Tarikat-lar 4

Yazı başlangıcında tasavvufun bir felsefesi olduğunu yazmıştık. Felsefesi olan her kurum gibi İslam tasavvufunun ideal insan yetiştirme gayesini güder. Allahın(cc)  rızasına uygun yaşamaya çalışan, Kur'anı Kerim'deki emir ve yasaklara harfiyen uyan ideal insan İslam tasavvufunun hedefidir. 
Ehl-i Tasavvuf bunu yapmaya çalışırken konuşmaktan ziyade yaşamayı tercih eder.Yani Tasavvuf Hal' ilmidir. Ve tamamen İslam Şeriatının içinde bir ekoldür. Pek çok yayında- bir kısmı yanlı- tasavvufu ayrı bir din gibi gösterme çabası en basit tabiriyle düşmanlıktan başka bir şey değildir. Tasavvuf felsefesinden anlamamız gereken Şer'i kurallar içinde Allah(cc)ın rızasını kazanmaya çalışmak için ortaya konulan bir yaşam biçimi olmalıdır. Ehl-i-Tasavvuf "yaratılanların nefesleri adedince Allah'a ulaşma yolu vardır" düsturunu şiar edinmiştir. 
İnsan söz konusu olduğunda iki kere ikinin dört etmediği gerçeğini göz önüne alarak kötü niyetli kişileri unutmamak lazım elbette. İnsanların inanç açlığını manipüle eden veya iktidar, zenginlik, makam hırsıyla tasavvufu emellerine alet edenler her zaman oldu. Kıyamete kadar da olacak. 
İslam tasavvufunun ideal insan yetiştirme hedefinin başlangıcı Tevbe'dir. Kur'anı Kerim'de Nasuh tevbe olarak geçen tevbe kişinin pişmanlık duyarak Allah'ü Teala(cc) ya iltica etmesinin neticesinde hiç günah işlememiş gibi olmasıdır.Tabi ki tevbe'nin samimi olması ve Allah'ü Teala'nın kabul etmesi şartıyla. Tevbe'nin nişanı kişideki değişikliktir. Tasavvuf tarihi Nasuh tevbesi yapan ve yüksek makamlara ulaşan örneklerle doludur.  Bu konudaki en büyük örnek elbette ki Hz. Vahşi(ra)dir. Uhud savaşında Hz.Hamza'yı şehid eden Vahşi Mekke'nin fethinden önce Yemen'e kaçmıştı.
 Yemen halkı Müslüman olmaya başlayınca Hz.Vahşi(ra) de Müslüman olmak istedi Ama günahlarının affedileceğinden emin değildi. Hz. Vahşi'nin Müslüman olması için üç ayet nazil oldu. İlk başvurduğunda Furkan suresinin 70. ayeti indi: “Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Ardından Allah Rasülü’ne (sav) Nisa suresinin 48. ayeti nazil olur: “Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan günahları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.”

Peygamber Efendimiz (sav) kendisine vahyolunan bu ayeti de yazar ve haber gönderir. Vahşi gelen bu habere yine mektupla cevap verir: “Ey Muhammed! Görüyorum ki bu da Allah’ın isteğinden sonra olur. Bilmiyorum beni affeder mi, affetmez mi? Bundan başkası var mıdır?” Bunun üzerine Zümer suresinin 53. ayeti iner: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Bu ayet üzerine Peygamber amcasının katili Vahşi Müslümanlıkla şereflenir ve Hz. Vahşi olur. Ehl-i Tasavvuf Hiç Bir Günahın Allah'ın(cc) rahmetinden büyük olamayacağına inanmıştır.

Zaten temel karakter özelliklerinden biri de Ümit ve Korku halinde bulunmasıdır. Yani Hz. Ebubekir'in ifadesiyle zaman zaman cennete son girecek kişi olduğunu düşünüp sevinmeli zaman zaman da cehennemde kayacak gibi tedirgin olmalıdır. 

Okuyucunu aklına şöyle bir soru gelebilir: Bazı Sufiler zahiren şeriata aykırı laflar edebilmektedirler. Veya Cennet cehennem gibi konularda alaycı(haşa) konuşabilmektedirler. Bu durum cezbe halinde olur ve kişi kendine geldiğinde ağzından çıkan yanlış sözü kabul etmezse bir şey olmaz. İslama aykırı sözünde ısrar ederse küfre bile girebilir.

Ehl-i Tasavvufun tevekkül hali ve talebelerine emir ve tavsiye etmeleri insanlarda tembellik olarak yorumlanabilmektedir. Tembellik, miskinlik ayrı şeydir, tevekkül ayrı.Allah'ü Teala'nın kaderi her halükarda tecelli edecektir. Ehl-i Tasavvuf elinden geleni yapar en son Rabbine iltica eder. Bu yüzden bilhassa Nakşibendi Tarikatı inziva hayatını tasvip etmediği gibi el emeği ile geçinmeyi temel düstur kabul etmiştir.

Ehl-i Tasavvuf sünnete şartsız ittiba eder. Peygamber Efendimiz(asv) e bağlılığı en üst seviyededir. Hayatının her anında Resulullaha bağlılık temel prensiptir. Kur'anı Kerim'in ifadesiyle Allahı sevmek için Resule itaat gerekir. 

.../...    

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Tarikat-lar 4 başlıklı yazı Mustafa ESER tarafından 01.12.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )