GÖNÜLDEN SÜZÜLENLER...

Dualarımda suç üstü yakalanmış iken çocukluğum, 

Sal beni cam kenarı özlemlere.. 
Ve dudaklarındaki suskunluğunla öldürmeye devam et beni. 
Devşir beni bensizlikle.. 
Ve durma sakın.. 
Ellerimle yeşerttiğim düşlere basmaya devam et.. 
Bakma gözlerimin içindeki gözlerine. 
Yakma içimde söndürdüğüm bisiklet sevdası çocukluğumun buzdan renklerini… 
Ve söyleme / Komşumuzun bahçesinden çaldığım erikleri.. 
Sakın dillendirme, senin için işlediğim faili meçhul cinayetlerimi.. 
Ve saçlarını örmek için gökyüzünden çaldığım gökkuşağı için sakın beni ihbar etme 

Hangi cürüm işledin ki yasadışılığını iz’an ediyorsun sonsuzluğa. 
Hangi recm verildi ki de özgürlüğünün ayak ucunda gözlerinin tutukluluğuna methiyeler ediyorsun. 
Suçlu isen ayağa kalk ey aşk.. 
Ya da suçsuz isen yürü ölüme. 
Ancak ölüm sevdana ödüldür. 
Hayat geride kalmıştır sana ancak 
Cennetin en yeşil bağlarında beyaz renkli masallar bağışlayabilirim.. 
Nehirlerin tersine akışını sana yordum be sevgili. 
Acıdan mutluluk doğuran kadın. 
Taşı sıktı mı umudu bağrına alan yâr. 
Yaralarından bana da bir yer aç ta yaralarına yârenlik edelim. 
Sus payı verilmiş ya da hayat koşuşturmasına bir es arası vermiş dudaklarıma bir cümle genişliği ver sevdalı omuzlarından. 
K’ayıp çocukluğumun orta dalga yayını yapan radyodan yayılan sese inat sen susuzluğuma adın miktarı ses ol. 
Damarlarından akan hayattan bir damla ışık hüzmesini bana reva gör. 

Eskiden çok eskidendi. 
Teneffüs aralarında zangır zangır bağıran simitçiye inat annemizin iki dilim ekmeğin üzerine sürdüğü yağ ile zeytini yan yana götürdüğümüz zamanlardı. 
Yalın, süssüz ve tertemiz. 
Metal dünyaya kafa tutan tahta arabaların mahalle aralarında cirit attığı, 
Anadolu’nun bir küçük kasabasında televizyonlarda gördüğümüz 
kyak yapanlara inat biz annemizin çamaşırlarını yıkadığı leğenleri gizli gizli kaçırıp karlı bir tepeden aşağıya leğenlerle inmek. 
Ve koca ve süslü vitrinli büyük mağazalardan satın alınmamış oyuncaklarımıza inat biz dizlerimi büküp bir yuvarlağa cam bilyeleri doldurmak. 
Ellerimize doldurmayan silahlara inat tahta sapanlarla taşlara yüklenmek. 
Iskalasak ta gülümseyebilmek her şeye inat. 
Yokluğun yoksulluğuna düşmeden varlığımızın şükrüne durmak.. 
O şükrü gülümseyerek eda etmek.. 
Bir Elif miktarı gülümsemek velhasıl. 

Tıknaz ve yeknesak bir cümlenin ortasına bir bağdaş kurdum. 
Seni anlatmaya cüret eden bir dudağının yakasına yapıştı elim. 
Sorgusuz sualsiz bir ölüm peydahladım belirtili belirtisiz öznelerine. 
Yama yapılmış yaralarına tuzu bandırıp bandırıp içirdim. 
Bir öksürük parçaladı içini. 
Bendeki sevdayı anlatmayan masalın katline soyundum, 
bir alfabeyi alnı ortasından vurdum. 
Katilim ben, evet seni anlatamayan bir harfin katline boyandım. 
Yaşasın sevda, yaşasın aşk.. 

Çocukluk düşlerimizin üzeri hep açık kaldığındandır yaralarımızın pansumanı kabul etmeyişi. Dikiş ve yama izi belli olmasın diye tek bir gözyaşı dökülmezdi göz saçaklarımızdan. 
Bir mavi bilye peşinde koşarken dizleri ve paçaları kirlense de bedenimin, 
yüreğimin nişanıydı yüzümün toprakla karışık kokusu 

Çocukluk düşlerimizin üzeri hep açık kaldığındandır yaralarımızın pansumanı kabul etmeyişi. Dikiş ve yama izi belli olmasın diye tek bir gözyaşı dökülmezdi göz saçaklarımızdan. 
Bir mavi bilye peşinde koşarken dizleri ve paçaları kirlense de bedenimin, yüreğimin nişanıydı yüzümün toprakla karışık kokusu 

Yaralarımı yar ile kapatmaya çalıştıkça yastık altı yalnızlıklarımdan ifşa edildi öyküsüzlüğüm. El ense edildi düşsüzlüğü düşmüş sürgünlüğüm. 
Ve dudaklarıma dikilmiş ani ve penceresiz mavi bir ölüm. 

Yapay ve plastik oyuncuklarım yoktu benim. 
Karda akşam ezanı okuna kadar Tepeparktan aşağıya kaymak defalarca onlarca. 
Bıkmadan usanmadan. 
İçi geçmiş çaydanlıklarda demlemek hayatı,belediye otobüsü beklerken üşüyen ellerimle sımsıkı tutmak çay kupasını. 
Bir gazeteye sarılmış ekmeğinin sıcaklığını koruyabilmekti çocukluğumun en büyük ödevi. 

Şair:
İsmail SARIGENE
Yorum:
AYTAÇ
2012

( Gönülden Süzülenler başlıklı yazı ŞairDüşler tarafından 22.02.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.