Pis Araplar - Kahraman Anzaklar 5. Bölüm
Pis  Araplar -  Kahraman  Anzaklar  5.  Bölüm
PİS  ARAPLAR -  KAHRAMAN  ANZAKLAR  5.  BÖLÜM

Eski  bir  Anzak 1969 da   Çanakkale'ye  gelir,  burada  gezerken  bir  şekilde  Atatürk'ün  1934  yılında  -  başta  Anzaklar  olmak  üzere -  düşmanlarımız  olan  askerleri  övücü  bir  konuşma  yaptığını duyar  ve  o  konuşma  metnini  yazarak  ülkesine  döner.  Ülkesinin  yetkilileri  de  heyecanlanır  ve  durumu  Türk  Tarih  Kurumu  başkanı  Uluğ  İğdemir'e  bir  mektupla  sorarlar.

Uluğ  İğdemir  cevaben  '' Şükrü  Kaya'nın  10  Kasım 1953  de  Dünya  Gazetesinde  yayınlanan  bir  röportajında  o  sözlerin  geçtiğini  bildirir.

İşin  ilginci Şükrü  Kaya  1934 de  değil  1931  de  gitmiştir  Çanakkale'ye. O  halde  neden  1934 de  gittiğini  söylemiştir?  Büyük  ihtimalle  o  sırada  tam  70  yaşında  olan  Şükrü  Kaya  tarihleri  karıştırmıştır.  Öte  taraftan  bu  röportajda ''  Atatürk  bana  bir  metin  verdi  ve  aynen  okumamı  istedi ''  demiştir  ama  bahsi  geçen  metinde  ''  Conilerle  Mehmetler  arasında  bir  fark  yoktur ''  ibaresinin  olduğunu  söylememiştir.

Bir  diğer  husus  10  Kasım  1953  Mustafa  Kemal  Atatürk'ün  naaşının  Ankara  Etnoğrafya  Müzesinden Anıtkabire  taşındığı  tarihtir. Böyle  bir  günde  Dünya  gazetesi  Şükrü  Kaya  ile  Anzakları  yüceltmek  amacına  yönelik  böyle  bir  röportajı  niçin  yapsın  ki?  Kaldı  ki  10  Kasım  1953  Tarihli Dünya  Gazetesine baktığımız  zaman ( 6  No  lu Resim)  Böyle  bir  röportaj  değil  ''Sen Ölmezsin  Atatürk''  başlığı  ile  bir  yazı ve  Atatürk'ün  naaşının  Anıtkabire  nakli  ile  ilgili olarak  yapılacak  törenlerden  bahsedildiğini görmekteyiz.

Peki   o zaman  neden  TTK  Başkanı  Uluğ  İğdemir  böyle  bir  açıklama  yaptı  Avustralyalılara?  

Kesin  bir  şey  söylemek  mümkün değil  ama  yazdığı  ''Atatürk'ün  Yaşamı ''  adlı  kitabın  I.  Cildinde ( Sa 23 )  açık  açık  olmasa  da  dolaylı olarak  Mustafa  Kemal  Atatürk'ün  Sabatayist  olduğunu  ima  eden  Uluğ  iğdemir  büyük  ihtimalle  ona bu  yolla  da  bir  gol  atmaya çalışmış  ama  bizim  milletin  ''  Nasıl ya?  Atatürk  gibi  bir  milliyetçi  nasıl  olur  da  Conilerle  Mehmetçiği  aynı  kefeye  koyar''  Diyerek  Atatürk'e  cephe  açacaklarını  umarken  tam  tersi  ''  Atam !  Sen  ne  büyük bir  insansın.  Bu  nasıl  bir  insan  ve  barış  severliktir''  Diye  göz yaşları  dökeceklerini  hiç  hesap  etmemiş  olabilir.  

Evet,  komplo  teorisi gibi  olsa  da  başka  bir  ihtimal  düşünemiyorum.

Nitekim Uluğ  İğdemir  1978 de  Avusturyalıların  kendisine  gönderilen  mektupta  Avusturyalıların  O  metin  altına  1931   Kamel  Atatürk  yazdıklarını,  metinde  de  ''  Coniler  ile  Mehmetler  arasında  bir  fark  yoktur  ''  ibaresini  görmüş  fakat  sadece  1931  değil  1934  olduğunu  ve  Kamel  değil  Kemal  yazılmasını  istemiş,  başka  da  bir  şeye  itiraz  etmemiştir.  

Bu  gelişmelerden  sonra  kendileri  nezdinde  ''Anzak  Koyu ''  olan  Arıburnu'nun  resmen  ''Anzak  Koyu ''  olması  için  çalışmlar  başlatmış  Avusturya  hükumeti  ve  bu  çalışmaların  sonucunda  en  büyük  Atatürkçü (!)  Kenan  Evren  sayesinde  1985  yılında  Türkiye'de  de (  Çanakkalede )üzerinde  ''  Burada  kanlarını  döken  kahramanlar...Conilerle  Mehmetler  arasında  bir  fark  yoktur ''  yazan  kitabe  dikilmiştir.

Yok  yok  itiraz  etmeyin  Kenan  Evren'in  en  büyük Atatürkçü  olduğuna.  Onun  döneminde  artık  beden  eğitimi  dersinde  bile  Atatürkçülük  konularını  nasıl  işleyeceğimizi  yıllık  ve  günlük ders  planlarında  belirtmek  zorundaydık.  Öyle  ki neredeyse  yemeğe başlarken,  bir  yudum su  içmeden  önce  ''  Bismillahirrahmanirrahim''  Yerine  ''Esirgeyen  bağışlayan  Atatürk  adıyla''  diyecek  kadar  Atatürk ile  dolduruldu(!)  dünyamız. 

Ve 2002 Yılı...

Artık Türkiye'de  ''  Bizim  Referansımız  İslamdır''  Diyen  bir  siyasi  parti iktidardadır.  İşte  bu  partinin  iktidarı  bazılarının  hiç  içine  sinmemiştir.

2005 Yılında  Çanakkale'de  bir  düzenleme  yapmaya  koyulur  mevcut  iktidar. Bu  çerçevede  artık  harabe  haline  gelen  o  meşhur  anıt  üzerindeki  harfler  kazınır.  Aslında  hükumetin  amacı  anıtı  daha  güzel  bir  hale  getirmektir.  Ancak  bizim  Atatürkçüler  kazan  kaldırır  '' Üzerinde  Atatürk'ün sözleri  olan  anıtı  bu  iktidar  ortadan  kaldırıyor''  Diye.  Oysa  ortadan  kaldırılan  bir  şey  yoktur  görüldüğü  gibi.  O  anıt (!)  yenilenmiş  ve  eskisinden  daha güzel  bir  hale  getirilmiştir.

Evet, 1985 den  beri   üzerinde '' Conilerle  Mehmetler  arasında  hiç  bir  fark  yoktur '' yazılı  kitabe  tüm  milletimizin  ziyaretine  açıktır  ve  Çanakkale'de  düşman  mezarlıklarının  olduğu  topraklar  Lozan  Antlaşması  mucibince  zaten  o  düşmanların  toprakları  olduğu  halde  yine  de  aynı  antlaşmaya adı  Arıburnu  olarak  geçmiş  olan  o  kara  parçasının da 1985 den itibaren resmi  olarak  ''Anzak Koyu''  dur. 

Mustafa  Kemal'in  '' Ben  size  Taarruzu  değil  ölmeyi  emrediyorum''  dediği  toprakların  ''Anzak  Koyu  ''  olmasına  da  itirazları  olmamıştır  bizim  Atatürkçülerimizin (!)

Pis  Arabın (!)  pis  kokularına (!)  asla  tahammülleri olmayanlar  kahraman (!)  Anzaklarla  her  sene  25  Nisan'da  birlikte  '' Şafak  Ayinleri''  Bile  yaparlarken  25  Nisan  1915  in  hem Düşman'ın  Gelibolu  Yarımadasına -  Türk  kanı  dökmek için-  ilk  çıkarmayı  yaptıkları  gün  hem  de  Ermenilerin  neredeyse  tüm dünyaya  kabul  ettirdikleri  Ermeni  Soykırımı ''  günü  olduğunun farkında  bile   değildirler...Yok  yok  yanlış  söyledim.  Kesinlikle  farkındadırlar. 

-SON-

NOT: Uluğ  İğdemir  yukarıda 3 nolu  resimde  yer  alan  o  sözlere  kitabında  yer  vermiş  olmakla  beraber  açıktan  açığa  Atatürk için  ''Kesin  Sabatayisttir.''  dememiş  ancak hakkında  böyle  bir  iddianın olduğundan  bahsetmiştir. 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Pis Araplar - Kahraman Anzaklar 5. Bölüm başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 13.07.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.