Eklenme Tarihi : 25.02.2012
Okunma Sayısı : 7922
Yorum Sayısı : 86
Etiketler
S.SAMYELİ
S.SAMYELİ
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 26.02.2012 tarihinde
GÜNÜN HECE YAZISI
olarak seçilmiştir.
Özellik
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 26.02.2012 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Şiirlerin Suçu Ne
Şiirlerin Suçu Ne

(Yarası olan gocunur)


Dize dize şiirler düşmüş ak sayfalara

Her şiir bir hazine değerini veren yok

Ustalar sus pus olmuş iş düşmüş tayfalara

Haykıran imgelerin sırrına bir eren yok


Kimi hasret yüklüdür okudukça can yakar

Kimi sitem yüklüdür sevdiğine yan bakar

Kimi sevgi yüklüdür buram buram gül kokar

Bağban olup gülleri dermek için giren yok


Kimi asar şiiri der ki daha duramam

Sanal âlem burası dostluk neyin kuramam

Gezmem el sayfasında hiç kafamı yoramam

Sürü içinde gezen çakalları gören yok


Kimi der git siteden burası sana fazla

Şiir kural işidir götüremezsin nazla

Yağla tabanlarını bekleme hadi gazla

Kusur bende mi diye kendisine soran yok


Kimi kızar birine dizede kusur arar

Şiir deneme demez hassas radarla tarar

Düşünmez ki kin tutmak dostlukta büyük zarar

Hoşgörü bahçesinden güzelliği deren yok


Kimi yıldız peşinde her gün bir şiir asar

Kimi hassas yürekli ağlar dostlara küser

Kimi içine atar aylarca susar pusar

İyi gün kötü günde arkamızda duran yok


Kimi kitap basınca kendini edip sanır

Zanneder cümle âlem şahsını hemen tanır

Burnu Kaf Dağı'ndadır kanır ha babam kanır

Gurur denen düşmanı nefsi ile kıran yok.


Finalden al dörtlüğü kopyala ve yapıştır

Aynı tavrı sitede her şaire yakıştır

Yorum yok bir destek yok bu ne biçim akıştır

Şiirlerin altına fikirleri seren yok


Şiirler kan ağlıyor şairler ise zorda

Gerek var mı bunlara düşün hele bir dur da

Hepimiz bir kardeşiz aileyiz biz bur da

Bir selam ile dostu sevgi ile saran yok


Usta ışık tutmalı yeni yetme kaleme

Nasıl anlam kazanır yazdığı bir kelime

Kırmadan o çömezi düşürmeden eleme

Ardından gelenleri tatlı dille yeren yok


Edebiyat deyince edep deriz hepimiz

Etten kemiktendir bu bedende ki yapımız

Gönül dergâhımızda açık dosta kapımız

Tek yumruğun üstüne yumruğunu vuran yok


Yetmediyse sözlerim şu resme bir bakıver

Yedisinden birini yüreğine takıver

Dostluk meşalesini hoşgörüyle yakıver

Yıktığın gönülleri yapma için süren yok


EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 25.02.2014 )
TAHLİL:

Edebî hareketler, genel olarak kendinden önceki edebî birikimi tenkit ederek ya da onlara bir tepki olarak ortaya çıkarlar. Bununla birlikte diğer bütün sanat dalları gibi edebiyat da gelenekle var olan, bir zemin üzerine yükselen bir sanat dalıdır.

Şiirde gelenekten faydalanma ile kastedilen, özellikle modern şiirimizde divan şiiri unsurlarının (âhenk unsurları, mazmun, motif, tasavvuf, nazım şekli, nazım türü vb.) kullanılmasıdır. Şiirde gelenekten faydalanma, Tanzimat döneminden bugüne Türk edebiyatçılarının aktüel meselelerinden biri olmuştur. Modern şiirimizde geçmişin edebî birikimlerinden faydalanma gereğini duyan şairler olduğu gibi, edebî mirası reddeden ve şiirlerinde gelenekten faydalanmayan isimler de olmuştur. Bu bildiride Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında gelenek-divan şiiri etrafında cereyan eden tartışmalar, dönemin şairlerinin divan şiirine yaklaşım tarzları ve şiirlerinde divan şiiri unsurları hakkında çeşitli tartışmalara yol açmıştır.

Yeni Türk şiirini kurmak için divan şiirini yıkmak gerektiğini düşünen Tanzimat sanatçıları, tenkit oklarını divan şiiri üzerine yoğunlaştırmışlardır.

Tanzimat döneminde başlayan ve merkezine divan şiirini alan eski-yeni münakaşaları, Servet-i Fünûn, Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat dönemlerinde de zaman zaman şiddetini artırıp, kimi zaman azaltarak devam etmiştir. Bununla birlikte divan edebiyatı tartışmaları, özellikle Cumhuriyet döneminde yoğunlaşmış ve konu edebiyatçılarımızın aktüel meselesi hâline gelmiştir.

Ancak;
Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve bilgisayar çağının hızla bir balıkçı ağı gibi dünyayı sarmasıyla iletişim geçmişteki gibi kısıtlı imkanlarla sağlanmıyor. Önceden yenilikçi ve değişim için bir şeyler yapan şair ve yazarlar topluluğu artık var olanla yetinmeyi bilerek kendi kabuklarına çekilir pozisyonda sadece kendilerini okuyup, kendilerini gündeme getirir oldular.

Bu durumun en önemli sebeplerinden biri internet ortamında birçok edebiyat ve şiir platformlarının hızla yaygınlaşması diyebiliriz. Artık geçmişteki tartışmalar gibi bilgi ve üretmek adına tartışmalar yapılmıyor… Bu günkü tartışmaların rengi ve yönü bambaşka boyutlara ulaşmaktadır.

Bu gün “sendeyaz” sitemizin ve diğer paylaşım sitelerinde de var olan bir takım sorunlara dem vurmak istedim. Bu yüzden, Sevgili Safiye Samyeli’nin “Şiirlerin Suçu Ne” isimli şiirini seçtim. Kendisi güzel kaleminden dökülen mısralarında benimde zaman zaman sitemizde gelişmek ve ilerlemek adına engel olarak gördüğüm durumlara değinmiştir.

Ne kadar zamandır sitede editörlük yapıyorum bilmiyorum. Ancak bu süreçte editörlüğün vermiş olduğu birçok mesele ile karşılaştım. Yeri geldi karşılaştığımız sorunları çözdük yeri geldi çözemedik. Kırdığımız da oldu kırıldığımız da. Ama şiir isimli dünyanın içinde, kendi aramızda oluşan sıkıntıları aşıp yenilikçi, paylaşımcı, değişime açık, farklı ama görsel ya da tınısal anlamda mucizevi güzelliklere adım atmak ve üretmek amacı içinde olduk.

Hepimiz annemizin karnından şair olarak doğmadık çünkü. Velhasıl hepimizin öğrenmek için, içimizde taşıdığı o muazzam duyguyu paylaşmak için, var olmak için, kâinata bir şey bırakmak için bir gayreti söz konusuydu.

Bu düşüncelerle kritiğimize geçmek istiyorum.


//Dize dize şiirler düşmüş ak sayfalara
Her şiir bir hazine değerini veren yok
Ustalar sus pus olmuş iş düşmüş tayfalara
Haykıran imgelerin sırrına bir eren yok//


Şair edebiyat platformlarında yer edinip, içindeki bilgileri dış dünyaya kapatmış, şiir adına edebiyat adına belli bir birikim sahibi olmasına rağmen öğrenmeye açık, her türlü yerinde eleştiriyi arzulayan ve bu eleştirilerle kendini yenileyen şairlere yol göstermek yerine susmayı tercih eden şairlerin bu davranışına dem vuruyor. Şiir yazma sevgisini içinde taşıyan kişilerin gelişip şiir birikimini arttırabilmesi için yazdıklarını panoya astığında hem teknik hem içerik anlamında eleştirilip en iyiye ulaşmaları sağlanmalıdır. Ancak bu tutum -sitemiz için konuşuyorum- çoğu kaliteli kalemce yapılmamakta. Bunun birçok sebebi var. En önemli sebebi eleştiriye kapalı bir dünyada yaşıyor olmamız.

Edebiyat ortamımızda şiir eleştirisi denildiğinde genellikle bir şiirin, bir şiir kitabının ya da bir şairin tanıtımı için yazılmış yazılar akla geliyor. Yazın alanında eleştirmen sayısı hayli az. Hele de şiir söz konusu ise bu durum vahim bir hal alıyor. Oysa eleştiri nasıl da ciddi bir iştir! Eleştiri, Yunanca yargılama, ayırt etme anlamına gelen "krisis" sözcüğünden gelen bir terim. Bir kişiyi, düşünceyi ya da eseri dikkatli, derinlemesine ve özenli bir incelemeye tabi tutmak. Sanat eserlerine, bu eserlerin çok çeşitli özelliklerini ve işlevlerini hesaba katarak, değer biçmek; onları önce analiz edip, sonra yargılamak. Eleştirmenin, eğildiği konuyu derinlemesine incelemesi, çok boyutlu algılaması, yorumlayabilmesi ve analiz edebilmesi için; incelediği konunun tüm detaylarına tam olarak vakıf olması gerekiyor.

Bizde öyle mi peki? “Şiir Eleştirisi”, içine her türlü kuramın, felsefenin, her türlü poetik değininin, denemenin, hatta söyleşinin olur olmaz sığdırılmaya çalışıldığı bir “pazar filesi” gibi ortaya çıkıyor çoğunlukla. Eleştiri kuramlarını kullanarak, her şiir türünde ve her şairde, ona uygun kuramdan yararlanarak, özgün, tutarlı bir “şiir eleştiri dili” oluşturmak yerine, ahbap-çavuş ilişkileri içinde ya tamamen övmeye ya da karşılıklı dergilerde birbirine sövmeye dönüşüyor eleştiri mantığımız.

Burada, nesnel yaklaşımlarıyla, değerli eleştiriler üreten kimi eleştirmen ya da yazarlar değil değindiğimiz. Amacımız bilir bilmez şiir hakkında ahkâm kesenlerin bolluğu ve bu nedenle de sapla samanın birbirine karıştığı ortamı imlemek. Yoksa şiir eleştirisi tarihine bakıldığında, Cumhuriyet döneminden bu güne, şiir üzerine eleştiri yazıları yazmış o kadar çok emektar var ki… Bunların arasında Nazım Hikmet, Nurullah Ataç, Memet Fuat, Mehmet Kaplan, Orhan Burian, Vedat Günyol, Sebahattin Eyüboğlu, Asım Bezirci, Suut Kemal Yetkin, Behice Boran, Sadun Aren, Mihri Belli, Cemal Süreya, Edip Cansever, Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Attila İlhan, İlhan Berk, Ahmet Oktay, Attila Özkırımlı, Alpay Kabacalı, Şükran Kurdakul, Mehmet H. Doğan, Mustafa Öneş, Orhan Koçak, Kemal Özer, Sabit Kemal Bayıldıran, Gülten Akın, Sennur Sezer, Veysel Çolak, Hilmi Yavuz, Abdullah Uçman, Arif Ay, Hilmi Haşal, Mahmut Temizyürek, Özdemir İnce, Ayten Mutlu, Metin Cengiz, Metin Celal, Celal Soycan, Ahmet Ada, Abdülkadir Budak, Hüseyin Cöntürk, Hasan Bülent Kahraman, Mustafa Durak, Ahmet İnam, Ahmet Günbaş, Halim Şafak, Haydar Ergülen, Nuri Demirci, Yılmaz Arslan, Baki Asiltürk, Şeref Bilsel, Mustafa Fırat, Aydın Afacan, Celal Fedai, Ahmet Bozkurt, Betül Dünder, Emel İrtem hemen akla ilk geliveren, şiir eleştirmeni olmadığı halde, eleştiri-deneme türünde yazan isimler…



//Kimi hasret yüklüdür okudukça can yakar
Kimi sitem yüklüdür sevdiğine yan bakar
Kimi sevgi yüklüdür buram buram gül kokar
Bağban olup gülleri dermek için giren yok//

Bağban kelime anlamı olarak bağ bekçisi anlamına gelir. Bir düşünün bir bağın bekçisi olmak. O bağdaki çiçeklerle teker teker ilgilenmek sabırla çiçeğin türüne göre ve arzusuna göre gün ışığı ve bakım icra etmek. Ne güzel ve ne zor bir iş… Güzelliği şu ki; emeğinin karşılığını alıp nefis çiçeklerle donattığında bağban, çiçeklerin güzelliğinin yaratıcısı olmakla rahatlıkla övünebilir. Fuzuli’nin "bağban bir gül için bin hare(dikene) hizmetkâr olur." dizesiyle ne kadar zorlu bir yola gönül verdiğini görebiliriz.

Şairimiz burada çalakalem yazılmış şiirlere ve şiirlerine gereken ilgiyi göstermeyenlere atıfta bulunmuştur. Hep duyuyorum. “Yorum karşılığında yorum yapılıyor bu sitede” diye çok eleştiri geliyor bize. Bu durumun neyi eleştirilecek bir konu anlamış değilim. Sen şiirini asıp gidersen sana gelen yorumlara nezaketen cevap vermezsen, senin şiirini okuyan insanları merak edip sayfalarına bir uğramazsan, kalemlerinden neler dökülmüş ilgilenmezsen kim sana gelip yorum yapsın. Bu durumu eleştiri malzemesi haline getirip şairlere küsen ve bulunduğu platformu gönül rahatlığıyla haklıymış gibi terk edip gidenlere ancak şunu söyleyebilirim:

Bir başka kapısını aralayacağınız platformda da bundan farklı bir durum olmayacaktır. Çünkü insanın doğasında var olan bir durumdur bu. Okunmak fark edilmek ve ürettiği bir sanat eserinin incelenip fikir sahibi olunması istenir.

Şiir ekleyip çıkan birçok üyemiz var. Ben sitedeki konumum nedeniyle kapılarını hep çalarım, hiç de gocunmam ancak biz yöneticilerin dışında çok defa şiirini okuyup yorumlamasına rağmen bir kez bile yorumlayan şairi ve şiirlerini merak edip dönmeyenler var. Ve sonra “Yorum karşılığında sitede yorum yapılıyor” ben bu tekele dönüşen ortamda kalmam diyip küsenler var. Şimdi bu davranış sizce ne kadar doğru?


//Kimi asar şiiri der ki daha duramam
Sanal âlem burası dostluk neyin kuramam
Gezmem el sayfasında hiç kafamı yoramam
Sürü içinde gezen çakalları gören yok//

Üstteki kıtanın devamı niteliği taşıyor adeta bu kıta. Şair her defasında küsüp, kırgınlıklarının faturasını bulunduğu ortamdan, yazılan şiirlerden ve şairlerden çıkaran şairlere dem vurmuş…

Evet değerli okurlar; yukarıda bahsettiğim gibi: Kişi yazı ekliyor eklediği yazısına sahip çıkmıyor, insanlar kendisini okumuş, yorumlamış kişilere dönüp de bakmıyor. Yıllardır yazdığı halde virgül nereye konur, -de nedir -mi nedir bilmeyenler var…Üstadım yazıları öksüz ve yetim bırakacaksan, kendini geliştirmek için zerre kadar bir şey öğrenmeyeceksen buraya neden ekliyorsun diye sorası geliyor insanın... En azından nezaketen kendisini okuyanları okumaz mı? Ya da kişilere faydalı olmak adına kişileri okumaz mı, yönlendirmez mi? Biliyorsa ve yüreği yetiyorsa düzeltmez mi? Tamam yorum kalitesindeki sıkıntının farkındayım ve bence yorumlar da en az şiirler kadar özenli olmalı… Peki, sen ne yaptın bu konuyla ilgili? Örnek yorumlar yaptın da insanlar örnek almadı mı? Bir güzellik sundun da insanlar talip olmadı mı? Bunların hiçbirisi yok. Ekleyecek, çıkacak sonra da soracak “Kimse beni okumuyor, kimse beni yorumlamıyor… Zaten bu sitede iş yok…”

Bazıları da kimse beni okumasın ve yorumlamasın derdindeler açıkçası onlara da hayretler ediyorum. Eeee kardeşim eğer öyleyse bu tür paylaşım sitelerinde ne işin var git evine… Bulunmaz maden gibi insanların seni keşfetmelerini bekle…

Ki bazıları var bir eleştiri yapıldığında şiire, tamamen kişisel algılıyor. Oysa mesele tamamen teknik eksikliklerin anlaşılıp öğrenilmesiyken “ Zaten bu kişiyle aramızda sorun vardı. Beni kasıtlı eleştirdi” duygusallığıyla yönetimden benim ya da arkadaşlarımın mesaj panosuna uzanıp “üyelik pasifliği” istiyor. Ben böyle bir taleple başvuran kimseyi geri çevirmedim. Önceden nedenini sorardım artık onu da yapmıyorum. “Konuyla ilgileneceğim diye bir mesaj atıp en kısa sürede isteğini yerine getiriyorum. Oysa bu ne kadar üzücü bir durum. Düşünün burayı sıcak ve samimi bir ev ortamı gibi değerlendiriyoruz ve bir misafirimiz ya da yakınımız evi terk ediyor. Siz evinize gelen bir misafirin aniden açıklama bile yapmadan ya da ortada bizim tarafımızdan bir kusur olmadığını bildiğiniz halde evden şiddetle ayrılmak isteyişine tanık olduğunuzda ardından ne düşünürsünüz. Ben artık o pozisyonda hissediyorum kendimi… Gitmelere, pire için yorgan yakmalara, imama kızıp abdest almadan namaz kılanlara çok alıştım. İnanın alışıyor insan. Ki gerçek hayatında beklediği dostlukları maalesef ki nadiren görüyor sanal ortamda.



//Kimi der git siteden burası sana fazla
Şiir kural işidir götüremezsin nazla
Yağla tabanlarını bekleme hadi gazla
Kusur bende mi diye kendisine soran yok//


Bu şiir bir taşlama şiiri. Ve hepimiz pay çıkartmalıyız diye düşünüyorum. Şair site içinde gözlemlediği, karşılaştığı ya da kulağına takıldığı tüm konulara değiniyor. Ben siteden birbirlerini göndermeye diyeyim artık ötesine dilim varmıyor, çalışan kişilere rastlamadım. Ancak küçük paylaşım ortamlarında, herkesin birbirini tanıdığı ve kalemini bildiği yerlerde ruh ve kafa anlamında birbiriyle uyuşamayan kişilerin aynı ortamda yaşayamadıklarına çok şahit oldum. Oysa burada amaç şiir… Fakat alınganlık ve hassaslık üreten insanların kişiliğinde yer edinmiş. Bunu önceki kritiklerimizde konuşmuştuk. Fakat şairimizin söylediği gibi oysa kusur aranacaksa hiçbir zaman tek tarafa mal olmamalı. Klişe bir söz var ama konumuzun tam da burasında imdadımıza yetişecek bir söz:

“Herkes evinin önünü temizlese caddeler, sokaklar ve dünya tertemiz olurdu.”




//Kimi kızar birine dizede kusur arar
Şiir deneme demez hassas radarla tarar
Düşünmez ki kin tutmak dostlukta büyük zarar
Hoşgörü bahçesinden güzelliği deren yok//



En büyük eksikliğimiz aslında hoşgörü."Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir Hoşgörü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu beslemeden, anlayışlı bir tartışma arzusudur." diyor Macintosh. Bu cümlenin içinde barındırdığı anlama tüm kalbimizle dikkat kesilsek aslında her şey çözülecek.Oysa bir düşmanlık var içimizde bizi hoşgörüden günden güne koparan... Bu sadece şairler topluluğu için geçerli olan bir durum değil, tüm inanlık için böyle olduğunu düşünüyorum. Kin tutmak, hata arayan gözle bakma, kıskanmak, başka bir deyişle kıyaslamalar yapmak. Uzlaşılamadığında kendi doğrusunu zorla başkalarına kabul ettirmek ve farklı farklı üyeliklerle siteye yeniden üye olup ilgili kişinin sayfasında bir yığın moral bozucu laf etmek. Ben şunu da öğrendim bu sitede yazdığım zamanlardan bu yana. Arası iyi olan insanların birleşip topluca ilgili kişiye saldırıda bulunmaları. Ne kötü değil mi? Oysa bizler şairiz… Şiirle uğraşıyoruz… Şiir en büyük güzelliklerin yoğrulup piştiği yer… Şiir giriş kapısı olan fakat asla çıkış kapısı bulunamayan ve geri dönmenin de imkânsız olduğu bambaşka bir dünya… Bu dünyada yaşayıp bu dünyanın özelliklerini, ruhunu ve bakış açısını taşımayanlara site ve şahsım adına çok üzülüyorum.

Oysa yüz yüze gelindiğinde belki de dünyanın en güzel sohbetlerini edebileceğini düşündüğüm kalbinde duyguların en güzellerini taşıyan şairlerin sanal platformlarda birbirlerinden kan davalı gibi bahsetmeleri hayli üzücü bir durum.



//Kimi yıldız peşinde her gün bir şiir asar
Kimi hassas yürekli ağlar dostlara küser
Kimi içine atar aylarca susar pusar//

Evet bu konu benim sıklıkla karşılaştığım bir durum. Site kuralları içerisinde teknik ve içerik anlamında seçki kurulunca başarılı bulunan şiirlere yıldız veriliyor. Değerli okurlar bu konuyla alakalı söylemek istediğim çok söz var.Çünkü itham ediliyoruz. Ben kendi şiirlerime yıldız vermiyorum. Ve üç dört ayda bir güne geliyorum o da toplantıda olmadığım zamanlar kuruldaki arkadaşlar seçiyor. Hemen hemen tüm yönetici arkadaşlarımızda böyle. Ancak zaman zaman didik didik ediyoruz hem teknik hem içerik anlamında başarılı şiirler bulabilmek için. Oysa hep aynı kişilere yıldız verilmekle suçlanıyoruz. Bazen benim şiirime yıldız vermediniz diye gelenler oluyor. Gözden kaçabiliyor, seçki kurulunda hastalanan, o gün işte olanlar, şehir dışında olanlar oluyor bir şekilde aksamalar meydana geliyor. Fakat mümkün mertebe kişilerin güne geliş tarihlerine bakıyoruz, kimsenin hakkını almamaya çalışarak güne şiirler belirliyoruz. Ben bu konuda sizden özellikle duyarlılık göstermenizi unutulan gözden kaçan şiirler için seçki kurulundaki ve yönetimdeki kişilere başvurmanızı rica ediyorum. Bazı arkadaşlar şiir altına yorum olarak yazıyor. Bu yorumlar okunmayabiliyor. Ve siz şiiri eleştirdiğinizde şiirin sahibi gücenebiliyor. Bence güne gelen şiirin güne yakışmayan bir şiir olması şiiri yazanın kabahati değil seçki kurulunun tercihi olmuştur. Bu nedenle yorum altına yapılan eleştiriler şairi de incitir. Mesajla ulaşılması daha sağlıklıdır. Safiye Hanım bu kıtanın final mısrasını ne güzel tamamlamış.

“İyi gün kötü günde arkamızda duran yok”

Kalıcı olan ne kadar kişi var ki… Hepimiz bir şekilde veda ediyoruz bulunduğumuz ortamlardan… Küsüp gidiyoruz… Dostluklarımız sebep ne olursa olsun bitmemeli… Çözüm yolları üretip yapıcı bir şekilde hareket etmek varken sırtımızı dönüyoruz, paylaşımda bulunup acıyı ve kederi paylaştığımız yere…



//Kimi kitap basınca kendini edip sanır
Zanneder cümle âlem şahsını hemen tanır
Burnu kaf dağındadır kanır ha babam kanır
Gurur denen düşmanı nefsi ile kıran yok.//


Benim hiç kitabım olmadı. Tozlanmış tabir yerindeyse örümcek ağı ile kaplı yaklaşık 4 dosya kitap haline dönüşmeyi bekliyor. Fakat acele etmiyorum kitap konusunda. Henüz bazı şiirlerimi yeterli görmüyorum, gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum vs vs vs. Ancak kitap bastırmaya karar verdiğimde ne yapmam gerektiği hakkında en ufak bir fikre sahip değilim açıkçası. Şairimiz burada aslında tüm şairlerin ihtiyaç duyacağı bir konuya dem vuruyor. Kitapları olan şairlerin aşama aşama karşılaştıkları sıkıntı ve sorunları bu işe yeni adım atmış şair ve yazarların karşılaşmaması açısından kişilere danışıldığında fikren ve manevi anlamda destek olmaları şeklinde bir arzu taşıyor. Ki bu benimde çok arzu ettiğim bir davranış olur. Çünkü henüz basılmış bir kitabım yok. Tevazu her zaman insanı yüceltir sevgili okurlarım. Tevazu sahibi olan bir kişinin gururla işi olmaz. Ve alçak gönüllü davranışlarıyla bunu belli ederek yanına yaklaşıldığında ayna gibi yansıtır cam gibi bilgi saçar etrafına.


//Finalden al dörtlüğü kopyala ve yapıştır
Aynı tavrı sitede her şaire yakıştır
Yorum yok bir destek yok bu ne biçim akıştır
Şiirlerin altına fikirleri seren yok//


Evet sitemizde sıkıntı yaşanılan, eleştirilen bir başka konuda yorum konusu… Şiir eklendiğinde karşılığında o şiirin okunup yorumlanmasını hemen hemen hepimiz bekliyoruz. Siteye şiirini asıp çıkanlardan bahsetmiyorum. Bu işe gönlünü veren, şiirini gerçekten seven ve duygularının okur tarafından hissedilip karşılığında bir fikir beyan edilmesini isteyenlerden bahsediyorum.

Fakat inanın buna yorumların samimi olup olmadığı şairce açık ve net anlaşılıyor. Kimse aksini iddia etmesin. Bir şiir eklendiğinde o şiiri gerçekten okumuş olan ile gözden geçirmiş olan hatta hiç okumadan yorum yapan açık ve anlaşılıyor. Bunu anlamanın birçok sebebi var. Bazen serbest şiir olmasına rağmen “Çok güzel bir hece çalışması emeğinize sağlık” gibi yorumlarla karşılaşıyorum. Kendi sayfama yapılmasa da başka sayfalarda görüyorum. İçten içe kızıyorum onlara. Okumadığı bir şiire niçin yorum yapar bir insan diye düşünüyorum. Bu şairce fark edildiğinde şairi inciten bir davranış şekli. Bazen hep aynı yorumu yapıyorlar. Profil sayfasında yorumlar kısmını tıkladığımda adeta kopyalanmış gibi hep aynı yorumu görüyorum. Kendi kendime diyorum ki; hiç mi bir fikir sunmaz bir insan. Bir cümle de olsa okuduğu şiir hakkında yorum yapmaz. Ama kimse tercihleri ile yargılanmamalı. Bazen şairimizin de dediği gibi şiirin son bendini kopyalayıp sadece o bent hakkında görüş bildirenler var. Oysa üst dizelerde birçok duyguya değinilmiştir. Yorum konusunda ne kadar hassas davranırsak bence paylaşımın akışı o kadar kaliteli olacaktır diye düşünüyorum.


//Şiirler kan ağlıyor şairler ise zorda
Gerek var mı bunlara düşün hele bir dur da
Hepimiz bir kardeşiz aileyiz biz bur da
Bir selam ile dostu sevgi ile saran yok//


Biliyorum çoğu şair ve yazar dostum, bu kritiğe bu kritikte değinilen konulara alınacak kırılacaktır. Ancak benim şu kritiği hangi şartlar altında yapmaya çalıştığımı bir bilseler sanırım biraz hak verirlerdi. İşin özü ne biliyor musunuz değerli okurlarım. Her şeyde olduğu gibi burada da işin özü sevmek. Yaşam sevgiyle güzelleşiyor. Sevince insan, zorluklar göze batmıyor. Bu siteyi ve sizleri çok seviyorum ve şu kritiği güç şartlarda yazmaya çalıştım. Şairimizin bu kıtada sevginin açamayacağı kapı olmadığını ifade ediyor. Önce sağlık sonra sevgi hepimize yaptığımız her işte…


//Usta ışık tutmalı yeni yetme kaleme
Nasıl anlam kazanır yazdığı bir kelime
Kırmadan o çömezi düşürmeden eleme
Ardından gelenleri tatlı dille yeren yok//

Ataç, şiir üstüne yazar ya da konuşurken, sık sık, "yapı “sözcüğünü kullanırdı; sözgelişi, "Ozan, sözcüklerle bir yapı kurar," derdi. Burada "yapı" sözcüğü ile anlatılmak istenen, ilk bakışta ve hele şiir sorunlarına yabancı olanlarca sanılacağı gibi, şiiri eskilerin deyişiyle bir "abide" saymak, böylece de onu göklere yükselen ölümsüz bir kalıt olarak övmek değildir. Başka türlü söylemek gerekirse, "şiirin yapısı" sözünde bir mecaz yoktur; buradaki benzetme, düpedüz taştan, tuğladan, demirden yapılan yapılarla, sözcüklerden kurulan şiir arasındaki öz birliğini göstermek amacını gütmektedir. Eskilerin "inşa" sözcüğü de bu anlamdadır.

Hepimiz şiir konusunda çok şey öğrendiğimiz dostlar edindik. Yıllardır taşıdığımız bu şiir ve edebiyat aşkı, çoğumuzu çok güzel insanlarla tanışmaya sevk etti. Yeri geldi disiplinli çalışmalara girdik. Yeri geldi şiirlerimizi küçümseyip dudak bükenler, hatalarımızı bir bir önümüze dizenler ve detaylı inceleyerek nedenlerini anlatarak şiirlerimizin teknik analizini yapanlar oldu. Çok zorlu bir süreçten geçtik ve hala geçiyoruz. Biliyorum ki geçeceğiz de. Asla bu konuda yeterliyim hissine kapılmak mümkün olmayacak, olmamalı da. Çünkü şiir konusunda yeterli olduğunu düşünen bir şairin gelişmek için hiçbir atılımı olacağını düşünmüyorum. Çünkü farklı bakış açıları, farklı imgeler, özgün semboller şiirin en büyük besin kaynakları. Bu durumda şimdiye kadar kapısını çalıp ağzından zorla bilgi aldığımız ya da gönüllü dizelerimizi onaran tüm hocalarımızdan ne gördüysek onu uygulamaya çalışalım. Çünkü şiir bizim tek ve biricik aşkımız. Ve bu aşkı ne kadar ileri seviyeye taşırsak bu ülkenin şairliğe yeni adım atmış binlerce genç ve dinamik yüreklerinin geleceğin en başarılı şairleri haline geleceğini düşünüyorum.Ataç'ın şiiri bir yapı olarak değerlendirmesindeki asıl amacın bir inşaat işçisi gibi her bir dizeye özel bir zaman ve güç harcayıp en güzel halini verebilmekten geçtiğini düşünüyorum. Şairimiz bu dizelerinde yeni şairlere hem teknik hem içerik anlamında şiir konusunda donanımlı şairlerin yetkin fikir ve bilgilerini sunarak onların gelişimine yardımcı olmalarından bahsetmiştir.



//Edebiyat deyince edep deriz hepimiz
Etten kemiktendir bu bedende ki yapımız
Gönül dergâhımızda açık dosta kapımız
Tek yumruğun üstüne yumruğunu vuran yok//

“Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.” diyor Sait Faik. Gönül dergâhında tüm şairlerin dost canlısı olup tüm dostlara kapısının sonuna kadar açık olduğunu biliyorum. Çünkü benim içinde bulunduğum dünyada şairler bambaşka insanlar. Tıpkı Eflatun’un söylediği gibi Perilerin hizmetkârıdır onlar. Önemli olan tartışma yöntemlerini bilip bu yöntemler eşliğinde edebi elden bırakmadan tartışmayı bilmek. Herkesin fikri aynı olamaz, karşıt görüşler tabi ki olacak fakat kişiliğe saldırı olmadan teknik analizler ve gözlemlerle bunu yapabilirsek işte çok konuyla mücadele etmiş olacağız.


//Yetmediyse sözlerim şu resme bir bakıver
Yedisinden birini yüreğine takıver
Dostluk meşalesini hoşgörüyle yakıver
Yıktığın gönülleri yapma için süren yok//


Bu düşüncelerle içinde şahsi fikirlerimin de yer aldığı kritiğimize şairimizin ilk dizede bahsettiği güzel sözlerle son veriyor hepinize nice güzel paylaşımlar diliyor, teşekkür ediyorum.



“Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hoşgörülükte deniz gibi ol
Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol “


Hz.Mevlana




ŞEKİL:

Dize dize şiirler düşmüş ak sayfalara
Her şiir bir hazine değerini veren yok
Ustalar sus pus olmuş iş düşmüş tayfalara
Haykıran imgelerin sırrına bir eren yok

Sayfa-tayfa sözcüklerinde; -ayfa zengin kafiye –lara rediftir. Ayak olarak kullanılan veren-eren-giren-gören-soran-deren-duran-kıran-seren-saran-yeren-vuran-süren sözcüklerinde –r harfi yarım kâfiye ayak olarak kullanılmıştır.

Kimi hasret yüklüdür okudukça can yakar
Kimi sitem yüklüdür sevdiğine yan bakar
Kimi sevgi yüklüdür buram buram gül kokar
Bağban olup gülleri dermek için giren yok

Yakar-bakar-akar; –ak tam kafiye –ar rediftir.

Kimi asar şiiri der ki daha duramam
Sanal âlem burası dostluk neyin kuramam
Gezmem el sayfasında hiç kafamı yoramam
Sürü içinde gezen çakalları gören yok

Duramam-kuramam-yoramam; –r yarım kâfiye –amam rediftir.

Kimi der git siteden burası sana fazla
Şiir kural işidir götüremezsin nazla
Yağla tabanlarını bekleme hadi gazla
Kusur bende mi diye kendisine soran yok

Fazla-nazla-gazla; -azla harflerinde zengin kafiye var.

Kimi kızar birine dizede kusur arar
Şiir deneme demez hassas radarla tarar
Düşünmez ki kin tutmak dostlukta büyük zarar
Hoşgörü bahçesinden güzelliği deren yok

Arar-tarar-zarar;- arar zengin kafiye var.

Kimi yıldız peşinde her gün bir şiir asar
Kimi hassas yürekli ağlar dostlara küser
Kimi içine atar aylarca susar pusar
İyi gün kötü günde arkamızda duran yok

Asar-küser-pusar; -s yarım kafiye –ar rediftir.

Kimi kitap basınca kendini edip sanır
Zanneder cümle âlem şahsını hemen tanır
Burnu Kaf Dağı’ndadır kanır ha babam kanır
Gurur denen düşmanı nefsi ile kıran yok.

Sanır-tanır-kanır; -an tam kafiye –ır rediftir.

Finalden al dörtlüğü kopyala ve yapıştır
Aynı tavrı sitede her şaire yakıştır
Yorum yok bir destek yok bu ne biçim akıştır
Şiirlerin altına fikirleri seren yok

Yapıştır-yakıştır-akıştır; - burada kafiyede bir hata var. -ak, -ak, -ap olmuş dolayısıyla bir hata meydana gelmiş.

Şiirler kan ağlıyor şairler ise zorda
Gerek var mı bunlara düşün hele bir dur da
Hepimiz bir kardeşiz aileyiz biz bur da
Bir selam ile dostu sevgi ile saran yok

Zorda-dur da- bur da; -r yarım kafiye –da rediftir.

Usta ışık tutmalı yeni yetme kaleme
Nasıl anlam kazanır yazdığı bir kelime
Kırmadan o çömezi düşürmeden eleme
Ardından gelenleri tatlı dille yeren yok

Kaleme-kelime-eleme; -me tam kafiye var.

Edebiyat deyince edep deriz hepimiz
Etten kemiktendir bu bedende ki yapımız
Gönül dergâhımızda açık dosta kapımız
Tek yumruğun üstüne yumruğunu vuran yok

Hepimiz-yapımız-kapımız; -ap tam kafiye –ımız rediftir.

Yetmediyse sözlerim şu resme bir bakıver
Yedisinden birini yüreğine takıver
Dostluk meşalesini hoşgörüyle yakıver
Yıktığın gönülleri yapma için süren yok

Bakıver-takıver-yakıver; -ak tam kafiye –ıver rediftir. 7+7=14’lü hece vezni izle yazılmış duraklara dikkat edilmiş bir şiirdir. Bir sözcüğünün 11 şiir sözcüğünün 8 kere kullanımı belki eleştirilebilir ancak bu kadar uzun ve mesaj içeren şiirde bu kadarı da olur diye düşünüyorum.

Şimdi bunlardan sonra şiir hakkında söylenilen aforizmaları inceleyerek yazdıklarımızı ve düşündüklerimizi bir kez daha gözden geçirelim…Hepinize saygılar sunuyorum...


Şiir için aforizmalar...

“İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız.” Shelley

“Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer.” Tagore

“Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır. “Baudelaire

“Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.” Sait Faik

“Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki… Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun.” Goethe

“Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir.” Valéry

"Şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan nazımdır." Ahmed Haşim

"Şiirin kötüsü veya orta hallisi için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir. Ama iyisi, yükseği, harikuladesi aklın kurallarını aşar." Montaiqne

"Şiir, hem at, hem dizgindir (İlham ve ustalık); Atsız dizgin, dizginsiz at değildir." Tristan Dereme

"Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke, bir coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu hakikatin dışındadır." Baudlaire

"Şiir, öyle ayrı bir dildir ki, başka hiçbir dile tercüme olunmaz. Hatta yazılmış göründüğü dile bile..." Jean Cocteau

"Şiirde güzellikten başka gaye aramam." Cenap Şahabettin

"Şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir. Şiir duygusunu lisan haline getirinceye kadar yoğurmak, onu çok toplu bir madde haline sokmak, o kadar ki, mısra güya hissin ta kendisi imiş gibi okuyucuya samimi bir vehim vermek, işte bunu özlüyorum." Yahya Kemal

"Şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak sanatıdır." Cahit Sıtkı Tarancı

“Şiir, büyük zekâların rüyalarıdır.” Lamartine

“İlimsiz şiir, harcı ve hesabı olmayan duvar gibidir.” Fuzûli

“Şiir öylesine ayrı, öylesine apayrı bir dildir ki başka herhangi bir dile çevrilemez hatta yazılmış olduğu kendi diline bile...” Jean Cocteau

“Bir şiir yalnız o şiire giren değil, bir de girmeyen sözcüklerden meydana gelir.” Salâh Birsel

“İlk dize tanrıdandır.” Valéry

"En az sözcükle yazmalı şiiri." Fazıl Hüsnü Dağlarca

“Güzel ve mükemmel bir şiiri tamamladıktan sonra, şairin on yıl dinlenmeğe hakkı olmalıdır.” Rainer Maria Rilke

“Şiir sıradan bir dil değildir. "Şiir" düzyazıya çevrilemeyen dildir.” Ahmet Haşim

“Şiirde anlam, bir çam ağacının kabuğuna sızmış bir çam sakızına benzer. O, ozanın yoğurduğu, bir yoğun damlacık haline getirdiği ve tatlandırdığı bir şeydir… Şiir alışılmışın bardağını taşıran son damladır; onun rolü bu taşırıcı niteliğindedir…” Sedat Umran

"Ben kendi payıma bir iki iyice şiir yazdımsa, bunların tümünün içeriğini önceden iyice pişirdim. Sonra en uygun biçimlerini, ne çeşit uyakla (kafiye ile), ne çeşit ölçü ile yazılabileceğini, boyutunun aşağı yukarı ne olabileceğini, dilinin edasını, çeşnisini, peşinen kestirmeye çalıştım. Yani çok zahmetli bir çalışmadan sonra işe koyuldum." Nazım Hikmet Ran

“...Şiir, nesirden bambaşka bir kimliktedir. Musikiden başka türlü bir musikidir. Şiirde "nefes" ve "ses" iki temel öğedir. Dizenin ayakları yerden kopmazsa ve uçmazsa ya da ister en hafif perdeden olsun, ister İsrafil'in sûru (borusu) kadar gür olsun, kulağı bir ses gibi doldurmazsa halis şiir değildir.” Yahya Kemal Beyatlı

“Şiir üzerine, gerçekten yeni olan şiirle, yeni bir şeyler öğrenebiliriz ancak; Şiir üzerine yazılanlarla değil.” Turgut Uyar

“Şiir, sözcüklerle güzel biçimler kurmak sanatıdır. Ama sözcük nedir? Bir anlamı, bir çağrışımı, bir gölgesi, hatta bir rengi ve tadı olan nesnedir. Sözcük insanoğlundan haber verir. Sözcük boş bir kalıp değildir. Ozanın duyguları, düşünceleri, hayalleri, dünya görüşü, felsefesi, kişiliği, her şeyi şiirde belli olur. Sözcükleri tanımak, sevmek, okşamasını bilmek gerek. Hangi sözcük hangi sözcükle yan yana geldiğinde nasıl bir ışık ortaya çıkar? Bunu bilmek gerek.” Cahit Sıtkı Tarancı

“Akılsız şiir, kafasız kalmış Danton gibidir.” Can Yücel

“Şiir, karada yaşayan ve havada uçmak isteyen bir deniz hayvanının günlüğüdür. C. Sandburg

“Şiirin yüceliği, çok denenip varılamamasından değil, bir kaç şairin varmış olmasındandır. Özdemir Asaf

“Şiirin orta hallisi veya kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir; ama iyisi, yükseği, harikuladesi aklın kurallarını aşar. Onun güzelliğini tam olarak görenler, bir şimşeğin ihtişamına benzer bir pırıltı görmekle kalırlar. Büyük şiir muhakememizi tatmin etmez, allak bullak eder." Montaigne

“Şiirsel denklemle matematiksel denklem, çelişkili bir benzerlik gösterir. Matematikte, belli bir kuralla bütün denklemler aynı biçimde çözülür; oysa şiirde, her denklemin çözümü, kendine özgü yeni bir kuralı bulgulamayı gerektirir.” Tahsin Saraç

“Şiir sanatı, kendi hareketlerini tabiatın hareketlerine uydurduğu zaman en yüksek derecesini bulur; o zaman, tabiata öyle yaklaşır ki, ikisini birbirinden ayırt edemeyiz." Nicolas Boileau Despéaux

“Şiir üstüne bütün çözümlemeler, bütün kurallar hep ama hep ortalama şairler için. Zaten bir bakarsanız, şiir üstüne konuştuklarımızı, bütün sorunları, büyük, iyi şairlerin şiirleri değil mi getiren?” Turgut Uyar

“Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir.” Aragon

"Şiir bir yaratmadır; evet, ama yüz bin yıllık araçlarla bir yaratma. Bir ozan her dizesine kendi yaptığı dilden, kendi yaptığı dilbilgisinden kata kata en sonunda hem büyük dilini, büyük dilbilgisini yaratır; hem okuyucusunu oralara ulaştırır." Fazıl Hüsnü Dağlarca

“Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir.” Valéry

“Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki... Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun.”Goethe

“Şiirin düşmanları, bu meslektekiler ya da müşteriler arasında değil, şairin kendi içindeki uyum eksikliğindedir.” Pablo Neruda

“Anlık kararların belirtecidir şiir; ihtilali körükler durur. Düş yoluna doludizgin giderken gerçeğin amansız savunucusudur şiir.” Fahrettin K. Nitter

“Şairin şiiri, onun kişiliğidir, bütün hayatıdır. Bu anlamda şiirsel yapının, neredeyse organik bir şey olduğunu düşünüyorum. Yaşayan, kımıldayan, soluk alıp veren canlı bir organizma...” Ataol Behramoğlu

“Şiiri yöneten tek bir şair yoktur.” Pablo Neruda

“Gül ıtrıyla selâmlar sabahı, şair yaratır. Pınar hangi susuzlukları giderdiğinin farkında mı? Güneş sarayları da aydınlatır, kulübeleri de. Öyle seveceksin ki kelimeleri, yalnız senin için raksedecekler. Kelimeler de bütün sevgiler gibi kıskanç. Senin olmalarını istiyorsan, onların olacaksın, yalnız onların.”Cemil Meriç

“Çok güzel duygularım var, ama şiirde başarıya eremiyorum. Neden?” diye sorması üzerine, Mallerme, çok ünlüdür, “Dostum” demiş, “Şiir sözcüklerle yazılır. Herkesin duyguları, düşünceleri var, yetseydi herkes şair olurdu.” Anlaşılmayan budur. İçinden geldiği için mimar ya da mühendis olmaya kalkanı görmüyoruz. Demek sanatların en kolayı şiir ki, duygulara, düşüncelere dayanarak şair olunabileceğine inanılıyor.” Melih Cevdet Anday

“Bir şiir üzerinde aylarca, bazen daha uzun süreler çalıştığım oluyor. Her seferinde, başlangıçtaki o duygu birikimini yakalamaya çalışıyorum.” Ataol Behramoğlu

“Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü.”Jean Cocteau

“Gizli şiir sayısı, gizli işsiz sayısından aşağı değildir. Birçok şiirler, varlıklarını duyuramaz, kendilerine bir elin uzanmayışına sessizce katlanırlar” Behçet Necatigil





// Sevgi Özlem Özcü //
“ gizLi özNe “
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Şiirlerin Suçu Ne başlıklı yazı S.SAMYELİ tarafından 25.02.2012 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı