Eklenme Tarihi : 21.07.2009
Okunma Sayısı : 5661
Yorum Sayısı : 62
Etiketler
Ayşe Duran
Ayşe Duran
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Sevmeler
Hayatın umarsızlığında
Anlamını yitirmiş sevmeler
Yürü gidelim ey yüreğim!
Riyayla kaplanmış her yer

Sahte sevmeler sarmış dört yanı
Gerçek sevgiden herkes kalmış
Bihaber

Kucak açmışlar her gelene
Dur demişler gerçek sevene
İnsanlık hali işte gidişat böyle
Sevilmek nasip olmaz
Hak eden yüreğe…






EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 28.09.2013 )
Canı sıkkın kızların yüzünden düşüp bin parça olanları bekleyenler var mıdır, bilmiyorum. Ama ben, hem kendimin hem de eli kalem tutan kim varsa ve dahi herkesin yüzünden düşenleri toplamakla görevli sayarım kendimi. Çünkü yaşıyor olmak savaşıyor olmaktır bir bakıma. Hatırlatmak istemiyorum ama doğduğum anda ilk hava saldırmıştı ciğerlerime. Ve son nefesimi verdiğimde ancak o ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş olacağım. Bu gerçeği anımsayarak bugünde herkesi utandıran bir iç çekişle yola devam edeceğim. Belki yolum sizin şiirinizden de geçecek bir gün; ama bugün yolum dediğim gibi Ayşe DURAN’ın “SEVMELER” adlı şiirinden geçiyor. Çünkü ben kucağımı şiirlerle doldurduğum günden beri aşığıyım canı sıkkın kızların yüzünden düşüp bin parça olanları aşka mal etmeye. Çünkü dört bir bucağın saldırılarında bu aşktır başımın çaresine bakmamı bana öğütleyecek olan. Bu aşktır, beni maskaraya çeviren dünyanın işine son verildiğinde beni bu diyarlarda işbaşı yaptıracak olan gerçek…

Hayatın ateş yağdırdığı günümüzde biliyorum şiirlere düşer birkaç şey açıklamak. Ama şiirin düzyazıya tercüme edilmesiyle tamiri mümkün olmayan hata işleyeceğimi de biliyorum. Bir çıkar yol bulacağız elbet önümüzde dağ gibi duran bu şiir karşısında: “İşte işte… Tam şurada bir şey var” demeden olur mu? Bir şey söylemeliyim muhakkak… Böyle ateşzebanların olduğu devirde susmak acı vermez mi bu şiiri kritik edecek olana.

“Hayatın umarsızlığında”

Hayatın umarsızlığından nasibini alan her yürek insanlık ateşini uyandırmakla yükümlü sayar kendini. Çünkü atı alan Üsküdar’ı geçerken insanlığını düşürünce onu şairler bulmuştur, ama kimsenin haberi yok. Ondandır şairlerin yüreği diğer insanların yüreğine benzemez. Ondandır akarsa şair yüreğinden çok kan akar. İşte bu serzeniştir, şairin elimize ulaştırmak istediği kanı. “Hayat umarsız” hayat ne ile kaim insanla. O zaman umarsız şu insana bir bakalım hele, ne kötülükler işletiyor bize.

“Anlamını yitirmiş sevmeler”
Novalis’in dediğine göre “Şiir, aklın açtığı yaraları onarır.” Sahi öyle değil mi? Bakın bu şiire nasılda işaret ediyor aklın açtığı yarayı. “Anlamını yitirmiş sevmeler” Azrail’e can borcu olduğunu unutan insan, dünyayı anlamsızlıkla baş göz etmeye ne kadar da istekli. Baba ocağından çıkıp anlamın ocağına incir ağacı dikerken haberi yok kendi soludu havayı kirletiyor. Kendi bindiği dalı kesiyor. Anlamını yitirince sevmeler insanı harap eder, bitap düşürür haberi yok.

“Yürü gidelim ey yüreğim!”

Bu karanlık kuşakta bizi kim duyar, kim çağrımıza kulak asar. Yüreğimiz tabi ki. Kim kaldı ki ortada. Akşam olmuş evli evine köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine… Yok, yok işte yanı başımızda, bohçasını alıp bizimle yola düşecek, sağ olsun yüreğimizden başkası.

“Riyayla kaplanmış her yer”

Keşke sevgiyle kaplansaydı. Keşke elimizden aşktan kalan kozlar alınmasaydı da kullansaydık. Fakat bu riya, bu iki yüzlülük, bu yalan, yedi bitirdi insanlıktan kalan son numuneleri. Kalmadı parmakla gösterilecek kadar insan. Niye kalmadı şöyle açıklanabilir: Diyor ki Talmud: "Dikkatini düşüncelerinden ayrıma, zira onlar sözlerin haline geleceklerdir. Dikkatini sözlerinden ayırma, zira onlar davranışların haline geleceklerdir. Dikkatini davranışlarından ayrıma, zira onlar alışkanlıkların haline geleceklerdir. Dikkatini alışkanlıklarından ayırma, zira onlar karakterin haline geleceklerdir. Dikkatini karakterinden ayırma, zira o senin kaderindir." Yani bu riya bizim kaderimiz olmuş biz olmuşuz riya.

“Sahte sevmeler sarmış dört yanı”

Öce basit şeylerle başladı sahtelikler. Sonra derece derede sardı dört bir yanı. Sahte para, sahte kimlik, sahte gülüşler ardından sahte sevmeler birer birer çorap söküğü gibi geldi. Artık yediğimiz lokmanın neşet ettiği tohum bile sahte. Demedi mi Turgut UYAR:

“Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.” (Geyikli Gece şiirinden)

“Gerçek sevgiden herkes kalmış
Bihaber”

Gerçek yok artık. Unutulsun, unutulsun daha da unutulsun. Çünkü herkesin işine böyle geliyor. Herkes yükünü böyle tutuyor. Ruhumuza kadar tesir edince bu sahtelik biri makas gibi açsa kollarını dese ki :”Durun, durun kalabalıklar bu çıkmaz sokak.” kim haklısın diyebilecek. Ruhumuz duyar mı sanıyoruz bu sesi. Saban süren yürek yorgun düşünce bir devir rüzgâr gibi geldi geçti. Mazi diyoruz şimdi biz ona. Sevmek mi o eskide kaldı.


Şiirin bu kısmında Ayşe hanıma birkaç lafım olacak. Şiiri okurken “Sahte sevmeler sarmış dört yanı” bu mısradan sonra gelen “Birer birer” mısrası burada hiç iyi durmamış. Yeri bence yanlış… Ne kadar yüksek sesle okumaya çalışsam hep burada takıldım. Biliyorum alt mısralardaki “Gerçek sevgiden herkes kalmış/ Bihaber” le bu “birer birer”i kafiye yapmak istemişsin ama kaş yaparken bence göz çıkarmışsın. Hep şiirin anlamı üzerinde duracak değilim ya. Birazda gözümü açıp etrafa bakmam gerekiyor. Uymuş mu uymamış mı diye.

Kucak açmışlar her gelene
Dur demişler gerçek sevene
İnsanlık hali işte gidişat böyle
Sevilmek bir türlü nasip olmaz
Hak eden yüreğe…

Şiirin son kıtası sanki şairin dilinden birden dökülüvermiş gibi kelimeleri şiir dışında başka bir hüviyete kavuşturmuş. Ya da ne bileyim elini attığı üst raftan üzerine dökülen su gibi akıp gitmiş bir türkü sanki. Aslında bu yapı anlama sadık kalınarak biraz daha şair tarafından işlenebilseydi şiir tam yerini bulacaktı. Bu haliyle bu son kıta türkü ile şiir arasında gidip geliyor. Ama anlam yoğunluğu itibariyle bu son kıtaya diyecek sözüm yok. Mükemmel olmuş.

“Kucak açmışlar her gelene”

İnsan hayatı ciddiye aldığı kadar kucağındakilere titizlik gösterebilir. Titiz olmak her yüreğin harcı değildir. Önce neyin pis neyin kir olduğunu bilmek gerekir. Sonra temizi seçip onu pisletmeme iradesini gösterebilmek… Başlarda da dedik ya hep işimize geldiği gibi yaşadık. Aklımıza gelmedi bir türlü kucak açıkken seçici olmak… Sonuç: Hüsran…
“Dur demişler gerçek sevene”

Dur yasak demişler gerçek sevene. Ama insan mısralarda, şiirlerde kimsenin elinden alamayacağı bir yurt bulur. O yurttur, gerçek sevenleri buluşturan yer. Bu yurtta insan ferağa kavuştukça nefes almasını öğrenir ve öğretir elinden geldiği kadar etrafına da. Şiir budur. Şehrin oksijen deposu.

“İnsanlık hali işte gidişat böyle”

Zaten bütün veriler bunu gösteriyor. Elde avuçta bir şey kalmadı aşk adına. Sağır sultan bile duydu. Salarak kendimizi hayata ölümü seçtiğimizi.

Acaba bu kritikte “Şiir okumanın anlamı nedir?” diye bir soru sorsam yanlış mı yapmış olurum? Şiirden anlamamak demek, kendi kaderini umursamamak demektir. Şiiri anlamalıyız. Şiirin ruhuna ulaşmalıyız. Çünkü biz bir avuç insan kaderimizi önemsiyoruz.

Niçin? Sevilmek bir türlü nasip olmaz /Hak eden yüreğe… Niçin hep hak eden kazansın deriz de, sanki bunu diyen biz değilmişiz gibi hile yaparız. Numara geçeriz karşımızdakine. Böyle olduğumuz için hak yerini bulmuyor tabiî ki. Saklambaç oynuyoruz sevgisizce. Ama meteliğe kurşun atar gibi canımız öyle yanacak ki… O zaman kalübelâ ne söz vermiştik inşallah hatırlayacağız...

Şiirin işaret ettiği gerçeğe temas eden bir hadis-i şerifle bu kritiği bitirmek istiyorum.

''İstiğna gösteren ve iffeti muhâfaza eden insanları Cenâb-ı Hak âlemden müstağni kılar.

İstiğna /A.i./ : Olanla yetinme, mevcuda kanaat etme; tenezzül göstermeme, gönül tokluğu, tok gözlülük.
Müstağni/A.i./: 1. Minnetsiz, ihtiyacı olmayan, muhtaç bulunmayan. 2. Tenezzül etmeyen 3. Tok gözlü, kanaatkar 4. Nazlı davranan


Şiirler, vücudumuzun bir yerinde biriken kanı aldırırken bize bu kanın hesabını soran memura benzer. Ne ona başımızdan git diyebiliriz, ne de bu işlemden sıhhatimiz adına vazgeçebiliriz…

Yaşıyor olmak savaşıyor olmak değil miydi zaten… Selamlar.


Hayati OKUR
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Sevmeler başlıklı yazı Ayşe Duran tarafından 21.07.2009 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı