Eklenme Tarihi : 09.03.2009
Okunma Sayısı : 2104
Yorum Sayısı : 16
Etiketler
Mehmet Avcı
Mehmet Avcı
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Şarkılarda Yaşlanır
Şarkılarda yaşlanır kızım
Dilinde bin sevda ölürde
Yüreğinde bir sevda doğar insanın

İnce bir sızı gibi yağar damlalar
Uzak değil ölüme bir nefes kala da düşer insan
Gözlerine koca okyanus dolmuş bakışın
Ortasına beyaz iner gecenin

Anlında gülen melek
Eskizini yüreğime düşer
Düşünce göğe kara bulut
Aklına yağmur girer insanın
Elif kadar dik durur karşımda

Kendi ömrünü tüketir adımların
Dirhem dirhem azalır yol
Nefes daralır
Ömür bir yudum kalır
Şakaklarında ak pak acılar
Kundakta kalır ağlamalar

Bakışın dalar uzak bir diyara
Birazdan çıkıp gelir bir umut
Ellerinden tutar bir sabah ekmeği
Bebek kokun her köşeye siner
Ayrılıklar vuslata kucak açarda
“su akar yatağını bulur”
İşte o gün acılar diner

Şarkılarda yaşlanır kızım
Dilinde bin sevda ölürde
Yüreğinde bir sevda doğar insanın

18.12.2008-Ağrı
EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 16.03.2009 )
Orhan Veli ve arkadaşlarının başlattığı yenilikçi şiir anlayışı ile aruz ve hece veznin yanında yeni bir vezin türü edebiyatımızda görülmeye başlar: Serbest vezin. Buna göre şiirde geleneksel vezin, kafiye bağları bir yana bırakılıyor; hayal, duyarlık, şairanelik, tek tek mısraların güzelliğine dayanan şiir anlayışına, edebiyat sanatlarına artık eskisi gibi yer verilmiyordu. Müzik, hikâye, resim gibi öteki güzel sanat dallarından yaralanma yolundan uzaklaşılıyordu. Bunlara karşılık şiir doğal anlatıma, konuşma diline, günlük yaşama, küçük alelade insanların serüvenine yani kısacası sokağa yöneliyordu. Bu şiir dilinin işlediği önemli temalardan biri, yaşama sevinciydi.

Şairimizin kaleme aldığı “ Şarkılarda Yaşlanır ” şiiri serbest veznin esas tutulduğu bir kaide üzerinde inşa edilmiş bir şiir. Şiirde parça bütünlüğü üzerinde durulmuş, ele alınan konular günlük hayatta karşımıza çıkabilecek sıcaklıkta ve gerçekliktedir.

Bu şiirin daha başlığı bile bizde şairin duyuş tarzı ve üslubu hakkında bir fikir oluşturuyor. “Şarkılarda yaşlanır kızım.” mısrası şairde başlamadan tükenmişliğin, bitmişliğin hissini uyandırmakta, böylelikle hayatın başlangıç ve sonunun kaçınılmazlığı arasında hayatın umutları, sevinçleri, hüzünleri, kaygıları, hasretleri arasında bir duygu gelgitleri yaşatmaktadır.

“Şakaklarında ak pak acılar” mısrası bize, hayatı bir mısrada dile getirmedir. Bu tip bir seslenişi ve feryadı Cahit Sıtkı’nın Otuz Beş Yaş şiirinde görmekteyiz:

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

mısralarında olduğu gibi ölüm havası şiirin genelinde hissedilmekte fakat bu bir korku değil, hayatın gerçekleriyle yüzleşmektir. Hani olur ya bir an insanın bütün hayatı, bir film şeridi gibi gözünün önünden geçer. İşte şairimiz de şiirinde bu havayı yakalamış izlenimi vermekte ve bu izlenimi kızı nezdinde okuyucusuyla paylaşmaktadır. Okuyucu da bilmektedir ki bebek yaştaki bir insan bu anlatılanları sessizce dinleyip sadece tebessüm ederek cevap verecektir. Fakat fırtına da sığınacak bir liman arayan gemi misali şairimizde bunaldığı veya içinin feryadını dökmek istediği dakikalarda hayatın gerçeklerini kızıyla paylaşmak istemektedir.

Bu şiir, sosyal hayatın ve günlük gerçeklerin içinden bir konuyla yazmış. Günlük hayatın gerçekleri, tabiata ait olan “damlalar, kara bulut, yağmur, su, yatak, yol, diyar ” gibi imgelerle süslenmiştir. Şiiri okuduğunuzda, hayatının son demlerini yaşamakta olan bir babanın kızına içini döktüğü dakikaları kaleme alan bir şair görürüz. Ve bu anı ölümsüzleştirmek için başı ucundaki kızıyla, içinin sırlarını döken gizemli bir şairin fotoğrafını çekersiniz. Şiirin genelinde bir hüzün havasının alanına kendinizi kaptırıyorsunuz. Bu hüzün havasında bir umut, hatırlı bekleyiş ve özlem vardır. Şair, şiirini adeta kendi gözünde her daim yeni doğmuş bir bebek masumiyetinde olan kızına ithaf etmiş gibi. Onunla duygularını paylaşmaktadır.

“ Şarkılarda yaşlanır kızım ” dizesinde şairimiz hayatın gerçeğini kızına anlatmaktadır. İnsanın dilinde hayat bulan hayallerinde bir son bulacağı daha ilk mısralardan itibaren bizi karşılamaktadır. Fakat bu hayaller gerçekleşmese de insanın yüreğinde oluşturduğu umut havası insanı yaşatmaktadır. İnsanın doğup büyümesi, olgunlaşması ve ölümle son bulan hayat çizgisinin kokusunu daha ilk mısrada hissetmekteyiz.

Şiirde subjektif unsurlar, objektif unsurlardan daha ağır basmaktadır. Adeta şirin genelinde bu subjektif hava sarmıştır. Dış âlemden çok iç âleme yönelik duygular ağır basmakta, fakat dış âleme ait unsurlar bu iç aleme ait unsurlar etrafında ressamın sihirli fırçaları ile şekillenen resim gibi bir biçime bürünmektedir.

Şiir, okuyucunun muhayyilesinde romantik bir hava yaratmaktadır. Duygu ve hayaller âleminde romantik bir hava eserken, akıl unsuru bu havayı çevrelemektedir. Üslup gayet derecede iyi ayarlanmış. Tabiata ait unsurlar iyi seçilmiş izlenimi vermekte, benzetmeler ve sıfatlar sıkça kullanılmıştır. “İnce bir sızı” “koca okyanus” “gülen melek” “ak pak acılar” vb. sıfatlar ve “gülen melek” “elif kadar dik durur” “şarkılarda yaşlanır” benzetmeleri kullanılarak şiir zenginleştirilmiştir. Göze ait çok güzel sıfatlar, benzetmeler yapılmıştır. Gözlerinin renginin mavisi “Gözlerine koca okyanus dolmuş bakışın” dizesiyle, bu maviliklerin ihtiyarlığın verdiği haletle beyaza bürünmesi yani ferini kaybetmesi, eski dinçliğini bir daha bulamayacak hale gelmesi “Ortasına beyaz iner gecenin” mısrasıyla dile getirilmiştir. Şair bu beyaza bürünmeyi de gündüzden sonra geceye bürünen bir güne benzetmiştir. Şiirde üslup son derece iyi işlenmiş. Baştan sona kadar aynı duygularla örülmüş bir dil görülmektedir. Kelimeler somut bir nitelik taşımaktadır. Günlük hayatta karşımıza çıkabilecek olan “ damla, yaşlanmak, ölmek, okyanus, kara bulut, yol, nefes, şakaklar, kundak, ağlamalar, bakış, ekmek, bebek, su, yatak, şarkı” kelimelerle örüntülüdür. Şair, düşünceden varlığa gitme tutumunu benimsemiştir. Bu nesneler, şairin düşüncelerini somutlaştırmaya yarıyor. Yani kendi bağlamlarında ve temel anlam alanlarında değil, çağrışımları bağlamında değerlendiriliyor.

“Kendi ömrünü tüketir adımların mısrası.” bizi edebiyatın tozlu raflarına götürmektedir. ‘Ne yaparsan kendi elinle yaparsın’ sözünü hatırlatmakta ve edilen feryatların sebebinin biz olduğunu yüzümüze haykırmaktadır. Hayatın renklerinin kendi elimizle oluşturulduğu haykırılmaktadır. Bu kelimelerdeki çağrışımlar bizde hüzün, duygu yüklü dakikalar, sevinçler, mutluluk hisleri uyandırmaktadır.

Şiirde mısralar da belli bir düzen olmasa da, düzenli bir şekilde dizelerin sayısının artışı göze çarpmaktadır. Mısralar duygu yoğunluğuna ve hislerin coşkunluğuna göre oluşmaktadır. Şiir 3, 4, 5, 6, 7 ve 3 mısradan oluşmaktadır. Mısraların dize sayısına baktığımızda hayatla doğru orantılı bir artış görülmektedir. Son üç mısra da nakarat oluşturmuş. Şair bununla şiirin başında ve sonunda aynı duygu telkinlerini tekrarlamaktadır. Şiirin genelinde umutla gelen sevincin yanında son bulacağı hissedilen hayatın bir tezadı göze çarpmaktadır. Şiirin kelimelerle resim çizme sanatı olduğunu düşünürsek, şairimiz adeta kelimelerle hayatının resmini çizmiştir.

Başka bir şairin şiirinde dediği;

“ Şiir ölümün gölgesidir,
Yaşamanın örtüsü.
Çocuğun savunmasıdır şiir. ”

bir diğerinde;

“ Ta içimden birisi gidecek uça ese…
Ta içimden birisi koşacak ardınızdan…
Ta içimden birisi kalacak oralarda… ”

gibi bir duygu yoğunluğuna sahip bir şey olsa gerek şiir.

Yüreğinize nice şiirlerin yağması dileklerimle...(Katkılarından dolayı Ömer BATI Bey'e teşekkür ederim)

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Şarkılarda Yaşlanır başlıklı yazı Mehmet Avcı tarafından 09.03.2009 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )