Eklenme Tarihi : 9.05.2021
Okunma Sayısı : 2297Yorum Sayısı : 13
Etiketler
MehmetFikret
MehmetFikret
tarafından eklendi
9.05.2021
Günün Yazısı

Bu Yazı 10.05.2021 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ

1981 yılında Türkiye'den ayrılarak Kanada'ya göç eden bir arkadaşım ile uzun yıllardır bağlarımız kopmuştu. Soner Ortaokuldan beri birlikte okuduğum, Üniversite de bile beraber olduğumuz çok sevdiğim bir arkadaşımdı.

 

Bir gün aklıma geldi ve onu internetten aramaya başladım, bu uğraşım çok sürmedi,işte sevgili Soner hem de Üniversite çağlarında çektirdiği fotoğrafla karşımda duruyordu, hemen bir meail gönderdim ve cevabını beklemeye başladım, fakat günlerce cevap alamayınca umudumu kestim.


22 Mayıs 2009'u 23 Mayısa bağlayan gece, uykumdan bel ağrısı ile uyandım. 


Aslında ağrı bir tarafa o gece çok huzursuz olmuş, sanki kötü bir şeyler olacağının endişesine kapılmıştım. 


Saat iki civarında, ağrıya daha fazla dayanamayarak yatağımdan kalktım.


Bir süre evin içinde dolaştıktan sonra, yerime yatmaya cesaret edemedim ve oyalanmak amacıyla, koltuğa oturmadan bilgisayarı açtım.


Maillerime baktığımda arkadaşım Soner'den gelen mesajı gördüm ve heyecanla baktım.


Soner 1981 yılından bu yana, Kanada'da yaşadıklarını sırasıyla anlatmış, benden de yaşadıklarımı anlatmamı istemişti. 


Bel ağrım iyice artmıştı, acı içinde kıvranarak onun kadar uzun yazmasamda yaklaşık bir buçuk sayfada yaşadıklarımı anlattım.


Tüm ailemden de sıra ile söz edip, mesajın sonunu ise 'çok şükür annem halen yaşıyor ' cümlesi ile tamamladım.


 

Bilgisayarı kapattıktan sonra yatağıma doğru yöneldim. Saat iki kırk beş olmuştu. 


O an cep telefonunun zili ile irkildim. "Hayırdır inşallah" diyerek telefonu açtım.


Telefonda kardeşimin ağladığını duyunca, söylediklerini bile dinlemeden gerçeği anlamıştım.


 "Tamam gülüm, hemen yola çıkıyorum. Annem değil mi? Anne mi kaybettik değil mi gülüm." Dedim artık telefonun öbür ucunda hıçkırıktan başka bir şey duyulmuyordu, evet canımız anamıza kaybetmiştik.


Kaderin ne garip bir tecellisidir ki, arkadaşım Soner'e "Anem halen yaşıyor" diye mesaj yazdığım sırada güzel anam can veriyormuş.


Yirmi üç Mayıs 2009  gecesi Saat 02.30 anam canı gibi sevdiği dört yavrusunu ve torunlarını bırakarak, hayata veda etti.


Cenaze günü  evi, akrabalarla ve eş dost ile dolup taşmıştı. Hiçbirimiz onun 

ölümüne inanamıyorduk. 


Ömrünü çocuklarına adayan annem, sonunda her zaman olduğu gibi hiç kimseyi rahatsız etmeden, ani bir kalp krizi ile sessiz sedasız bu dünyadan göçüp gitmişti.


Çevresinde de çok sevilen anamın cenazesinde, göz yaşları sel olmuştu. 


İnanılmayacak bir sevgi seliydi bu, mahalledeki esnaf bile o gün kepenklerini indirmiş, annemin cenazesine koşmuşlardı.


Yedi gün, yedi gece ev dolup taştı. Okunan Kur'an-ı Kerim ve yedinci gecede okunan mevlit, sevenlerini daha da coşturmuştu. Çoğumuzun unutmaya başladığı geleneksel Türk adetlerimiz tam manası ile kendini göstermiş, bir ay süre ile komşulardan tepsilerle gelen yemekler nedeniyle cenaze evinde yemek pişmemişti.


 

Cenazenin defnedilmesinden sonra, eve döndüğümüzde dört kardeş, komşular tarafından hiç yalnız bırakılmadık. Her birimizin yanında birkaç kişi, mutlaka bizleri teselli etmenin yollarını arıyordu.

 

 

Dünyanın çiçekleri, sana selam durmuşlar.

 

Börtü ve böcekleri, mateme boğulmuşlar.

 

Mekânın cennet olsun, canım anam, gül anam.

 

Kardeşlerim yaralı, hangi birini saram.

 

 


Bu gün kuşlar ötmüyor, mahallede sessizlik.

 

Tüm komşular susmuşlar, çok zor imiş sensizlik.

 

Dualar hep seninle, rahat uyu sen anam.

 

Özlemin büyüdükçe, azdıkça azar yaram.



 

  

Bakkal Mehmet soruyor, kasap Recep gülmüyor.

 

Sütçü Rıza öfkeli, semtimize gelmiyor.

 

Mahallenin direği, neşesiydin dost anam.

 

Çok sevdiğin o ağaç, bu yıl limon vermiyor.



 

  

Hasret çok yordu seni, doyamadın gülüne.

 

Gülücükler dağıttın, etmedin tek kelime.

 

Tam özlem bitti derken, göçüp gittin bal anam.

 

Takdiri ilahiydi, yenik düştün ölüme.



  

 

Bize ömrünü verdin, siper ettin kendini.

 

İçinde biriktirip, söylemedin derdini.

 

Alıp götürdü seni, tek kriz melek anam.

 

Gülümseyip mi verdin? Gül kokan nefesini.

 

  


Bir tevekkül ilişti, inanan kalbimize.

 

Sen öğrettin bizlere, layıksın sevgimize.

 

Takdir yüce Allah’ın, İhlâs hakkındır anam.

 

Kınalı kuzuların, el açmış Rabbimize.

  

 



Dört evladın minnettar, o tertemiz sevgine.

 

Boyadık dualarla, seni cennet rengine.

 

Ol cennet meyveleri, sunulsun sana anam.

 

İmanla ve inançla,  kalbimizdesin yine.

 

  


Allah Teala baki, kullar ise misafir.

 

İsyan etmek yakışmaz, isyanın adı kâfir.

 

Bu gün anneler günü, rahat uyu can anam.

 

Dünya fani olsa da, sana sevgiler zâhir.

 



Bizler ülkemizi Anadolu adını vermişiz, bizler Ana gibi yar olmaz diyen bir Milletiz.


Annelik dünyadaki en zor meslek ve  “Annelik doğurmakla değil, yürekle oluyor. 


Yürekteki sevgiyle anne olunuyor. Anneniz yaşıyorken ona değer verin. 

Anne başta taçtır, her derde ilaçtır.


Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’de: “Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama onlara güzel söz söyle; onlara rahmet ve şefkat dolu tevazu kanadını ger. Onlara alçak gönüllü ve şefkatli davran ve onlar hakkında dua edip şöyle de: Ey Rabbim, bunlar küçükken beni nasıl yetiştirip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, acı.”buyurmuştur

Bir başka ayet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır: “Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun (memeden) ayrılmasıda iki yıl içinde olmuştur onun için biz insana bana ve ana baba şükret dönüş banadır diye öğüt verdik

Allah-u Teala anne babaya iyilik etmeyi, onlara şükretmeyi kendi ibadeti ve şükrüyle yan yana zikretmiştir. Bu da Anne babanın Allah indindeki makamını ve onlara iyilik ve itaat etmenin önemini göstermektedir. Buradanda anlaşılacağı üzere anne babaya itaat etmek farzdır.

Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarına sılayı rahimde bulunsun. 

“ Hatta müşrik olsa dahi.Anne babaya iyilik etmek vaciptir, fakat Allah'a isyan olan şeylerde onlara itaat edilmez.


Ve son söz:


Peygamber Efendimiz (Sav )şöyle buyurmuştur:


"Anne cennet kapılarının ortasındadır." (İbn Hanbel, V, 198);


"Cennet annelerin ayakları altındadır." (Nesâî, Cihad, 6)


“Cennet annelerin ayakları altındadır.” mealindeki hadisin ifadesi, bütün annelerin cennete gideceği anlamına gelmez. Burada annelerden çok, evlatların annelerine karşı göstermeleri gereken saygıya işaret edilmektedir. Bu anlamda, Allah’ın emirlerine aykırı olmadığı sürece, bütün annelere itaat etmek, saygı göstermek, cennetin önemli bir anahtarıdır ve bu anlamda cennet bütün annelerin ayakları altındadır.



 

Kaybettiğimiz analarımıza Allah'dan rahmet dilerken, eli öpülesi bütün anaların ellerinden öpüyor, büyük küçük hepsini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 

Mehmet Fikret ÜNALAN




Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Annem başlıklı yazı MehmetFikret tarafından 9.05.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler MehmetFikret sorumluluğundadır. MehmetFikret hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.