Eklenme Tarihi : 10.02.2018
Okunma Sayısı : 169
Yorum Sayısı : 1
Etiketler
mihrimah
mihrimah
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
25.05.1944 : Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.

25.05.1954 : Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda, Türk Milli Takımı şampiyon oldu.

25.05.1963 : 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.

25.05.1988 : Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.

25.05.1983 : Necip Fazıl Kısakürek 78 yaşında ebediyete intikal etti

Dinimizde Dilenmek Yoktur

DİNİMİZDE DİLENMEK YOKTUR.

     Bir zat bir gün Peygamber Efendimize gelir ve “ben dilenmek istiyorum der.” “Peygamber Efendimiz tamam ama dilendiğin yiyeceği bir sene beklet öyle ye der. O kişi öyle yapar ve bir sene sonra kurtlandığını ve yenecek durumda olmadığını görür.”

     Allahütealâ ise Kur’an’ı Kerimde insanın çalışmasını gerektiğini bildirmektedir.

53/NECM-39: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.                                                                                              Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur.

     Müslüman tembellik edemez. İslam dini üretken ve her gün insanların gelişmesini gerektiren sosyal bir dindir. Paranın biriktirilmemesini haram kılarak, yatırıma dönüştürülmesini ve böylece insanların çalışabilecekleri yeni iş yerlerinin açılmasını emreder.

9/TEVBE-34: Yâ eyyuhellezîne âmenû inne kesîren minel ahbâri ver ruhbâni le ye'kulûne emvâlen nâsi bil bâtıli ve yasuddûne an sebîlillâh(sebîlillâhi), vellezîne yeknizûnez zehebe vel fıddate ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillâhi fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).                                                                                                                                        Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Muhakkak ki; ahbarlardan (Yahudi âlimlerden) ve ruhbanlardan (rahiplerden) çoğu, mutlaka insanların mallarını bâtılla (boş yere, haksız olarak) yerler ve Allah'ın yolundan engellerler (mani olurlar). Ve altın ve gümüşü biriktiren ve onu Allah yolunda infâk etmeyen kimseler; artık onlara elîm azabı haber ver.

9/TEVBE-35: Yevme yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fe tukvâ bihâ cibâhuhum ve cunûbuhum ve zuhûruhum, hâzâ mâ keneztum li enfusikum fe zûkû mâ kuntum teknizûn(teknizûne).                                                                                                                  Cehennem ateşinde üzerlerinde (demir) kızdırıldığı gün, böylece onunla, onların alınları, yanları, sırtları dağlanır. Bu, kendiniz (nefsiniz) için biriktirdiğiniz şeylerdir. Böylece biriktirmiş olduğunuz şeyleri tadın!

     Çalışan ve kazanan herkes Allah’ın farz kıldığı zekât ve birr ayetine göre sonra zekât verecektir. Bir zaman sonra ise ashabı kiram döneminde olduğu gibi zekât ve birr verecek Müslüman kalmayacaktır.

2/BAKARA-43: Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn(râkiîne).                                       Ve namazı kılın (ikame edin) ve zekâtı verin. Ve rükû edenlerle beraber rükû edin.

2/BAKARA-177: Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’s(be’si) ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).                                 Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, Allah'a, yevm'il âhire (Allah'a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab'a ve peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine) yetimlere, miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, isteyen (muhtaçlara), köle ve (kurtulmaları için) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah'a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır).

Allah razı olsun.

Burhan AKSU

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Dinimizde Dilenmek Yoktur başlıklı yazı mihrimah tarafından 10.02.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı