Bu Nasıl Fedakarlık Ya Rabbi
Eshab-ı kirâmdan Hazreti İkrime, müslüman olmadan önce babası Ebu Cehil ile birlikte peygamber Efendimiz'in en büyük düşmanı idi.Mekke'nin fethi sırasında hakkında Efendimiz (sav) tarafından görüldüğü yerde infaz edilmesi emri verilmişti.Çünkü islama çok büyük zararlar vermiş birçok sahabenin ölümüne sebeb olmuştu.Müslüman olan hanımının ricası üzerine rahmet peygamberi bu azılı islam düşmanını affetmişti.Mısır'a firar ederken affedildiği haberi bizzat kendisine hanımı tarafından iletildi. Ve Peygamber Efendimizin huzuruna gelerek islam ile şereflendi.İşte ondan sonra tarihe şan veren İkrime oldu.
Ebû Bekir (r.a)) devrinde Yermük savaşına katıldı. Bu savaşta oğlu ile birlikte  636 yılında şehid oldu. Vücudunda 70 ten fazla kılıç ve mızrak yarası vardı... 
Ashab-ı Kiramdan Huzeyfe (r.a) şöyle anlatıyor:
 Yermük muharebesinde idi. Çarpışmanın şiddeti geçmiş, ben de, güç belâ kendimi toparlayarak, amcamın oğlunu aramaya başlamışdım. Bir kan seli içinde yatan amcamın oğlu, göz işaretleri ile bile zor konuşabiliyordu. Daha evvel hazırladığım su kırbasını göstererek dedim ki: "Su istiyor musun?" Belli ki istiyordu. Çünkü dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu. Ben kırbanın ağzını açtım suyu kendisine doğru uzatırken biraz ötede yaralıların arasında Hazret-i İkrime'nin sesi duyuldu: "Su! Su! Ne olur, bir damla su!" Amcamın oğlu Hâris (r.a) bu feryadı duyar duymaz göz ve kaş işaretleriyle suyu hemen İkrime'ye götürmemi istedi. Kızgın kumların üzerinde yatan şehidlerin aralarından koşa koşa İkrime'ye yetiştim ve hemen kırbamı kendisine uzattım. İkrime hazretleri elini kırbaya uzatırken İyaş'ın (r.a) iniltisi duyuldu. "Ne olur bir damla su verin. Allah rızası için bir damla su!" Bu feryadı duyan İkrime, elini hemen geri çekerek suyu İyaş'a götürmemi işaret etti. Suyu o da içmedi. Ben kırbayı alarak şehidlerin arasından dolaşa dolaşa İyaş'a yetiştiğim zaman kendisinin son nefesinde Kelime-i şehâdeti söylediğini duydum. Benim getirdiğim suyu gördü. Fakat içmeye vakti kalmamıştı... Başladığı Kelime-i şehâdeti ancak bitirebildi...  Derhal geri döndüm, koşa koşa İkrime'nin yanına geldim; kırbayı uzatırken bir de ne göreyim! O da kelime-i şehadeti söyleyerek son nefesini verip şehit olmuştu.. Bari dedim amcamın oğlu Hâris'e yetiştireyim. Koşa koşa 'Ona geldim, ne çare ki o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula ruhunu teslim eylemişti...
 Hayatımda birçok hâdise ile karşılaştım. Fakat hiçbiri beni bu kadar duygulandırmadı. Aralarında akrabalık gibi bir bağ bulunmadığı halde, bunların birbirine karşı bu derece fedakâr ve şefkatli halleri gıpta ile baktığım en büyük imân kuvveti tezahürü olarak hâfızama adetâ nakşoldu!..
İki cihanın sultanı (sav) "Benim eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız kurtuluşa eresiniz" buyurmuşlar.
Onlar imanlarıyla, yaşantılarıyla, fedakarlıklarıyla bizlere yol gösteren birer kutup yıldızı oldular.
Ne mutlu onları sevip , onların yolunda gidenlere.
Allah bizleri onlarla beraber haşreylesin mahşerde.

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Bu Nasıl Fedakarlık Ya Rabbi başlıklı yazı NURİ BAŞ tarafından 11.11.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler NURİ BAŞ sorumluluğundadır. NURİ BAŞ hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.