Eklenme Tarihi : 07.11.2020
Okunma Sayısı : 513
Yorum Sayısı : 16
Etiketler
Yazı Müziği
KARDELEN
KARDELEN
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 08.11.2020 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Özellik
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 08.11.2020 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Radyo Benim
Site İstatistikleri
03.12.2017 : Dünya engelliler günü...

Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara
Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara
Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara




Zaman çözüm denir, ayrılıklara
Kendini kandırır, düşersin dara
Beklemek faydasız, kapanmaz yara
İflah olmaz bu aşk, yakar biçare



Hasretlikler başlar, yokluğu azap
Vuslata ermeden, düşersin bitap
Pişmanlıklar desen, çölde bir serap
Kim duyar acını, olsan da harap



Dost bildiklerinden, hançerlenirsin
Herkese, herşeye, isyan edersin
Boş yere içini, kemirir yersin
Bir daha mı sevmek, tövbeler dersin



Aşığın sevdası, sonu hep heder
Aşkını yaşarken, gönlü gam keder
Yitik sevdasını, içine gömer
Sonra şiir olur, kağıda döker



Şairler dertlidir, dermanı şiir
Şaire kalemi, olmuştur esir
Kalemi yazmazsa, ruhu da erir
Şiirleri ona, mutluluk verir



Bundan böyle aşkı, kalbime gömdüm
Sahte sevdalardan, deliye döndüm
Gerçeği gizlenmiş, tatmadan söndüm
Yok yere sevdaya, aşka bilendim


Kardelen

EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 21.11.2020 )
Bir Şiir ” Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara” İle Tahlil Ve Gülümsememle Kısa Bir Analiz.

Aşkla seveni hiç bir silah öldüremez boşuna arama, aşktır bu öldürtmez cennetin kapısında boşuna bekletmez... Kabuk bağlamasa da aşk yarası öldürtmez... İnsan sevince, buda bir gerçektir ki kavuşmadan iflah olmaz yarası iyileşerek dermanı bulmaz... “Yaşarken zorluklar ve sıkıntılarla pişe pişe olgunlaşır insan. Pişmek acılara, ayrılıklara, hüzünlere ve kederlere maruz kalmak ve sabretmektir. “ And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 2/155.) Ham meyvenin güneşin ateşiyle pişip olgunlaşması misali insan da bu sınamalarla pişer ve olgunlaşır. Hz. Mevlana çekilen meşakkatlerin insanı nasıl olgunlaştırdığını şöyle resmeder: “Hiçbir ayna tekrar demir olmadı. Hiçbir ekmek dönüp de yeniden buğday olmadı. Hiçbir üzüm tekrar koruk hâline dönmedi. Piş ve olgunlaş, yani iyice yan ki bozulmaktan kurtul!”*

Aşkla hasretle dolu binlerce şiirlerimiz vardır.

Serenat
Yarın sabah erken uyan
Ben yıldızıma söyledim
Işıklar serpecek üzerine
Nur içinde uyanacaksın
Ben ağaçlarıma söyledim
Yarın sabah erken uyan
Dağıt saçlarını silkin
Dallar titreyecek, şaşacaksın.
Yarın sabah erken uyan
Ben göklerime söyledim
Uzat ellerini fecre doğru
Şafak sökecek, bakacaksın.
Ben yerlerime söyledim
Yarın sabah erken uyan
Gözünün değdiği her yerde
Çiçekler açacak göreceksin
Celal Sılay
.
Onar Mısra
Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,
Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak.
Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam…
Göklerin ateşini kalbime boşaltarak
Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam.

Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam.
Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak,
Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak,
Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,
Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak.

Yaşar Nabi Nayır

Bugün “Kardelen” Kardeşimizin enfes ayrılıklara dair yazdığı mana ve anlam dolu şiiri için geçtim klavyenin başına. Sevdaya doğru çiçekler açmış gönüllerin, hasret içinde kalarak çektiği anları, aşkın sevdaya dair kokusuna hasret kalmış gönüllerin bir an kederle karşı karşıya kaldığı anları mükemmel bir dil ile anlatan kardeşimin şiirine bir gülümseme eklemek için başlayayım. Zaten şiirin ismi bunu kısa ve öz anlatıyor ”Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara”

“Zaman çözüm denir, ayrılıklara”

Hep söylenir zaman çözümdür hasrete ayrılıklara bu doğru değildir. Gönül severken ayrı düşerken unutmaz zaman derseniz hiç ilaç olmaz. İnsan bir defa sevdi mi bir daha unutamaz, unutmak yoktur aşkın kitabında.

“Kendini kandırır, düşersin dara”

Kardeşimin dediği gibi ancak kendini kandırır buda derman olmaz, düşürür dara. İnsan dertleri arasında kalınca, tahammül edilebilecek bir şeye tutunmak ister bu onu bir süre avutsa da korktuğunun gerçek olduğunu hasretin sınırlarının ötesinde aşamayacağını anlar dara düşse de kabullenir.

“Beklemek faydasız, kapanmaz yara”

Kardeşim yazmanın ve konuşmasının temposunda ve tonlaması, muhatap, insandır âşıktır derdi çeken insanın halini bildiğinden nefes alma ve nabız atışlarındaki değişimleri gözlemleyerek hatta bizzat yaşayarak yaşamış olmasından bütün bunlar görülebilir ve yazıla bilinir… Beklemek aşkı alevlendirirken kapanmaz kabuk bağlamaz yara. Kardeşimin yazdığı Şiirin dili benzetmelere dayalı da olsa günlük yaşadığımız kendi halkın dilidir. Her okuyanın rahatça anlayacağı bir dildir ama anlam açık verilmiş yer yerde okura sezdirerek hissetmesi amaçlanmıştır.

“İflah olmaz bu aşk, yakar biçare”

Aşka mecbur isen eğer açacağı yaralara katlanmaya mecbursun… Âşık olmak ”olmaktır” layık olmak seven olmaktır yarası ağırdır lakin bildiğimiz yaralardan değildir… Aşkın bu hüzünle yaşayan âşık gönüllü savaşçıları eninde sonunda ne kadar yoğun yaşanırsa yaşansın eninde sonunda dünyevi aşkların o an yaşarken tükendiğini görür, hatta aslında hiç bilemediği; tek gerçeğin “ilahi aşk” olduğunu idrak eder hakka yürürler, aşkın gayesi de budur zaten, günümüzde bunlar olmasa da. İyi olma durumu yani iflah olmaz iyileşmez bu yara o yâre kavuşmadan. Yakar bu yara hasret çaresiz kalmış aşığı. Elden ne gelir ayrılsa da sevgililerin birbirinden kopamaz... Kardeşimiz Kardelen bu şiirinde anlatımıyla hisleriyle sevgilisine daha doğrusu ayrıldığı sevgilisine veya tüm sevenlerin hislerini ve ondan kopamayışını anlattığını görebiliyoruz.

“Hasretlikler başlar, yokluğu azap”
“Vuslata ermeden, düşersin bitap”

Aşkın aşığı denemesidir, bakar aşk âşık ne yapıyor… Ayrıldığın, ayrılamadığın her ne varsa, ayrılmakta zorlandığın kim ise, unutmaya çalışırken unutamadığın, özlemle beklerken özlediğin, beklediğin kim varsa, her an gülümseyerek hatırladığın kim varsa, hangi âşık hangi hasretle hasretin neresinde yaşarsa yazarken hissederek bakarsın ki hepsi sen olmuş aslında hasret özlem kavuşma... Vuslatı onlarda sende beklerken düşersin bitap (yorgun)…

“Pişmanlıklar desen, çölde bir serap
Kim duyar acını, olsan da harap”

Başlar pişmanlıklar neden için verdim tutamadım kolunda gitmesin diye! Aslında bırakmasan da gider söz dilemez giden gitmeyi aklına koymuş ise! Görürsün çölde kalmış gibi ileride suretini koşarsın ona doğru birde anlarsın ki gördüğündür serap bir yansıma… Hasret içinde yüreğini alevler kor gibi yakar gören deli sanır aşkla gezdiğini bilmez aslında aşkla olmuştur veli, aşkı bilmeyenler anlamaz olsan da harap, aşk yakarken pişirir olgunlaştırır diri tutar gönlü aşığı Mevlana Ne Güzel söylemiş,” Hamdım piştim elhamdülillah”. İşte aşkın yenilmez biçare savaşçısı; Yaradan’a, ulaşmanın yolunun tüm yaratılanları sevmekten geçtiğini idrak eder bu sefer de aşk işte bu kadar güzeldir, yaşayana yaşatanlara yazanlara okuyanlara selam olsun.


“Dost bildiklerinden, hançerlenirsin
Herkese, her şeye, isyan edersin”

İşte anlamaz seni dost bildiklerin iyi günde yanında olanlar bu zamanda yanında olmaz, uzaklaşır senden, gerçi aşkta isyan yoktur kardeşim burada bir gönderme yapmış isyan edenlere… İsyan edenler kendilerini aşkı bilmeyenler telef olur gider. Telef olmayarak aşkla yürüyenler, bu sırra erenler ise sorup da kendini hakkı aşkı bilenlerdi. Yaradanına sesini duyurduğu tek yol olduğunu bilirler bu gönlü, yani kalplerine sordular baktılar ki aşk var yola devam ettiler heder olmaktan kurtuldular telef olmaktan aşka yâre hakka vardılar.


“Boş yere içini, kemirir yersin
Bir daha mı sevmek, tövbeler dersin”

Artık boş yere boş düşüncelerle kemirme için, aşkta hasret vardır içini kemirmez, bazen yeisle bir daha sevmelere tövbe edersin lakin aşkın huzur dolu esintisini hissettikçe vazgeçemezsin, aşk vazgeçmek değildir anlarsın diyerek kardeşim kapalı bir anlatımla anlatmaktadır.


“Aşığın sevdası, sonu hep heder
Aşkını yaşarken, gönlü gam keder”

Aşk kolay değildir her gönüle gelmez her insanda âşık olup aşkın bu yükünü çekemez. Talip olurken aşka bunları bilin derken kardeşim, aşkı yaşarken sonu sanırsın ki hep heder, gönlünü kaplar gamla keder, işte bunlar seni âşık eder, hakka yürüyen eder ararsın içinde esen aşkın hasretin serinleten huzurunu yansa da için, keder heder değil seni sen eder… Cananına vardıran eder…

“Yitik sevdasını, içine gömer
Sonra şiir olur, kâğıda döker”

Bunlar yani aşk insanı şair eder, şair aşkla yazar hissederek yazar içine gömse de, şiir olur içine gömdükleri gördükleri beyaz kâğıda duygu ve hisleriyle gözlerinde akan yaşlarla kâğıda mısra mısra döker yazar. Sonunda azıcık acı da olsa, ayrılık da olsa, bunlardan yaşarken ister istemez kaçamasak da aslına bakarsanız kimse ve hiçbir şey bizden gitmiyor, aşk canan gönüldedir, gönülde sendedir… Çoğu zaman gözyaşı oluyor gözden akıyor ıslak ıslak, bazen tebessüm oluyor çiçekleri kıskandırıyor, bazen ise ders oluyor, en güzeli de hece hece şiir oluyor… Şiiri olanlara yürürken düşsün yolumuz her daim şiir yüreklilere…


Şairler dertlidir, dermanı şiir
Şaire kalemi, olmuştur esir

Kardeşim burada çok güzel açıklamış. Mısralar sözler sevgililer, dostlar, sokaklar, hepsi yaşanmışlık taşıyor ve bize ait ne güzelde anlatılıyor. Derdin dermanı aşkla şiir, şair aşkla aşkı yazarken kalemi yazmaya taliptir sanki olmuştur esir bu yazmanın güzelliğinde aşkı anlatmanın hoşluğunda kalemin görevini şairin görevini hatırlatmaktadır kardeşim tarafından.

“Kalemi yazmazsa, ruhu da erir
Şiirleri ona, mutluluk verir”

Bu mısralarla kardeşim yaşadığımız her durum an, o anla durumu birlikte yaşadıklarımızla yazarken hissederken şiirle anlam buluyor. Yaşadığımız her şey bizi bir sonrakine varmamız için hazırlıyor biz buna da hazırız yeter ki aşk olsun. Ne yaşamış olursak olalım hepsi aşkla anlam buluyor. Yazmazsa şair ruhu erir sanki yok olur, Özden öze alış veriş gerçekleştiğinde ise hiç kimse kalmayacaktı ortada ve Yaradan çıkacaktı açığa… Şiir dediğimiz gülümseyen bakışıyla hem şaire hem okuyanlara mutluluk verir. Kardeşimin bu enfes tespitine gönülden katılıyorum.

Bundan böyle aşkı, kalbime gömdüm
Sahte sevdalardan, deliye döndüm

Gerçek olan aşka eriştim ben aşkı kalbime gömdüm yeridir orası. Sahtedir bakıyorum tüm sevdalar aşklar çıkar üzerine kurulmuş, deliye dönüyorum, çıkarsa bu aşk meydana onunla da alay ederek yok olmasına sebebiyet verirler. Bu yolda da çok zorlu sınavlar vardı… Özden öze akıtacak o doğru kişiyi bulmak hiçte kolay değildir, herkes bunu da bilemez… Aşk savaşçılarını yılgınlık noktasına getiren en zorlu dönemeçlerden birisi bu olsa da aşk savaşçısı yiğidi bu yoldan dönmez… Haklısın kardeşim.

Gerçeği gizlenmiş, tatmadan söndüm
Yok, yere sevdaya, aşka bilendim
Kardelen

Sanki aşkın sırrını açıkladım âleme yaşarken aşkla onun tadına varmak isterken pişmeden söndüm derken, sönmez kardeşim sen aşkla olduktan sonra, sen aşkla olduktan sonra yok yere sevdaya aşka biledin gönlünü bu boşa gitmedi kazanmaya aşka ulaşmaya yetti. Kardeşimin şiiriyle aşkın engin denizlerinde şiirle gezintiye çıktık duygu ve hislerle dolarken aşkın huzur dolu atmosferinden gezindik teneffüs ettik, Üstadın şiiriyle noktalayalım.

İlk

Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler
Sana baktım yıllarca hep aynı özlem penceresinden
Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden
Denize karşı küçüle küçüle giden evleri
İnce ince karşılardın olağan karşılardın
Şen dünya içinde şen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen

Sezai Karakoç


Huzurunuzda kardeşime teşekkürler ederim, başka bir kardeşimin şiirinde buluşmak üzere hoşça kalın şiirle gülümsemelerle kalın, selamlarımla.
Mehmet Aluç

* https://semazen.net/hamdim-pistim-yandim/
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Zaman Çözüm Değil Ayrılıklara başlıklı yazı KARDELEN tarafından 07.11.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )