Eklenme Tarihi : 18.05.2018
Okunma Sayısı : 451Yorum Sayısı : 5
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
18.05.2018
Günün Yazısı

Bu Yazı 19.05.2018 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
''ne Şehittir Ne Gazi Pisi Pisine Gitti Niyazi'' Ve ''geyik Muhabbeti'
''ne  Şehittir  Ne  Gazi  Pisi  Pisine  Gitti  Niyazi''  Ve  ''geyik  Muhabbeti'
''NE  ŞEHİTTİR  NE  GAZİ  PİSİ  PİSİNE  GİTTİ  NİYAZİ''  VE  ''GEYİK  MUHABBETİ'' NİN  HAZİN  ÖYKÜSÜ


TC  İnkılap  Tarihi  ve  Atatürkçülük  Dersinin  programı  20.  ''Yüzyıl Başlarında  Osmanlı  Devletinin  Durumu ''  Konusu  ile  başlar.  İşte  bu  konu  içinde  de  Osmanlı  Devletindeki  en  önemli  demokrasi  hareketleri  olan  I.  ve  II.  Meşrutiyet  dönemleri  anlatılır.

1.  Meşrutiyet  1876  da  ilan  edilmiş  ancak  1878  yılında  tekrar  mutlakiyete  geçilmiştir.  Bu iki  yıllık  dönemi  uzun  uzun  anlatmayacağım.

1878  yılından  başlayarak  1908  yılına  kadar  süren  otuz  senelik  dönemde  meşrutiyet  idaresinin  yeniden  kurulması  için  pek  çok  mücadeleler  yapıldığı  da  herkes  tarafından  bilinir.

İşte  biz  TC.  İnkılap  Tarihi  ve  Atatürkçülük  Dersi  öğretmenleri  II.  Meşrutiyeti  zorunlu  kılan  sebepleri  anlatırken  bir  isimden  bahsederiz.  Bu  isim  Resneli  Niyazi  Bey'dir.  Ancak  onun  adından  ders  kitaplarında  sadece  bir  cümle  ile  bahsedilir:  ''Resneli  Niyazi  Bey'in  emrindeki  kuvvetlerle  dağa  çıkması (  İsyan  etmesi )  da  Padişahın  (  II.Abdülhamit )  Meşrutiyeti  ikinci  kez  ilan  etmesinin  en  önemli  sebeplerinden  birisidir'' deriz  kısaca.

Peki  kısaca  bir  cümle  içinde  ismi geçen  Reneli  Niyazi  Bey  tam  olarak kimdir  aslında?  '' Ne  şehittir  ne  gazi,  pisi  pisine  gitti  Niyazi''   ve  ''  Geyik  Muhabbeti''  ile  ilgisi  nedir?

Niyazi  Bey  1873  de  bugünkü  Makedonya'nın  Resne  şehrinde  doğmuştur.  Manastır  askeri  rüştiyesi  ve  askeri  idadisinden  sonra  İstanbul'da  Harp  Okulunda  okumuş  ve  1896  da  piyade  teğmen  olarak  orduya  katılmıştır.  Askeri alanda  ilk  başarısı  1897 deki  Yunan  Harbinde  bütün  bir  Yunan  birliğini  esir  etmesidir.  Ancak  bu  savaştan  sonra 1903  yılına  kadar  Ohri'de pasif  bir  görev  olan  depo  subaylığında  görevlendirilmiş  1903 den itibaren  Resne  kumandanlığına  getirilmiş, bu  görevi  sırasında  dört  yıl  Sırp  ve  Bulgar  çetelerine  karşı  başarılı  bir  mücadele  verdiği  için  1907  de  kolağası  (  Yüzbaşı )  Rütbesine  yükseltilmiştir. Oldukça  gözü pek  ve  iyi  bir  silahşordür  aynı  zamanda.

Daha  sonra  Enver  Bey'in  de  etkisi  ile  İttihat  ve Terakki Cemiyetine  katılmıştır. 

1907  yılında İngiltere  ve  Rusya  arasında  yapılan  Reval  görüşmeleri  Osmanlı Devletinin  Balkanlardaki  topraklarından  atılmasını  öngördüğünden  pek  çok  vatansever  subay  gibi  Niyazi  Bey  de  bu  durumdan  kurtulmanın  çaresini  Meşrutiyetin  yeniden  ilan  edilmesi  olarak  görüyordu.  Kendisini  ve   hareket  noktasını  şöyle  ifade  ediyordu:  Siyaset istikametinde Mithat Paşa’nın, edebiyat sahasında Şinasi’nin, millet yolunda Namık Kemal’in çocuklarıyız.”

Derken  efendim  Resneli  Niyazi  Bey  1908  de  Ohri'de  dağa  çıkarak  isyanı  başlattı.  Üzerine  gönderilen  kuvvetleri  ya  yendi  ya  da  üzerine  gönderilenler  ''  biz  kardeşlerimize  kurşun  sıkmayız''  Diyerek  ona  katıldılar.  Böylece  ünü  daha  da  yaygınlaştı.

O  ''Biz Kanun-i Esasi’nin hemen bugün meriyete konmasını istiyoruz. Eğer hükumet bunu sağlamazsa millet zorla alacaktır.''  Diyordu  ve  parolası  da  ileride  ''  Ya  istiklal  ya  ölüm  ''  olarak telaffuz  edilecek  bir  parolaydı:  '' Ya ölüm ya vatanın kurtuluşu.”

İşte  bu  uzun  ve  yorucu  mücadeleler  sonucunda  23  temmuz  1908  de  Meşrutiyet  ikinci  kez  ilan  edilir.  Lakin  bu  sefer  de  yine  bilindiği  gibi  31  Mart  ayaklanması  patlak verir.  

31  Mart  ayaklanması  üzerinde  de  uzun  uzun  konuşmayacağım.  

Bu  ayaklanma  üzerine  Selanik'te  hazırlanan  Hareket  orusu  İstanbul'a  gelir.  Gelen  bu  ordunun  içinde  Niyazi  Bey  de  bulunmaktadır  (  Mustafa  Kemal  de   baş  komutanlığını  Mahmut  şevket  paşa'nın  yaptığı  bu  ordunun  içinde  bulunmaktadır.)  

Hareket  ordusu  ile  İstanbul'a  gelen  Resneli  Niyazi,  İstanbul'da  krallar  gibi  karşılanır. Lakin  kısa  süre  sonra  İttihat  ve  Terakki  ileri  gelenlerinin  şahsi  menfaatlerini  memleket  menfaatlerinin  üstünde  tutmaları  yüzünden  İstanbul'da  kalmaz.   Balkan  Savaşlarının başlaması  üzerine Cevdet  Paşa'nın  komutasındaki  orduya  katılıp  savaşa  katılır.  Ancak  Osmanlı  Devleti  savaştan  yenilgiyle  çıkınca  tekrar  İstanbul'a  gelmeye  karar  verir.

Niyazi  Bey,  İstanbul'a  ancak  deniz  yoluyla  gelebilirdi.  O  sebeple  de  Bugün  Arnavutluk  sınırları  içinde  olan  Avlonya  limanına  gelir.  Ancak  bu  limanda  vurularak  öldürülür. Ölümü  bir  sır  olarak  kalır.  Onu  vuran  büyük  ihtimalle  bizzat koruması  olan  şahıstır    fakat  niçin  vurulmuştur?  Onun  vurulmasını  kim  emretmiştir?  Bütün  bunlar  sır  olarak  kalır.  

Niyazi  Bey'in  öldürülmesi  üzerindeki  esrar  perdesi  bir  türlü  aydınlığa  kavuşturalamadığı  için  de  halk  arasında  arkasından  ''  ne  şehit  oldu  ne  gazi,  pisi  pisine  gitti  Niyazi  ''  Diye  sözler  söylenir  ve  bu  söz  adeta  bir  deyim  olarak  dilimize  yerleşir.   

Peki  Geyik  Muhabbeti?

Resneli  Niyazi  Bey'in  isyan  ettiği  dönemlerde başında bulunduğu gruplardan biri Perister’den geçerken, bir geyik tabura katıldı. Geyik taburun en önünden giderek, adeta sefere katılıyordu. Resneli Niyazi’nin bu geyiği sahiplendiği ve adını “Rehber-i Hürriyet” koyduğu bilinmektedir. Geyik bu günden sonra Resneli ile neredeyse her yere gitmiştir. Çok ünlenen geyik, Resneli ile İstanbul’a gelişinde, meraklıları ve hatta Padişah tarafından ziyaret edilmiştir. Dönemin gazeteleri de geyiği birçok kez sayfalarına taşımıştır. Günümüzde de kullandığımız “Geyik Muhabbeti” kalıbının çıkışı da bu olaydır. Evet,  geyiğin  muhabbeti  o  kadar  çok  yapılmıştır  ki  ''  Geyik  Muhabbeti''  sözü  de  işte  bu  geyikten  çıkmıştır (  Aslında  bir  geyik  değil  ceylandır  resimde  de  görüldüğü  gibi.  )

Tarihi bir şahsiyet olan  Resneli  Niyazi  Bey ve  onun  etrafında  oluşturulan  iki  deyimin  hikayesi  kısaca  bu.

Eşine  yazdığı    bir  mektubunda  ''Bizi vatan besledi, büyüttü. Vatan olmasa biz de yokuz demektir. Gerçi seni çok severim fakat toprak ve vatanımızı dünyada her şeyden ziyade severim. ''  Diyen  bu  insanın  -  eğrisyle  doğrusuyla-  vatanseverliğinin  hürmetine  Rabbimden  onun  için  rahmet  diliyorum.  Allah  taksiratını  affeylesin.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( ''ne Şehittir Ne Gazi Pisi Pisine Gitti Niyazi'' Ve ''geyik Muhabbeti' başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 18.05.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.