Eklenme Tarihi : 23.03.2015
Okunma Sayısı : 1871
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Mustafa IŞIK
Mustafa IŞIK
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri

Kukla Mukla

KUKLA MUKLA

Alan değiştirerek dinlenmek için TV kanallarını gezerken, ‘yalan’ üzerine söz eden bir programa rastladım. Aile içi sorunları çözmeye çalışan, seans uygulayan ‘bir bilen’ vardı. Program sonunda, kızının yalan söylemesini engellemeye çalışan annenin yönlendirilmesi ve bazı şeylere ikna edilmesi ötesinde bir de hediyesi vardı: Uzun, kırmızı burunlu Pinokyo kuklası. Kendisi yalan söylediği için kızı yalana doğru kayan konu mankeni annenin yüzüne açıkça söylenemeyen gerçek, ‘kendisini annesinin kollarına bırakmış çocuğun aslında annenin kuklası olduğu’ mesajını içinde barındırmaktaydı.

Konu yalan olunca, eğitimci eline pinokyo kuklasını alınca, bu kişinin dünyadan haberdar olduğu ve evrensel değerlerden yararlandığı akla gelebilir. Ben Pinokyo’nun hikâyesini kitabından (Pinocchio, 1883) okumadım ama radyo programlarından, çocuklarımın izlediği çizgi filmlerden (Walt Disney, 1939) biliyorum. İşin özü, mesajıdır. İtalyan bir yazarın (Carlo Collodi)  “Yalan söylersen burnun uzar” diyerek çocuğu yalandan kaçındırmaya çalışması. Yani Hıristiyan Batı kültürünün ürünü. Aslında yalan, bütün dinlerde yasaktır. Hıristiyanlık dininin bu konuda günahı yoktur. Ama bu kültürün hâkim olduğu insanlar öyle midir? Çocuk, yalan söylediğinde burnunun uzayacağına çocukken inanır. Ama hep çocuk mu kalacak? Bilinçli veya bilinçsiz, ilk yalan denemesinde elini burnuna götürünce, olanlara inanamayacaktır. İkinci ve üçüncü denemede ise, ‘yalan söylememesi için kendisine yalan söylendiği’ anlaşılacaktır.

Bizim kültürümüzde de, çocuklara yönelik  ‘Yalan Söyleyen Çoban’ hikâyesi vardır. Ama bu hikâye, baştan sona doğrudur. Pinokyo öyküsü baştan sona yalan olduğu gibi. Ama nedense, Pinokyo prim yapmaktadır. İthal malı olduğu için mi? Programda geçmedi ama uzmanımız bu hikâyeden haberdar olmalıdır. Ben şahsen, körün gördüğü, sağırın duyduğu bir hikâye diye biliyorum.

Pinokyo öyküsü aslında batı dünyasının çocuklara söylediği ilk yalan değildir. Yine batı kültüründen öğrendiğimize göre, yeni yılın ilk gününde çocuklara hediye verilir. Hediyeyi anne-baba alır ama çocuğa bir Hıristiyan papazı getirir: Noel Baba. Çocuk -ne kadar çocuk olsa da- kapıdan girip çıkanları gördüğü/bildiği veya göreceği/bileceği için, neden görmediği sorusuna hazır don biçilir: Noel Baba bacadan inmiştir!

Böylesine yalanla dolu kültüre rağmen bizdeki yalan ve kandırmanın çokluğunun izahı, konu mankeni anneye söylenemeyen gerçekte gizlidir.

Pinokyo kuklasının ‘Truva atı’ gibi evin içine girmesine gelince, cevabı o kadar basit değildir.

Biz ‘yalan söyleyen çoban’ öyküsünü bilmemize rağmen yalancı, kandıran, aldatan oluyorsak; “Aldatan bizden değildir’ buyuran Allah Elçisi (s) kimin peygamberidir?

Batılılar, Pinokyo ve Noel Baba yalanlarını, büyüyüp baba olunca da çocuklarına anlatmaya devam ediyorlar, buna rağmen bizim kadar yalancı değillerse, işin sırrı nerede gizlidir?

Kur’an’daki kısacık Asr Suresi’ne zamana yeminle, zarardan kurtulacaklarına inanmakla birlikte inancının gereğini yapanlar olduğu söylenmektedir. İnanılanın gereğini yapmaksa, çeşitli vesilelerle, 70 kere yinelenmektedir.

 Peki, ‘Yalan Söylemeyen Çoban’ hikâyesi de var mı?

Evet, öyle birini bulan Hz. Ömer, delikanlıyı devlet işinde görevlendirmiştir.

Yüklü bir mesaj içeriğiyle ‘kukla’ hediye ederken kukla olduğunun bilincinde olmayan eğitimcinin yerine kendimi koyan ben, kendimden utandım. Böylesine açık yalan sembolü olan somut kuklanın, ‘Truva atı’ olarak, çocuğunu yalandan korumak isteğinde bulunan konu mankeni annenin odasına girmesi, öncelikle ‘bir bilen’ uzmanın beynine girmesinden sonra gerçekleşmiştir.

Kültür emperyalizmi dedikleri bu mu acaba?

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kukla Mukla başlıklı yazı Mustafa IŞIK tarafından 23.03.2015 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.