Her Gün On Dakika Kur’an Okuyup Manasını Anlamaya Var Mısınız?



Osmanlının son dönemlerinde kabadayılar, dağlara çıkıp yol kesen efeler, ermeni çeteler, o yörenin halkını canından, malından bezdirecek hale getirmiş;


Günümüzde az da olsa hala var olan mafya, sahte rakı, kaçak sigara, uyuşturucu satışı ile kısa yoldan kazançlarla köşeyi dönmeler;


Günümüzde devletleri terör örgütleri ile yıkarak, bezdirerek sömürmeler; 


Kısacası kabadayıdan teröriste kadar evrim değiştiren zalimler, bakkallardan AVM’lere kadar büyüyen ticaret hacmini  büyüttülerde, büyüttüler… Hepsinin  de ortak buluşma noktası, bir lideri olması ve payın en büyüğü de yiyenin onun olmasıdır! 


Artık, aslı astarı olmayan suni nedenler, sıkıntı çeken devleti koruyacağım bahanesi, başka terör örgütünü yok etme gibi sebeplerle, Müslüman sivilleri dolaylı ve perde arkasındaki yönetimle, o ülkedeki kendi adamları marifetiyle yok etme savaşları ortaya çıktı. Sonuç olarak, nerede savaş var, orada yaşayan Müslüman da! 


Ben, Müslümanın egemen olmadığı ülkelerde, bölgelerde, ne kabadayı, ne efe, ne de terörist gördüm, duydum. Yalnızca mafya hareketlenmeleri her zaman vardı. Hala da moda, Amerika, Rusya, italya gibi ülkelerde… Bunların, sivillerle ilişkileri pek yok, kendi aralarındaki küçük çetelerin çatışmaları şeklinde ortaya çıkıyor yalnızca! Büyük mafyalar ise, uluslarası çeteler ki, bunlarda terör gruplarıyla temas halindeler, benim de yazıma konu olan bu gruplar! 


Eğer bir devlet gücü destek vermezse, bu sıkıntı veren gruplar nasıl yaşar ki, terör yaşanılan ülkede… Devlet gücü derken, vatanına ihanet eden, kendi çıkarı için kısa yoldan çok büyük kazanç elde etmeyi amaç edinen ve devlet adına çalışan küçük çıkar grubu çalışanlardan bahsetiyorum. Herkesin yediği ortak yemeğe konan küçük sinek gibiler. Konduğunda, mide bulandırıyorlar! O yemeği kimse yemediği gibi, bu ekibin yaptığı zararlarda, toplum sıkıntı çekmeye, huzuruda kaybetmeye mahkum oluyor.


Hiç bir eve sinek girmemeli, telli filtreler pencerelere eklenmeli, yani kardeşliğimize engel olacak her şeyden bu filtrelerle engel olmalıyız, kardeş olmalıyız. Birlik ve beraberliğin olduğu bir toplumda tefrika çıkar mı? Herkes birbirini tanırsa, kim yanlış yapar ki… Her Müslüman camiye namaz kılmaya gider, o camide herkes samimi olarak birbiriyle tanışır ve paylaşırsa kim bu güzel düzeni bozabilir ki… Müslüman bir ülke olmamız dolayısıyla, camilere gitmeler artmalı ve her beş vakitte, birlik ve beraberlik huzur ve güvenle tazelenmelidir. 


Bugün Müslüman toplumlarda, toplanma ve birbirini tanıma yeri camidir. Ancak, camilerde ne kadar az kişi namaz kılmaktadır. Üstelik, yaşlı kimselerin çoğunluğu oluşturması, yalnızca, işten, aştan ve dünyadan elini ayağını kesmiş kimselerin rağbet göstermesi ne acıdır.  Camileri sevdirmeli ve camide namaz kılmaya teşvik sağlanmalıdır. Selamlaşma yaygınlaşmalıdır. Bugün her şey yolunda gözüküyor olabilir ama düşman uyumuyor kardeşim, o ne zaman haklamız zayıflar, o anı kolluyor. Aramızda ki halkayı güçlendirmeliyiz. Kibir, hasedi, böbürlenmeyi bir kenara bırakıp, kusur aramaya son vermeliyiz. Doğru iş yapan toplum, mükemmel bir ahlak ile, müreffeh seviyeyi de en kısa zamanda yakalar da… Ben neden daha iyi olmayayım deyip, kendimizi daha da güzelleştirmeliyiz. Eğer yarışıyorsak ülkeler arasında birinci olmaya çabalamalıyız, eğer okulda okuyorsak en iyi öğrenci olmak için çok çalışmalıyız, sonuçta en iyi olana insandan farkımız yok diyebilmeliyiz. Vatan sevdası ile yanıp, elimize aldığımız işin, en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz. 


İslamı yaşayan bir toplum, asla aldatılamaz, sömürülemez, pisi pisine de öldürülemez. İnandığımız dini öğrenelim, en doğru şekilde… Kur’an okuma seferberliği yapalım. Haydin bir kampanya yapalım, her gün 10 dakika Kur’anı öğrenmek için manasını okumaya gayret edelim… Haydi, var mısınız?


Saffet Kuramaz

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Her Gün On Dakika Kur’an Okuyup Manasını Anlamaya Var Mısınız? başlıklı yazı safdeha tarafından 12.09.2017 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.