Eklenme Tarihi : 12.06.2019
Okunma Sayısı : 269
Yorum Sayısı : 3
Etiketler
Recep K.
Recep K.
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Hafızlık Yapmak İyi Bir Şey Mi?
HAFIZLIK YAPMAK İYİ BİR ŞEY Mİ?

Soruyu şöyle de sorabiliriz:
Hafız olmak yararlı mı? Hafız olmak nasıl bir şey? Hafız olmak mı hafız kalmak mı? Hafız olmanın avantajı nedir? Hafızlık kolay mı?
Bunlara başka soruları da ekleyebilirsiniz.

Bu satırların yazarı ilkokulu bitirdikten sonra 1 yıl yüzüne 2 yıl da Kur'an hıfzı olmak üzeri 3 yılını Kur'an Kursunda geçirdi. Hafızlık yaptığı 2 yıl yatılı kaldı. 12, 13 ve 14 yaşlarında. Yani son çocukluk dönemini Kur'an kursunda geçirdi. Reşit değildi. Pek çok Kur'an kursunda çoğu akranı gibi köyden gelmişti. 2 haftada bir ev izni vardı.

Okuduğu kursta 2 tane yatakhane vardı ve birinde 40 diğeri de 60 kişi kalıyordu. Kışın soba ile ısınıyordu ve hem yatakhanelerde hem sınıflarda sobalar talebeler tarafından nöbetleşe yakılıyordu. Pazar günleri hariç her sabah namazdan sonra yatmak yasaktı. Etüd vardı. Sıraların arasında dakika hesabı uyurduk. Yaz tatili yoktu. Ara dönem tatili vardı ama onda da ezber yapmak zorundaydık.

Derslerin verilemediği zamanlarda falaka adettendi(!) Bilmeyenler için "falaka"yı açıklayalım: Cezalı talebe sırtüstü yatırılır. Kaçırmaması için iki bacağını da bir talebe tutar. Hoca uygun gördüğü şiddet ve sayıda ayakların altına sopa ile vurur. Genellikle üçüncü vuruştan sonrasını hissetmezsiniz. Ayaklarınız uyuştuğu için 2-3 saat boyunca yürüme güçlüğü çekersiniz. Kurstan ayrıldıktan sonra yıllar geçse bile unutamayacağınız şeylerin başında yediğiniz falakalar gelir. İkinci olarak da öğrendiğiniz küfürler. Unuttuğunuz şeylerin başında ise hafızlık.

Ev izni olmadığı haftalarda pazar günleri 2 saat çarşı izni vardı. Pazar günleri sabah namazından sonra bazen çoraptan top yapıp kursun salonunda oynardık. Azmimilli Kur'an Kursu'nun avlusu dile gelse de anlatsa tahta parçasıyla, taşlarla futbol oynadığımızı. Çizgi roman okuma merakımın ileride kitap okuma alışkanlığımın temelini oluşturduğunu itiraf etmeliyim.

Kurstan mezun olduktan sonra çoğu arkadaşımızın hedefi İmamhatip'e gitmekti ama onun için sınavı geçmemiz gerekiyordu. Neyse ki okul idaresi hafız olanların sınavsız kayıt yaptırabileceğini ilan etmişti. Düzce İmamhatip ortaokuluna sınavsız girdik. Havaya bak!

Okul sezonu başladığında yaklaşık 13 hafız 60 kişilik sınıftaydık. Merkez ve Azmimilli kurslarından mezun olanların hepsini aynı sınıfa vermemişlerdi. Bir kaçı diğer şubelerdeydi. Yaşça büyük olduğumuz için diğer öğrenciler dersleri kaynatamıyordu. Diğer tüm sınıflarda sınıf başkanlığı için seçim yapılırken bizim sınıfta yapılmamıştı. Sınıf öğretmenimiz hafızlardan birini (diğer hafızların önerisi ve onayı ile) başkan ilan etmişti. Kur'an-ı Kerim dersinin hocası İrfan Gemicioğlu hoca hafızları dersten kovuyordu. Haklıydı.

Hafızlık sınavında iyi derecelerle diploma alan bizler 1 yıl içinde 1 cüzü baştan sona okuyamayacak durumdaydık. Zaten ezberlemek zor unutmak çok kolaydı. Neden? Niçin? Nasıl olur? Ama olmuştu. Kendi adıma özetleyeyim: Kurstan ayrıldıktan sonra 6 ay boyunca hiç Kur'an okumadım. Hatta cuma namazları dışında namaz kılmadım. Kur'an-ı ezberle(til)miştik fakat unutmamak için neler yapmamız gerektiği öğretilmemişti.

Kur'an-ı Kerim bizim için sadece bir kitaptı. O'nun Allah Kelâmı olduğu anlatılmadı. Kursta yaşadığımız acı-tatlı hatıraları unutmuştuk ama yediğimiz falakaların acısı duruyordu. Sonra; hafız olmamız kimin umurundaydı? Ailemizin. Unutmamamız için onların elinden bir şey gelmezdi. Ortaokul birinci sınıfta İrfan Gemicioğlu hoca benim için Ramazan mukabelesi okuyabileceğim yer ayarlamıştı ama yatılı kaldığım özel yurdun müdürü gitmeme izin vermemişti.

Yakınlarımız, yeni tanışlarımız bizim hafız olduğumuza sevinirdi. Hafızlar bilmem şu kadar kişiye şefaat edecekmiş. Ama unutursak büyük azap varmış. Hafız ana-babası olmak büyük sevapmış. Unutmamak için sürekli tekrar etmek gerektiğini, hatta ayda bir hatim yapmamız gerektiğini, hergün bir cüz okumazsak unutacağımızı nasihat edenlerin sayısı Kur'an'daki sayfa sayısını geçmiştir. Bekara hanım boşamak kolay tabi. Hafız olmayanların hafızlığı unutmamak için neler yapılması gerektiğini söylemeleri de enteresan.

Son çocukluk dönemini aralıksız Kur'an Kursunda geçirmiş çocuklar olarak acısını çıkarmamız gereken "özgürlük" vardı. Ayrıca, ortaokulda odaklanmamız geren dersler, yazılılar vs vardı. Boş derslerde okeye dördüncü olunacak. Olmadı ateri salonlarına koşulacak. Yazın köyde çoban olunacak. Tatilin tadı çıkarılacak. Yani, kim takar hafız kalmayı?

Bir hatıra: Üniversite (İlahiyat) 1. sınıfta kaldığımız yurtta o zaman Teknik Eğitim Fakültesi'den öğrenciler de vardı. İlahiyattan hafız bir aradaş bunlarla okey oynuyor. Hafız arkadaş onları yendi. Sonra şöyle dedi onlara: Arakadaşlar bu memlekette en iyi okeyi imamhatipliler oynar. Onlardan daha iyi imamhatip + ilahiyat okuyanlardır. Hepsinden iyi oynayanlar ise hafız olup imamhatip + ilahiyat okuyanlardır. Latifeydi ama altında acı gerçekler de vardı.

Bu arada, on binlerce imam-müezzin görevlisi içinde Kur'an-ı Kerimi yüzünden zor okuyabilen hatta okuyamayan Diyanet'in hafızlar umurunda mıydı? Tabi ki hayır. Diyanet'e göre en az imamhatip lisesi mezunu olmak gerekiyordu. Peki, Diyanet ne yapabilirdi? Mesela; ramazan aylarında camilerde mukabele okutup teravih namazı kıldırtabilirdi. Hatta bunu Ramazan ayı dışında da devam ettirebilirdi. Kraat, tecvid açısından geçtim mahreç olarak bile Fatiha Suresini okuyamayan emekli imamların olduğu Diyanet'in sınav-mülakat saçmalığı yüzünden kıraat bile okumuş hafızların heba olduğuna şahit oluyoruz.

Hafızlığı sağlam olanlar elbette var. Ancak, hepsini tanımamakla birlikte, unutup tekrar ezbelemiş oldukları iddiasındayım. Bir de; hayat realitesi açısından hafızlığı unutmamanın yöntemi nedir acaba? Örneğin; ortaokul, lise, üniversite okunacak. Lise/üniversite okunmasa bile iş hayatı başlayacak. Evlilik, çoluk-çocuk olacak. İş hayatının, sosyal hayatın, aile hayatının zorlu, kolay, iyi, kötü vb şartları içinde ne nasıl yapılabilir de hafızlık unutulmaz. Gerçekten bu soru(n)lara kafa yormuş ve akademik anlamda olmasa da asgari/şahsi seviyede çözümler üretmiş olanlar var mı? Ömür boyu devamlılığı olan yöntemleri uygulayan var mı?

Kur'an kursu hocası, imamhatip, müezzinkayyım, öğretmen, çiftçi, esnaf vb arkadaşlarım var. Arakadaşım olmasa da hemen her meslekte Kur'an-ı Kerimi hıfzetmiş olanlar var. Tanıdığım hepsi yeniden ezberlemek için çözüm arayışında. Ama neyi nasıl yapacağını bilmiyor. Zaten bir süre sonra bu "yeniden ezberleme" heyecanı da kalmıyor tecrübe ettiğim ve gözlemlediğim kadarıyla.

Eskiden ailelerin arzu ve talepleri doğrultusunda çocuklar hafız yapılıyordu. Şimdi tam olarak nasıldır bilmiyorum ancak hafızlık eğitimi için zeka, ezber kabiliyeti, deneme süreci, hafızlık sonrası planlama konuları akademik seviyede düşünülüp uygulanmalı. Eğiticilerin formasyon eğitiminden ezber dönemine kadar her aşama pedegojik açıdan da ele alınmalı. Psikoloji eğitimi verilmeli hocalara mutlaka. Sosyolojiden de biraz anlasalar iyi olur. Temel seviyede fıkıh usûlü de bilmeleri gerek. Kısaca, hafız yetiştirmek için sadece hafız ve lise/üniversite mezunu olmak yetmemeli. Her yıl mevcut eğitimler güncellenmeli.

Hafızanın "geçici ezber" gerçeği dikkate alınarak ezberlerin sindirilmesi sağlanmalı. Hafıza/ezber teknikleri hakkında bilimsel eğitimler verilmeli. Çağrışım yapan ayetlerle ilgili çalışmalar yapılıp talebeleri bilinçlendirmeli. Ezberlerin unutulmaması için teamüller/gelenekler tesis edilmeli. Namaz ve hafızlık arasında sıkı bir alaka olduğu gerçeğiyle talebeler eğitilmeli. Namazı kılmayı değil ikâme etmeyi öğretmeli. Aslına ve amacına uygun şekilde kullanılmayan her şey çürümeye, yok olmaya mahkumdur.

Talebelerin hafızlık sürecinde âdab-ı muâşeret eğitimleri ihmal edilmemeli. Hafızlık sürecine katkısı açısından İnşirah Sûresi 7. ayeti iyi tahlil edilmeli. Hafızlık eğitimine destek için mutlaka sosyal-kültürel faaliyetler planlanmalı. Bunlar ve çok daha fazlası kurs idarecilerinin, hocalarının, derneklerin, şahısların ve/yahut popülist projelerin insafına bırakılmayacak kadar ehemmiyetli. Hem de bir insanın her iki dünyası kadar.

Hafızlığa karşı mıyım? Hayır. Hafızlık yapmış olmaktan pişman mıyım? Hayır. Unutmuş olmaktan ve yeniden ezberleme konusunda çaresizliğimden dertliyim. Bir şekilde yeniden ezberledim diyelim. Yeniden unutacağım. Bir hafızın hıfzını unutmuş olmasının ve yeniden ezberleyememesinin hicranının tarifi yok. Bunu hafız olmayanlar bilmez. Ezberlemenin sorumluluğu hoca ve talebede ise unutmanın vebali başta Diyanet olmak üzere bütün toplumundur.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Hafızlık Yapmak İyi Bir Şey Mi? başlıklı yazı Recep K. tarafından 12.06.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )