Özlemek Ne Ağır Bir İmtihandır Özleyene
Özlemek Ne Ağır Bir İmtihandır Özleyene

Deliydim, sayfalar dolusu bir aşkı omuzlarımda paylaşacak ve taşıyacak kadar. İnan bana şehirleri bile bakışlarımla aydınlatabiliyordum. Bunca zamanın içinde ise sen akşamları parmaklarınla süslüyordun. Yanaklarına dökülen masumiyetin ışıtıyordu odamın karanlığa yüz tutan odalarını. Diyorum ki sen olmasan, güneş sönük kalır dünyaya hediye ettiği ışığından. Ay hicap eder varlığına. Yıldızlar hizaya dizilir peşin sıra. Sen baştan sona sonsuzluk olursun ruhumda…

 

Söz dinlemez huylarından dem tutuyoruz. Bu gece üşüyor vakit. Bu gece içimde eskilerden kalma bir taassup. Kanatlarımı söktüm yerinden dünyanın en yüksek noktasından boşluğa bırakıyorum kendimi. Ah! Hiç korkmadan öldüm sandım, rüyaymış, uyandığımda anladım. Sus, gel otur şuraya dinle biraz beni. Senin adımlarının arkasından koşarken serçe kuşları, ardınsıra bende koştum peşinden olmazların. Her nimet şükrü gerektirir bilirim ya. Nimetin şükründe demledim gözlerini. Sen bilmeliydin, gözlerinden içmekti çayın en demli halini...

 

Çok oldu zamanın getirdiği cefaları geride bıraktığım.  Ben en zor yokuşları tek nefeste çıktığım günleri hatırlarken, saymadım parçalanan adımlarımı. Ama aklımın ve kalbimin en derinine düşmüş özleminle, sabah akşam birlikteyiz. Sen özlemlerin sabahısın, vazgeçilmez ve yıkılmaz arzuların son noktası... Fasılasız düştüğün hayallerime uğramadım deme bana. Sen hayallerimin bile girizgâhısın. Bilseydin, uykular seninle başlar, seninle tükenirdi gece, zamana istemsizce  el sallarken…

 

O zaman seni dilemeliyim bir divane olup Yaratandan. Sen nefes olup rüzgâr gibi savrul yüzüme. Bilmezsin biz umutla arşınladık hayatımızı ölmeyen gözlerimizde.Yusuf'un düştüğü kuyulardan, İbrahim’in atıldığı ateşe kördüğüm olmuş ellerimizle icabet ettik. Yanmayı da sevdik bu yüzden, karanlıklarda kalmayı da…


Sokağına uğramayan kuşlara kırgınım,  kendini ifade edemeyen martılara, denizlerin mavisine, ağaçların yapraklarının yeşiline, gökyüzüne kırgınım mesela.  Oysa anlatılacak bütün kelimelerin içerisinde, söylenecek onlarca kelime vardı bende, hepsi sana dilemma…

 

Vuslatının anına hayaller demledim. Sanma ki  iki güvercinin başbaşa düştüğü uçurumlarda, şarkılar söyler gibi yaşadık emsalsiz anları. Biz sevmeye tövbeli yüreklerin bakışlarından geçtik. Saadet tahtında ölümsüzlük iksiri içtik. Bütün öpüşlerimizi titreyen kır çiçeklerinin bahçelerine gizledik. Mevsimi kurak zamanların, susuz kalmış, kıraç topraklarında. Bir bade zemheriyi içerken, karda yürüdük bulunmayan izlerle. İçimizde dem tuttuğumuz sularda Nuh’un gemilerini yelkensiz yüzdürdük. Ve bir ceylanın ürkek gözlerinde hüzzam şarkılara tutuşdu dudaklarımız, en acı yanıyla.

 

Serçe  kuşlarının yakarışları gibi bir badede içtim dudaklarımı. Obitmesini istemediğim hallerin, nefes nefese özlemlerini kalbinin kıyılarında bekleyen dalgalar gibi köpürmeye hazır bir adamım ben. Köpürmeye  hazır ve oradan içeriye girmeye nazır. Bilmediğin  bütün hayallerin içerisinde alemi renklere boyarken sen, dedim ya bir dilemma gibi düştüm sokaklarına, kapında ölesiye bekleyen…

 

Aklıma düşüyorsun, bir köşesi karanlık kuyularda dem tutuyorum şiirlerle. Gölgeme basmaktan korkan ayaklarımın üzerinde diyorum ki, “özlemek ne ağır bir imtihandır sevgilim, Özleyene…”

 

Âdem Efiloğlu / Âlemin Âdemi 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Özlemek Ne Ağır Bir İmtihandır Özleyene başlıklı yazı AdemEFİLOĞLU tarafından 25.01.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler AdemEFİLOĞLU sorumluluğundadır. AdemEFİLOĞLU hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.