Nilgün Marmara'ya Mektuplar -1-
Nilgün Marmara'ya Mektuplar -1-


‘’Sonra buradan giderdim bir hiç için.’’(Nilgün Marmara)

 

Sarkıtın gizeminde saklıyım bir de aşkın merhalesinde.

 

D/okuduğum satırlara yabancı çoğu gölge: adı üstünde: gölge.

 

Bir mersiye niteliğinde, üstünü kapatıyorum düşlerimin yoksa üşengeç mevsim üşütür dizelerimi.

 

Tenimde var kaygı ve titrimde yoksa tininde aymazlığın dokunulmazlığı mı saklı muteber yalanların?

 

Ölüm nakşeden dizi dizi incelerden ayrı bir sağanağım ben: adı üstünde: sağanak.

 

İklimi refüze eden salkım saçak bir bulutum ve unutulduğuma dair her yalancı şarkı.

 

Sıfatlar var izimi süren.

 

Sıfatlar var izini sürdüğüm.

 

Şafak var aslında afaki deyip de işin içinden çıkamadığım ve sırıtkan muhbirler var her nasılsa Tanrı’ya uzak ve yabancı.

 

İmler tehdit ederken tedirginliğimi bağışlıyor yüce Yaratan: biliyorum, biliyorum işte. Kıyamet öncesi küçük bir tören düzenliyorum içimdeki melekelere.

 

Aşktan hicap eden bir insan ırkı var doluşan koridorlarda ve geçit vermeyen yolları kesen kindar ve kirli yürekler var. Adı: yürek ama nemalandığı yediği yürekle ahkâm kestiği ısrarcı bir yokluk.

 

Varlığın hicvine baş koyuyorum ve hiçliğin sarmalında bir veda hutbesi dillendiriyorum haddim olmayarak umarım Tanrı affeder beni.

 

Sonlanması gereken bir şeyler var ve de yolunda gitmeyen ve doğanın örtüsü de kirlendi ve altındaki toprak unutkan ve dargın.

 

Ekilmeyi bekleyen yürekler var, sonsuza kadar nadasa kalmış bu yüzden çocuklar ölüyor ve bebekler anne karnında şiddetle tanışık.

 

Zamanın da örtüsü pek bir dalgalı ve haftaya başlamadan ay sonlanıyor; ay başlamadan da sene.

 

Seneler ekiyoruz aklımızca ve yeni seneyi coşkuyla karşılıyoruz oysaki eski senede saklı ölülerimiz ve bitmeyen acılarımız derken faz iziyle büyüyor acı denizi ve lenduha sanrılarla bulutlar kirleniyor bu sefer ve gökyüzü de yetmiyor kirletiyoruz birbirimizi.

 

Sevgi, demeye korkuyor insan ve sevmeye de yine sevmeden duramıyor kimi iklim hala geçiş hakkı tanımamışken bir sonraki mevsime.

 

İnsanlar yol vermiyor birbirine.

 

Biriken bir şeyler var ve de nutku tutulan sonra birbirini suçluyor herkes ve ölüm baş rolde ve bir adım ötesi zulüm yüklenmiş beyitler şiirleri öldürüyor aslında mazlumun yüreği linç ediliyor.

 

Kelamın beratı mı yoksa ya da kalemin?

 

Haznesinde saklı umutla yola çıkan şafak ve şafağı atan pervasız gece.

 

‘’Oysa ne kadar kendinden emin gece! Gören bir yetişkin… sürekli yenileyen ve yenilenen, ölümü unutmadan yaşama tutkun dinginliği genleştirerek her an duyumsata…’’ (Nilgün Marmara)

 

Aşkın hacmine sığmıyor yalanlar ve yalan sevdalar, metazori âşıklar.

 

Kirlenen bedenler ve lanetli çoğu insan aslında masum doğan ama masumiyetini bir avazda sonlandıran.

 

Hadislerin eşliğinde ve de hadiselerin… yine de akıllanmıyoruz.

 

Akil yürekler atıfta bulunuyor ihtirasın ayak sesine kulak kabartan şehvetin güncesi karalanıyor sakilce.

 

Ümidin terlediği.

 

Aşkın bazen yokladığı.

 

Ve içtimada iç ses yine dış sesin asla kesilmediği ve bir orta yolun da bulunamadığı.

 

Aşkın da körebesi ve sobelenen sanrılar.

 

Diyetini ödüyoruz ne de olsa ve diyemediğiz ne ise sonlandırıyoruz ve izin veriyoruz birilerinin hayatının sonlanmasına.

 

Ruhun şad olsun, sevgili Nilgün Marmara.

 

Aynı semtin çocukları ve aynı okulun bahçesinde koştuğumuz ve bir yabancı olduğuna da inanmadığım yüreğin ve ruhun rahat etsin mekânında.

 

Sahip çıkamadığımız çok şey var ve sahip çıkılmaktan da ümidi kestiğimiz.

 

Son olsun dileğimle ne de olsa bahşedilen hayatlar bize bir emanetidir Yaratanın.

 

Sevgimle.

 

Yeniden görüşeceğiz ve tanışacağız da bir gün.

 


Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Nilgün Marmara'ya Mektuplar -1- başlıklı yazı Y. GÜLÜM tarafından 10.04.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.