Eklenme Tarihi : 29.06.2020
Okunma Sayısı : 75
Yorum Sayısı : 2
Etiketler
GÜŞTA
GÜŞTA
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Radyo Benim
Site İstatistikleri
04.07.1546 : Osmanlı Sultanı III. Murad doğdu, 1574-95 arasında hüküm sürdü.

04.07.1776 : Amerikan Bağımsızlık günü; Amerikan Kongresi Britanya'dan bağımsızlığını ilan etti.

04.07.1934 : Radyum elementini keşfeden, 2 kez Nobel fizik ödülü sahibi Polonya kökenli Fransız fizikçi Marie Curie öldü. Curie Paris'te Pantheon'a gömülen tek kadın oldu.

Rahmani Sanat
Rahmani Sanat

RAHMANÎ SANAT

Gün ışığı düşüncelerim
Hayallerim berrak
Ne güzel olurdu bir çayın buğusunda şiirler karalamak...


     İşte böyle bir sabah.Âfitâbın sarımtrak duvağı gözlerimi kamaştırıyor,bad-ı safa rüzgarı saçlarımı birbirine karıştıyordu.Yavaş yavaş uyanıyor,uykunun mahmurluğu an be an üzerimden kalkarken uzaklardan bir andalip kuşunun sesine kulak veriyordum


Ya Rabb bu ses öyle ki sanki bülbül-ü rana
Bahşettiği esenlik can katıyor Canan’a


     Odanın ortasına doğru ilerlediğimde permürdeleşmiş pencerem gözüme çarpıyordu.Küçük küçük delikleri siyaha kaçan rengi ile yılların yorgunluğunu üstlenmiş gibiydi.Geceleri yelin hırçınlığını biraz sızdırması dışında bir şikayetim yoktu. Işık hâlelerini kıramayıp tek tek odamın zeminine düşürüyordu. Belkide yıllar yılı nice nice şiirlerime tanık olmuştu.


Pervazımda yorgunluk ve tükenmişlik hissi
Senelerdir benimle yaşadığından hepsi


     Pervazımın önündeki tabureye oturup dışarıyı gözlemlemeye başladım.Karşı evin damında guraplar çoktan yerini almıştı.Hemen her gün Yaradan’a muhabbetle şükür edip duruyorlar,herkes seslerinden şikayetçi olsa da kimse fıtratlarından gelen güzelliği görmüyordu.Bir ebr-i bahar bulutu gökyüzünü kaplamış nisanın gelişini müjdeliyordu.Kim bilir kaç zemherinin ayazında donarak bu mevsime bir kelebek edası ile konmuştu.Kim bilir kaç iklimin derdini sırtlanarak susupta yağmamayı raz-ı dili bilmişti.Bilen yoktu...


Nevbahar bulutları dizilmiş bak sıralı
Andırıyor dokusu yeni açmış bir dalı


     Bulut için menba-i hayat yağmaktı.Ondandır ki kasveti an geçtikçe artıyor bu kasvet ab-ı nisanın gelişini müjdeliyordu.Çok geçmedi az bir vakit sonra göğün şarkısı kulaklarımda raks ediyordu.


Ne güzeldir Rahman’ın gökyüzü örüntüsü
Haykırır kulağımda göğün hoş gürültüsü


     Damlalar salkım saçak ıslatırken caddeyi ellerimi pervazdan dışarı çıkararak damlaları tutmaya çalışıyor yağmurun sevincini yüreğimde yaşıyordum.Hacerler sırılsıklam olmuş tozundan arınıyor,bitkilerin dalları yağmurla taranıyordu.Hoştu...Hele arz’a yükselen toprak kokusu yok mu.. Hani diyordum keşke bir yolu olsa idi. Doldursam birkaç kaba doyasıya koklasam.Hani diyorum keşke bu toprak kokusunu hep yanımda saklasam...
Âfâkı yağmur bulutları sararken güneş ve damlanın ortak eseri olan gökkuşağı alem-i feza’da yerini almıştı.


Bir şerit ki zarifçe yedi renkten ibaret
Bak görürsün Rahman’ı âmâ değilsen şâyet


Rahman’ın sanatı işte böyle her günümüze tecelli ediyor ve kağıtlara dökülüyordu..


Anlatması zor idi ama değil imkansız
O Allah ki yaratmaz hiçbir şeyi zamansız
Her ne var ise yerde canlı yahutta cansız
Değildir Rabb’tan yüce ve değildir noksansız


· · • • • ✤ • • • · ·GÜŞTA

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Rahmani Sanat başlıklı yazı GÜŞTA tarafından 29.06.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )