Çok Sevdin Değil Mi Nimet...




Düşlerin ötele, Nimet ve aşkın sağanağından nasiplen en azından öykündüğün olsun umut ve unutulmak ne ki, demenin mealidir unutmayı reddettiğin mazinin girift heceleri.

Öldüremediğinse yalnızlık ve öfken.

Yetmedi mi?

Sarıl Rabbine ve kendine varsın kinayelerin de biri bin para olsun: hem sen parayı hiç mi hiç sevmedin.

Düşmez kalkmaz bir Allah varsın düşürsünler seni gözlerinden ve sen de düş ama kalk yeter ki sadece görmesinler düştüğünü ve düşüp de uçtuğunu aslında göremezler de taktığın kanatlarını ve hilal yüreğini ve efsunlu sözcüklerini de küre küreyebildiğin kadar yeter ki küsme içindeki yetime.

Yatır mahiyetindesin hanidir.

Bir lokma ekmek bir de hırka neyine yetmedi şu insanların yine de yatamadılar kış uykusuna çünkü onların ruhları asla olmadı ve tutmadı da hiç kimsenin mayası.

Yaratan seni.

Yaratıldığının nezdinde yüce Yaratan seni koruyup kollayan belki de bir kovan arısı gibi duyguların bazen vızıldayan bazen yüreğini senken derinden sokan, Nimet.

Adın ve saf tuttuğun evren ve bahşedilmiş tüm nimet ve işte en azından isminde çık yola ve sev önce kendini hem seneler evvel öldürdüğün nefsinden kalan üç beş kırıntıyı da savur gitsin hem sen kendini ne güzel se savunursun evvela Rabbindir seni bilen ve savunan ve katıksız hizmet ve hürmet ettiğin Rabbinden başka kimseyi de önemsemezken boş ver gitsin, Nimet ve varsın başa al hikayeni ve tamamla tek tek.

Fecri mi ömrün?

Feri mi yitip giden zamanın?

Kimse fitneci kimse kindar kimse kâfir kimse putlaşan yüreklerinde Allah’a şirk koşan asla meyletme hiç birine ve mealinken inanç ve sevgi umudunu bile ve döşe evreni yüreğinle.

Niyetindir seni sen yapan.

Ve amelin.

İhanet etmediğin kadar doğruluğa ve dürüstlüğe hele ki emdiğin süt kadar da helal ise aldığın nefes ve ayrılmadığın yol ve varsın atsınlar seni kapı dışarı ve işte şimdi daha yakınsın Rabbine.

Tünediğindir adalet ve asalet ve merhameti sana öğreten Rabbin madem bahşetti bu ömrü sana başın gözün üstüne Nimet ve ekmek yediğin kapıya da sırtını dönme.

Sev illa ki.

Sevilmeyi dahi talep etme.

Kimse sana acıyan ya da senden haz etmeyen olmasın da asla umurunda. Sensin seni bilen ötesinde Rabbin, meali umut ve sevgi olan inancınla saf tut yürüdüğün yolda yüreğinle sevdiğin kadar da yüksünme asla hayattan ve içindeki deryayı kolla koru ve sun insanlığa sunamadığın ne ise varsın sürül de yeter ki sürünen yılanlara benzeme ve bil de nihai çıkış noktanı ve sen, Nimet…

Mademki bir noktasın.

Mademki tek bir zerreye tekabül ediyorsun…

Noktaladığın ne varsa dününde kalan.

Hangi virgülse gününde bağdaş kuran.

Yeter ki üç noktalı olsun hayallerin ve ufkun ve umudun ve şiarın iken inanç şivesi de olmaz hem aşkın ve yaratılmışlığına binaen serildiğin o tünekte kâh saka kuşu ol kâh sek bir bir yeter ki saklı tut iyi niyetini ve gürül gürül çağlasın duyguların ve sevgin ve izafi olan mutluluklara da kanma.

Sen ki kandırmayan.

Sen ki insanlara kolayca kanan.

Sen ki sensizliğinde dahi şükre delalet ipuçları arayan.

Ucunda sallandığın ipe riayet et aslında bağlı olduğun o kalın ip aslında umudun kökü sende iken kimse de pamuk ipliği bellemesin hayallerini ve yettiği kadar ömrün umut et, Nimet.

Bir bak bakalım arkana.

Ya da boş ver gitsin ne de olsa dün dünde kaldı nimet ve anda saklı rahmeti çek içine ve yarına dik gözünü anda saklı o mevcudiyetinle de şükreyle aslında sana sunulan her şey için ve de sunulmayan ne de olsa hayırlısını veren sunandır Rabbin.

Emanet iken canın.

Asalet saklı iken yüreğinde.

Esir olduğunsa hiç kimse aslında asırlardan sönmeyen bir ışık ve işte pusulanı saklı tut ve kimse punduna getiren itibar etme yeter ki kulluğunu bil ve sığın Rabbine ve sınandığına binaen kusur etmeden uy verilen emirlere yeter ki hakkını ver kulluğunun.

Çok sevdin, Nimet, öyle değil mi?

Ve sen sebepsiz sevdin insanları.

Ve işte verdiğin sınav çünkü artık idrak ettin ne kadar sevip sevmeyeceğini ve tek bir kıvılcımdan doğan o İlahi Ateş ve işte sırrına vardın içindeki meziyetin.

Onlar ki zulmettiler.

Onlar ki eziyet bildiler sevmeyi ve sevgiye karşılık vermeyi.

Ve sen asla vazgeçmedin.

İşte vardın sonunda o nihai çözüme ve işte İlahi Aşkın gücüyle nihayetinde çözdün içindeki şifreyi…

O ki sana şah damarından da yakın.

Meylettiğin sonsuzluktur seni ufuk çizgisinde tutan ve mealidir yüreğin ve işte içine doğan huzur ve güneş üstelik gecenin kör vaktinde nasıl da ışıl ışıl evren.

Nimet, sevgili Nimet, sana sunulan en muazzam nimet olduğunu bil artık sevginin ve neşrinde bunca duygunun ve işte İlahi Aşkın ateşinde yandığın ve arındığın kadar da huzura nailsin:

Ne öncen.

Ne sonran.

Sadık kaldığın kadar Rabbine sen zaten sunulan nimetlerden sana biçilen ömürle karşılığını buldun ve bulacaksın da sevginin ve inancının ve işte sana açılan cennet kapısından ilk adımını attın bile.


Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Çok Sevdin Değil Mi Nimet... başlıklı yazı GÜLÜMM tarafından 1.06.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler GÜLÜMM sorumluluğundadır. GÜLÜMM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.