Eklenme Tarihi : 2.08.2021
Okunma Sayısı : 199
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
Recep K.
Recep K.
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Radyo Benim
Site İstatistikleri
17.09.1961 : Eski başbakan Adnan Menderes , Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu İmralı adasında idam edildi.

Doğruluk Budalası İnsanlar

DOĞRULUK BUDALASI İNSANLAR

5 Yaşındaki çocuk kıblenin ters istikametine dönük namaz kılıyor. Annesi "ama kıble o taraf değil ki" diye ikaz ediyor. Annenin niyeti "iyi" belki ancak, çocuk, bir rüyadan uyandırılmış gibi namaz kılmaktan vazgeçiyor.

Kimisi okul tercihini eleştirir, kimisi eş seçimini... Bazısı ne okuduğuna karışır, bazısı da tavsiye üstüne tavsiye verir. Çokça şahit olduğum bir başka örnek: Kur'an-ı Kerimi yüzünden zor okuyabilen kimileri, hafızlığını tamamlamış olanlara unutmaması için her gün tekrar etmesi gerektiğini, unutmanın çok büyük günah olduğunu vs nasihat(!) eder durur. Oysa kendisi her gün aynı şeyi kendi seviyesinde yapmamaktadır.

Başta diyanet, tababet, siyaset olmak üzere her konuda eleştirmeyi yaşamlarının ana gayesi haline getirmişlerdir. Her şey onların bildiği gibi olmalıdır. Her türlü sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız olarak, her şeyi sadece eleştirirler. Çözüm önerileri olmadığı gibi, sorumluluk duygusuna da sahip değiller. Öyle ki, onların bilgisi ve izni dışında bir şey yapılmasın ama her şey de onlara sorulmasın. Hep onların dediği zamanda ve şekilde yapılsın fakat bazı şeyleri de sizin düşünmeniz gerek. Bir şeyi onların bilgisi olmadan yaptınız ve yanlış sonuçları oldu değil mi? "Ben demiştim..." diye başlayan hayata küstüren cümlelere hazır olun.

Kimi insanlar böyle "doğrucu" olurlar. "Sanki kendileri çok doğru insanlarmış" basitliğine kaçmıyorum. Fakat her doğrunun her yerde söylemeyeceğini öğrenememiş insanlar var. Bunu bilseler bile sırf egolarını tatmin etmek için eleştirirler. Yaptığının doğru olmadığını söylediğinizde ise kesif bir pişkinlikle "sana da iyilik yaramıyor" derler. Şayet kendilerine itiraz edecek olursanız ondan sonra başınız büyük belada demektir. Dedikodunuz sizden önde gider.

"Sözün güzeli hal ve makâma mutabık olmasıdır" der ârifler. "Âdab-ı muâşeret" denilen şey bir yaşam biçimidir. İyi, doğru, güzel... olan her şey buna dahil. Bir şeyin "doğru" veya "yanlış" olmasının göreceliğini inkar etmiyorum elbette. Fakat temelde her toplum ve herkes için kabul edilebilir bir doğru ve yanlış var. Örneğin; 5 yaşındaki bir çocuğun abdestsiz namaz kılması herkese göre "yanlış" değildir. Fakat annesinin o çocuğa abdest alması gerektiğini söylemesi ise "doğru" değildir. Burada asıl eleştirilmesi gereken davranış 5 yaşındaki bir çocuğa karşı sergilenen tavırda "empati" yoksunluğudur.

"Kendimizi başkalarının / muhatabımızın yerine koyma" diye tarif edebileceğimiz empati, kanaatimce saygı ve saygınlığımızın da temelini oluşturur. İnsanı insanî/edebi seviyeye çıkaran önemli bir duygudur. İnsan bu sayede tavır ve davranışlarına çeki düzen verdiği gibi sözlerini da tartarak konuşur. Uluorta, rastgele konuşmaların faydasız, telafisinin de çok zor olduğunu defalarca tecrübe eden atalarımız "söz gümüşse sükût altındır" demiş.

Genel kabulün aksine "doğrucu Davut" yerine "doğruluk budalası" demeyi münasip gördüğüm patavatsız konuşanların, burunlarını herşeye sokmak gibi kötü bir huyları da var. Öyle ki, af yasasından bile idamlık hüküm çıkaracak derecede başkalarını eleştirirler. Bu dil-bazlara karşı sükût ile mukabalede bulunmak "kabahatten", cevap vermek de "haklı" olduklarına yorulur onlara göre. Yatsı vakti gelip de yalandan mumları söndüğünde ise, saatler / günler / aylar / yıllar önce yaptığınız bir kusuru dillerine dolayıp sizi pervasızca eleştirirler.

Kendilerine toz kondurmayan bu doğruluk budalaları, sosyal hayat için de tehlikeli bir virüstür. Sorunlarının temeli "ahlakî" olduğundan tedavileri de kesin sonuçlar vermiyor. Naçizane tavsiyem şu: Aileleri, yakınları bu insanların evlenmelerine müsade etmesinler. Çokça tecrübelerle sabit ki, yaşam enerjilerini yok etme pahasına ailesini, çocuklarını "mükemmel" olmaya zorlarlar. Kendileri mükemmel olmasa da mükemmelliyetçidirler.

Netice-i kelâm:
Ağaç yaşken eğilir. Ve insan 7'sinde ne ise 70'inde de odur. Çocuklarımızın ailede, okulda, sosyal hayatta öğreneceği şeyler farklıdır. Meslek sahibi olmayı okulda öğrenirken, "insan" olmayı öğrenmenin yeri de ailedir. Birlikte yaşama ahlakını ailede kazanamamış çocuklar meslek hayatlarında mükemmel başarılar kazanabilirler ancak mutlu olamazlar.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Doğruluk Budalası İnsanlar başlıklı yazı Recep K. tarafından 2.08.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )