Güven Dik Duruşu Sağlayan

Güven beş harfli basit gibi görünen ama anlam olarak tüm kelimelerin içinde en ağırıdır GÜVEN...

Güvenin olmadığı aile, toplum veya uluslarda ilk belirlenen endişedir.

Endişeler huzursuzluklara,

Huzursuzluklar mutsuzluklara,

Mutsuzluklar psikolojik rahatsızlıklara,

Ve uç noktada depresyonlara sebep olur...

Görülüyor ki, olumsuz  yaşam yolculuğunda  ilk durak Güvensizlik, son durak depresyon...

Şimdi gelelim güvenin olduğu veya olmadığı durumlara...

Bir ailede kişiler aile reisine ve  birbirlerine güvenmiyorlarsa o ailenin geleceğinden söz edilemez. Bu gün veya yarınlarda mutlaka parçalanıp dağılacaktır aile.

İki arkadaş veya iki dost! arasında güven yok olmuşsa o arkadaşlık ve dostluk bitmiştir, yok olmuştur.

Güven yapıcıdır,

Güven güçlü bir bağlayıcıdır,

Güvenin gücü,  çözülmesi imkansız bir düğümü hatırlatır.

Ben ve aile olarak biz GÜVEN konusuna çok önem veririz, imzanın değeri tartışılır. (üstlendiği yükümlülükten kurtulmak için  "o imza benim değil"  diye inkâr  edenleri gördük de.)

Sözümüz esastır, yaşadıkça verdiğimiz sözde dururuz, ağzımızdan çıkan söz senet değerindedir.  Başkalarında da aynı tutumu görmek isteriz ama hayal kırıklığı yaşarız, o ayrı...

Güven konusunun ulus bağlantısına değinmek istiyorum: 

Ülke halkının huzur ve mutluluğu yönetimle ilişkilidir.

Halkının mutluluğu ve refahını düşünmeyen bir yönetim halkta  endişe yaratır, yarınların belirsizliğinden tedirgin olan bazıları yurdu terk ederek başka ülkelere göç etmeyi çözüm olarak görürler.

Kimdir bu kişiler?

Kariyerini değeriyle yaşayacağına inanan doktor, mühendis, bilim adamı gibi beyaz yakalılar,

Ülke geleceğini  puslu gören maddi durumu iyi tuzu kurular,  adil yönetimin uygulandığı refah seviyesi yüksek diğer ülkelere göç etmekteler...

Peki ülkeyi terk etmek çözüm mü?

Elbette ki hayır...

Kalıp mücadele etmek en akılcı bir davranıştır.

Bunun için geniş çerçevede tarafsız bir düşünme yeterlidir, bir sorun varsa,  o sorunun çekirdeğine yani derinliğine inmek gerekir. Sorun nerede ise çözüm  oradadır ana fikrinden hareketle el ele, kol kola fikir birliği içinde, bulunacak ortak noktaya doğru hareket etmek  çözümdür.

Biz ülke olarak, yerli halkımızdan daha üstün olanaklarla 4,5 milyon Suriyeliyi yurdumuzda barındırmaktayız. Geldikleri yıllarda ülkelerinde iç savaş vardı ve kaçıp gelmişlerdi ama bugün  o tehlike yok olduğuna göre, ve bayramlaşmak için yirmi gün öncesinden olarak 1,5 ay ülkelerinde kalacak olan sığınmacıların tekrardan geri dönmelerinin anlamı nedir?

Ülkemizde kalıcı olmaları, onların refahı bizlerin ise çeşitli konularda mağduriyetimize sebep olurken; halkımız  eğitim, sağlık ve ekonomik yönden ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamakta.  Ülkemiz  cumhuriyet rejiminde,  vatandaşlarımızın, sivil toplum kuruluşlarının bu  pürüzün  müsebbibine bu problemin  düzeltilmesini isteme  hakkı  vardır.

Öz olarak SURİYELİ SIĞINMACILARIN ÜLKELERİNE GERİ GÖNDERİLMELERİ  "GÜVEN"  kavramının geri gelmesine başlangıç teşkil edecektir.

Şimdilerde Afganlar ve Pakistanlılar da doluşmakta ülkemize. Koskoca dünyada yok mu başka ülke?

Afrika'dan uyuşturucu kaçakçıları, sermaye kadınlar ile onların satıcıları siyahiler, ülkemizde...

İpini koparanın sığınma yeri Türkiye... Nedeni denetim ve kontrol hak getire, sınırlarımız delik deşik...

Son gittiğimde Isparta sokaklarında Sudanlılardan yürüyemedik. Nerden bulurlar Türkiye'yi, Isparta'yı... Aç yaşamadıklarına göre,  kaçak, vergisiz,  kontrolsüz  ne iş yaptıklarını kimse bilmiyor.

Güven dedik de nerelere geldik...

Dış ülke sığınmacılarını kucaklayıp kendi halkını ikinci sınıfa dahil eden bir yönetimde  güvenden bahsedilebilir mi?

Unutmayalım: Güvenin olmadığı milletler dağılmaya, yok olmaya mahkûmdurlar,

Acı ama gerçek...

Ben, ben  diyerek  maddi ve manevi  şahsi menfaatler düşünülerek bu durumlar oluştu,

Yazıktır, günahtır...

Bu kadar günahın bir hesaplaşma günü de vardır diye düşünüyorum.

Sevgili okur, gerçekler acıdır...

Selam ve saygı ile,

Yurdagül Alkan.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Güven Dik Duruşu Sağlayan başlıklı yazı Gülalkan tarafından 11.06.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı