Eklenme Tarihi : 24.01.2023
Okunma Sayısı : 155Yorum Sayısı : 10
Etiketler
Sami Biber
Sami  Biber
tarafından eklendi
24.01.2023
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Sürreal Bir Kroppa Ruhuna Hayır Lokması.
Sürreal Bir  Kroppa  Ruhuna Hayır Lokması.

Efendim, biliyorum hepiniz öncelikle ‘’ Sürreal Kroppa’’ nedir diye merak ettiniz. İşin doğrusu ben ne olduğunu anlamadım. Sizler anlarsanız yazıyı okuduktan sonra bana da anlatırsınız.
*****
Dün yani 22 Ocak 2023 Pazar Günü İstanbul’un Kadıköy İlçesi’nin Bağdat Caddesinde sanatsal bir etkinlik olacağı haberini alınca evde duramadım. Zira bilindiği gibi sanat demek ben demek, ben demek sanat demektir. Hele de bu etkinliğin Bağdat Caddesinde yapılacak olması beni daha da heyecanlandırmıştı ki sanatsever her insan çok iyi bilir: Sanat demek Bağdat Caddesi demek, Bağdat Caddesi demek sanat demektir. O caddeye adımınızı attığınız andan itibaren topuklarınızdan tepenize kadar ( ya da tepenizden topuklarınıza kadar ) sanata gark olursunuz.
Neyse efendim, vardım Bağdat Caddesine, etrafa bakıyorum ve bir kalabalık arıyorum. Öyle ya sanat demek aynı zamanda kalabalık insan topluluğu demektir. Ancak o kadar bakıyorum, bakıyorum, sanatsal kıyafetler giydirmiş oldukları köpeklerini gezdiren veya akşamdan sabaha kadar tıkınıp sabahleyin yediklerini eritmek amacıyla ha babam de babam yürüyen bir kaç vatandaş dışında öyle nazar-ı dikkati celbedecek bir kalabalık yok.
Az daha yürüdüm ve nihayet ileride kuyruğa girmiş insanları gördüm. Kendi kendime ‘’ Hah işte burası olmalı. Vatandaş, sanat etkinliğinin yapılacağı yere girmek için kuyruğa girmiş. Demek ki içerisi çok kalabalık. Sanırım polis kontrolü yapılıyor.’’ Dedim ve ben de girdim kuyruğa. Herhangi bir sanat etkinliği olmasa da girerdim zaten zira ben gibi yetmişine merdiven dayamış olanların en büyük hobilerinin başında kuyruğa girmek gelir. Çok eski bir alışkanlıktır.
Kuyruğa girince hemen önümde duran bir hamfendinin omzuna dokundum.
-Çok afedersiniz, bu etkinlik acaba sanatın hangi dalıyla ilgili?
Kadın dönüp suratıma baktı.
-Ayol kendiniz söylüyorsunuz ya Dali’yle ilgili olduğunu. Daha neyi soruyorsunuz ki?
Allah Allah... Kadın manyak sanırım. Ben ‘’ Hangi sanat dalıyla ilgili?’’ Diyorum kadın ‘’ Dalıyla ilgili’’ diyor.
-Hanımefendi ben de onu soruyorum işte. Hangi Dalı ile ilgili?
-Ayol kaç tane Dali var ki?
-Ohooooo siz daha sanatın kaç dalı olduğunu bilmiyorsunuz bir de burada kuyruğa girmişsiniz
-Amca bey! Rica etsem susar mısınız? Cahil insanlarla uğraşacak zamanım yok.
Yok arkadaş... İlle agresif damarlarımı kabartacaklar. Tam kadına ‘’ Cahil sana benzer yelloz’’ Diye cevap vereceğim arkamdan bir el omuzuma dokundu.
-Hacım! Bu farklı bir etkinlik. Bildiklerinizden değil.
-Nasıl farklı?
-Hayır lokması dağıtılıyor muhterem.
-Hımmm anladım şimdi. Allah kabul eylesin. Kimin ruhuna dağıtılıyor? Rahmetlinin ruhuna bir fatiha okusaydık bari.Tanınmış biri mi merhum?
-Valla hacı abi, Sadullah Deli adlı çok hayırsever bir zât-ı muhteremin ruhuna dağıtılıyormuş.
-Sadullah Deli mi? Hiç duymamıştım.
-Valla sen duymamışsın ama dünyaca ünlüymüş adam.
-Hımmm çok büyük bir iş adamı olmalı.
-Valla kendileri Sürreal bir Kroppa imiş.
-Neymiş neymiş?
-Sürreal bir Kroppa
-O da ne demek?
-Ya Hacı ne edeceksin ne demek olduğunu? Al bir tas lokma, yemene bak. İçinden geliyorsa oku rahmetlinin ruhuna bir Fatiha, olsun bitsin.
-Yok ama öyle deme. Bu Sürreal Kroppa eğer mafya babası gibi bir şeyse ben hayatta yemem o herif adına dökülen lokmayı
-Yok be hacım. Korkma. Anladığım kadarıyla Sadullah amcamız resim yapıyormuş.
-Aaaa bak şimdi oldu. Yani neticede bu da bir nevi sanatsal etkinlik sayılır öyle değil mi?
-Haklısın hacı. Gastronomi de bir nevi sanattır değil mi? Bakalım lokmalar çıtır çıtır mı? Serbeti iyi çekmiş mi? Üzerine tarçın serpmişler mi?
-Aaaahhh ahhhh. Lokmayı İzmir’de yiyeceksin ki göreceksin lokma nasıl yapılır.
-Yok Hacım öyle deme. Bizim Kadıköy’de de çok güzel yapılır lokma. İzmir’i hiç aratmaz.
-Tamam. Öyle olsun. Göreceğiz bakalım.
Böyle konuşa konuşa nihayet sıranın sonuna yani lokma arabasına iyice yaklaştık. Arabanın başında bayağı bir kalabalık var. Lokmasını alan anında mideye indiriyor. Bu arada kendi aralarında konuşanlar da var tabii ki.
-Gördüğünüz gibi sanat sanat için değil toplum içindir azizim. Sanat eğer toplum için olmasaydı, bunca insan bugün burada lokma yiyor olamazdı değil mi?
- Yok mîrîm yok. Bugün maalesef burada sanat, lokma lokma edilmiştir. Şu manzaraya bakar mısınız? İnsanlar oturmuş lokma yiyorlar. Sanat bunun neresinde?
Tanıdık bir kadın sesi duyuyorum bir anda.Gözümün bir yerlerden ısırdığı bir adamla konuşuyor.
-Atıştırdınız o kadar şekerli besini. Hepiniz öleceksiniz.
-Aaaa Canan Karatay Hocam. Siz de mi buradaydınız?
-Tabii ki buradayım. Ama onca ‘’ Şekerden uzak durun. ‘’ Dememe rağmen kimse sallamadı beni. Hele de şu Sami Hoca denen tatlı delisi moruk... Adam üçüncü kez kuyruğa girdi lokma almak için. Geberip gidecek farkında değil.
-Ona bir şey olmaz Canan Hocam. Adam tatlı manyağıdır. Asıl mideyi yeterince tatlı ile fulleyemezse geberir o.
-Zıkkımın kökünü yesin. Onun yüzünden kimse inanmıyor bana.
Bir kız ile annesi aralarında konuşuyorlar:
-Anneeeee. Şimdi biz şu acayip bıyıkları olan ve deliye benzeyen herif için dökülen lokmaları mı yiyoruz?
- Bütün dahiler biraz delidir kızım.
-Ben neden deli değilim o zaman?
-Sen dahi misin a benim embesil kızım? Böyle bir sistemde bile ne takdir ne teşekkür getirdin, hâlâ dahilikten bahsediyorsun.
Bu arada ben yaşlarda bir vatandaş bir taraftan lokmasını atıştırırken bir taraftan da konuşuyordu.
-Bravo... Gerçekten de çok tebrik ediyorum bu Kadıköy’ün insanlarını... Sevgi, barış, kardeşlik ve san’at adına ülkemizde ilk kez böyle bir etkinlik düzenleniyor.
Hemen atıldım:
-Yok muhterem. Bu ilk değil. 8 Aralık 1951’de Yine İstanbul’da ama Şişli semtinde, o zamanki Arjantin Devlet Başkanının eşi olan ve gırtlak kanserinden muzdarip Eva Peron için Şişli esnafının organize ettiği bir mevlit okutulmuş Şişli Camiinde. Üstelik mevlide sadece Müslümanlar değil gayrimüslimler de katılmış ve herkese lokum-şeker dağıtılmış külah külah...
Arkamdaki vatandaş da lokmasını alıp mideye indirdikten sonra dua etti sanırım.
- Işıklar içinde uyusun.
Dayanamayıp sordum:
-Neden?
-Ne neden?
-Neden ışıklar içinde uyusun? Karanlıktan korkuyor mu?
-Yav ne diyorsun anlamıyorum.
-Diyorum ki Salvador Dali merhum, niçin ışıklar içinde uyusun? İnsanlar genel olarak karanlıkta uyur da.
-Yav ne bileyim hacı. Öyle denmez mi?
-Öyle denmez.
-İyi o zaman. Tanrı TAHSİLATINI affeylesin.
-Öyle hiç denmez muhterem.
-Neden?
-Öte aleme gittiğimizde tahsilat denen olay bitmiş oluyor da o sebeple. Orada tahsilat filan yok.
-Eee o zaman ne diyeceğiz?
-Allah taksiratını yani kusurlarını affeylesin diyebilirsin.
-Neyse Hacı. Susalım. Bak basın açıklaması yapıyorlar.
Evet... Lokmalar kamilen midelere indikten sonra Kroppa Dijital Ajans yani bu lokma dağıtma işini organize eden kuruluş adına açıklamalar yapıldı.
Barış Önal adlı bir genç yapılan etkinliğin amacını şu şekilde izah etti: “Sürreal bir anma için buradayız, Dali’nin öncüsü olduğu akım gibi... Biz de aslında kendisini sürreal bir şekilde anmak istiyoruz. O yüzden kendisi adına lokma döküyoruz.’’
Ajansın ortaklarından Gökhan Türkeli ise insanların şaşkınlığını normal karşıladıklarını belirterek, “Dali’nin eserlerine de insanlar şaşırıyordu, sürreal eserlerine... Lokma dökme gibi geleneksel bir etkinliği Dali’nin ölüm yıl dönümüyle birleştirerek böyle farklı bir etkinlik yapmak istedik.” Şeklinde konuştu.
Evet... 23 Ocak 2023’de işte böylesine yarı sanatsal yarı gastronomik bir etkinliğe katıldım. Tek üzüldüğüm şey ise dört senedir yapılan bu etkinlikten yani lokma dağıtma işinden daha yeni haberim olması. Daha önceki üç etkinliği yani lokmaları maalesef kaçırmışım.
Şimdi eminim o lokmaları mideye indiren insanların en az %90’ının sorduğu soruyu siz de soruyorsunuzdur: ‘’ Salvador Dali Kim? Hangi milletten? Ne zaman doğmuş? Ne zaman ölmüş? Sürreal haydi neyse de Kroppa ne?’’
Valla merak eden araştırsın. Her şeyi de ben mi yazacağım.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Sürreal Bir Kroppa Ruhuna Hayır Lokması. başlıklı yazı Sami Biber tarafından 24.01.2023 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.