Eklenme Tarihi : 22.10.2011
Okunma Sayısı : 5918
Yorum Sayısı : 43
Etiketler
Gülhun ERTİLAV
Gülhun ERTİLAV
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 23.10.2011 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Özellik
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 23.10.2011 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Umrumda Değilsin
Umrumda Değilsin

 

Dokunma ağlayayım eksik olsun mendilin,

İncinen gönül bağım koparsa kopsun artık.

Madem ki ben değilim ışık saçan kandilin,

Yüreğim ne delilik yaparsa yapsın artık.

 

 

Beni sokarken her gün hasret denen engerek,

Demişsin ki “Kurtarmak benim neyime gerek”,

Madem öyle az kaldı hazırla kazma kürek,

Gittiğim yol ölüme saparsa sapsın artık.

 

 

Benim Aslı'lığıma yanarken onca Kerem,

Umurunda olmadı neden senin muhterem,

Dostlar sana demiş ki “Bu kız kapacak verem”,

Aldırmayıp demişsin kaparsa kapsın artık”.

 

 

Sanmayasın ben artık gelişini düşlerim,

Sabrımın iğnesiyle her gün vuslat işlerim,

Sana “Sevdim” diyecek dilimi de dişlerim,

İstiyorsa kökünden koparsa kopsun artık.

 

 

Madem ki hiçe saydın benim gönül yelimi,

Son nefesi versem de gelip tutma elimi,

Senden başka herkese helal ettim halimi,

Kalbin kime isterse taparsa tapsın artık.

 

 

İyi kulak ver şimdi kalbimden çıkan sese,

Rabbim muhtaç etmesin beni senli nefese,

Yazıldıysa bozulsun vuslat denen o buse,

Ayrılık gözlerimden öperse öpsün artık.

 

 

 

 

 

GÜLHUN ERTİLAV

EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 19.12.2011 )



Gülhun Ertilav’ı kendi dilinden kısaca tanıyalım;

1966 yılında Gaziantep'te öğretmen bir anne babanın ilk çocuğu olarak dünyaya gelmişim
Halkla ilişkiler uzmanı ve Gaziantep'te çıkarılan KUMRU Dergisi Genel Yayın Yönetmeniyim
Acı veya tatlı, yaşamdaki herşeyi seviyor kabulleniyorum. Bir nevi Polianna taklitçisi:))

Hayata gülümseyen gözlerle bakmak ne güzel….

Gelelim şiire;


Dokunma ağlayayım eksik olsun mendilin,
İncinen gönül bağım koparsa kopsun artık.
Madem ki ben değilim ışık saçan kandilin,
Yüreğim ne delilik yaparsa yapsın artık.

Senin gönlünde bir nebze yer edinemedim madem ki; gözyaşlarımı da silmeni istemiyorum. Yüreğimdeki yarayı ağlayarak dindirmeye çalışırken beni teselli etmen artık faydasız. Bu davranışın beni kırıyor. Öyle bir noktaya gelmişim ki, kalbim ne yapmak istiyorsa onu yapsın.

Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya..Aşk' tan gözlerim yaşlı olsa da o derya göz yaşımı nerden bilir ?..Başımı o denizden çıkarayım desem !..Balığım ya! Nefesim kesilir...

Mevlanâ

Şairemiz şiirin bu bölümünde adeta bir Mevlanâ portresi çiziyor. Gözyaşını bir derya olarak belki de bir nimet olarak düşünürsek, ağlaması da ona Allah’ın lütfettiği bir nimettir. Mevlana’nın da dediği gibi o deryadan vazgeçerse( balık suda yaşayan bir canlıdır.) balık gibi havasız kalır.
İnsanın o an ki yüreğini ancak gözyaşı sakinleştir.


Beni sokarken her gün hasret denen engerek,
Demişsin ki “Kurtarmak benim neyime gerek”,
Madem öyle az kaldı hazırla kazma kürek,
Gittiğim yol ölüme saparsa sapsın artık.


Bu hasretlik bir yılan gibi zehirini içime akıttı. En ağrıma giden de Demişsin ki, “Kurtarmak benim neyime gerek”

İşte asıl bu sözün öldürdü beni. "Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez demişler’’ sözünü anımsadım.

Bıçak ya da herhangi bir silâhın açtığı yara bir süre sonra iyileşir,
Ama dilden çıkan kötü ve acı sözlerin gönülde açtığı yara, bıraktığı izi kolay kolay kapanmaz; her hatırlamada yeniden açılır, insana üzüntü verir.

Madem ki ölmemi istiyorsun, o halde mezarımı kazmaya da hazırlan diyerek sitemini de de dile getiriyor.

Benim Aslı'lığıma yanarken onca Kerem,
Umurunda olmadı neden senin muhterem,
Dostlar sana demiş ki “Bu kız kapacak verem”,
Aldırmayıp demişsin kaparsa kapsın artık”.

Benim içimdeki alevin Aslı’nın içindeki alevle eş değer olduğunu herkes söylüyor. Fakat senin yüreğin bunu anlayamadı. Eş-dost, konu-komşu benim halimden sizi haberdar etmelerine rağmen, siz her zamanki tavrınızı takındınız; umursamaz davrandınız.

‘’Aşkın gözü kördür’’derler ya,ben de bir nebze öyle düşünüyorum.Âşık olan kişi karşıdakini dünyanın en mükemmel,kusursuz, güzel ….. İnsanı olarak görür.En güzel sıfatları ona yakıştırır.

En yakın dost olsa bile âşıkların gözünde mutluluklarını kıskanan, ara bozmaya çalışan, kötü kalpli insanlardır. Ne zaman ki aşk biter, insanın gözündeki sis perdesi kalkmaya başlar. Önce tipiyle ilgili düzeltmeler gelir.
"Ya ben bunun neresini beğenmişim, yüzüne bakılır gibi değil ıyyy’’
"Ben onu sevmemiştim ki, sadece sevdiğimi sanmıştım’’gibi kelimeler sarfedilir.……


Sanmayasın ben artık gelişini düşlerim,
Sabrımın iğnesiyle her gün vuslat işlerim,
Sana “Sevdim” diyecek dilimi de dişlerim,
İstiyorsa kökünden koparsa kopsun artık.

Senden ümidi kestim. Mantığım böyle derken, yüreğimin bir köşesi yine sana kavuşmayı düşlüyor. Sabır ve metanetle gelişini bekliyor. Fakat öyle bir acı verdin ki, elimde olmadan seni dilim zikrederse, işte o an dişlerimle dilimin nefesini keseceğim. Canım yanacak biliyorum. Ama senin karşında küçük düşmekten ise ona verdiğim bu ceza revâdır.

‘’Aşkta gurur olmaz ‘’derler ya, bence gurur en üst seviyededir. Ondan dolayıdır ki, âşık her zaman acı çeker. Duygularını karşı tarafa aktaramaz. Onu gördüğünde eli ayağı birbirine dolaşır ya da ölüp ölüp dirilir. Yukarıda ki dörtlükte yüreğine ve diline gem vurarak duygularını bastırmaya çalışan biri için ‘’seni seviyorum nereye gidiyorsun sevgilim’’ asla diyemez.


Madem ki hiçe saydın benim gönül yelimi,
Son nefesi versem de gelip tutma elimi,
Senden başka herkese helal ettim halimi,
Kalbin kime isterse taparsa tapsın artık.

Sana olan aşkımı görmedin, son anımda(ölüm çattığında)bile gelip elimi tutmanı istemiyorum. Herkese hakkımı helal ediyorum, sadece sana helâl etmiyorum. Bundan sonra git kimi seveceksen sev.

Helallik almama, aslında ne kadar vahim bir durumdur. Öteki cihanda suçu da ağır olur. O nedenle kimsenin âhını almamak gerekir.

İyi kulak ver şimdi kalbimden çıkan sese,
Rabbim muhtaç etmesin beni senli nefese,
Yazıldıysa bozulsun vuslat denen o buse,
Ayrılık gözlerimden öperse öpsün artık.

Allahtan sana kavuşmayı ümit etmiyorum, yazdıysa da bozsun o vuslat anını. Ayrılık zaten kaçınılmazdı. Ben durumu kabullendim neticede.

Şiire Genel Bakış:

Benim tek hiç kim zar ü perişan olmasın ya Rab
Esir-i derd-i aşk u dağ-i hicran olmasın ya Rab

Fuzuli

(Kimseye verme ağlayıp inlemeyi benden gayrı; kimse perişan olmasın, aman!.. Allahım! Yani aşk derdine tutsak etme hiç kimseyi ve ayrılık yarasıyla başbaşa bırakma Tanrım!)

Fuzuli aşk acısın ne kadar kötü olduğunu bildiğinden kendisinden başka o derde kimsenin düşmesini istemiyor. Allahtan bunu niyâz ederken, katlanılması güç bir durum olduğunu vurguluyor.

Şiirin genel temasında yola çıkarsak, tek taraflı bir aşkın ızdırabını, kanlı gözlerle mâşuk karşısında düştüğü durumu gözlemledik.

Dil:
Çok anlaşılır bir dil kullanmış şairemiz. Günümüz Türkçesiyle herkesin anlayacağı bir tarzda yazmış.

Tabii bu tercih meselesi. İster halk edebiyatı şeklinde, ister divân edebiyatı şeklinde yazılsın, her ikisi de bizim olduğunu kabul edersek bence bir sakıncası yok. Ayrıca zaman zaman oldukça yeni imgelerle bezeli(Modern) şiirler okuyoruz. Şiirle, edebiyatla meşgul olan yani, içinde bulunanlar yine bizler olduğumuz için, tabii ki destek de vermemiz gerekir. Kısır döngüsü gibi aynı cümleleri kullanacağımıza, yeni imgeler keşfetme yoluna gitmemiz bence yenilikçi olduğumuzu da gösteriyor.


Şekil olarak;
7+7:14 li hece ölçüsüyle ve döner ayakla yazılmış bir hece şiiri.


‘’ses,nefes’’ kâfiyeleri kökten yapılmış oysa ‘’buse’’kelimesinde öyle bir durum yok..Kâfiye ‘’e’’sesleriyle sağlanmış.Belli bir ayakla yazılan şiirlerde bu tür hatalar kusur sayılır.Onun dışında yarım,tam ve zengin kâfiye kullanılmıştır.

Her halukârda başarılı bir eser idi.Şairemizi can-ı gönülden tebrik ederek şiir kıritiğime son veriyorum.

Saygılarımla



Melahat Temur






Necla Develi'ye ait "Ağlayalım mı Biraz"
Hicran Akçakaya'ya ait "Geceler"
Güler Öz'e "Unutma"
Aslı'ya ait "Küçüdüm" şiirleri " gizLi özNe " tarafından yapılacaktır...
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Umrumda Değilsin başlıklı yazı Gülhun ERTİLAV tarafından 22.10.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı