Yirmi Dört 2

Genç adam çalan zilin sesiyle uyandığında saat 07.00’ı gösteriyordu.Masanın üstündeki bilgisayarı açıp banyoya girdi. Yüzünü yıkayıncaya kadar bilgisayar açılmıştı. Şehir ağına girip televizyonu açtı. Televizyon açılırken mutfağa geçti. Isıtıcıyı açtı. Buzdolabından çorba tabletlerini çıkardı. Şehirde tüketilen bütün yiyecek ve içeceklerin büyük bölümü preslenmiş tablet olarak kolonilerde üretilir ve satılır. Doğal gıdalar çok pahalı olduğu için sadece zenginlerin ve yönetim binasının üst düzey yetkililerinin sofrasını süsler. Isıtıcıdaki su ısınmıştı. Büyük bir kupanın içine doldurduğu sıcak suyun içine iki tane çorba tableti bir tane karabiber tableti attı. Kaşıkla karıştırdı. Dolaptan iki dilim ekmek aldı. Salona geçip masaya oturdu. Kupadaki çorbayı yudum yudum içerek kahvaltısını yaptı. Doymuştu. Televizyonda geceki eylemle ilgili bir haber yoktu. Spiker rutin haberleri veriyordu. Bu ay içerisinde Yönetim Konseyi’nin 2 numaralı ismi A-Riel’in doğum günü kutlaması vardı. İki ay sonraki Konsey Başkanı’nın doğum günü kutlamaları için şimdiden hazırlıklara başlanmıştı. Şehirdeki suç oranlarının hızla artışıyla ilgili olarak Meclis Güvenlik Komisyonu’ndan bir temsilci yorum yapmaya başlamıştı.

Martin çoktan Tıp merkezi’ne götürülmüş olmalıydı. Gece kulübündeki adamların eylemden sonra ortadan kaybolmuş olmaları gerekiyordu. Plana göre Başmüfettiş İvanov’un Ofisi aranıp eylemi üstlendikten sonra ortadan kaybolacaklardı. Plan uygulanmış olmalıydı. Gün içinde eylem haber yapılmazsa tahmini doğru çıkmış olacaktı. Martin Şehir Televizyonu’nun ortaklarından olduğuna göre eylemin duyulmaması imkânsızdı. Başmüfettiş İvanov’un ofisinden haber verilmese bile Tıp merkezi haber verirdi televizyona. Bu durumda tek olasılık kalıyordu geriye. Eylem örtbas edilmişti. Mesaj yerine ulaşmıştı. Kupayı alıp mutfağa geçti. Isıtıcıdan biraz su döküp kupayı yıkadı. Yeniden kupaya soğuk su doldurup içine C vitamini tabletlerini atarak salona geçti. Monitörün alt kısmında mesaj kutusu yanıp sönmeye başlamıştı. Üstüne tıkladı. Mesajı okuyup sildi. Masanın çekmecesinden çıkardığı sigarayı yakıp içmeye başladı. Monitörün sağ alt köşesindeki dijital saat 07.30’u gösteriyordu. Kupadaki içecekten son yudumu içip banyoya geçti. Askıdan aldığı gri renkli kazağın üzerine sık dokunmuş çelik baklalardan zırhı giydi. Tabaklanmış çift katlı yağlı deriden yapılmış ceketi giyinip iplerini çekerek sıkıştırdı. Kalın kumaştan gri pantolonu çekti üzerine. İçine giydiği zırhın yarısı palaskaya bağlıydı. Palaskayı bağlayıp silahını taktı. Dirseğine kadar uzanan bilekliklerini takıp deri iplerinden çekerek bileklikleri sıkıştırdı. Gri renkli sol tarafında ofisin çift çapraz kılıç armalı logosu bulunan bereyi kafasına yerleştirdi. Salona geçerken dâhili telefon çalmaya başlamıştı.

-Alo

Telefondaki Kılıç Bey’in sekreteriydi.

Sekreter;

-Kılıç Bey sizi hemen bürosunda bekliyor.

Karşılık vermeden kapattı. Pardösüsünü ve botlarını giyip hızlı şekilde aşağıya indi. Beş dakika sonra binanın ikinci katındaki Kılıç Bey’in bürosunun kapısındaydı. Kapıyı çaldı içeri girdi. Büyük büronun ortasında nerdeyse yarısını kaplayan geniş masanın ardında Kılıç Bey vardı. Büro bel hizasında ahşap şeklindeki metal plakalarla kaplanmıştı. Kılıç Bey’in arkasındaki duvarda büyük bir tablo bulunuyordu. Şehir haritası üstünde çift çapraz kılıç. Metal plakaların içinden geçtiği için açıkta tek bir kablo bile gözükmüyordu. Kılıç Bey’in karşındaki duvara ise büyük bir plazma TV monte edilmişti. Aynı zamanda bilgisayar monitörü olarak kullanılan dev bir plazma. Masanın önündeki misafir koltuğunda Baş Eğitmen oturuyordu. Eğitmen eliyle koltuğu işaret etti.

-Otur Yusuf.

Yusuf karşılık vermeden oturdu.

-Anlat.

-Baş Eğitmenim. Eylem başarılı oldu. Martin bundan sonra işaret ve orta parmağını istediği şekilde kullanamayacak.

-Niçin disiplinsiz davrandın? Verilen emre neden karşı geldin? Eylemi erteleme emrine karşı geldin. Verilen emri değiştirdin? Neden?

Kılıç Bey duraksamadan birbiri ardına sorularını sıralamıştı. Ses tonu sinirli ve soğuktu. Gözlerini Yusuf’a dikmişti. Bu her zaman yaptığı bir şey değildi.

-Cevap bekliyorum Yusuf Bey?

-Emirlere neden karşı geldin?

-Edindiğim bazı bilgiler böyle davranmama sebep oldu.

-Ne zamandan beri verilen emirleri değiştirme yetkin var Yusuf? Emri niçin değiştirdin?

Yusuf’un yüzü asıldı. Kaşları çatıldı. Kılıç Bey’e bakmadan konuştu.

-Eylemin ertelenmesinin yanlış olacağına karar verdim. Bir kaç kez ertelenmişti zaten. Zamanın aleyhimize işlediğini düşündüm. Hayatımı ve geleceğimi tehlikeye attığıma göre emri değiştirme hakkımın olduğunu karar verdim Başmüfettişim. İki gün önce Veri Tabanı’nda ulaştığım bazı gizli bilgiler beni böyle davranmaya itti. Yönetim binasında birkaç sayfasını inceleyebildiğim Çok Gizli bir dosya var. Bu dosyada Yirmi Dört ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin isim listesi bulunuyor. Eğer Martin’i yok etseydim bu listede ismi yazılı kişilerin zarar görmesinden korktum. Bu dosyada Yönetim binası istihbarat ofisi Nomos’a yazılmış bir talimat vardı. Bu talimatta gerektiğinde listedeki kişilerin yok edilmesi emri verilmişti.

-Olabilir. O dosya yıllardır var. Bundan sana ne?

Yusuf bir an düşündü. Kılıç Bey’in ciddi olup olmadığını tarttı kafasında. Ciddi olamayacağına karar verdi.

-Böyle bir sorumluluk altına giremem Başmüfettişim. Toplum zarar görmeden yapılacak en uygun şeyin bu olduğuna karar verdim ve uyguladım. Mesajın yerine ulaştığını düşünüyorum.

-Bu bilgiye nasıl ulaştın?

-Fazla zor olmadı. Haber kaynaklarımı açıklayamam ayrıca Veri Tabanı’na kayıtlı bütün bilgisayarlardan istediğim bilgiye ulaşabilirim Başmüfettiş’im. Bunun için yeterli donanıma sahibim.

Kılıç Bey karşılık vermedi. Küçük çekmeceyi açıp içinden kapağında Çift Kılıç kabartması bulunan tabakayı aldı. Ağır hareketlerle tabakayı açtı. Bir sigara kâğıdını alıp baş ve işaret parmağının arasına koydu. Tabakadan bir çimdik tütün alarak kâğıda yerleştirdi. Başparmağıyla tütünü hafifçe ezdi. Kâğıdı parmaklarının arasında ağır yuvarladı. Sigara kâğıdının iki ucunu dudaklarıyla ıslattı. Parmaklarıyla bastırıp yapıştırdı. Çekmeceden çıkardığı şarjlı çakmakla yaktı. Derin bir nefes çekti. Eğitmen dikkatle kendisini izliyordu. Göz göze geldiler. Baş Eğitmen gülümsedi. Kılıç Bey göz ucuyla Yusuf’a baktı. Yusuf ilgisizdi. Eğitmen’in omzunun üstünden duvara bakıyordu.

-Bu emri ben vermiş olsaydım…

Cümlesini tamamlamadı.

-Görevinin başına gidebilirsin.

Yusuf yüzündeki aynı tepkisiz ifadeyle odadan çıkmak için kapıya yürüdü. Baş Eğitmen seslendi.

-Yusuf ilk fırsatta Kampüs’e gel. Konuşacağız.

Yusuf başını tamam manasına eğdi bir şey söylemeden odadan çıktı.

-Evet, Eğitmen dedi Kılıç Bey,gördüğün gibi adamlarınız fiili olarak karşı gelmeye başladılar. Hem emri yerine getirmiyor. Hem üste çıkmaya çalışıyor.

Söylediklerine onay beklermiş gibi karşısındakine baktı. Eğitmen gülümsemeye devam ediyordu.

-Beni şaşırtıyorsun Kılıç. Yıllar önce isteğin üzerine seni uzak tuttuk. Aramızdaki bağlantıyı isteğine göre ayarladık. Bugün kozmopolit yapına aykırı şekilde bir tepki veriyorsun. Görüyorum ve şaşırıyorum çünkü benim göstermem gereken tepkiyi sen gösteriyorsun. Sebebini açıklamak zorunda değilsin. Yalnız şunu unutma Yusuf bu eylemi senden bağımsız olarak yaptı. Benim yanımda bu tür bir tepki vermemeni rica ediyorum. Neyse…

Baş Eğitmen kısa bir süre sustu.

-Bence Yusuf haklı Kılıç.

Kılıç Bey şaşaladı duyduklarıyla.

-?

Baş Eğitmen muhatabının şaşkınlığına gülümseyerek karşılık verdi.

-Evet, Kılıç doğru duydun bence Yusuf haklı. Yusuf Veri Tabanı’na kayıtlı bilgisayarlardan istediği bilgiye ulaşabilir. Verdiğimiz eğitimle bunu başarabilir. Diğer konuda da haklı. Hakkımızda hazırlanan Çok Gizli dosya’nın yıllardır yönetimin elinde olduğunu biliyoruz. Dosyada kimlerin ismi var bilemeyiz ama küçük bir tahmin yürütmeyle yüzlerce isim bulabiliriz. Bu dosyada yer almak için mutlaka Yirmi Dört mensubu olmaya gerek yok biliyorsun. Yalan bir ihbarla bile istediğin ismi bu dosyaya sokabilirsin. Ondan sonra suçsuzluğunu ispatlayana kadar ölmüş olursun zaten. Dosyada bulunabilecek isimleri gizlemek için kaç gece bu ofiste sabahlamadık mı seninle? Bu dosyanın ortaya çıkarılması masum insanların canının yanmasına sebep olduğu zaman elbette bizde bundan sorumlu olacağız.

Kılıç Bey tedirgin ve sinirliydi.

-Kişiliğimle bunun ne alakası var Eğitmen? Benim gösterdiğim tepkiyi yanlış anladığını düşünüyorum. Hayatınızı verecek kadar davanıza bağlı olmanızı çok takdir ediyorum. Beni en iyi tanıyanlardan biri sensin. Özel hayatımı bile Müfettiş mesleğinin kurallarına göre düzenlediğimi bilirsin. Çalıştığım kişilerde en çok kızdığım disiplinsizliktir. Yusuf’un bu eylemi benden bağımsız yaptığını biliyorum elbette. Disipline aykırı hareket etmesi kızdığım. Yusuf ofisimde çalışan bir müfettiş. Bunu unutma. İleri bir zamanda aynı disiplinsizliği ofiste yaparsa ne olacak? Eğitmen sen yıllardır bu hareketin içindesin. Ömrünü harcadın bu uğurda. Seninle birlikte İbrahim ve Şahin de ömrünü harcadı. Aklına geleni biliyorum. Yusuf’ta aynı düşünceye kapıldı. Gösterdiğim tepkiye şaşırdınız. Eylemlerinizde adamlarım riske giriyor. Disiplinsiz hareket etmektense eylemi ertelemeniz daha mantıklı benim için. Ben disiplin adamıyım. Doğrudan sizinle bağlantım olmasa bile disiplinsizliğe tahammül edemem. Yapacakları küçük bir hata bile telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Şimdi bu senin yıllarını verdiğin hareketteki yaptıkların hiçe sayılmış olmuyor mu? Baksana verdiğiniz emri kafasına göre değiştiriyor. Birde yaptığı hareketi savunuyor. Kural dışılık yüzünden insanların zarar görmesi ihtimali beni sinirlendirir her zaman.

Düşünceye dalmıştı. Eğitmen tekrar konuşmaya başladı;

-Benimde fark ettiğim bazı ilginç gelişmeler var Kılıç. Yirmi Dört sanki değişime uğruyor. Yusuf’un bulunduğu hücre için komuta kademesinin bazı planları var galiba. Aşırı müsamahakâr davranılıyor. Hücre elemanlarını her zaman biz seçerdik. Bu hücreyi komuta kademesinin talimatıyla kurduk. Başlangıçta ceza seçiminde serbestlik verdiler. Bu durum kemikleşmiş Yirmi Dört felsefesine aykırı. Emirlere itaatsizlik hoş görülüyor. Plan her ne ise bilmiyorum ama yakında anlarız. Tahminim hücre elemanlarının geçmişleri. Yusuf ve arkadaşlarının Büyük Saldırı’nın lider kadrosunun çocukları olduğu gibi bir düşüncem var. Bu konuda emin değilim ancak yaptığım analizler beni bu sonuca götürüyor. Bana bu konuda henüz bir açıklama yapılmadı. Bu yüzden olanlara farklı yaklaşmak istiyorum. Farklı mantıkla düşünecek olursak eğer; Biz Yusuf’u ve arkadaşlarını bu günler için yetiştirdik zaten. Yıllarca onlara strateji üretmeyi öğretmeye çalıştık. Karşıma bu şekilde çıkacakları günü bekliyordum aslında. Yusuf eline geçen gizli bir bilgiyi değerlendirdi. İnisiyatif kullanarak verilen emri değiştirdi. Hayatını ve geleceğini riske attığı için bence inisiyatif koyma hakkı var. Bence vermek istediğimiz mesaj yerine ulaştı. Bazen benimde canım sıkılmıyor değil. Ama sen de bilirsin ki Yirmi Dört hiyerarşisine karşı gelinmez Kılıç.

Biraz durakladı. Önündeki sehpada duran sürahiden bir bardak su alıp içti. Hafifçe boğazındaki gıcığı temizledikten sonra;

-Son 20 yıldır biz uğraştık sıra artık onlarda Kılıç, diyerek konuşmasına devam etti.

-Çocuklar büyüdüler artık harekette sorumluluk istiyorlar. Hayatlarını tehlikeye attıkları için inisiyatif koyma haklarının olması gerektiğini düşünüyorum. Bence serbest hareket imkânı vermek en uygun davranış olacak. İki yıldır verilen tüm görevleri başarıyla bitirdiler. Bu yüzden seviniyorum. Çünkü bu süreçte benim de katkım var. Yıllarca verdiğimiz emeğin karşılığını almaya başladık.

-Sen bilirsin Eğitmen sizin işlerinize karışmam ama bu eylem emrini eğer ben vermiş olsaydım…

Eğitmen Kılıç Bey’in ne ima ettiğini anlamıştı. Karşılık vermedi.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Yirmi Dört 2 başlıklı yazı Mustafa ESER tarafından 06.09.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )