Eklenme Tarihi : 24.04.2018
Okunma Sayısı : 229Yorum Sayısı : 4
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
24.04.2018
Günün Yazısı

Bu Yazı 25.04.2018 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Kim Takar Anayasanın 43. Maddesini, Kim Takar Kıyı Kanununu, Kim Takar
Kim  Takar  Anayasanın  43.  Maddesini,  Kim  Takar  Kıyı  Kanununu,  Kim  Takar
KİM  TAKAR  ANAYASANIN  43.  MADDESİNİ,  KİM  TAKAR  KIYI  KANUNUNU,  KİM  TAKAR  DANIŞTAYI...


Bilmem  içinizde  gidip  de  gören  var  mıdır?  Fethiye  deyince  insanımızın  aklına  ilk  etapta Ölüdeniz  gelse  de  benim  nazarımda  Fethiye'nin  en  güzel,  en  cennet  köşesi  Katrancı  Koyu'dur. 

Cennetten  bir  köşe  olan  Katrancı  Koyu  çam  ağaçları  ve  denizin  içiçe  olduğu,  Allahın  sanki  özel  bir  ihtimamla  yarattığı  muhteşem  güzellikte  bir  yurt  parçasıdır.  Lakin  ülkemizin  aşağı  yukarı  bütün  sahilleri  gibi  bu  cennet  sahil  de  sahiplenilmiştir.  Öyle  elinizi  kolunuzu  sallayarak  veyahut  da  arabanızla  kafanıza  göre   koya  imip  canınızın  istediği  yerde  konaklamanız  mümkün  değildir. Daha  doğrusu  ben  oradan  ayrıldığım  2008  senesine  kadar  değildi.  Belli  bir  ücret  ödemek  zorundaydınız  girerken.  Bu  ücreti  kim  alırdı,  alınan  paralar  nerelerde  kullanılırdı  pek  bilemem  ama  bildiğim  bir  şey  varsa  o  koya  sadece  Yanıklar  köyünde  oturanlar  bedava  girebildiğine  göre  demek  oluyor  ki  Yanıklar  Köyü  adına  alınırdı o para her  ne  kadar  o  köyde  yaşadığım  bir  sene  boyunca  köyün  nesi  için  kullanıldığını  görmesem  de.  

Bizim  insanımızın  bir  piknik  alanı  ya  da  plajı  anında  çöplüğe  çevirme  huyu  malum  olduğundan  girişte  alınan  bu  para  aslında  makuldu.  Çünkü  o  sahili  devamlı  temiz  tutmak,  gelen  insanlara  kalacak  yer,  vasıtaları  için  park  yeri  ayarlamak  ve  hatta  bazı  eğlenceler,  çocuk parkları,  duşlar  ve çeşmeler, bungalaov  tipi  evler,  çadır  alanları,  buzdolapları,  televizyonlar,  aydınlatma  masrafları vs.  gibi  hizmetler  için  elbette  paraya  ihtiyaç  vardı.  Ayrıca  çalışan  insanların  ücretleri  de  söz  konusuydu.  Eh  bir  miktar  da  Yanıklar  Köyünün  kalkınması  için  ayrılmasında  da  bir  mahsur  olamazdı.  Nitekim  giriş  ücreti  dışında  bir  ücret  ödemeniz  gerekmiyordu.  İçeriye  mangalınızı,  etinizi,  yiyecek  içeceğinizi  rahatlıkla  taşıyabiliyordunuz.  Tabii  ki  park  ücretli,  çadır  yerleri  ücretli,  ev  dediğim çardaklar  ücretliydi.  Buradaki  sorun  bu  koyun  işletme  yetkisi  kime/  kimlere,  kim  tarafından  hangi  gerekçeyle  verilmişti?  Elde  edilen  kazanç  nereye  gidiyordu?  

Ancak  daha  dün  bir  arkadaşım  yine  Fethiye'nin  ama  bir  başka  koyu  olan  Kuleli  Koyundan  bahsetmiş.

Kuleli  koyunda  uygulama  şöyle:

GİRİŞ:  Bedava.

Ancak  girerken  öyle  yanınızda  mangal,  yiyecek  içecek  filan  taşıyamıyorsunuz.  Suyu  bile  içeriden  almanız  gerekiyor.

İşte  böyle  bir uygulamadan  haberi olmayan  arkadaşımız  ve  misafirleri  ''  Biz  bilmiyorduk.  Yanımızda  mangal  malzemesi  ve  mangal  getirdik.  Şimdi  biz  yine  mangalı  sizden  alalım.  İçecekleri  de  sizden  alalım  ama  getirdiğimiz  mangal  malzemeleri  bu  seferlik  bizim  malzemeler  olsun.  Bir  dahaki gelişimizde  buradan  alırız''  Diyorlar  ve  zar  zor  kapıdaki  ikna  edip  içeri  giriyorlar.

İçeride mangallarını  yakıyorlar,  yiyip  içiyorlar  ve  sıra geliyor  çıkışa.

Çıkışta  ellerine  bir  makbuz  uzatılıyor.

Otopark:  2  Araç  40  Tl
Kuver-  2  Adet-  110  Tl
Su- 2  Adet-  8  Tl
Çay- 6  Adet-  21  Tl
Maden  Suyu-  2  Adet  -  18  Tl
Boş  mangal-  1  Adet-  50  Tl

TOPLAM:  247  Tl...

Ama  bu  gariban  vatandaşlara  fazla  bindirmeyelim  diye  1  Tl  indirim  yapıp  246  Tl  tahsil  ediyorlar.  

Yani  bedava  olan  girişin  246  Tl  ye  mal  olan  bir  çıkışı  oluyor.

Şimdi  bilenler  mutlaka  bilir  de  bilmeyenler  için  şu  110  Tl  lik  Kuverti  açıklayalaım:

Efendim  kuvert,  oturduğunuz  masadaki  masa  örtüsünden  su  içtiğiniz  bardağa,  bardaktan  peçeteye,  peçeteden  size  yapılan  her  türlü  hizmete  karşı  alınan para.  Lakin  bu  arkadaşlar  masa  örtüsünden  peçeteye,  peçeteden  bardağa,  tabağa  her  şeyi  yanlarında  getirmişler  ve   oradaki  görevlilerin  hizmeti  2  su,  altı  çay,  2  maden  suyu  getirmekten  ibaret. Başka  herhangi  bir  hizmet  almamışlar.  Haa  bu  arada,  dinlediğiniz  o bangır  bangır  müzik  de  kuverte  dahilmiş.  

Şimdi...

Araç  başı  20  Tl  otopark  ücreti  normaldir.  bir  bardağı  3.5  Tl  olan  çay,  şişesi  9  Tl  olan  maden  suyu,  şişesi  4  Tl  olan  su  diyelim  ki turistik  bir  bölge  için  normaldir. ( aslında  bunları  size   zorla  içiriyorlarsa  hiç  de  normal  değildir.) peki  en  kralını  en  lüks  marketten  10  Tl  ye  satın  alabileceğiniz  kıytırık  bir  mangalın  kullanım  bedeli  olarak  alınan  50  Tl neyin  nesi  oluyor?  Hiç  bir  hizmet  görmediğiniz  halde  sokuşturulan  masa  başı  55  Tl  Kuvert  ücreti  neyin  nesi  oluyor?

Ama  asıl  sorulması  gereken  sorular  bunlar  da  değil.  

Anayasamızın  43.  Maddesine  göre  kıyılar  devletin  tasarrufunda  ve  halkın  serbestçe  kullanımına  açık  olduğuna  göre  kim  ya  da  kimler  hangi  hakla  bu  kıyıları  babalarının  malı  gibi  kullanıyor  ve  insanlara  bir  takım  yasaklar  koyup  ''  Hoop  buraya  mangalınla  giremezsin,  namnagalı  benden  alacaksın.  Yiyecek  içecek  sokamazsın, benden  alacaksın.  Hizmet  görsen  de  görmesen  de  hizmet  üçreti  ödeyeceksin:  masa  başına  55  Tl''  Diyebilir?  Ne  hakla?  

Kuleli  Koyu  için  dikkat  edecek  olursak  ne  bir  belediye'den  ne  de  devlet  tüzel  kişiliğinden  bahsettim.  Bu  koy  bir  işletmeci  tarafından,  daha  önce  işleten  bir  başka  işletmeciden  devralınmış.  İşleten  kişiler  Fethiye'li  bile  değil.  Yani  ortada  kamu  yararı  filan  diye  bir  durum  kesinlikle  söz  konusu  değil.  

Oysa  anayasanın  43.  Maddesi  bakın  ne  diyor?

"Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir."
Kıyı  kanunu  ne  diyor  peki?

O  da  diyor  ki:

"Kanun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir.''

Danıştay  ne  diyor  paki?

Danıştay  da  diyor  ki:

1- Kıyılar kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyebilecek biçimde kullanılırsa
2-Bu yerlerden herkesin eşit olarak yararlanma hakkını kısıtlayabilecek  şekilde  kullanılırsa
3- Kıyıların  kullanımında özel mülkiyet ilişkisinin kurulması  diye  bir  durum  görürsem

Yürütmeyi  durdurma  kararı  veririm.  Bu  tür  bir  uygulamayı  men  ederim.

Ama?

Ama  ne  anayasanın  43.  Maddesini,  ne  Kıyı  kanununu  ne  de  Danıştay  kararlarını  sallayan var.  Sıkıysa  verme  o  parayı.  


RESİMLER

1-  Fethiye-  Katrancı  Koyu
2-  Fethiye -  Kuleli  Koyu
3- Malum  fiş.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kim Takar Anayasanın 43. Maddesini, Kim Takar Kıyı Kanununu, Kim Takar başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 24.04.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.