Eklenme Tarihi : 03.04.2020
Okunma Sayısı : 215
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Kocamanoğlu
Kocamanoğlu
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Radyo Benim
Site İstatistikleri
25.05.1944 : Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.

25.05.1954 : Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda, Türk Milli Takımı şampiyon oldu.

25.05.1963 : 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.

25.05.1988 : Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.

25.05.1983 : Necip Fazıl Kısakürek 78 yaşında ebediyete intikal etti

Akdenizdeki Kavga - 55
Akdenizdeki Kavga - 55


...

Güneş, ağaçları altın rengine boyuyor, ağaçların tepesi mavi göklere doğru hafif hafif sallanıyordu.


Minel mutfakta bulaşıkla uğraşırken, arada bir pencereden meraklı bakışlar fırlatıyor, çevreyi izleyen gözlerinde merak okunuyordu. Türkiye korona virüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı koymasa da herkesin evde kalması için zorluyordu. Komutan da bir haftalık izin için geldikten sonra fide alımının dışında evden çıkmamıştı.


Mutfak işlerinden sonra evin önünü derleyip toplamış, evin önündeki koca dut ağacının altına masayı koymuş, üzerine örtü açmıştı. Babası ile komutan bahçede çalışmaya devam ediyorlardı. Açık alana bakla ve fasulye tohumları ekmiş, domates, biber ve patlıcan fideleri dikmişlerdi.


Minel kendi kendine düşünmeye devam ediyordu. “Kadın ve erkeğin birbirine eğilimi, insan soyunun devamı için içgüdüsel genetik algoritması gereği değil mi?  Erkek aşk verip cinsellik isterken, kadın da cinsellik verip aşk istemez mi? Bir kadın olarak sevilmeyi, değer verilmeyi, duygusal ihtiyaçlarımın karşılanmasından daha doğal ne olabilir ki? Eşleşme biyolojik olsa da, evlilik kültürel bir olgu değil mi?” diye düşünüp gidiyordu.


Elbette modern hayat ve rekabetin teşviki tüm insanlardaki gibi Minel’deki beklenti seviyesini de yükseltiyordu. Gördüğü ve tanıdığı insanların neredeyse tamamı küçük şeylerden mutlu olmayan, sahip oldukları şeylerin kıymetini bilmeyen kimselerden oluşuyordu.


Elvin televizyon seyrediyor, Aden ise eline geçirdiği bir dergiyi karıştırıyordu. Minel ise öğle için ocağa yemek koymuş, babasıyla komutanın yorgunluk atabilmesi için çay demlemişti. Onların dönüşünü bekliyordu.


“Dünya özgürleşme ve bireyselleşme adına aile kurumunu geri plana iterek, evlilik dışı yaşama kapı aralasa da, yine de kadınlar ve çocuklar en çok ezileni olmuyor muydu? Sağlıklı bireyler, sağlıklı bir aile ortamında yetişmez miydi?”


“İş ve eş seçimi erkekler kadar, kadınlar için de önemli olmalıydı. Mutluluğu için hayati bir öneme sahip olan evlilik konusunda doğru bir karar vermesi gerekmez miydi? Evlilikteki uyumun kalitesini biraz da beklentiler belirlemiyor muydu?”


“Evliliğin ortak bir proje çalışmasındaki uyumu gerektirdiğini düşünen kaç kişi vardı acaba? Elbette farklı ortamlarda yetişmiş insanların düşünce kalıpları da farklı olacak ama beklenti ve amaçlar aynı yönde olursa başarı kendiliğinden gelmez miydi? Evlilikte kişilikten daha çok, beklentiler belirleyici olmuyor mu? İnsan alışveriş yaparken bile ölçüp biçer de, evleneceği zaman ‘evlilikten ne bekliyorum’ diye ölçüp biçmez mi? Zengin olmak, güzel olmak veya yüksek mevkide olmak, o insanı iyi biri yapmayacağı gibi iyi bir eş de yapmaz.”


Yaşlı Adam “Komutan eline sağlık… İyi akıl ettin. Bundan sonra ben onlara bakarım. İnşallah beraber yemek nasip olur.” Komutan elini yıkayınca, Minel ona havlu uzattı. O masaya geçerken, babasına da havlu tuttu. “Çay demlemiştim. İçersiniz değil mi?”


“Elbette kızım.”


Minel çayları katmış, yanında atıştırmalık bir şeylerle komutandan başlayarak ikram etti. Komutan “Teşekkür ederim,” sözlerine “afiyet olsun” sözleriyle cevap verdi. Türkçe öğrenmek için kendini zorluyordu.


Ablasının gelip hazıra konarcasına masa etrafına oturmasına aldırmadan, onlar çay içerken, onları seyrediyor. İçinden düşünmeye devam ediyordu.  


“Evlilik; biriyle bir uzun yolculuğa çıkmaktır. Elbette beklentiler, evliliğe yüklenen anlamı da belirleyecektir. Beklentinin yüksekliği, sorunların da yüksek seviyede olmasını belirleyecektir.”


Kendi içinde bir hesaplaşma kaygısını güderken, zihnini düşünmekten men edemiyordu. “Minel umudunu yitirme, hep ümitvar ol!”  diyor, enerjisini asla bitirmek istemiyordu.


Umut etmek ve sevmenin dışındaki her şeyden vazgeçmeye razı oluyordu. Dili yüreğinde, yüreği de dilindeydi. Gönlünün dolusuyla Yaradan’a sesleniyordu. “Aşkın ateştir, ateşinse gül bahçesi… İster aşk ateşinle yak, istersen gül bahçesinde âşık eyle…”


...

Ant. - 020420


...

Devamı var...

... 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Akdenizdeki Kavga - 55 başlıklı yazı Kocamanoğlu tarafından 03.04.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )