Kahrolsın Irkçılık Ve Irkçılar—ırkçılığa Atılan En Anlamlı Tokatlar—2. Böl
KAHROLSIN IRKÇILIK VE IRKÇILAR—IRKÇILIĞA ATILAN EN ANLAMLI TOKATLAR—2. BÖLÜM--
1936 Berlin Yaz Olimpiyatları 1 Ağustos günü 49 Ülkenin katılımıyla görkemli bir törenle açıldı.
2 Ağustos 1936, Hitler’in beklediği gündü. Çünkü Alman atlet Alman ırkının nasıl üstün bir ırk olduğunu tüm dünyaya gösterecekti yüksek atlama sporunda elde edeceği birincilikle.
Emindi damarlarında saf Alman kanı dolaşan sporcusunun soyu sopu bellisizler karşısında altın madalyaya ulaşacağına. Hele de ABD adına yarışacak olan siyah derili soysuzların hiç şansı yoktu.
Ancak yarışmalar tamamlandığında şeref kürsüsünde üç ABD’li atlet vardı: 2.03’lük derecesiyle olimpiyat şampiyonu olan Zenci atlet Cornelius Johnson 2. olan zenci atlet Dave Albritton ve 3. Olan zenci atlet Delos Thurber...
Hitler büyük bir öfke ile olimpiyat stadyumunu terk ederken üç ABD’li sporcu Hitler’in bu davranışı protesto ettiler.
Hitler’i Olimpiyat stadyumundan kaçırtan Cornelius Johnson’dı ama herkesin aklında bir başka isim vardı: Jessie Owens.
Jessie Owens 1913 yılında Güney Amerika’da doğmuştu ve Güney Amerika’da Ku Kuluks Klan adlı ırkçı şerefsizler hâlâ zencileri yakmaktaydı. Yani ABD, Almanya'daki ırkçılığı protesto ederken kendi ülkesindeki ırkçılık hiç de Almanya’dan aşağı değildi. Öyle ki bazı lokantaların veya kulüplerin kapısında ‘’ Maymunlar ve zenciler giremez’’ veya ‘’ Zenciler, Meksikalılar ve köpekler giremez’’ yazıları vardı.
On çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen James Cleveland Owens, henüz daha dokuz yaşındayken ırkçılığın had safhada olduğu Güney Amerika’dan nispeten daha az ırkçı olan Kuzey Amerika’ya taşındı.
Evet.. Kuzey Amerika nispeten daha az ırkçıydı. Zencilere köpek muamelesi yapılıyordu burada da ama yakma olayları yoktu ya da zenci yakanlar cezalandırılıyordu en azından.
Bir taraftan okumaya çalıştı bir taraftan ayakkabı boyacılığından bakkal çıraklığına kadar yapmadığı iş kalmadı fakir babasına fazla yük olmamak adına.
İsmini soranlara kısaca J.C ( Jey si ) diyordu. Daha sonra artık hep bu adla anıldı: Jessie.
Öğretmenlerinden Charles Riley, onun atletik yeteneği fark etti. Daha lisedeyken 100 Metrede dünya rekorunu egale etmişti. Böyle bir başarı ona üniversiteyi burslu okuma kapılarını açmalıydı ama o bir beyaz değildi...
Ohio Üniversitesinde okurken katıldığı tüm yarışlarda birinci oluyor hatta dünya rekorları kırıyordu.
1935 Yılında uzun atlamada 8.13 metrelik derecesi yaklaşık 25 senedir kimsenin kıramadığı bir dereceydi ve bu derecesi ile nihayet dikkatleri çekmişti.
Alman Nasyonal Sosyalisti ( Yani Nazi ) Adi(Adolph) Dasler de bu çocuğa ilgi duyuyordu. Yani anlayacağınız Meşhur Adidas spor ayakkabıları, Jessie Owens’ı ürettiği ayakkabıların reklamlarında kullandı. Onun için özel koşu ayakkabıları yaptı.
ABD, Berlin’e göndereceği 19 Zenci sporcuya -kendisinden mutlaka madalya beklenen- Jessie Owens’ı da dahil etti.
Jessie Owens ırktaşı Cornellius Johnson’dan bir gün sonra yani 3 Ağustos 1936’da ilk yarışı olan 100 Metre yarışına çıktı.
Hitler de stadyuma gelmişti. Bugünkü yarıştan oldukça umutluydu. Dün çizilen karizmasını bugün Safkan Alman atleti Erich Bochmeyer tamir edecekti.
Yarış adeta başladığı gibi bitti.
Jessie Owens sadece 10.3 Saniyede 100 metreyi rüzgar gibi koşarak birinci olmuştu. İkinci yine bir ABD’li zenci olan Ralph Metcalfe üçüncü ise Hollandalı Tinus Osendarp idi. Erich Bochmeyer ise beşinci olabilmişti ancak.
Hitler bu sefer Olimpiyat Stadyumunu terk etmedi. Yarıştan sonra seyircileri selamlayan Jessie Owens, önünden geçerken zoraki bir sırıtmayla hafif bir baş selamı bile lutfetti (!)
Jessie Owens’ın bu başarısı aslında sadece Alman değil aynı zamanda ABD Irkçılığına da atılmış bir tokattı her ne kadar ABD böyle bir tokadı üzerine alınmasa da...
4 Ağustos 1936’da Jessie Owens uzun atlamada yarışacaktı. Tabii ki önce seçmeler yapılıyordu ve oldukça heyecanlıydı. İlk iki atlayışında faul yaptı. Üçüncü atlayışında da faul yaparsa yarışmaya katılamayacaktı.
Alman Atlet Luz Long yanına geldi ve elini onun omuzuna koyarak ‘’ "Rahat ol, geriden atlasan bile finalde yarışmak için 7,15 metreye ulaşabilirsin" dedi.
Kirli bir siyasete, lanet olası ırkçılığa bu sefer bir Alman atlet tokadı yapıştırmıştı. En büyük rakibini, bir zenciyi rahatlatarak.. Ona dostluk ve kardeşlik elini uzatarak. Sporun sevgi ve dostluk olduğunu rezil ve sefil izmlere malzeme olmaması gerektiğini adeta haykırarak...
Jessie Owens daha sonra ‘’24 karatlık dostluk’’ dediği bu dost atletin tavsiyesine uydu ve evet seçmeleri geçmişti üçüncü atlayışında.
Sonra?
Sonra Luz Long ve Jessie Owens finale kaldılar. Finalde Jessie Owens 8.06 lık derecesi Dünya ve olimpiyat rekoru kırarak altın madalyaya uzanırken Luz Long ikinci olmuştu. ( Bu iki sporcunun dostlukları Luz Long’un II. Dünya Savası sonlarında ölümüne kadar devam etti. )
Jessie Owens ayrıca 200 Metrede 20.7 lik derecesiyle ve 400 metrede 39.8 lik derecesiyle de dünya rekoru kırarak ABD’ye toplamda dört madalya kazandırdı.
Ama?
Ama Almanya’da Hitler’in bile bir şekilde takdir ettiği Jessie Owens’ı kendi ülkesi ABD’de başkan Rosevelt, yanına bile yaklaştırmadı. ABD adına yarışan tüm beyaz sporcuları Beyaz Saray’da tebrik edip çeşitli ödüllerle taltif eden başkan Roosevelt, zenci sporculara selam bile vermedi.
1936 yılındaki Berlin olimpiyatlarından sonra Jessie Owens ABD’de benzin istasyonlarında çalışmaktan tutun da gösteri amaçlı atlarla yarışmaya kadar çok değişik işlerde çalıştı. ‘’ Dört altın madalya sahibi bir insan olarak atlarla yarışmaktan utanmıyor musun? ‘’ Diyenlere ‘’ Altın madalyalar karın doyurmuyor. Bir şekilde hayatımı kazanmalıyım.’’ Dedi.
Yani ABD’ye dört altın madalya kazandırıp adını spor tarihine altın harflerle yazdırmış olması onu lanet olası ırkçılıktan ve ırkçılardan koruyamamıştı.
BİTTİ
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kahrolsın Irkçılık Ve Irkçılar—ırkçılığa Atılan En Anlamlı Tokatlar—2. Böl başlıklı yazı Sami Biber tarafından 3.08.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.