Eklenme Tarihi : 16.01.2018
Okunma Sayısı : 181Yorum Sayısı : 3
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
16.01.2018
Günün Yazısı

Bu Yazı 17.01.2018 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Görüyorum Ki Çaresizliği Hiç Tanımamışsınız Hayatınızda.
Görüyorum  Ki  Çaresizliği  Hiç  Tanımamışsınız  Hayatınızda.



Soldaki  resimle  başlayalım.

Tanımayanlar  bir  erkek  çocuğu  sanabilirler  onu  ama  değil.  O  bir  kız  çocuğu.  Oldukça  yakın  bir  zamanda  Türkiye  onu  konuşmuştu. Çünkü  o  dönemin  bakanlarından  biri  olan  Erdoğan  Bayraktar'a  ''Ben  dilenci  değilim''  dedikten  sonra  devam  etmişti:  ''  Görüyorum  ki çaresizliği  hiç tanımamışsınız  hayatınızda''

Hatırladınız  sanırım  bu  olayı.  

Beş  yıl  önceydi.  Bir  kanser  hastası  olan  Trakya  Üniversitesi  öğrencisi  Dilek  Özçelik,  zamanın  Çevre  ve  şehircilik  Bakanı  Erdoğan  Bayraktar'ı  Edirne'de  cami  çıkışında  yakalayıp  bin  bir  güçlükle  ona  ulaştığında  ve    derdini  anlatmaya  çalıştığında  bakan  ona  para  uzatmış  o  ise  ''  Ben  dilenci  değilim''  Demişti.  Aslında  olayın  feci  tarafı  bundan  sonra  başlıyordu.  Çünkü  devletin  bir  bakanı,  kendisinden  derdine  çare  olmasını  isteyen  bir  vatandaşın  bu  derdini  nasıl halletmesi  gerektiğini  bilmiyordu.  Bir  vatandaşın,  daha  doğrusu  o  vatandaşla  aynı  durumda  olan  vatandaşların  dertleri  nasıl  çözülürdü?  Bu  konuda  hiç  bir  fikri  yoktu.  Nitekim  Dilek'e  ''  Al  işte  bu  parayı daha  ne  yapabilirim  ki''  Diyordu.   Yani  ''Al  bu  parayı  bir  ya  da  bir  kaç  gün  karnını  doyur.  Ondan  sonra  da  ister  öl,  ister  yaşa  umurumda  değil.''  Diyordu  bir  bakıma.  Ve  bunu  söyleyen   vatandaşların  sorunlarına  çare  olması  için  seçilerek  TBMM  ne  gönderilen  bir  bakandı.

İşte  o  Dilek  Özçelik  14.01.2017  Tarihinde  27  yaşında  aramızdan  ayrıldı.   Ancak  14.01.2018  Tarihi  itibariyle  güne  damgasını  vuran  olay  Dilek'in  ölümü  değildi.  Daha  farklı  olmakla  birlikte  Dilek'in  işaret  ettiği  ''  Çaresizliği  yaşamak''  Durumu  söz  konusu  olmuştu  aynı  tarihte. 

O  ''Çaresizliği  Yaşamak ''  Olayına  geçmeden  önce  bir  başka  ''  Çaresizliği  Yaşamak ''  Olayından  bahsetmem  lazım:

Bazı  televizyon  kanalları  (  Sanırım  tek  tek  isim  vermeme  gerek  yok )  oldukça  uzun  bir  zamandan beri  ama  özellikle  de  15  Temmuz  2016  dan  sonra  aşağı  yukarı  her  gün  ''  Unutma,  Unutturma ''  Başlığı  altında  3  Kasım  2002  Tarihinden önce  Türkiye'de  yaşananları  ekranlara  getirir.  Mesela  hastane  kuyrukları,  tüp  kuyrukları,  çöp  dağları  oluşmuş  sokak  manzaraları,  bir  kova  su  için  çeşme başlarında  kadınlar  arasındaki  kavgalar  vesaire...İşte  bu  görüntüler  içinde  en  fazla  kullanılanlardan  biri  de  2001  Yılında  zamanın  başbakanı  Bülent  Ecevit'in  önüne  ''Ben  bir  esnafım''  Diyerek  bağırp  yazar  kasa  atan  Ahmet  Çakmak'ın  görüntüleriydi. ( 2.  Resim )

Bu  sene  itibariyle  on  altı  senedir  ülkeyi  yönetenler  bizlere  aşağı  yukarı  her  gün  bu  görüntüyü  izlettirip  ''  Bu  günleri  unutma ''  Diyorlardı.

Eveti  o  günler  oldukça  kötü  günlerdi.  Geleceğimizi  kurmak  için  de  geçmişi  unutmamamız  gerekiyordu  ki  devletimiz  zaten  her  gün  gözümüzün  içine  sokuyordu  adeta  ''  Unutma,  unutturma''  Diye.    Ama  bir  yerlerde  bir  şeyler  yanlış  gidiyordu  yine  de.  

On  altı  sene  önce  yaşanmış  olan  bir  olayı  unutmamamızı  isteyen  hükumetimiz  Dilek  Özçelik'in  öldüğü  gün  cereyan  eden  bir  başka  olayı   hemen  unutmamızı  istiyordu  adeta.

Evet,  14  Ocak  2018  Tarihinde  bu  ülkenin  bir  vatandaşı  olan  Sıtkı Aydın, TBMM  ne  50  Metre  mesafede  olan  hastane  önünde  kendisini  yakmaya  çalıştı.  Lakin  her  Allahın  günü Ahmet  Çakmak'ın  yazar  kasa  atma  görüntülerini  gözümüzün  içine  sokan  tv  kanalları  bu  olayı  ve  görüntülerini  pas  geçti.  Önemli  gazetelerde  bu  habere  yer  verilmedi.  Sosyal  medya  da  olmasa  neredeyse  hiç  kimsenin  haberi  olmayacaktı  bu  olaydan.  ( 3.  Resim ) 

2001  deki  yazar  kasa  olayının  üzerinden  16  sene  geçmişti  ama  bir  vatandaşımız  hâla  çaresizliği  yaşıyordu  ve  bu  çaresizliği  onu  TBMM  önünde  kendini  ateşe  vermeye  kadar  götürmüştü.

İktidar,  kara  kara  bu  vahim  olay  üzerine  bu  ülke  vatandaşlarına  nasıl  bir  açıklama  yapacağını,  nasıl  bir  savunma  yapması  gerektiğini  düşünürken  ana  muhalefetin  başı  adeta  Hızır  gibi  imdada  yetişti.

Kendini  yakan  Sıtkı  Aydın'ın çaresizliğinin  dermanını  gösteriyordu  ana  muhalefetin  başı:  ''O işçi kardeşime söylüyorum. Meclis’e niye geldin? Git Sarayın önünde yak  kendini.'' ( 4.  Resim) 

Evet,  çözüm  bu  kadar  basitti (!)  ''  Meclis  senin  derdine  çözüm  olacak  makam  değildir.  Sen  git  kendini  Sarayın  önünde  yak.''  Hele  de  bu  vatandaş iktidara  oy  vermiş  ya,  yanması  caiz  tabii  ki  ama  Meclis  önünde  çevre  kirliliği  yaratmaması  gerekiyor.  Saray'ın  önünde  yakması  lazım (!) 

İktidar  derin  bir  ''Ohhh''  çekti.  Ana  muhalefetin  başı  her  zaman  olduğu  gibi  yine  Hızır  gibi  imdada  yetişmiş  ve  Sıtkı  Aydın'ın  Meclis  önünde  kendisini  yakma  olayı  dolayısıyla  toplumda  oluşan  tüm  şimşekleri  bir  paratoner  misali  kendi  üzerine  çekmişti.  Artık  ''  Siz  maalesef  çaresizliği  hiç tanımamışsınız ''  hitabının  muhatabı  iktidar  olmaktan  çıkmış,  muhalefet  olmuştu.  Suskun  medya konuşmaya  başladı  tekrar.  Sıtkı  Aydın  unutulmuştu. 

Hele  hele  de  ''  Bu  bir  ironiydi''  Açıklaması  daha  da  bir  ballı  lokma  tatlısı  oldu  iktidar  için.  Yani  bir  vatandaş  kendisini  yakacak  kadar  çaresizken  siz  ironi  yapıyorsunuz.  . Bir  vatandaşın  çaresizliğine  çözüm  olarak  ''  Bak  kardeşim  sen  yine  kendini  yak.  En  etkili  çözüm  budur.  Ama  Meclis  önünde  değil,  saray  önünde  yak''  Diye  çözüm  önerisi  getiriyorsunuz.Amiyane  tabirle  vatandaşın  çaresizliği  ile  taşak  geçiyorsunuz  ve  siz  2019  da  iktidara  talipsiniz.  Hangi  yüzle?  Hangi  vizyonla?  Hangi  proje  ve  hangi  çözüm  önerileriyle?  

Şimdi  rahatlıkla  şunu  diyebiliriz:  Ülkemizde  böyle  bir  ana  muhalefet  varken  iktidarın sırtı  hiç  bir  zaman  yere  gelmez.  

Son  resimle  noktalayalım:  Evet,  rahmetli  Dilek  Özçelik !  Çok  çok  haklısın.  Bu  ülkenin  ne iktidarı  ne  muhalefeti  maalesef çaresizliği   hayatlarında  hiç  tanımamışlar.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Görüyorum Ki Çaresizliği Hiç Tanımamışsınız Hayatınızda. başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 16.01.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.