Eklenme Tarihi : 21.10.2011
Okunma Sayısı : 3680
Yorum Sayısı : 38
Etiketler
Y.TAŞKESEN
Y.TAŞKESEN
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 22.10.2011 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Özellik
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 22.10.2011 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Allaha Gidiyorum

          

Allah'a Gidiyorum

 

Ağlamayın sakın ha, anam, babam, yoldaşım.

Görevimi yaptım ben, şehitlerdir adaşım.

Yozgat, Sivas, Nevşehir, Erzurumlu dadaşım.

     Vatanıma can verdim helal olsun diyorum.

     Yalan dünyadan geçtim, ebede gidiyorum.

 

Tam yirmi yaşındayım, ömrümün baharında.

Bu gün can verdim yurda, can veririm yarında.

Biz cenneti A'la da, siz cehennem narında.

     Bayrağıma kan verdim, helal olsun diyorum.

     Geçtim tüm zamanları sonsuza gidiyorum.

 

İsmimi soranlara, ha Mehmet, ha Aliyim.

Kükremiş bir ordunun, deli akan seliyim.

Cesaret diyorsanız, Hamza'nın sağ eliyim.

     Yüce dine can verdim, helal olsun diyorum.

     Şimdi komşuluk için Nebi'ye gidiyorum.

 

Bende şehit oğluyum, istemiyorum makber.

Dilimde gece gündüz, tespih Allahu Ekber.

Kucak açmış bekliyor şehitleri Peygamber.

     Namus için can verdim, helal olsun diyorum.

     Allah'tan gelmiştim ya, Allah'a gidiyorum.

 

21/10/2011 Yaşar TAŞKESEN 

EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 12.12.2011 )
I. İÇERİK

1. Konu: Allah yolunda nefsini, zaaflarını ve canını ortaya koyarak vatan hizmeti verirken hayatını kaybeden şehitlerimizin nazarında yazılmış ve işlenmiştir… Bu metin, şairin toplumsal konularımızı içeren ve kendi duygularının coşkusuyla ortaya koyduğu manzum bir poetikasıdır. Bu yönüyle şiir epik bir şiirdir ve memleket edebiyatının temel felsefî yaklaşımı ortaya konmuştur. Şair, kozmopolit, batıcı, kültürel anlamda millî benliğini kaybetmiş olanlara karşı Anadolu kaynaklı Türk-İslâm kültürünün çalkantılı dönemlerinde terör uğruna feda edilmiş şehitlerimizin ardından eseri kaleme alarak bir takım manevi acıları öne çıkarır… Bu yönüyle şairimiz toplumcu bir şairdir… Kendiside şahsını tarif ederken ; “

Ömrünün yarısını harcamış, hayat sermayesi her gün azalan birisi. Lise çağlarında yazmaya başladığı şiiri her gün geliştirmeye uğraşan şair adayı. Usta şairlerin dizelerinde kendini bulmaya çalışan bir garip kul. Şiiri hayatın olmazları arasında gören ama bir türlü şiirlerini derleyip bir kitap yapamayan bir insan. Halktan birisi. Halkın içinde yaşayan ve onlara hizmet eden ve bu sayede evine ekmek götüren birisi.” olarak tanımlamaktadır.

2. İzlek: Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler…” (Ali-İmran Suresi)
Allah ve vatan yolunda canını feda eden bir Müslüman’a şehit denir. Şehitlik, İslâm’da en büyük mertebedir. Şehitlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Ahiret’de en büyük rütbenin Peygamberlikten sonra şehitlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehitlerin Kul hakkı dışındaki bütün günah ve kusurları, Allah tarafından affedilmektedir.

Türkleri düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri “Ölürsem şehidim, kalırsam gazi...” inancıdır. Bu durum, ayette “İki güzelden biri” şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe Sûresi, 52) Yani savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır. (İbnu Kesir, IV, 102; Nesefi, II, 130) Halid b. Velid´in İran komutanına söylediği şu sözler, şehitlik kavramının Müslümanlara neler kazandırdığını gösteren güzel bir misaldir: “Sizin, hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar, ölümü seven bir orduyla size geldim.” (Abdü rabbih, s., 387)

3. Düşünce: Şiir, esasta duyguya değil; düşünceye yaslanmaktadır. Şiirde başlıca düşünce:

a. İdeolojik Düşünce: Şiir, içerdiği düşünce unsuru bakımından esas itibariyle ideolojik bir şiirdir. Genel olarak siyasi ya da toplumsal bir öğreti meydana getiren ve siyasi ve toplumsal eylemi yönlendiren düşünce, inanç ve görüşler sistemi; bir topluma, bir döneme ya da toplumsal bir sınıfa özgü inançlar bütünü; bir toplumsal durumu yansıtan düşünceler dizgesi; İnsanların kendi varoluş koşulları ve ilişkilerinden doğan yaşam tarzlarıyla ilgili tasarımların tümü bu düşünce şekline girmektedir.

Bu şiirde Allah ve vatan yolunda gözlerini kırpmadan canlarını feda eden Mehmetçiklerimiz konu edinmiş olup bir şehidin diliyle işlenerek kaleme alınmış olmakla bir ideolojik düşüncenin yansımalarını görmekteyiz….

4. Olay: Şiir, manzum hikâye değil, saf bir şiirdir. Ana teması itibarıyla ve konuşma dili itibarıyla şehitleri konu edinilmiş ve bir şehidin diliyle kaleme alınmıştır.

Birinci Kıta:

Şair bir şehidin diliyle yakınlarına sevdiklerine sesleniyor. Şehitlik mertebesinin yüceliği karşısında yakınlarının dimdik ayakta olmasını ve kendisiyle gurur duymasını isteyen şehit, bu mertebenin Allah katında değerini ve öneminin bilincinde olarak beşeri hayatın gelip geçiciliği ve Allah için vatan için kanının her damlasını gözünü kırpmadan feda edişinin mutluluğu ve huzuruyla ruhunu Allah’a teslim edişini anlatıyor…



İkinci Kıta

Türk milleti kahramanlığıyla ve vatan için ölümü göze alışıyla nam salmıştır dünyada. Çanakkale bunun en canlı örneğidir. Çanakkale sanki açık bir kahramanlık müzesidir. Buraya gidenler Türk’ün vatan sevgisini ve kahramanlığını anlamak için söze ihtiyaç duymazlar. Gördükleri, bu milletin yiğitliğini anlamak için onlara kâfi gelir. Çanakkale’de tepelere yazılan şu ifadeler bu toprakları gezenlere ihtarda bulunmaktadır, onların gözünü açmaktadır:

“Dur yolcu!
Bilmeden gelip bastığın bu toprak,
Bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver:
Bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek,
Anadolu’da İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.”

//Necmettin Halil Onan//


Değerlerin en yücesi olarak görmüşüz milleti ve milliyeti... Birlik ve beraberliğimizin çimentosu olmuş asırlarca. Fıtrî olan vatan sevgisi bizde en yüce mertebeye ulaşmış, adeta taçlanmıştır. Vatanını seven, onu her türlü tehlikelerden korumak için canını siper eder. Bu necip millet bu cesareti ve örnek davranışı defalarca göstermiştir. Tabir caizse bu toprakların her bir karışı Müslüman Türk milletinin mübarek ve muazzez kanıyla sulanmıştır. “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyen şair Mithat Cemal’e davranışlarımızla ses vermişiz.


Üçüncü Kıta

Vatanımız geçmişinde bu şanlı topraklara kıyafetleriyle isimleri şecereleri belli olmadan nice şehitler gömdü topraklarına… Şair ilk dizelerde geçen:

“İsmimi soranlara, ha Mehmet, ha Âliyim.
Kükremiş bir ordunun, deli akan seliyim.”

Mısralarıyla geçmişte yaşanan kanlı savaşlarda kimlikleri belirlenemeyen binlerce şehidimize nazire yapmaktadır…

Çünkü bu vatan toprakları, uğruna şehit düşenlerin kefensiz olarak gömüldükleri, her karışında bir şehit kanı olan kutsal topraklardır.

Ölüme atılmak yürek ister; hem de korlaşmış bir yürek! Kolay değil yârdan ve serden geçmek! Bu millet tereddüt etmeden hem yârdan, hem de serden geçebilecek derecede fedakâr olduğu için yeri geldiğinde yedi düvele karşı gelebilmiştir. Teknolojik üstünlükleri fevkalâde olan düşmanı, imanlı göğsünü siper ederek püskürtmüşlerdir. Mehmetçiğin imanının büyüklüğünü ve cesaretini merhum şâir Fuat Azgur bakın nasıl ifade etmiştir:

“Bu akşam yıldızlar sararmış gibi Tepeler titreşir hava kış gibi Bir dağın sırtında dağ varmış gibi Omuzlamış bir Mehmet’i Mehmet’im”

Ki bu yolda şehit olan Müslüman kardeşlerimiz yaşlarının baharında tek yürek sadece vatan için Allah için büyük bir iman aşkıyla dolarak şairin tabiriyle sonsuzluğa ilerlemişlerdir…

Dördüncü Kıta

“Bende şehit oğluyum, istemiyorum makber.”

Dizesiyle Şairimiz bu bölümde İstiklal Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy ve değerli eserinde geçen şu dizelere nazirede bulunmuştur…

“Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı.
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”

Bugün bile dedelerimizi araştırsak, hepimizin soyunda bir şehide rastlarız. Bu toprakların çocukları şehit dedelerinin torunlarıdır. Şair atalarım gibi makbersizce cennetin köşkünde Peygamberin huzurunda olacağını belirtiyor…

5. Varlık: Şairin düşüncelerinin en etkili ifadesi bir şehit gibi düşünmek ve bir şehidin diliyle şiiri kaleme almaktır…

6. Duygu: Şiir duygusal bir şiirdir…Halkın duygularını ve şehitlik mertebesinin kutsal ve yüceliğini duygulu bir dille kaleme alınmıştır….

II. ŞEKİL

Nazım Şekli ve Ahenk:

Şiir beşlikler halinde yazılmış olmakla birlikte toplam 4 beşlikten oluşur…

Şair şiirini ahenkli kılabilmek için redif, kafiye ve mısra tekrarlarına başvurmuştur…

Kafiye düzeni ilk kıta a.a.a.b.b. ikinci kıta c.c.c.b.b. üçüncü kıta d.d.d.b.b. dördüncü kıta e.e.e.b.b. şeklinde olmaktadır…


Şiirin ilk beşliğinde yoldaşım-adaşım- dadaşım kendi arasında tam kafiyedir

Şiirin ikinci beşliğinde baharında- yarında- narında kendi arasında zengin kafiyedir.

Şiirin üçüncü beşliğinde Ali’yim – seliyim- eliyim kendi aralarında zengin kafiyedir…

Şiirin dördüncü beşliğinde makber, ekber ve Peygamber kendi arasında zengin kafiyedir…

5. mısralarda tekrar eden “gidiyorum” redifinden önce kullanılan “ebede, sonsuza, nebiye, Allah’a gidiyorum” sözcüklerinde kafiye yoktur. 4. Mısrada redif olan “verdim, helal olsun diyorum.” Sözcük öbeğinden önce kullanılan can ve kan sözcükleri de kurala uymamıştır. Hepsi can olsaydı bir önceki sözcüğe bakardık ancak hepsi aynı olmadığı için can sözcüğünün tekrarlı kullanımı da kafiye düzenini bozmuştur.


III. DİL VE ÜSLÛP

a. Dil: Şair yalın bir konuşma Türkçesine yer vermiştir. Türkçeyi kurallarına uygun olarak kullanmış olup dil sapmalarına yer vermemiştir.

Ayrıca muhatapla konuşma ve sorgulama üslûbu var. Bu bağlamda şiirde iki figür bulunuyor: “Biz” ve “Siz”. Biz diyerek Büyük Türk milletinin ana gövdesini, çokluğu kalabalığı karşılayan bir zamir kullanmaktadır. “Siz” ise azlığı ifade eden kozmopolit kesimi temsil eder. Burada “Biz” “Siz”le adeta hesaplaşmakta ve onu sorgulamaktadır.

b.Ses dalgalanması: Vezin: Millî edebiyat akımı ve memleket edebiyatı hareketine bağlı kalarak şair, şiirinde Türklerin millî vezni olan heceyi bilinçli bir tercih sonucu benimsemiştir. Hece vezninin 7+7=14’lü kalıbını kullanmıştır.

Şiirin şairini tebrik ve teşekkür ederken kritiğime Cüneyt Suavi’nin hikâyesiyle son veriyorum…



****




(22 Haziran 1993 günü Tendürek Dağlarında şehit edilen genç kardeşimiz Üsteğmen Cengiz Çıkrık ve onun cennet arkadaşları olan bütün şehitlerimizin aziz ruhlarına binlerce fatihalarla.)

Aynı köyde büyüyen iki asker, Tendürek Dağları'ndaki mevzilerinde sohbet ediyorlarmış. Uzun boylu olanı, elindeki dürbünle çevresini tarayıp teröristlerin sığınabilecekleri yerleri kontrol ettikten sonra, arkadaşına yanaşıp:

-Şu rüyanı bir daha anlatsana? Demiş. Geçen akşam iyi dinlememiştim.

Diğer asker, bir gün önce gördüğü rüyayı en az on kere anlatmasına rağmen hiç itiraz etmemiş ve:

-Rüyamda şehit olmuşum!.. Diye söze başlamış. Allah beni cennetine almış ve beş tane huri vermiş.

-Aklın fikrin hurilerde!.. Diye gülmüş diğeri. Üstelik de beş tane.

Rüyayı gören asker, arkadaşının sözlerine aldırmamış ve daha öncekiler gibi, uzun uzun konuşmaya başlamış. Köylerindeki dereden de berrak akan cennet ırmaklarını, onun kenarındaki sohbet eden peygamberleri, aralarındaki aynı birlikten arkadaşlarının da bulunduğu şehit ve gazileri anlatırken, gözleri dalıyormuş.

Yanındaki asker, rüyanın sonuna doğru iyice sokulmuş ve yapacağı teklifin sıkıntısıyla kıvranıp:

-Şu rüyanı bana satsana!.. Demiş. Ne istersen veririm.

-Rüya da satılır mı? Diye gülmüş diğeri. Beş huriyi duyunca, aklın uçtu herhalde?

Arkadaşı, onu duymamış gibi yapıp:

- Rüyana karşılık postallarımı veririm!.. Demiş. Seninkiler ayağına biraz dar geliyordu.

Rüya ile birlikte, postalların sahibi de değişmiş.

Ve bir gün sonraki çatışmadan, Erzurum'un ücra bir köyündeki ailesine, rüyayı satın alan askerin şehit olduğu haberi ulaşmış. Yanı başlarına düşen bir roketatar mermisi, iki arkadaştan birine hiç dokunmazken, ötekini hasret duyduğu bir diyara uçurmuş.

Bu olayı anlatanlar derler ki, şehidin sağ avucu daha sonra açılıp, parmaklarıyla "beş" işareti yapmış.






// Sevgi Özlem ÖZCÜ //
" gizLi özNe "





Not: Bu kritikten sonra Gülhun ERTİLAV’a ait “Umrumda Değilsin” Melehat TEMUR tarafından yapılacaktır.

Necla Develi'ye ait "Ağlayalım mı Biraz"
Hicran Akçakaya'ya ait "Geceler"
Güler Öz'e "Unutma"
Aslı'ya ait "Küçüdüm" şiirleri " gizLi özNe " tarafından yapılacaktır...






Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Allaha Gidiyorum başlıklı yazı Y.TAŞKESEN tarafından 21.10.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı