Eklenme Tarihi : 22.01.2010
Okunma Sayısı : 2325
Yorum Sayısı : 22
Etiketler
Aysu
Aysu
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
15.08.2011 : Ramazan Efiloğlu vefat etti

15.08.2012 : Müşfik Kenter hayatını kaybetti

Ya da Çek Tetiği
şarkılardan... fal tutuyorum kendime kendimce
ve... nakaratı döneceğin güne olsun müjdeci
peki neden gittiğin yollar hep bir başka karanlık
ve sus sürülmüş yüreğimde neden tek hasretimsin

//

yok / san

neyleyim sen yoksan mahur gülüşünle gözlerimde
son nihavend şarkıda ismin düşerken sözlerimden
bir saniye daha bırak...bırak kalsın ellerin ellerimde
ve bak gözlerime bir damla su gibi iceyim seni yeniden

//

seninle aldığım yaşam dolu şu ganimet nefeslerimde
ecelimi taşıyor ayrılığa calışan tiktaklar yüreğimde
görüyorum ki kokum gitmiş silinmiş gözlerim gözlerinden
sevgiler bitmiş de depremler başlamış meğer yüreğinde

//

ya hasretin

şimdi güz rüzgarının tıpkı yaprağa sürtüşü gibi kederli
söyle..söyle yar nasıl dayanır bilmemki bu yüreğim
gözlerimin menzilimden uzağa düşmesine gözlerinin
ki ...hasretinle baktığım her yer bir şafak kızılı ertesi

//

son kurşunumu şarjöre sürdüm dayadım sen yüreğime
tek bir cümle söyle haydi..... değsin parmağın tetiğe
ve... yüzüme kan gülleri üzerime gelincikler örterek
sar beni...sen sar didarlarla kirletilmiş ak kefenlere

//

şimdi..yüreğimi kapadım sevgilere... hasretine bir firaridir şu yüreğim..ve vakit alaca vede soğuk bir gece yarısı..gözlerimde yine yanlız sen...ellerimde kalan sıcaklığından kendime avuntular arıyorum..ya dön geri bitanem ..ya da yada... çek tetiği..
EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 23.12.2012 )
Değerli kalem arkadaşımız Aysu Aynur KAPUKAYA’ nın 15’ li hece ölçüsüne göre yazdığı çok güzel bir şiirle yolculuğa çıkıyoruz bu defa..buram buram hasret ve aldanmışlık kokan,aynı zamanda sevdaya küskünlüğün feryada dönüştüğü bir şiirin içindeyiz… dilerseniz bölüm bölüm şiirin içerisine beraberce girelim… Şairemiz bizlere neler anlatmaya çalışmış dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım…



Şarkılardan fal tutuyorum kendime kendimce
ve... Nakaratı döneceğin güne olsun müjdeci
peki neden gittiğin yollar hep bir başka karanlık
ve sus sürülmüş yüreğimde neden tek hasretimsin

Öncelikle şarkılardan neden fal tutar insanlar..şarkılarda ne bulmak isterler bunun üzerinde duralım..


Bazı hisler öyle kolay kolay oluşmaz, bazı yaralar kendi kendilerine açılmazlar, onların böyle yetenekleri yoktur. Buna şekil veren biziz, acılarımız, tatlılarımız ekşi ve de tuzlularımızdır. Şimdi bir kadın oturup şarkılardan fal tutuyorsa içindeki sancılara yaralara bir yansıma arıyordur..Haber alamamıştır, beklediği gelmemiştir..çaresizdir ulaşamıyor, ulaşılmak istenen ona dönmüyordur.bu çaresizlikle şarkılardan medet umar bekler çalan şarkıyı sevgiliden haber versin diye, bir teselli sancılı yüreğine kendince yaptığı bir terapidir bu, her şeyden önce..Hangimiz yapmadık ki..Şarkının sözlerinden beklenen müjde ise giden sevgilinin geleceğine dair bir haber çıkması umududur..
Şairemizin şarkılardan fal tutuğu sırada şu nağmeler yükselseydi gecenin içinden yüreğine dert ortaklığı yapardı sanırım…

Ne mektup geliyor ne haber senden
söyle de bileyim bıktın mı benden
her akşam güneşin battığı yerden
gözlerin doğuyor gecelerime

çileli doğmuşum zaten ezelden
hasrete alıştım ne gelir elden
yaşlı gözlerime baktığın yerden
gözlerin doğuyor gecelerime

geçilmez gurbetin sokaklarından
içilmez suları pınarlarından
öptüğüm o ıslak dudaklarından
sözlerin doğuyor gecelerime

çileli doğmuşum zaten ezelden
hasrete alıştım ne gelir elden
yaşlı gözlerime baktığın yerden
gözlerin doğuyor gecelerime

Ya da müziğin o ılık nağmeleri ile muştu; Bekir Sitki Erdogan ‘nın şu şarkısı ile akardı şairemizin hasretle kanayan yüreğine

Kara gözlüm, efkârlanma gül gayri!
İbibikler, öter ötmez ordayım.
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! '
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.

Ah çekerim resmine her bakışta!
Bir mahzunluk var o boyun büküşte.
Emin ol ki, her sigara yakışta,
Sanki, duman tüter tütmez ordayım...

Mor dağlara, karargâhlar kurulur;
Eteğinde bölük bölük durulur...
On dakika istirahat verilir;
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım! ..

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde;
Sabır, sebat etmez gönül yurdunda!
Akşam olur, tepelerin ardında,
Daha güneş batar batmaz ordayım...

Aramıza dağlar girmiş koskoca!
Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce...
Bir gün değil, beş gün değil, her gece,
Yatağıma yatar yatmaz ordayım...

Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı,
İki aşık, senelerdir bekleşti...
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı;
Vatan borcu biter bitmez ordayı





Peki, neden gittiğin yollar hep bir başka karanlık
ve sus sürülmüş yüreğimde neden tek hasretimsin

Sanırım şarkılar ses vermemiş ki dönülmesi beklenilen yollara nazar edildiğinde karanlıklar görülmüş..Eğer sevgili gelebilseydi gün ışıkları gibi yüreğini aydınlatacak onun gelişi ile gün bir başka aydınlanacaktı

Yürek suskun hasretin verdiği acıları bile dilendirememektedir artık…


Yok / san

neyleyim sen yoksan mahur gülüşünle gözlerimde
son nihavent şarkıda ismin düşerken sözlerimden
bir saniye daha bırak... Bırak kalsın ellerin ellerimde
ve bak gözlerime bir damla su gibi içeyim seni yeniden

Mahur sözlük anlamına bakacak olursak; 1. Türk müziğinde bir makam 2. (farsça) -Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam. - erkek ve kadın adı olarak kullanılır. 3. mahur; f. kumarhane. Meyhane olduğunu görürüz..

Ancak günlük hayatta kullanımında daha çok hüznün sesi hasretin, bitmek tükenmek bilmeyen teselli edilemeyecek kadar büyük özlemlerin sesi olarak yerleşmiştir..
Mahur gülüş ise bu bağlamda hüzünle bakan,Özlemi bakışlardan taşan o heyecanı karşısındakine hissettiren “Özledin biliyorum ben de çok özledim..gözlerime bak anlarsın” mesajı veren bir bakışın simaya yerleştirdiği tatlı bir heyecanla beraber akseden tebessümü olsa gerektir…

Ya da Şafak Sönmez şarkısındaki gibi:

Ağlama
Akşam olur çöker hüzün bir hayale döner yüzün
Sensizliğim vurur beni
Sensiz olmaz mahur gözlüm
Ey benim bahar yazım
Ey benim Alın yazım...
Ağlama sebebim olma gayrı
Ağlama olamam senden ayrı
Ağlama sil gözünü yaşını
Ey mahur gözlüm....
Kokun sinmiş yatagıma
Gölgen düşer duvarlara
Bu ilk defa beni anla
Sensiz olmaz mahur gözlüm...
Ey benim bahar yazım
Ey benim alın yazım...
Ağlama sebebim olma gayrı
Ağlama olamam senden ayrı
Ağlama sil gözünü yaşını
Ey mahur gözlüm....


Onunla olmanın hazını yakaladığı bakışları,o bakıştan yansıyan tebessümleri özlemiştir şairemiz..
Şairemiz, nihavent makamı şarkıları dinlerken sevgilinin ismi dökülmektedir dudakları arasından..

Son nihavent şarkıda ismin düşerken sözlerimden
bir saniye daha bırak... Bırak kalsın ellerin ellerimde
ve bak gözlerime bir damla su gibi içeyim seni yeniden

Öyle şarkılardır ki. nihavent şarkılar, çalındığında kulağa, sus çiçekleri açar.
Hah dersin, tam orası; öylece bulur sızlayan yaranı , derman gelmiştir ayağına,dokunur yüreğinin bam teline akar o içli şarkının her bir nağmesinde .. Hangi makamda kaybedilmişse de sevgili, Nihavent şarkılar onun gelişine müjdedir aslında. Sevgili yanı başındadır, elleri ellerindedir artık, bu anı yaşamak ve o anı yüreğine resmetmek istemektedir.. şair bunun için zaman istemektedir bir saniye bile olsa o bakış, o ellerin sıcaklığı ab-ı hayat olacaktır şairemiz için. Hani anlar vardır yaşamaktan yana keyif aldığımız bir ömre bedel dediğimiz anlar şairemiz için de bu bir saniyelik zaman böylesine kıymetli bir andır. Sanırım bu şairemizin o an için hatırladığı bir veda anıydı..Uğurlanmıştı sevgili,dönüp gelmesi umuduyla…

Seninle aldığım yaşam dolu şu ganimet nefeslerimde
ecelimi taşıyor ayrılığa çalışan tik taklar yüreğimde
görüyorum ki kokum gitmiş silinmiş gözlerim gözlerinden
sevgiler bitmiş de depremler başlamış meğer yüreğinde


Ganimet sayılan nefes ab-ı hayat olan,çölde kalan biri için bir yudum sunun içiş anı olan o zaman dilimi ne kıymetlidir..öylesine kıymetlidir ki ganimet sayılmıştır ömre o anlar…Ayrılığa koşan saatin kolları ise asılmıştır şairemizin yüreğine,..Ecelle bir tutulmuştur ayrılık anı…
Bu arada zamanın değeri ile ilgili bir anonim yazıyı da paylaşmak isterim sizlerle


BİR YILIN DEĞERİNİ;
TEK DERSTEN KALAN ÖĞRENCİ BİLİR.


BİR AYIN DEĞERİNİ;
PREMATÜRE BİR ÇOCUK DOĞURAN ANNE BİLİR.


BİR HAFTANIN DEĞERİNİ;
HAFTALIK DERGİNİN EDİTÖRÜ BİLİR.


BİR SAATİN DEĞERİNİ;
EVE DÖNMEK ZORUNDA OLAN AŞIKLAR BİLİR.


BİR DAKİKANIN DEĞERİNİ;
UÇAĞI KAÇIRAN YOLCU BİLİR.


BİR MİLİSANİYENİN DEĞERİNİ;
100 METREDE GÜMÜŞ MADALYA ALAN ATLET BİLİR.


Görüyorum ki kokum gitmiş silinmiş gözlerim gözlerinden
sevgiler bitmiş de depremler başlamış meğer yüreğinde

Evet veda edilmiş dönüp geleceği umudu ile sevgili uğurlanmıştır..Zaman ise gördüğümüz kadarı ile aleyhe işlemiştir sevdanın yanında değildir …
Değişmiştir sevgili; kokusunu üzerinde taşıyan, gözleri gözlerinde tutuklu kalan değildir artık..bir deprem geçmiştir sevgilinin yüreğinden o sevgi ile kurulu gönül hanesi hasar almış yıkılmıştır..sevgilinin bu denli değişmesi şairce depremle bir özdeşleştirilmiştir.yıkımdır virandır gönül artık çünkü ;sevgiye dair bir şey kalmamıştır sevgilinin yüreğinde


şimdi güz rüzgarının tıpkı yaprağa sürtüşü gibi kederli
söyle..söyle yar nasıl dayanır bilmem ki bu yüreğim
gözlerimin menzilimden uzağa düşmesine gözlerinin
ki ...hasretinle baktığım her yer bir şafak kızılı ertesi

Güz rüzgârı bir yaprağa nasıl dokunur? Bu soruya cevap verebilirsek şairemizi de daha iyi anlamış oluruz..Güz rüzgarları hazanı yaprak dökümünü beraberinde getirir..Yaprak için dalında durabilmek yaşamaktır, her şeye rağmen… Rüzgar bazen sert eser,yaman eser; fakat koparamamışsa dalından yaprağı hala ümit vardır.Ancak yaprak korkar dalından düşmekten tutunduğu dalın berisine düşüp, rüzgarın insafına kendini bırakmaktan..Tutunur tüm gücü ile korkusu ile ayrılıktan yana duyduğu kederi ile..Zordur dayanmak ayrılığa, bu kopuşa… Burada şair sevgiliye tutunduğu dalı ve hatta yaşadığının göstergesi olduğunu söylerken ayrılığa dayanamayacağını yaşayamayacağını da söylüyor. Onu gözlerini görememek dayanılır bir acı değildir. Öyle bir acıdır ki ölümün rengi düşer şafak kızılı ile denk tutulan… Ya onun gözlerini görecektir şair ya da ölümün kızıl rengi gözlerinin menziline yerleşecektir.

Son kurşunumu şarjöre sürdüm dayadım sen yüreğime
tek bir cümle söyle haydi… Değsin parmağın tetiğe
ve... Yüzüme kan gülleri üzerime gelincikler örterek
sar beni... Sen sar didarlarla kirletilmiş ak kefenlere

Sen yüreğim…ne çok sevgi ne çok anlam içeriyor ben artık ben değilim baştan aşağı sen..öyle bir yerin var ki ben sen,her şey sen..şair burada kendini öldürmek düşüncesinde değildir aslında öldürmek istediği sevgilinin yüreğindeki yeridir,onun varlığından kurtulmak istemektedir Çünkü onu sevmek ve severken bu acılara katlanmak her gün ölmektir.yüreğinde onun sevgisi ölürse şairemiz bu ızdıraptan kurtulacaktır..burada aynı zamanda ayrılığın sebebini de yakalıyoruz…” didarlarla kirletilmiş ak kefenlere” derken didar kelimesinin yüz çehre anlamına geldiğini biliyoruz aynı zaman da kadın ismi yerine de kullanılır..Sevgili başka yüzlere başka kadınlara meyletmiştir..kirletmiştir aşkın kutsiyetini..ölümüne kadar sürecek bir aşk hikayesi temiz beyaz kefenle sonlanacakken, artık o kefene kir bulaşmıştır.
Sevgiliye seslenerek ölümün rengi gelincik çiçekleri ve kan kırmızı güllere kendisini sarmasını istemektedir…aslında ölen aşktır..Aşkın cenaze merasimi vardır artık…




şimdi..yüreğimi kapadım sevgilere...
hasretine bir firaridir şu yüreğim..
ve vakit alaca ve de soğuk bir gece yarısı..
Gözlerimde yine yalnız sen...
ellerimde kalan sıcaklığından kendime avuntular arıyorum..
ya dön geri bir tanem ..yada ya da... çek tetiği..

Şairin sevdası böylesine büyük bir depremle nihayet bulmuştur..Küsmüştür aşka , sevmelere kapatmıştır yüreğinin kapılarını artık sevmeye tövbelidir..Fakat söz geçer mi yüreğe? Aşka kefen biçilmiş, kan kırmızı güllerle gömülmüştür yüreğin derinliklerine Firar eder yürek sürekli onunla yaşanan hasretin acısının yudum yudum içildiği anlara, şair istemez o anlara dönmeyi hatırlamayı ama elde mi..kaçar gecenin alaca vaktinde soğukluğunda bir gece yarısının yüreğinin düğümü çözülür, hayallerini tutamaz döner o anlara.. işte o zaman kanar yara yine derinden gözleri düşer gözlerine mahur gülüşleri ile hatırlar elerinin sıcaklığını..Avuntular arar o anlara dönmemek için oyalanacak bir şeyler yangın yeri yüreğine bulamaz..

Son bir çare haykırır “ya dön geri bir tanem ya da çek tetiği”

Son bir ayrılık bestesi de bizden olsun şairin gönlüne dile gelir mi şairin şiirindeki duygular…





"Vakit tamam, seni terk ediyorum.

Bütün alışkanlıklardan öteye...

Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.

Doymadım inan, kanmadım sevgine.

Korkulu geceleri sayar gibi,

Birden bire bir yıldız kayar gibi,

Ellerim kurtulacak ellerinden

Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşk sa bitti, gül se hiç dermedik

Bul kendini kuytularda hadi dal

Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.

Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.



Vakit tamam seni terk ediyorum

Bu incecik bir veda havasıdır

Parmak uçlarına değen sıcaklık

İncinen bir hayatın yarasıdır

Kalacak tüm izlerin hayatımda

Gözümden bir damla yaş aktığında

Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan

Kan tarlası gelincik şafağında

Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım

Vur kendini korkularda hadi al

Seninle bir bütün olabilirdik

Hoşçakal iki gözüm hoşçakal "


Dilerim şairemizi anlayabilmiş anlatabilmişimdir..yorumunu sizin de benim kadar merak ettiğinizi düşünüyorum…Hep beraber sonucu paylaşmak dileğindeyim..


Kalbinizi acıtan sizleri inciten aşklara hep beraber “Hoşça kal” diyebilmek umudu ile şairemize tüm yaşamında sağlık mutluluk ve başarılar dilerken siz şiir dostlarıma da en kalbi dileklerimle esenlikler dilerim… Sevgiler, selamlar, saygılar….


Perihan TUNÇOK |
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Ya da Çek Tetiği başlıklı yazı Aysu tarafından 22.01.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı