Korku
Filmdeki imgeler aldatıcı bir etkiyle filmin nasıl çekildiğine dair olan
sinemasal aygıtları seyirciden saklar dolayısıyla film izlenirken altta yatan üretim
eyleminden habersiz kalınır. Bu yaklaşım, (Lacan film teorisinde önemli bir kavram
haline gelecek olan) bakış açısını, sinemada yer alan hayali aldatmanın anahtarı olarak
görmektedir (T. McGowan ve S. Kunkle, 2007, s. 3-4). Bu yaklaşımı bir örnekle
verecek olursak, Psycho filminde karakterin tekinsiz eve giden yolda yürüdüğü görülür.
Bu sahnede iki çekim açısı vardır, birincisi karakterin gözünden evin görünümü (öznel
çekim); ikinci ise karakterin görünümü (nesnel çekim). Hitchcockçu çekim tekniğinde
iki türlü çekime izin verilirken, diğer iki türlü çekime izin verilmez. İzin verilen çekim
türleri yukarıdaki örnekte olduğu gibi kişinin gözünden nesnenin öznel aktarımı ve
nesneye yaklaşan kişinin nesnel aktarımıdır. İzin verilmeyen çekim türleri ise, nesnenin
nesnel çekimi (yani evin dış çekimi) ile nesnenin bakış açısından kişinin çekimi (yani
evin açısından eve yaklaşan kişinin çekimi). İzin verilen çekim teknikleri kullanıldığı
takdirde nesne tekinsiz hale getirilir ve Hitchcock‟un filmlerindeki gerilimin anahtarı
budur (aynı teknikler Birds filminde karakterin tekneyle eve yaklaşma sahnesinde de
kullanılmıştır) (Zizek, 2016, s. 159).
karnabahar Kızartması Tarifi Nasıl Yapılır?
Not EkleTarifi Yazdır
var olan enerji akışındaki dengesizlik yüzünden sekteye uğrar. Dinsizlik ve teolojik
paranoya bu dengesizlikten beslenir yani bir anlamda bireyin tanrıcılığa soyunması bu
yüzdendir (Demirci, 2006, s. 53). Bir önceki bölümde bahsettiğimiz din temalı korku
filmlerinin işleyiş yapısını tekrar hatırlayacak olursak, dinin her türlü kötülüğü yenerek
kurtuluş sağlaması dinsizliğe karşı bir uyarı niteliğindedir diyebiliriz. Korku filmlerinde
karakterlerin kötücül varlıkla karşılaştıktan sonra çeşitli çatışmalarla çözümü dinde
bulmalarıyla da bu durum meşru hale getirilir. Bu durum yani dinsel olanın çözüm
getirmesi, Jungyen anlayışta bilinç ile bilinçaltı arasında dengenin sağlanması anlamına
gelir (Jung, 2017, s. 74-84). Aslında bu tip korku filmlerinde çözümün ana karakter
tarafından değil de, bir dış kaynak olan din tarafından çözülmesi tanrı konumuna geçiş
olarak yorumlanabilir. Çünkü karakter içe dönerek özümsediği soyut enerjisini din
yoluyla somutlaştırır ve kaynak olarak kullandığı dinle beraber tanrısala yaklaşmış olur.
Freudyen anlayışa göre ise bu durum, kolektif tanrı anlayışı yerine bilinçaltının Oedipal
süreci ile anlaşılır kılınır. Oedipal süreçte arzu nesnesinin yer değişmesinde olduğu gibi
din kavramının, yani otoritenin, babadan tanrıya geçmesi söz konusudur. Başka bir
deyişle, benlik oluşumunda bastırılan olumlu/olumsuz güdülerin tek bir yerde
birleşmesi bireyin inanç sistemini oluşturur. Çocukluktaki çaresizliğin, babanın
·
·
Karnabahar Kızartması Yanına Ne Gider?
·
·
Haşlamadan Karnabahar Kızartması Yapılır Mı?
korumacılığıyla giderilmesinin yerini yetişkinlikte tanrı inancı alır (Freud, 2016, s. 213-
214). Jungyen ve Freudyen din anlayışını karşılaştıracak olursak eğer, Jungyen anlayışta
din kavramının kaynağı kolektif bilinçaltı iken, Freudyen anlayışta kaynak bireysel
bilinçaltıdır. Ancak iki anlayışın birleştiği nokta, din kavramının değişebilir/dönüşebilir
bir enerji kaynağı olmasıdır. Jungyen anlayışta bireyin bastırdığı dinsel olan bilinç ve
bilinçaltı arasındaki enerjinin dengesizliği olarak ortaya çıkarken Freudyen anlayışta bu
bastırma yetişkinliğe geçiş süresinde süperegonun yok sayılması olarak karşımıza çıkar.
Buna göre, dinin reddi aslında babanın reddine denk gelir. Başka bir deyişle, Jungyen
anlayıştaki tanrı arketipinin reddi, Freudyen anlayışta otoritenin reddine karşılık gelir.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.