Hangi Kızla Evlenmeli? / Dest-i İzdivacınıza Talip Olabilir Miyim?—2. Bölüm--
Hangi Kızla Evlenmeli? / Dest-i İzdivacınıza Talip Olabilir  Miyim?—2. Bölüm--
HANGİ KIZLA EVLENMELİ? / DEST-İ İZDİVACINIZA TALİP OLABİLİR  MİYİM?—2. BÖLÜM--


Bugün gelin Osmanlı Devletinin  son  günlerinde  gazetelere  verilen  evlilik  ilanlarında ilanı  verenlerin  neler  yazdıklarından  önce bu  konunun da  tarihine  inelim  biraz.

Daha  önce  de  belirttiğim gibi  1860  yılında  gazetenin  artık hayatımıza  girmesiyle  birlikte  hemen  olmasa da  zamanla  artık  gazeteler de evlenme  işlerine  yardımcı  bir  araç  haline  getirildi  ve  zaman  zaman gazetelerin  ilan  sayfalarında evlenmek  isteyen  kişiler  önce  kendi özelliklerini  ve  statülerini  belirttikten  sonra  aradıkları  eş adaylarındaki  özellikleri  yazarak  müstakbel  eş  arayışına  girdiler.

Ancak bu  konuda  öncü  sayılabilecek  yayın  organı  1920 lerde yayın  hayatında  olan  Şehir  Dergisiydi.

Yani ülke  bir  taraftan topyekun  bir  kurtuluş  mücadelesi  içindeyken  bir  taraftan da  bazı  beyefendiler(!) kendilerine  münasip  bir  hatun  derdiyle  düz duvara  tırmanmaktaydılar. O sebeple de böyle  dergilere evlilik  ilanları  veriyorlardı.

Bir  önceki  bölümde bir başka  örnek olarak  sunduğumuz  Samsun’da  yayınlanan  Musavvar Malumat Gazetesindeki  bir  kaç  evlenme  ilanı  örneğine  bakalım  şimdi.  Bakalım gençlerimiz nasıl  ilanlar  vermişler:

* '' Askerim. 700 kuruş maaşım var. Yaşım yirmidir. Bir  validem  var. Asil ve güzel bir kız ile izdivaç etmek istiyorum. Bunun için şu özelliklere sahip bulunması lazımdır: 14 ila 17 yaşında bulunması, Bir parça musikiye aşina olmalı, Benim maaşım kadar bir gelire sahip bulunması, Oldukça mutaassıp olmalı. Bu şartlar dahilinde dest izdivacı arzu edecek hanımefendilerin ya adreslerini bildirmesini veya gazetenizle adresime müracaat etmesini arz eylerim. (H.N.)''

* ''Otuz yaşındayım. Henüz evlenmedim. Asil bir aileye mensup olduğum gibi güzel ve asil bir hanım kız ile izdivaç edip bir aile teşkil etmek isterim. Dört bin lira gelirim var. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Yalnız ihtiyacım, iffet sahibi bir kız ile izdivaç etmektir. Benim ile teşriki hayat edecek olan refika-i müstekbalemin (müstakbel eşimin) serveti az veya çok olsa da kabul ederim. Asil bir aileye mensup olmak, yirmi yaşından küçük ve yirmi beşten büyük olmamalı. Okur yazar, biraz musikiye aşina olmalı. Bu şartlar dahilinde izdivaca talip olanlara adresimi bildiririm. M.H.''

* ''Samsunluyum. Samsun'da devair-i merkeziyeden (merkezi devlet işlerinde) en mükemmelinde dört yüz kuruş maaşla kitabette istihdam edilmekteyim. İki evim vardır. Birinde kendim oturuyorum, diğerini de kiraya veriyorum ve az çok araziye de malikim. Musikiye fevkalade merakım vardır. Huyum iyidir. Musikiye aşinayım. Yirmi yaşındayım. Münevver, musikiye aşina bir refika-i hayat ( Hayat yoldaşı)isterim. Refika-i hayatımın benden büyük bir yaşa malik olmasını istemem. Talep vukuunda fotoğrafını tetkik ederim. Daha bir çok olumlu özelliğe sahip bulunuyorum. Talip olanlar adresime müracaat buyursunlar. Samsun'da İskenderiye Oteli'nde Yusuf Ziya Bey vasıtasıyla. A.N.''

* ''On sekiz yaşına girmiş, kalbi, dimağı payitahtın nur-u irfan medeniyetiyle tenvir etmiş. (İstanbul'un çağdaşlığının ilim ışığı ile aydınlanmış) Samsun'un hava-yı samimiyetinde (samimi havası içinde) oldukça yüksek bir ailenin dest-i tertibinde (terbiyesi ve gözetiminde) büyümüş bir Türk genciyim. İçki kullanmam. Kahve nedir bilmem. Hoppalık, züppelik istemem. 15-16 yaşlarında, aklı başında, gözü evinde, eli kalbinde, tahsili yerinde, asil ve necip bir aileye mensup sevimli bir kızla evlenmek istiyorum. 500 kuruş aylık gelirim, mükemmel bir evim ve ufak bir arsam var.Ancak saadetimizin devamı için refika-i müstakbelimin (müstakbel eşimin) biraz servet sahibi olmasını dilerim. İstanbul için iç güvey girilir. Bu şartları kabul edenler olursa Samsun'da İskenderiye Oteli'nde Yusuf Ziya Bey delaletiyle (aracılığıyla) M.H. Bey'e müracaat etmelidirler.''

* ''Evlenmek istiyorum. Yaşım yirmi dokuz. Rütbem Mülazımevvel'dir.( Asteğmen) Maaşım sekiz yüzdür. Kimsem yoktur. İçki kullanmam. Halihazırda İstanbul'un en iyi yerinde vazife ifa etmekteyim. Refika-i hayatımda başlıca bulunması lazım gelen özellikler şunlardır, Evvela, yaşı 18-20 olmalıdır. Ayrıca orta halli bir aileye mensup olup, bir evi olmalıdır. Gözü kara ve boyu 1.64 olmalıdır. Bu şartlarla desti izdivacı arzu edecek hanımlar adresime bildirsinler. H.T''

* ''Ben bir zabitim. Rütbem Mülazım( Teğmen), memuriyetim şehirde. Yaşım yirmi altı. Yumuşak huyluyum, kadınlığın esaretinden müştekiyim (şikayetçiyim). İşret (içki) asla kullanmam. Tütün içmem. İdaremi bilirim. Başka gelirim olmadığı gibi kimsem de yoktur. Yirmi iki yaşlarında, iyi huylu, inas mektebi idadiyesi (Kız Lisesi) derecesinde tahsil görmüş, iyi evlat terbiye eder, ev işlerini yapmağa gücü yeter, musikiden anlar, sadeliği sever, bir refikaya talibim. Şartlar uygun olduğu takdirde evvela vekil veya velisinin  Musavver Malumat vasıtasıyla adreslerini bildirmelerini arz eylerim. (H. Celal)''

***

Cumhuriyet  dönemine  geldiğimizde  evlilik  ilanları  gazetelerde  yine  yayınlanıyordu  ama  bu  arada  gazete  ve  dergiler de gözlerini  açtılar  ve doğrudan  doğruya  yarışmalar tertip  etmeye  başladılar. Bugün  televizyonların  amacı  nasıl  reyting  ise  o  gün de  gazete ve  dergilerin  amacı  elbette  tirajı  yükseltmekti.

Mesela Cumhuriyet  döneminde  Haftalık  Mecmua  adlı  bir  dergi Medeni  Kanunun  kabul  edildiği  1926 Yılının Kasım  ayında  bir  yarışma  düzenlemişti.  Bu  yarışmanın  adı ‘’ Leyla’yı  Kim  Kazanacak?’’  Yarışmasıydı.

Dergi  hayali  bir  Salih  Paşa’nın  kızı  olan hayali  bir  Leyla  Hanımın  tüm  özelliklerini  ortaya  koyduktan  sonra  ona  talip  olan  yine  hayali erkeklerin  özelliklerini  sunmuştu  okuyuculara  ve  soruyordu: ‘’ Leyla Hanım kiminle  evlenmeli?’’

Elbette  Leyla  Hanım biriyle  evlenecekti  ve  bu  biri  gazete  okuyucularından  en  çok  oyu  almış  olan  kişi  olacaktı.  Bu hayali damada  oy verenler  arasında yapılacak  kurada  birinci  olana da  ödül  verilecekti tabii  ki.

Bu  ilk  yarışmada  Leyla  Hanıma  kimi  layık gördüler  de  baş göz  ettiler bilmiyoruz  ama  aynı  gazete 12 Mart  1927’de  bu  sefer ‘’HANGİ  KIZLA EVLENMELİ?’’  Başlığı  altında  bir  yarışma düzenledi. ( Daha  doğrusu ankettir  bunlar.)

Bu  sefer  sekiz  hayali  kız  belirlenmişti ve ankete katılanlar arasında birinciye 25, ikinciye 15, üçüncüye 10 lira verilecekti.

Bu  hayali  kadınlar  ve özellikleri  şöyleydi:

Ulviye Perihan Hanım: 

Uzun boylu güzel bir kızdır. Çamlıca Lisesi’ni bitirmiş ve iki yıldır Hukuk Fakültesi’nde okumaktadır. Güncel olayları yakından takip eder; ülke sorunlarını arkadaşlarıyla tartışır. Militan yönü vardır. Şen şakraktır.

Ferihan Şevket Hanım: 

Sosyete kızıdır. Gayet şık giyinen güzel bir kızdır. Piyano, keman çalar. Evlerinden misafir eksik olmaz. Dans en büyük merakıdır. Birkaç erkekle flört eder. Ailenin kimi dostları, annesini zaman zaman bir köşeye çekip kızının bir kazaya uğramaması için uyarır. Ancak annesi salon hayatından yanadır, kızına toz kondurmaz. Bu tür tavırları görgüsüzlük olarak değerlendirir.

Mediha Hanım: 

Osmanlı tipidir; pek sokağa çıkmaz. Çağdaş eğlence türlerini sevmez. Sinemaya, tiyatroya, baloya gitmez. Çok sıkı bir aile terbiyesi almıştır. Dindardır. Çok güzel bir kızdır. Çok merhametli bir kalbi vardır.

Nevire Hanım: 

Moda düşkünü, artistliğe meraklıdır. Kirada otururlar ama giyimi kuşamıyla zengin bir intiba bırakır. Ailesiyle arası iyi değildir. Evde hiçbir şeyi beğenmez. Hayal dünyasında yaşamaktadır. Şan, şöhret peşindedir. Beyazperde tek idealidir.

Bedia Nuri Hanım: 

Bilim kadınıdır; Fen Fakültesi’nde öğrencidir. Bilim onun için yaşamın tam kendisidir. Boş zamanlarını bile kütüphanede geçirir. Boş sohbetlere katılmaz. Sade giyinir.

Nimet Hanım: 

Boylu boslu, sağlıklıdır. Zengin bir çiftlik sahibinin kızıdır. Konya doğumludur, sonra İstanbul’a gelmişlerdir. Tüm gününü ailesiyle geçirir. Kent yaşamına uzaktır. Fazla açılıp saçılmayı sevmez.

Melahat Hanım: 

İstanbul’un mutaassıp ailelerinin birinin kızıdır. Çok güzel ve zekidir. Evden pek çıkmaz. Sinemaya ancak üç kez gitmiştir. Tüm bu münzevi hayata karşın hayat dolu kızlara gıpta etmektedir.

Muazzez Cevat Hanım: 


Yirmi beş yaşındadır. Çalışıp hayatını kazanmaktadır. Maaşı 90 liradır. Fransızca-Almanca bilir. İşkoliktir. Ama kadınlığını unutmamıştır. Süs meraklısıdır. Şık giyinir.

Yarışmaya  katılan 9754 kişiden 3363ünün  oyunu  alan  bir  hanım  birinci seçilir. Bakalım  sizler  bilecek misiniz  kim  olduğunu?

Cevabı  bir  başka  yarışma  olan ‘’ Mesut  Çiftler Yarışması’’ ile  birlikte  gelecek  bölümde  inşallah.

Bu  arada eğer  yazı  çok  uzamazsa  gelecek  bölümde koca  avlamanın  11 ( on bir ) altın  kuralını da( Tabii  ki  Cumhuriyetin  ilk  yıllarındaki  ölçülere  göre )  siz  değerli  okuyucularıma  sunacağım

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Hangi Kızla Evlenmeli? / Dest-i İzdivacınıza Talip Olabilir Miyim?—2. Bölüm-- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 23.11.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2021 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.