köyde ilk okulda öğrendik..

Köyde  ve  ilkokulda ?????  

Bize  koskoca  Edebiyat  Fakültesinde,  Tarih  Bölümünde  öğretilmeyen  şeyi size  Bir  köy  ilkokulunda  öğrettiler  ve  siz  bir  köy ilkokulunda  öğrendiğiniz  bu  bilgiyi  hafızanıza  kilitleyip  unutmadınız????  

İşte  o  bakımdan  diyorum '' He  yav  hee..Siz  her şeyi  biliyordunuz  ve  biliyorsunuz.''  Siz  -garanti-  lezzetli  löbye  yemeği  yapmak  için  tencerenin  üstüne  tezek  kapatılması  gerektiğini  de  biliyorsunuzdur.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( He Yav He... Siz Her Şeyi Biliyordunuz. başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 26.12.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.