İlginç Bir Cinayet
İlginç Bir Cinayet



Ne oluyordu bu kadına? Yaklaşık bir aydır odasına kapanıp saatlerce birileriyle fısıl fısıl ne konuşuyordu? Yoksa,  yoksa bir sevgili mi bulmuştu? Eğer öyle ise bu büyük bir felaket olurdu zira yeni bir sevgili demek akabinde yeni bir koca demekti. Bu da trilyonluk servete tamamen yabancı birinin ortak olması anlamına geliyordu ki bunu ne kocası Haldun, ne kayınbiraderi Sadun ve karısı Hülya'nın  ve tabii ki ne de kendisinin kabullenmesi mümkün değildi.

Seval'in içi içini yiyordu. Acaba kaynanası kendisine bir sevgili mi bulmuştu? 

Kaynanası Taciser genç sayılırdı. Oldukça da alımlı, kendine bakan, güzel bir kadındı. Kayınpederi Hikmet Bey geçen sene 80 yaşında nalları diktiğinde ardında iki oğul, iki gelin, beş torun, 50 yaşında dul bir eş ve triyonluk bir servet bırakmıştı. Elbette ki bu trilyonluk servete bedavadan konmak isteyen bir sürü para avcısı Taciser Hanımı boş koymayacak, etrafında kasap köpeği gibi dolanıp duracaklardı. Acaba böyle birine mi gönlünü kaptırmıştı?

Sadun ve Haldun her ne kadar babalarının ölümünden sonra annelerine kesin ültimatom verip ''Eğer bir evlilik yaparsan bir daha ne bizi ne de torunlarını görebilirsin.'' Deseler de ve dahi Taciser Hanım her ne kadar '' Ayol deli misiniz? Bu yaştan sonra kocayı ne yapayım? Bana sizler ve özellikle torunlarım yeter de artarsınız. Merak etmeyin ne evlilik ne de bir sevgili edinme olmayacak. İçiniz rahat etsin'' Diyerek herkesi rahatlatmış ise de son zamanlardaki halleri hiç de hayra alamet değildi.

İşte şimdi yine gelen bir telefon üzerine odasına doğru hareketlenmişti. Mutlaka para avcısı sevgilisi ile konuşacaktı. Çaktırmadan dinlemeliydi bu konuşmayı.

Taciser Hanım salondan kendi odasına geçtiği anda Seval kulağını kapıya dayadı. Hatta içerideki sesleri daha iyi duyabilmek için kapıya bir de kadeh dayamıştı. 

Kaynanası şuh kahkahalar atarak konuşuyordu para avcısı ve muhtemelen jigolo olan bir mendeburla.

-Hayatım niçin anlamıyorsun. Seninle birlikte olabilmem için tüm pürüzleri halletmem lazım. 

-.....

-Senin için önemli olmayabilir ama benim için oldukça önemli.

-......

-Asıl sorun oğullarım ve gelinlerim mi?  Valla ben kafaya koydum. Bütün varislerimden kurtulacağım. Hepsini yok edeceğim. Büyük, küçük ne varsa yok edeceğim.

-.....

-Evet, bazı tehlikeleri var elbette ama bazı riskleri göze almadan, acılara katlanmadan olmuyor.

-......

-Sen merak etme Refik, bu işi sklerozan ile hallediyormuş. 

-.......

-Yok hayatım. Varislerimden kurtulmadan olmaz. Lütfen ısrar etme. 

-........

-Ay merak etme dedim ya. Adam en ufak bir iz bile bırakmıyormuş. 

-.........

-Çok mu zalimim?  Ha ha haaaa.  Öyleyimdir biraz.


Seval duyduklarına inanamıyordu. Aynen tahmin ettiği gibi kaynanası olacak cadaloz bir manita yapmıştı kendisine ve onunla rahat bir hayat sürmek için bütün varislerini yani iki oğlunu, iki gelinini ve hatta sözde canı gibi sevdiği torunlarını ortadan kaldıracaktı. Bunu Refik denen bir kiralık katile yaptıracaktı. Refik denen o şerefsiz de kaynanasının yanlış telaffuz ederek sklerezon dediği arsenikle yapacaktı bu işi. 

'' Vay içten pazarlıklı domuz vay. Gören de çocuklarını, torunlarını, gelinlerini çok seven, yüreği sevgi dolu biri sanır bu aşüfteyi.  Meğer içinde tam bir şeytan saklıyormuş.'' Diye düşünen Seval, biraz da yakalanma korkusuyla dinleme işine son verdi.  Kaynanası ise hâlâ kahkahalar atarak konuşmasına devam ediyordu.

Durumu Haldun'a ya da Sadun'a anlatsa hayatta inanmazlardı annelerinin böyle alçakça ve korkunç bir plan içinde olduğuna. Çünkü Taciser Hanım gerçekten de torunlarını çok çok seviyor, her gün onlarla saatlerce vakit geçiriyor, onların her isteğini yerine getiriyor, torunlarını oyuncak manyağı haline getirdiği gibi eğitimleri ile de tamamen kendisi ilgileniyordu. Görünüşte torunları bir yana, dünya bir yana bir büyük anne idi.

Oğullarına karşı da oldukça anlayışlı, gelinlerini ise adeta kendi kızları gibi el üstünde tutan bir kaynana görüntüsündeydi. Ama demek ki her şeye kadir olan aşk, kadının gözlerini kör etmiş ve kendi evlatlarını, torunlarını öldürecek düzeye getirmişti onu. Bir an önce harekete geçmeli, bu sorunu bizzat kendisi halletmeliydi.

Taciser Hanım, parası sayesinde oldukça güçlü bir kadındı. O bakımdan eğer evlatlarını, torunlarını ve gelinlerini ortadan kaldırmayı düşünüyorsa bunun önüne geçmek neredeyse imkansızdı ama Seval de boş bir insan değildi. Babası Satılmış her ne kadar alemde büyük iş adamı olarak bilinse de bir takım kirli işler çevirdiğini bilmeyen yoktu. Dolayısıyla bu sorunu kökten halletmesi için babasının adamlarına müracaat etmesi gerekiyordu.

Derhal evden çıktı ve babasına ait '' Şip-Şak Temizlik '' Şirketine gitti. 

Kapıda dikilip sigara tüttürmekte olan Ayı Hüso, Seval Hanımını görünce hemen sigarasını yere atıp ceketinin düğmelerini ilikledi ve saygıyla eğildi.

-Hoş geldiniz hanımım. Satılmış Babayı arıyorsanız bugün burada değil. Fabrikaya gitti.

-Yok, babamı aramıyorum. Bana sen lazımsın.

-Emret yoluna paspas olayım abla.

-Bak Hüso, fazla uzatmadan kısaca anlatacağım ne istediğimi.

-Buyur abla.

-Kaynanam Taciser'i ortadan kaldıracaksın. Hiç bir iz bırakmadan. Sonra dile benden ne dilersen. 

-Ohoooo.  Abla sen ne diyorsun? Öl de öleyim ama Taciser Hanım diyorsun. Öldür diyorsun.  O iş beni fersah fersah aşar.

-Bana karşı mı geliyorsun? 

-Estağfirullah abla da yani Taciser Hanım bu. Öyle kolay bir temizlik değil bahsettiğiniz temizlik.

-Peki Taciser kahpesinin hayatı senin hayatından daha mı kıymetli?

-Anlamadım.

-Sen şimdi benim istediğimi yapmazsan, ben de babama bir iş için geldiğim burada senin bana cinsel saldırıda bulunduğunu anlatsam ne olur?

Ayı Hüso iliklerine kadar titredi. Satılmış Baba böyle bir haber üzerine onun derisini yüzer, içine saman doldururdu.

-Abla sen melek gibi bir insansın. Yapmazsın böyle bir şey değil mi?

-Ha ha haaaa. Şeytan da melekti zamanında.  Şimdi ben söyleyeceğimi söyledim. Bundan sonrası sana kalmış artık. Bolca para mı kazanmak istersin yoksa derinin yüzülmesini mi buna sen karar vereceksin.

Ayı Hüso çaresiz '' Kabul '' derken bir taraftan da bir babaya kapılanmanın, sonunda başına böyle bir bela açması sebebiyle kaderine lanet ediyordu içinden.

*****

Seval ile Ayı Hüso arasındaki bu konuşmadan iki gün sonra bütün tv kanalları ve gazeteler flaş haber olarak şöyle bir haber verdiler:

''Ülkemizin en büyük sanayici ve iş adamlarından olan rahmetli Hikmet Karun'un eşi Taciser Karun, bugün saat 14.00 dolaylarında Şile yolu üzerinde arabasında kurşun yağmuruna tutularak öldürülmüştür. Polis her yerde olayın faillerini aramaktadır. ''

*********

Seval televizyondaki haberi seyredip içinden '' Helal olsun Ayı Hüso'' Diye geçirdi ve derin bir oh çekti. Çok tehlikeli bir beladan kurtulmuştu. Şimdi bol bol çok üzülmüş gelin rolü yapabilirdi. 

Çocuklarının '' Anne ne olmuş babaannemize?'' Diye sormaları üzerine neredeyse '' Ne olacak? Sizleri kurtarmak için geberttim şerefsizi.'' Diyecekti ki kendini topladı ve hıçkırıklar içinde cevap  verdi: '' Babanneniz meleklere karışıp cennete uçtu yavrularım''  

Sonrasında öyle bir vaveyla kopardı ki gören bir kaynana değil de kendi annesi ölmüş bir kadının feryad-ı figanı sanırdı bunları.

Böyle haykıra haykıra ağlarken evin hizmetçisi usulca yanına yaklaştı.

-Hanımım. Refik adında bir doktor arıyor.

-Allah Allah. Refik diye birini tanımıyorum. Mesele neymiş?

-Taciser Hanımla ilgiliymiş.

Seval titredi bir an. Taciser'in sevgilisi olacak domuz muydu acaba bu Refik?  Gerçi bu isim kulağına hiç yabancı değildi ama.

Hemen telefona gitti.

-Buyurun. Ben Seval Karun. Benimle görüşmek istemişsiniz.

-Seval Hanım. Ben Doktor Refik Neşteroğlu. Siz Taciser Hanımın nesi oluyorsunuz?

-Ben geliniyim. Bir şey mi vardı?

-Bugün varis tedavisi için bana gelecekti de. Randevu saati geçiyor ve kendisine ulaşamıyorum bir türlü. 


 NOT: Resmin konumuzla çok fazla bir ilgisi yoktur.  Bu arada 2000 Yılında bir gazete 100.000 Tl imiş iyi mi? )))

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( İlginç Bir Cinayet başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 26.10.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.