Eklenme Tarihi : 21.08.2019
Okunma Sayısı : 93
Yorum Sayısı : 2
Etiketler
Merveakyel
Merveakyel
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
18.09.1790 : Yergöğü Mütarekesi. 1787’de başlayan Osmanlı-Rus savaşları sırasında Avusturya ile Yergöğü’de yapılan savaşta Avusturya’nın yenilmesiyle sonuçlanmıştır.

18.09.1851 : Amerikan gazetesi New York Times yayımlanmaya başlandı.

18.09.1948 : Pakistan'ın Kurucusu Muhammed Ali Cinnah öldü.

18.09.1993 : Hamza Yerlikaya Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda 26 yıl aradan sonra Türkiye'ye altın madalya kazandırdı.

 
 
 
Unuttum geceyi 
Sahi 
Hangi karanlığın saati bu ?
 
Burdayım. Bir göç tufanının tam ortasında kaybolmuş gibi. Bütün bir kargaşanın içinde dönüp duruyorum. Büyük kalabalık yalnızlığı benimkisi. Bir çocuk korkusu bir yanım, özleminin iç çeken yanı sol yanımda. Bazı geceler gök gürültüsünden korktuğu için, sessizce oturup sabahlayan sendin, hatırla.
 
 
Nasırlaştı kelimelerim epeydir. Cümleleri adımlayamıyorum bir tarafı eksik kalan sayfanın. Özlüyorum, kelimesi noksan dudaklarının portakal çiçeği kokan yanını. Pencere kenarında biriken ekmek kırıntılarının sayısı azaldığından beri, her sabah mutlu kız çocuğu rolüne bürünüyorum, tebessüm ettiriyor görünmeyen kuşların mutluluğu. Bir yerlerde saklanan suratsız baykuşu bağırarak selamlıyorum. yankılanan sesin kayboluşundan anlıyorum, korkuttuğum suratsızın susuşunu. Sokağı dönüyorum, az sonra uğuldayan sesi derinden duyuyorum. Durup dinliyorum. Bir tebessüm yayılıyor suratıma yine, kimse görmüyor o ses içimi güldürüyor. Sebepsiz güldüğünde içimi gıdıklayan, yüzüme yayılmış serin rüzgarı bana tattıran varlığını hatırla. 
 
 
Halbuki bir salıncaktı beni bana bulduran. Gözlerimi kapattığımda rüzgarı tenimde htiren, ruhumu gökyüzünde gezdiren. Kimse bilmezdi o zaman kaf dağının arkasındaki Anka bendim. Özgürce uçup duran ben. Bir masalın imkansızlığına göz kırpmış usulca kaybolup giden sen, hatırla.
 
Bu kaçıncı boş kağıdı mürekkeplerle dolduruşum bilmiyorum. Bu kaçıncı cevapsız mektup... Geceleri de saymıyorum artık. Belki yıldızları... Kayıp gidenleri en çok. Sana benziyorlar sanki. En karanlık zaman da çıkıp etrafı aydınlatıp sonra aniden ortadan kaybolmaları gibi. Pek de öyle, değil mi ?
Hatırla.
 
“ Çoktan unuttuğunuzu sandığınız, özlemek için yeterli kadar tanımadığınız birinin varlığını bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz “ diyor bir kitapta. Ölmüş bir varlığın nasıl dirildiğinden bahsetmiş gibi. Acaba umutlu bir ‘ Merhaba ‘ sesine kaç bin tane çiçek açacağını da biliyor mu ? 
 
Takvimin en güzel yapraklarına hikaye olmuş güzel günlerden bahsedeceğim yakın. Tik tak sesimi duyuyor musunuz ? Ben duydum evvel zaman önce. Bir ses kalbime fısıldadı. En derine. Varlığını varlığıma armağan ederek. Seviyorum cümlesini dudaklarından bağışlayarak ruhuma. Ruhumu azad ederek ruhuna. Birlikte kaybolup yok olarak. 
Ben, sen değil 
BİZ olarak.
 
Sus. Bir kelimenin varlığından doğmuştuk biz hatırla. Kimse kalbindeki yokluğu bulduramazdı sana anımsa. Burdaydım ve sen tam da  burada, kelimelerin sonsuzluğunda. Alt tarafı cılız bir su damlasıydık, kal gitme. Birlikte kaybolup tek oluruz unutma.
Ben, sen değil
BİZ olarak
HATIRLA...
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Hatırla başlıklı yazı Merveakyel tarafından 21.08.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )