Eklenme Tarihi : 4.10.2022
Okunma Sayısı : 349Yorum Sayısı : 8
Etiketler
Sami Biber
Sami  Biber
tarafından eklendi
4.10.2022
Günün Yazısı

Bu Yazı 5.10.2022 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Türkleri Öldür, Hayvanlarını Koru ! —2. Bölüm

1912  Yılında  ‘’ İstanbul  Himaye-i Hayvanat  Cemiyeti  adıyla  kurulan  derneğin  elbette  ki  Türk  olan  üyeleri de vardı. Yazının çok  uzamaması  adına  bu  isimleri  tek  tek  yazmayacağım  ama  çok  ilginç  olan  bir  kaç  ismi  zikretmeden  geçmek  de  olmaz  tabii  ki.

Mesela:

*Yeni  Belediye  Başkanı  Tevfik  Bey
*Şura-i Devlet  Reisi  Said  Halim  Paşa
*Hariciye  Nazırı(  Dışişleri  Bakanı) Asım  Bey
* Meşhur  Damat  Ferit  Paşa
*İstanbul  Valisi İbrahim Bey
*Harbiye  Nazırı( Savaş  Bakanı—Günümüzde Milli  Savunma Bakanı ) Mahmut  Şevket  Paşa ( II. Abdülhamit’i  tahttan  indiren  Hareket  Ordusunun  baş  komutanı  idi )

Diğerleri  Osmanlı  parlamentosunun Müslim  ya  da  gayrimüslim  Ayan  Meclisi  üyeleriydi.

Derneğin  bu  üyeleri  daimi  üyelerdi.  Ancak  daimi  üyeler  yanında  derneğin  onursal  üyeleri  de  vardı.  Onursal  üyeler  derneğe  resmen  kayıtlı  değillerdi ama  her  türlü  desteği  sağlıyorlardı.  Peki  onlar  kimdi?

Şimdi  sıkı  durun.  Osmanlı  devleti  1912’de  tam manasıyla  yedi  düvelle  savaşırken  Osmanlı  topraklarında  kurulan  İstanbul  Himaye-i  Hayvanat  Cemiyetinin  onursal  üyeleri  bakın  kimlerdi: ( Bunların  hapsini  yazıyorum  ve  özellikle  bu  bölümü  atlamamanızı  önemle  istirham  ediyorum.

MÜSLÜMAN  TÜRK  OLAN  ONURSAL  ÜYELER:

Şehzâde Vahdeddin Efendi ( Geleceğin  son  Osmanlı  Padişahı)
Şehzâde Salahaddin Efendi
Şehzâde Abdülmecid Efendi ( Geleceğin  son   Halifesi )
Şeyhülislam Nesib Efendi
Ayan Meclisi Başkanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa( 93  Harbinde  Doğuda Ruslara  kök  söktüren  ordu  komutanımız)
Millet Meclisi Başkanı Halil Beyefendi

OSMANLI  UYRUKLU GAYRİMÜSLİM  ONURSAL  ÜYELER:

Rum Ortodoks Cemaati Patriği Joachim Efendi
Ermeni Cemaati Patriği Hovhannes Arscharouni
Musevi Cemaati Hahambaşısı Haim Naim Efendi
Bulgar Cemaati Lideri Yusuf Efendi

TÜRK  VE  MÜSLÜMAN OLMAYAN  ONURSAL  ÜYELER:

Fransa Elçisi Mösyö Bompard ve eşleri (Fransa  Balkanlardaki  savaşta bize karşı kışkırtıcı  rol üstleniyor.)
Amerika Birleşik Milletler Elçisi Mösyö Rockhill ve eşleri
Rusya Elçisi Mösyö Giers ve eşleri (Rusya  Balkanlardaki  savaşta bize karşı kışkırtıcı  rol üstleniyor.)
Baron Marschall Von Bieberstein ve eşleri
Yunanistan Elçisi Mösyö Gryparis ve eşleri (Yunanistan’la  savaş  halindeyiz)
İsveç Elçisi Mösyö Anckarsvärd ve eşleri
Sırbistan Elçisi Mösyö Nenadović ve eşleri( Sırbistan’la  savaş  halindeyiz )
Hollanda Elçisi Mösyö Willebois ve eşleri
İspanya Elçisi Marquis de Prat ve eşleri
Belçika Elçisi Baron Moncheur ve eşleri
Avusturya-Macaristan Elçisi Marquis Pallavicini ve eşleri (Avusturya-Macaristan  Balkanlardaki  savaşta bize karşı kışkırtıcı  rol üstleniyor.)
Romanya Elçisi Mösyö Misu hazretleri ve eşleri ( Henüz  savaş  halinde olmasak  da  onula  da  başımızz  belada.)
İngiltere Elçisi Gerald Lowther ve eşleri ( Bize  karşı  Balkan  milletlerinin  yanında )
Karadağ Elçi Vekili Mösyö Plamenatz ve eşleri ( Karadağ’la  Savaş  halindeyiz )

Evet... Görüldüğü  gibi  Himaye-i  Hayvanat Cemiyetinin  üyeleri  oldukça  dikkat  çekici.  Öyle  ki  savaştığımız  devletlerin temsilcilerinden  tutun  da  geleceğin son  padişahına  son  halifesine  kadar pek  çok  sima  yanında  dönemin  şeyhülislamından  tutun  da bir  padişahı  tahttan  indiren  ordunun  komutanına  kadar  herkes  bu  derneğin  ya  dorudan  doğruya üyesi  yan  da  onursal  üyesi...Garip  değil midir  bu  durum?

Balkanlarda  on  binlerce  Türk  göz  göre  göre  katledilirken  Türk  Milletinin  hayvanlarını  korumak  için  bunca  çaba(!)  bayağı  bayağı  mide  bulandırıcı  değil midir?

Evet.. Belki de  bazı  hayvanseverler  beni  topa  tutacaklardır  ama  kim  ne  derse  desin  bu  cemiyet  benim  nazarımda  mide  bulandırıcı  bir  cemiyettir.

Peki  bu  cemiyet  ne  gibi  faaliyetler  yaptı?

Efendim  işin  doğrusu  öyle  elle  tutulur  gözle  görülür  bir  faaliyeti  olmadı. 1914  Yılında Osmanlı  Devleti  I.  Dünya  Savaşına dahil  olunca  ve dahi  İngiltere  ile  karşı  saflarda  yer  alınca O  güne  kadar  Osmanlı  Devleti’nin  bir  savaşın  içinde  olduğunun  farkında  olmayıp (!) Osmanlı  topraklarında  bir  hayvan  hakları  derneği kuran  İngiltere  ‘’ Bana  ne  ya  Osmanlı’nın  hayvanından.’’  Demeye  başladı.  İngiltere halay  başı  olduğundan  o  ayrılınca  diğer  destekçileri  de  halayı  bozdular.  Sap  gibi  ortada  kalan  Osmanlı  ise  ‘’ Ulan  şimdi  kedinin-  köpeğin  sırası  mı?  Memleket  elden  gidiyor.’’  Demeye  başladı  ve  sonuçta  savaş  süresince kediler  köpekler  hatta  kuşlar  kaderleriyle  başbaşa  bırakıldı.

Peki  bir  daha  ne  zaman  hatırladık  sokak  köpeklerini  kedilerini  kuşlarını?

İlginçtir  ki sadece sokak  hayvanlarını  değil  tüm  hayvanlarını  bir  kez  daha  hatırlamamız  1923  yılında gerçekleşti. Hem  de  oldukça  ilginç  bir  yerde  oldukça  ilginç  bir  kongrede...

Evet...17  Şubat-4 Mart 1923’de yapılan  İzmir  İktisat  Kongresinde 1912 de  kurulan  ama  ömrü  uzun  olmayan Himaye-i  Hayvanat  Cemiyetinin  yeniden  kurulmasına  ve  kurulacak  diğer  hayvan  cemiyetlerinin  desteklenmesine  karar  verildi.

Bu  karar  üzerine emekli  orgeneral  Zeki  Baraz  kolları  sıvadı  ve  yine  İstanbul’da  1923  yılında  Himaye-i  Hayvanat  Cemiyetini  kurdu.  Bu  cemiyet  6  Mart  1924’de  resmen  faaliyete  başladı.

Fakat  bu  cemiyetin (  Daha  sonraki adıyla Hayvanları  Koruma  Cemiyeti / Derneği ) kurucu  üyeleri  de  oldukça  ilginçti.

Mesela  ismini  daha  önce  de  gördüğünüz  Robert  Kolej  öğretim üyesi  Alice  Washburn Manning  1923’de  kurulan  derneğin  de  kurucu  üyesi  idi. Ancak  daha ilginç  olan  iki  isim  daha  vardı  kurucu  üyeler  arasında.  Bu isimlerden  biri  olan Mustafa  Hakkı  Nalçacı 1932-1933  ve 1951-1953 Yılları  arasında Türkiye’deki  Hür  ve  Kabul  Edilmiş  Masonlar  Locasının  Üstad-ı Âzâmı  idi ( Aynı  zamanda  Mustafa  Kemal  Atatürk’ün  eczacısı  olup  hastalığı  döneminde  onun  ilaçlarını  yapan  veya  yabancı  ülkelerden satın  alan kişiydi. )  Diğer  isim  olan  Mustafa  Osman  Omay  ise 1933-1936 Yılları  arasında  Türkiye  Hür  ve  Kabul  Edilmiş  Masonlar  Locasının  Üstâd-ı  Âzâmı  idi.

Denilebilir  ki  ‘’ Hocam !  Bunun  nesi  garip  ve  ilginç  geliyor  size?  Bir  Mason  da  hayvansever  olamaz  mı  yani?’’  Olur  elbette lakin  asıl  ilginç  olan  bu  değildir.Asıl  ilginç  olan  günümüzde  ‘’Hayvansever’’ denince  aklımıza ‘’ Aman  vücudum  bozulmasın’’  Diye  çocuk  doğurmayan  veya ‘’ Amaaannn  çocuk  doğurup  da  hayatımı  onun  b.k  kokusunu  koklayarak  mı geçireceğim?’’  Deyip de  sokakta  dolaştırdıkları  köpeklerin altını  temizleyip  dışkısını  naylon  bir  torbaya  koyanların  gelmesidir  garip  olan.

Garip  olan Hayvanseverlik  deyince  susamış  bir  köpek  için  kuyudan su  çekip  ayakkabısının içine  koyarak  içiren  bir  kadın  için  ‘’  O  kadın  bu  davranışıyla  doğrudan  cennete  gitti’’  Diyen  veya  kuşu  ölmüş  bir çocuk olan  Zeyd’e  taziyeye giden  Peygamberimiz  Muhammed  Mustafa’nın  örnek  hayvanseverliği  değil  de bir  pitbul  saldırısı  sonucunda  ölen  bir  çocuk  sebebiyle  ‘’ Böyle  canavar  köpekleri  sokaklarda  gezdirmeyin.  Sahiplenmeyin ‘’  Diyen  insanları  hayvan  düşmanı  ilan  edenlerin   akla  gelmesidir  garip  olan.

Neyse  efendim. Her  kim  Rabbimizin  sessiz  kulları  olan  hayvanları  gerçek  manada  seviyor  ve  onlar  için samimi  olarak herhangi  bir  art  niyet  olmaksızın iyi ve  faydalı bir  şeyler  yapıyorsa  Allah  onlardan  razı  olsun.

                            SON

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Türkleri Öldür, Hayvanlarını Koru ! —2. Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından 4.10.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.