Yahudi Mezarlığına Saldırı- Zion Katır Bölüğü---1. Bölüm.

13 Temmuz 2022 Tarihinde İstanbul’un Beyoğlu İlçesine bağlı Hasköy Semtindeki Yahudi Mezarlığına yapılan saldırı ile çalkalanıyor sosyal medya.
Tabii ki bu olaya tepkilerde oldukça haklı söylemler olduğu gibi tarihi gerçekleri bir tarafa bırakarak yapılan açıklamalar da var.
‘’Müslüman- Türk Milletinin hangi dinden olursa olsun mezarlıklara saldırmak ve tahrip etmek gibi bir geleneği yoktur.’’ Deniliyor mesela. Doğrudur. Maalesef bizim millet kendi mezarlıklarımızı tahrip etme konusunda oldukça hoyrattır acımasızdır ve daha da ileri giderek söyleyeyim vandaldır ama gayrımüslim mezarlıklarına saygılı olmuştur hep. Mesela daha bir kaç senedir düzenli bir mezarlık görünümüne kavuşan Eyüpsultan mezarlığında 1970li 1980li hatta 1990lı yıllarda geceleri şarap çeken ayyaşlara çok rastlamışıdır ama bir Ermeni, Rum ya da Yahudi mezarlığında aynı görüntülere hiç şahit olmamışımdır. Tabii ki bu durum onların mezarlıklarının yüksek duvarlarla çevrili ve iyi korunuyor olasından mı kaynaklanıyor yoksa bizim gayrimüslim mezarlıklarına daha saygılı olmamızdan mı kaynaklanıyor ayrı bir tartışma konusudur. O konuya girmeyelim hiç çıkamayız.
Evet... Önce vandalizm dendi, vahşet dendi, o dendi, bu dendi, derken olayı yaşları 11-12 olan beş çocuğun yaptığı anlaşıldı. Beş tane sıpa mezarlığın duvarlarını aşıp içeri girmişler ve 36 adet mezarı tahrip etmişler. Dertleri neymiş anlayabilene aşk olsun. Birileri mi yönlendirmiş? Ortaya çıkar inşallah. O konuda şimdilik bir açıklama yok.
Evet.. Bilinenler bu kadar ama söylenen o kadar çok ki.
Mesela böyle bir eylemin en önemli sebebi ülkede yaygın olan nefret söylemleriymiş.
Yani efendim biz koca eşşek kadar büyükler sabah akşam ‘’ Yahudiler şöyle lanetlidir gayrimüslimler böyle kafir ve yok edilmesi gereken varlıklardır.’’ Diyormuşuz da çocuklarımız da gaza gelip Allah Allah nidaları ve Cihad ruhuyla işte böyle gidip mezarlıklara saldırıyorlarmış.
Eğer mantık buysa tabii ki sormak gerekir: Bizim üstelik de her biri tarihi değer olan mezarlıklarımıza kimler saldırıyor? Yani nefret söylemlerinde bulunan dindar kindarlar (!) ‘’ Hiç farketmez Müslüman ya da gayrimüslim.. Nerede bir mezarlık görseniz saldırın.’’ Mı diyor? Ya da Müslümanlar nasıl ki nefret söylemleri sebebiyle gayrımüslim mezarlarına saldırıyorsa gayrimüslimler de aynı nefret söylemleri sebebiyle bizim mezarlıklarımıza mı saldırıyor? Velhasılıkelam bu mantık bence doğru bir mantık değildir.
Bence asıl sebep gerek Müslüman-Türk gerek gayrimüslim mezarlıkları olsun bunlarla ilgili anlatılan saçmasapan efsanelerdir.
Mesela Kocaeli’nin Akmeşe köyünde çok eski ve kiliseden bozma bir cami vardı. O caminin yıkılmasına ve yerine daha büyük bir cami yapılmasına karar verildi. Millet uyuyamadı adeta. Bekliyor. Neyi bekliyor? Caminin temelleri kazılınca ortaya çıkacak olan altından imal edilmiş dikiş makinelerini(!) görmeyi bekliyor.
İşte Yahudi ya da bir başka dinin mensuplarının mezarlıklarına saldırılmasının asıl sebebi bu saçmasapan efsanelerdir. Özetle define arayıcılığıdır. Başka da bir halt değildir.
Şimdi gelelim bir başka hususa.
‘’ O mezarlıklarını tahrip ettiğiniz Yahudiler var ya... İşte onlar Çanakkale’de Türk askeri ile omuz omuza işgalcilere karşı savaştı. Onların bu vatanseverliklerinin karşılığı mezarlıklarının tahrip edilmesi mi olmalı?’’ Deniliyor bazı yorumlarda.
Hemen belirtelim: En can düşmanınız da olsa insanların mezarlarına ve mezarlıklarına saldırılması adilikten, şerefsizlikten başka bir şey değildir. Gereği de yoktur zaten. Ölmüş gitmiş. Sana eli de dili de artık zarar veremez. O halde mezarına saldırmakla eline ne geçer? Koskoca bir hiç.
Ancak olayı ‘’ Çanakkale’de bizimle omuz omuza çarpışan Yahudiler’’ e getirirsek işte o konuda söylenecek çok söz vardır.
Mesela Yahudiler gerçekten de Çanakkale’de bizimle birlikte düşmanlarımıza karşı omuz omuza çarpıştı mı?
Evet... Çarpışanlar oldu. Bunu inkar edemeyiz. Mesela Dr. Abraham Abravanel, sadece Çanakkale’de değil aynı zamanda İstiklal Savaşındaki başarıları sebebiyle önce Harp Madalyası, sonra İstiklal Madalyası almış bir Osmanlı Yahudisi’ydi. Hatta ileriki yıllarda İsrail’in 2. Başbakanı olacak Moşe Şaret bile o sıralarda İstanbul’da eğitim görmekte olan bir Osmanlı Yahudisi idi ve Üsteğmen rütbesiyle Çanakkale Savaşlarında yer almıştı. O da bu Yahudiler arasındaydı.
Yani bizimle omuz omuza savaşan Yahudiler vardı. Ama bugün dünya tarihinde onlar çok da bilinmez. Kimler bilinir daha çok? İngilizlerin yanında bize karşı savaşan Yahudiler... Dünya tarihine adları ‘’Zion Mule Corps’’ Yani ‘’Siyon Katır Birliği ‘’ olarak geçen Yahudileri tüm dünya tanır. ( Biz çok da tanımayız. Çünkü Tarih okumayı pek sevmeyiz.)
Evet şimdi ‘’Siyon Katır Birliği’’ nedir onu anlatmaya çalışacağım ancak bir tarihçi olarak doğruları yazmak zorundayım : Bu birlik her ne kadar Yahudiler tarafından oluşturulan bir birlik ise de bu birliği kuranlar Türk Yahudileri değildir.
Dahası Türk Yahudileri I. Dünya Savaşında İtilaf Devletleri ( İngiltere- Fransa- Rusya ) yanında saf tutmanın kendileri için intihar olacağını düşünmektedirler zira İtilaf Devletlerinden biri olan Rusya’da ta 1200 yılından beri ama özellikle I. Dünya Savaşının başladığı 1914 yılında Yahudilere karşı müthiş bir eziyet dönemi başlamış hatta 80.000 civarında Yahudi Rusya’dan kaçarak Filistin ve Mısır topraklarına gelmişlerdir mülteci olarak. İçinde Rusların olduğu grup eğer zafer kazanırsa yani Osmanlı Devleti yıkılırsa Ruslar Yahudilerin tozunu bile bırakmazlar yer yüzünde... İşte bu korku sebebiyle Osmanlı Yahudileri Osmanlı tarafında saf tutar I. Dünya Savaşı başlarında.
Ancak yine gariptir ki İngilizlerin yanında saf tutan Yahudiler, Rusların zulmüne uğramış olan Yahudilerdir. İngilizlerin kazanacağı bir zaferin aynı zamanda Rusların kazanacağı bir zafer olacağını bile bile İngilizlerin safında yer almak Yahudi kurnazlığı ile pek de bağdaşmıyor gibi görünse de aslında hiç de öyle değildir. ( Bunu yazının ilerleyen bölümlerinde okuyacaksınız inşallah )
****
Siyon Katır Birliği niçin kuruldu? Nasıl Kuruldu? Yahudi davasına bir faydası oldu mu?
İşte bu soruların cevabını vermek için I. Dünya Savaşı yıllarından biraz öncelere gidelim.
Yukarıda da belirttiğim gibi 1200 Yılından beri özellikle de Rusya’da yaşayan Yahudilere karşı bu devlette bir ezme politikası başlamıştı. MS.70 Yılından beri dünyanın dört bir tarafına dağılmış ve içinde yaşadıkları her devlet tarafından ( Osmanlı Hariç ) hor görülmüş olan Yahudiler için bir şeyler yapılmalıydı ama kim ne yapabilirdi?
Bu arada antiparantez ifade edeyim: ‘’Yahudiler Osmanlı Devleti hariç içinde bulundukları her toplum tarafından hor görüldüler.’’ Derken bu bir atmasyon değildir. Düşünsenize Koskoca Yavuz Sultan Selim, Çaldıran seferine çıkarken hazine tamtakır olduğu için Yahudi Mendes ailesinden borç alıyor. ( Dikkatinizi çekerim borç... Gırtlaklarına basıp almak da mümkünken borç... Üstelik de gayrımüslimden borç almak şer’an caiz olmadığı halde. )
Neyse... Ana konuya dönelim. Evet.. Kim ne yapabilirdi Yahudiler için?
Bu konuya kafa patlatanlardan birisi Avusturya vatandaşı bir gazeteci ve düşünür olan Yahudi Teodor Herzl idi.
Evet, dünya üzerindeki ömrü sadece kırk dört sene olan Teodor Herzl’a göre Yahudiler salak salak bir Mesihin gelmesini ve ellerinden tutup onları eski yurtları Filistin ( onlara göre İsrail ) topraklarına götürmesini beklemek yerine kendileri harekete geçmeli ve ne yapıp edip kendileri için vaad edilmiş topraklara yerleşmeliydiler. Kendilerine ait tamamen bağımsız bir devletleri olmadığı takdirde – ne kadar dünya ekonomisine yön verseler de ne kadar para denen en güçlü silah ellerinde olsa da- itilip kakılmaya devam edileceklerdi.
O halde?
O halde Bağımsız bir İsrail için her türlü engeli aşmak ve o engelle savaşmak gerekiyordu.
En büyük engel kimdi peki?
Osmanlı Devleti elbette.
Ama Osmanlı engeli kolaylıkla aşılabilirdi zira öylesine bir borç batağındaydı ki Devlet- Âliye, onu bu borçtan kurtaracak alternatiflere dört elle sarılması kesindi (!)
Düyun-u Umumiye’nin Osmanlı Devletini sülük gibi emdiği bir dönemde Padişah II. Abdülhamit’e Osmanlı Devleti’nin borçlarının büyük ölçüde silinmesi gibi bir teklifle giderse padişahın bu teklife balıklama atlayacağından adı gibi emindi...
Devam edecek
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Yahudi Mezarlığına Saldırı- Zion Katır Bölüğü---1. Bölüm. başlıklı yazı Sami Biber tarafından 18.07.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.