Güle Güle Şahap Bey

Güle Güle Şahap Bey / Meh­met Sadık Medin

İtfa­iye ile Hil­ton ara­sın­da­ki cad­de­de bir taksi du­ra­ğı… Kazan mev­cu­du yirmi altı kişi.​ Du­ra­ğın hemen yanı ba­şın­da bü­yük­çe bir kı­ra­at­ha­ne. Yaz kış bütün gün­le­ri­ni bu­ra­da ge­çi­ri­yor­lar. Nev-i şah­sı­na mün­ha­sır üç kişi var ara­la­rın­da.
La­ka­bı ki­tap­çı… Çizgi ro­man­la­rın has­ta­sı yo­kuş­la­rın us­ta­sı… Ne­re­ler­den bul­duy­sa. kim­ler­den al­dıy­sa  elin­de de­vam­lı bir çizgi roman. Nesli tü­ke­nen. te­da­vül­den kal­ka­lı yıl­lar olmuş  Pe­kos­bil­ler, Tek­sas­lar, Tom­miks­ler, Ki­no­va­lar, Küçük Prens­ler, Red­kit­ler ve biz­den Ka­ra­oğ­lan­lar vb.
Ki­tap­çı­nın asıl adı Şahap.​ Ki­lo­lu. ağır sık­let bir şo­fö­rü­müz. Şoför ma­hal­li­ne zor sığ­ma­sı­na rağ­men üç öğün ye­dik­le­riy­le küçük çapta bir dü­ğü­nün yemek işi hal­le­di­lir. Onca ikaza rağ­men iş­ta­hın­dan bi gram dahi olsa taviz ver­mez.​ Na­maz­gahtaki evin­den ge­lir­ken dil söğüş, kelle paça, kumru ne denk ge­lir­se mi­de­si­ne in­di­rir.​ Du­ra­ğa gel­di­ğin­de sabah kah­ve­si­ni ve so­da­sı­nı içer, tak­si­siy­le sı­ra­ya girer.
Şoför kol­tu­ğu­na otu­rur otur­maz günün anlam ve öne­mi­ne dair bir ki­ta­bı in­ce­ler­ce­si­ne  bir çizgi ro­ma­nın say­fa­la­rı­nı çe­vir­me­ye baş­lar. Et­ra­fıy­la hiç il­gi­len­mez.​ Kitap okur­ken sus­kun­lu­ğu iyice artar.​Sanki bir ti­yat­ro sa­lo­nun­da ya da kütüphanededir. Çıt çıksa ka­ba­ha­ti Ki­tap­çı’ya yük­le­ye­cek­ler ve de tüm azar­la­yan ba­kış­lar ve mı­rıl­dan­ma­lar ona yö­ne­le­cek­tir.
Du­rak­ta­ki şo­för­ler  yıl­lar öte­sin­den  gelen dost­luk­la­rı­nı; oyun­lar­la, soh­bet­ler­le  ve şa­ka­lar­la ge­liş­ti­rir­ler. Ki­tap­çı da hiç ol­maz­sa bu şa­ka­lar­dan bi­ri­ne günün bi­rin­de mu­ha­tap ola­ca­ğı­nın ayır­dın­da­dır.
Bol gü­neş­li bir bahar gü­nün­de saat ikin­di su­la­rın­da du­ra­ğa kırk­lı yaş­la­rın­da bir ha­nı­me­fen­di gelir.
İlk sı­ra­da­ki tak­si­ye yak­la­şır, kibar bir ses to­nuy­la;
-Naz­mi amca içer­dey­se bi ses­le­nir mi­si­niz? Şoför kı­ra­at­ha­ne­ye yö­ne­lir. Az sonra Nazmi Bey de ka­pı­da gö­rü­nür. Ba­ya­na doğru say­gıy­la yak­la­şır;
-Hoş gel­di­niz Ca­vi­dan Hanım.​ Tam za­ma­nın­da gel­di­niz. Şahap bey üçün­cü sı­ra­da, bu­yu­run bir kah­ve­mi­zi için. Gi­de­ce­ği­niz yere az sonra gi­der­si­niz.​ Ca­vi­dan Ha­nı­m’ın yü­zü­ne muzip bir gü­lüm­se­me ya­yı­lır. Belli ki aynı ma­hal­le­de  komşu olan bu iki kişi kitapçıyla il­gi­li bir se­nar­yo oluş­tur­muş­lar­dır…
Ki­tap­çı’nın sı­ra­sı on da­ki­ka sonra gelir.​ Tak­si­si­ni du­rak­ta kal­kış ye­rin­de ko­nuş­lan­dı­rır. Beş da­ki­ka­dır Şahap Bey’i iz­le­yen Nazmi Bey, çizgi ro­ma­nı­nı iş­tah­la oku­yan ki­tap­çının şoför ma­hal­li­ne cid­di­yet­le yak­la­şır. Ca­vi­dan Hanım arka ka­pı­ya yö­ne­lir, Se­na­rist ve yö­net­men ro­lün­de­ki Nazmi Bey önce ha­fif­ten bi ök­sü­rür ve devam eder;
-Bı­rak şu ki­ta­bı oku­ma­yı da ha­nı­me­fen­di­yi Hatay Renk­li Si­ne­ma du­ra­ğı­na bı­ra­kı­ver.
Şahap Bey,”şimdi sı­ra­sı mıydı?” der gi­bi­sin­den hem sı­kın­tı­lı hem de mem­nun kar­ma­ka­rı­şık bir yüz ifa­de­siy­le Nazmi Bey’e bakar;
-Sa­ğ ol te­şek­kür­ler. Ba­gaj­lık eş­ya­sı yoksa  arka kapı açık. Bu­yur­sun bin­sin.
Bu söz­le­re kulak mi­sa­fi­ri olan Ca­vi­dan Hanım şo­fö­re gö­rün­me­den eği­lip arka ka­pı­dan bin­miş nu­ma­ra­sı yapıp ka­pı­yı ya­vaş­ça çar­pa­rak ka­pa­tır. Ora­dan sırra kadem basar gibi kı­ra­at­ha­ne­ye doğru ses­siz­ce uzak­la­şır. Bu sıra Ki­tap­çı oku­du­ğu ki­ta­bı bir ay­raç­la be­lir­le­yip tor­pi­do gö­zü­ne iti­nay­la yer­leş­tir­mek­le meş­gul­dür. ”Dö­nüş­te kal­dı­ğım yer­den devam ede­rim.” diye mı­rıl­da­nır.
Ka­pı­nın ka­pa­nış se­si­ni duy­muş­tur. Ba­şı­nı ge­ri­ye çe­vi­rip kont­rol etme ih­ti­ya­cı­nı duy­maz.​ Tak­si­si­ne bir bayan bin­di­ğin­de çoğu zaman dikiz ay­na­sı­na bak­maz, arka kol­tu­ğu ba­zı­la­rı gibi kolaçan etmez.​Evli iki ço­cuk­lu maz­but bir aile ba­ba­sı­dır. Hiç bir zaman hiç­bir kim­se­nin de­di­kodu­su­nu din­le­mek­ten hoş­lan­maz, ken­di­si­nin de de­di­ko­du­su­nun ya­pıl­ma­sı­nı haz­zet­mez. Ar­dı­na bak­ma­dan yol­la­ra düşen yi­ğit­ler mi­sa­li mo­to­ru ça­lış­tı­rır, gaza basar ve  en kısa yol­dan Renk­li Si­ne­ma du­ra­ğı­na doğru yol alır.
Bu sı­ra­da, kı­ra­at­ha­ne­nin içi bay­ram­ye­ri gi­bi­dir. Kah­ka­ha­lar gırla git­mek­te­dir. ​Ca­vi­dan Hanım lise yıl­la­rın­da  epey oyun­da ha­tı­rı sa­yı­lır rol­le­re gir­miş­tir. Nazmi Bey’in de rol ar­ka­da­şı ol­muş­lu­ğu var­dır. Gö­re­vi ba­şar­ma­nın mut­lu­lu­ğu göz­le­rin­den okun­mak­ta­dır. Nazmi Bey­’den izin is­te­ye­rek teb­rik­ler, te­şek­kür­ler ve al­kış­lar eş­li­ğin­de kı­ra­at­ha­ne­den ay­rı­lır.
Ki­tap­çı, Bay­ram­ye­ri’nden Hatay Üçyol yö­nü­ne kıv­rıl­mış “Dö­nüş­te de bir müş­te­ri denk gelse bari!” diye dü­şün­mek­te­dir. Ni­ha­yet  Renk­li Si­ne­ma du­ra­ğı­na gelir.​ Ge­ri­ye doğru bakar, ne kapı açı­lır ne de bir inen olur.​ Ara­ba­dan me­rak­la iner. “ Ba­yıl­mış ol­ma­sın!..” di­ye­rek  hızla arka ka­pı­ya yö­ne­lir, cam­dan bakar içer­de kim­se­cik­ler yok­tur.​ Emin olmak için hemen ka­pı­yı açar. ”Yok yok yok, kos­ko­ca kadın uç­ma­dı ya!.. İn midir, cin midir ?” diye söy­le­nir. Son anda ak­lı­na Nazmi Bey’in şa­ka­la­rı gelir. Şa­ka­lar ya­pı­lır­ken o da ister is­te­mez gül­müş­tür. “Sen misin gülen! Gülme kom­şu­na gelir ba­şı­na” di­ye­rek kendi ha­li­ne de gü­le­rek dönüş yo­lu­nu tut­tu­rur.​ Ki­tap­çı la­kap­lı Şahap Bey’in tek te­sel­li­si, her şa­ka­dan sonra bir tepsi bak­la­va alı­nıp kı­ra­at­ha­ne­de hep be­ra­ber ye­nil­me­si­dir. Şa­ka­la­nan kişi te­sel­li ik­ra­mi­ye­si ola­rak katkı payı öde­mek­ten mu­af­tır. Ki­tap­çı tak­si­nin rad­yo­su­nu  açar, du­ra­ğa va­rın­ca­ya kadar  rast gele bir şar­kı­ya mı­rıl­da­na­rak eşlik eder.​ Du­ra­ğa var­dı­ğın­da  ilk işi orta kahve ile so­da­sı­nı içmek ve Nazmi Bey’e, ”Aşk olsun Nazmi, ala­ca­ğın olsun!” demek olur.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıÖnceki Yazı
( Güle Güle Şahap Bey başlıklı yazı Sadık Medin tarafından 20.02.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )