03.15--örtün Yüreğini Üşümesin
03.15--örtün Yüreğini Üşümesin
Bazı kitaplar vardır insanlara mutsuzluk verir. Örneğin Matematik ders kitabım bana hem ortaokul hem de lise yıllarımda çok mutsuzluk vermiş, hayatımın üç yılına sebep olmuştu. Ama bazı kitaplar da insana mutluluk verir. 

Yok yok yanlış anlaşılmasın ''03.15'' Sizlere mutluluk verecek bir kitap değil. Her şeyden önce o bir mizah ya da eğlence kitabı değil. Eee o halde niçin bana mutluluk veriyor?

Bana mutluluk veriyor çünkü yazarı çok sevdiğim ve saygı duyduğum arkadaşım Sebahat Karagöz... Zaten fondaki resimden bunu sizler de görüyorsunuz.

Ucundan kıyısından edebiyat dünyasının içinde bir insan olarak bir arkadaşımın bir  eser ortaya koyması beni her zaman mutlu etmiştir. Çünkü kitapları yazarların, çocukları gibidir. Herhangi bir arkadaşımızın bir çocuğu dünyaya geldiğinde nasıl sevinirsek aynen o şekilde bir yazar arkadaşımız bir eser ortaya koyduğunda da ben kendi adıma bundan sevinç  ve hatta gurur duyarım.

İlk kez ''İmera Feram'' adlı şiir kitabıyla okuyuculardan çıraklık belgesi almış olan değerli arkadaşımız Sebahat Karagöz, ikinci kitabında bizlere bir sürpriz yaparak bir deneme yazıları kitabı olan '' Köşeye Sıkışanlar''ı yazdı ve  okuyucudan kalfalık belgesini de aldı. Üçüncü kitabını ise yine bir sürpriz yaparak roman türünde yazdı ve eminim ki okuyucu bu esere ustalık belgesini de verecektir kesinlikle. Zira bu eser böyle bir belgeyi kesinlikle hakkediyor. Eseri ilk okuyan kişi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. 

Evet  Sitemizin değerli şair yazarlarından Sebahat Karagöz arkadaşımızın ''03.15 '' adlı kitabından bahsederken dikkat ederseniz hep eser dedim. Ancak bu kitaba sadece eser demek ona yapılacak bir haksızlık olur çünkü kitabı okuyunca sizler de göreceksiniz ki bu kitap sadece bir eser değil, tam bir şaheserdir.

Peki nedir bu kitabı şaheser yapan ?

Mutlaka piyasaya '' Okuyucularla buluşsun, bol bol okunsun'' Diye çıkan her kitapta yazarının emeği vardır. Ancak bu kitap öyle bir çırpıda, bir ayda ya da bir kaç ayda değil tam dört yıl üzerinde uğraşılarak, büyük bir titizlikle yazılmıştır. Yani dört yıllık bir emeğin ürünüdür. Tabii ki bu dört yılın öncesinde belirli bir hazırlık safhası da vardır.

''03.15'' i elime ilk aldığımda '' Of yaaa, bu 400 sayfayı aşan kitabı kaç günde bitiririm Allah bilir?'' Demiştim ama bir gün bile sürmedi okuyup bitirmem. Çünkü elime aldığım andan itibaren bir anda kendimi kitabın içinde buldum. Her sayfa adeta mıknatıs gibi '' Beni de oku '' Diye kendine çekiyordu. 

İyi de ne vardı bu kitapta bu derece sürükleyici olan?

Bu kitapta her şeyden önce aşk vardı. 

Yok yok, öyle Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, ya da Fabrikatör Hulusi Beyin kızı Nâlan ile Çoban Erol'un aşkı türünden vıcık vıcık bir melodramdan bahsetmiyorum aşk derken. Bazen güldüren, bazen kızdıran, bazen kıskandıran, ama karşılığının olup olmadığını bile anlamadığımız bir aşktan bahsediyorum. Ama aşkın içinde dahi öyle bir aşk vardı ki işte o aşk diğer tüm aşkların önüne geçiyordu. 

Kısaca Bahar ve Oğuz'un aşkıydı söz konusu aşk. Ama Oğuz bir başka sevgiliye daha aşıktı ve Bahar bunu biliyor, Oğuz'u uçan kuştan, esen yelden kıskandığı halde işte bu aşkından kıskanamıyordu. İşte bu aşkın adı vatan aşkıydı.

Peki bu 400 sayfayı aşkın sayfası olan kitapta sadece Bahar- Oğuz aşkı ya da hem Oğuz'un hem de Bahar'ın aşkı olan vatan aşkı mı anlatılıyor sadece?  Hayır. Bu kitapta böyle bir aşkın yanı sıra sarsılmaz dostluklar, kardeşten ve akrabalardan çok daha yakın arkadaşlıklar, insanı insan yapan erdemler konu ediliyor.

Kitabı okurken bir anda kendinizi İzmir'in, Aydın'ın yakıcı güneşi altında buluyor ve pek çok tarihi eseri tanıyorsunuz sonra bir anda Karadeniz'in serin yaylalarında horon tepiyorsunuz.

Bazen çok yakın bir geçmişin, bazen de biraz daha uzak geçmişlerin acı olayları içinde bulacaksınız kendinizi.

Oğuz ve Bahar aşkı dışında pek çok yaşanmışlıklar ile karşılaşacak, bazen onlarla gülecek, bazen onlarla ağlayacaksınız. 

Bitti mi peki kitaptaki sürprizler?

Hayır.

Bu kitapta aslında koskoca bir ömrün sadece iki senelik bir bölümü var.

Bir insan sadece iki sene içinde ne yaşayabilir ki?

Kimine göre hiçbir şey, kimine göre koskoca bir ömür... Hele de her şey 03.15 de başlamış ve yine 03.15 de bitmişse...

Peki nedir 03.15 ?

Kimine göre yelkovanın akrebi kovalamaktan yorulduğu ve ikisinin de durduğu basit bir an;kimine göre kendisinden başka her şeyi teferruat olarak gören ve adına ‘’Vatan’’ dediğimiz aşk, kimine göre ise Züleyha’nın Yusuf’a özlemi, Mem’in, Zin uğruna zindanlardaki ahı, Pompe’nin üzerine yağan ateş, İsa’nın çarmıhtaki çilesi ya da Muhammed’in ( S.A.S) Miraca yükselmesi.

Belki de hepsi birden...

Belki mi yoksa kesinlikle hepsi birden mi? İşte bu sorunun cevabını kitapta bulacaksınız.

'' 03.15 ''in  Bence mutlaka kütüphaneniz ya da kitaplığınızda bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyor değerli arkadaşımız Sebahat Karagöz'e bol okurlar ve daha nice böyle güzel eserler diliyorum.



Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( 03.15--örtün Yüreğini Üşümesin başlıklı yazı Sami Biber tarafından 23.10.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.