Ankara’da arabaşı programı vardı. Yozgat Şairler Yazarlar Derneği olarak bu programa biz de davetliydik. Program dolu dolu geçti. Orada yaptığımız konuşmada derneğimizin bugüne kadar yaptığı çalışmaları anlattık. Hemşirelerimizle muhabbet edip hasret giderdik.
Program sonrası gazetemizin de köşe yazarı olan Rıfat Çakır “Hocam bir yerlere kaybolma davetlimsin” deyince hem onunla sohbet etmek hem de geceyi bir dostun evinde geçirmek arzusuyla “Hay hay hemşehrim, o zaman bu gece senin misafiirinim” dedim. Program geç saatlere kadar devam etti. Oradan Rıfat Çakır beyin evine geçtik.
Amacım Rıfat Beyi yakinen tanımak sohbetinde bulunmaktı. Derneğimize birkaç kez gelmiş, Sürmeli Şiir Şöleninde bulunmuş, Sorgun Aşıklar Bayramını da o sunmuştu. Hoş sohbetli, nüktedan, cana yakın bir hemşehrimiz olarak tanımıştık onu. Gazetedeki köşe yazılarında da bu yönünü öne çıkarıyor, mahalli şivesi ve anılarıyla dikkat çekiyordu.
Gece geç saat olmasına rağmen sohbetimiz evinde de devam etti. Anılarından, katıldığı programlarından, yurt dışı gezilerinden anlatınca onu daha yakinen tanıma fırsatını buldum. Kendimi “Yozgat’ın Kültür Elçisi” olarak tanımlardım. Gördüm ki, benden çok önde bir “Kültür Elçimiz” daha var, o da hemşehrimiz “Rıfat Çakır”
Sevdamızı “Yozgat Sevdası” olarak anlatır, Yozgat’ın tanıtımı için çaba sarf etmemiz gerektiğini vurgulardım. Rıfat Çakır’ın bu konuda da benden çok çok önde olduğunu gördüm ve memnun oldum. Çünkü o başkentte, o milyonların içinde bir hayat mücadelesi veriyordu. Güzel bir örnek anlattı. Yozgat’ı sevmeyen, Yozgatlıya hor bakan, Yozgat denince tiksinen bir iş adamını arabaşı programına götürüp Yozgat dostu yaptığını ifade etti.
Yozgatlıların düzenlediği çoğu programlarda onu sunucu olarak görüyoruz. Artık o bizim milli sunucumuzdur. Gecede de kendisini bazı konukların “Güzel İnsan” diye çağırdıklarını gördük. “Güzel İnsan” tabiri Rıfat beyin en çok kullandığı bir ifade… “Güzel İnsan” sözü ona da yakışıyor hani...
Bu güzel insanla bir hayli sohbet ettik. Gördüm ki, onun derdi de; Yozgat. Çabası, gayreti hep Yozgat’ın tanıtımı, yöremizin şivesinin dillendirilmesi. Yozgat ağzını çok seviyor, bizim “Yozgatça” diyebileceğimiz dili ustalıkla kullanıyor. Yöre şivesiyle ilgili yazdığı şiirler beğeniliyor ve çok istek alıyor. Doğal, tabii, yöresel, otantik ifadelerini ve samimi yaklaşımı, candan tavrı ile Rıfat Çakır insanın içine, duygularına hitap ediyor. yine aynı şekilde doğal ve sade bir yaşantısı var. içinize sımsıcak bir sevgi gibi akıyor anlattıkları.
Onu taklit eden bir oğlu, her türlü hizmetinde olan bir eşi, sadeliğini ve doğallığını yansıtan bir de hanesi var. saatlerce konuşsa sizi usandırmıyor, hem eğlendiriyor, hem de bilgilendiriyor. Yazılarından da bahsetti. İleri’deki köşe yazılarını okuyanların çok olduğunu, olumlu eleştiriler aldığını, hatta yazılarını kesip dosyalayanların olduğunu söyledi. “Ecik de argolu bir ifademiz var ama, bunu hemşirelerimiz çok seviyor” diyordu.
Akşam gecede (Toynak) Secaattin Öztürk’le balık muhabbetimiz oldu. Yarın öğleyin bir güzel balık yaptıralım, yiyelim dedik. Rıfat beyin evinde sabah kalktım evde balık kokuyor. Kendi kendime hayrola apartmanda sabah sabah birileri balık kızartmış olmalı dedim.
Meğer balığı Rıfat beyin hanımı kızartmış, misafirin canı balık istemiş diye... Biraz da mahcup oldum. Hani misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş cinsinden. Sade ama çok güzel süslenmiş bir sofrayla karşılaştım. Hem mahcup, hem utangaç bir tavırlar oturdum sofraya.
Uzun bir çay muhabbetimiz oldu. Çayı çok sevmem ama o sofrada kaç bardak çay içtiğimi hatırlamıyorum. Hemşehri canlısı, misafirperver bu güzel insana ve eşine teşekkür ediyorum. Bana gösterdikleri ilgiden dolayı. Sağ olsunlar, var olsunlar, kendi evimden daha rahat ettim dersem yeridir.
Ahmet SARGIN
Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı