Hokkamda kuruyan katre-i vuslat, kan
İsmine adanmış bahtım; intihar karası...
Mürekkebi zehir belledim, kâğıdı kefen
Yek gülüşün gölgeyi Tuba
Miskal hüznün mahşer
Istırabı zerren bakiyesi kâinat
Dilimin ucu liğme liğme hasret...
İzdivacı mıhta yakıldı çarmıh
Gönlüm gülistanlığı gamzelerin nemrut ateşinde
Bakışların sıyırdıkça kemiğimi tenimden
Söküldü vaveyla dikişleri ruhum özünden
Öğütüldükçe öğün öğün vaktin dişlerinde
Şerha şerha yarıldı göğsüm surları
Ey firak kaidelerinde kesilen afakım saçları..!
Tutuştu telmih gafında saadet yağmurları
Kapı eşiğinde nazır viranlık...
Vuslat menzili gayya kuyularında hücre
Cerahat kordonu bakışlarımda sızı...
Yokluğundur yedi gün sekiz gece fırtınaları
Heybemde sürurun tevekkül ve umman
Tırnakların kalbimi doğradıkça
Soluklarımı armağan etti arz balıklara
Ey genzimde kahır ve ıstırap..!
Yarıldıkça hasretinden şeritlere şahdamarım
Vaktin rahminde boğuldu tebessümlerim
Zerre zerre kıyıldıkça göğsüm zarı
Sütunları sarsıldı asumanımın...
Kaidesi çatladı sabrımın
Döküldük hayali vuslatın harcı avuçlarıma...
Simamda ilmek ilmek büyüdükçe har
İpekten kozalara sarıldı firak
Heyhat! yakarışlarımda tomurcuk açtıkça eziyeti hicran
Sönmeye yeltenmedi şem-i ümit,
Sevdiceğim yokluğundur her yanıma pür-nifak...
Sükûtun ruhumda asırlık elem vaadi
Görkemi çatladı sensiz alaimisemanın...
Noksanlığın cürmümde mevsimler intihar girdabında
Kalmadı derman, d'okunda veba kâinata
Cancağızım aşikâr bir zelzeledir sevda ve taç
Gölgendir gölgem bahtına muamma
Ey pürü pak..!
Yakut gözlü sakiler sunsa da Kevser’i,
Sensiz yudumladığım şerbet daima hüsran
Kuyu derin, kalmadı cesedimde bir tutam nur ve de ziya...
Yırtıldı mazi defteri, döküldü dudaklardan hâr
Menzil serap ve revan, kervan zerrede harap...
Cemre-i bahar kül acziyetinde
Sarmaşıklar bendimde tahassür ve hayal
Kırıldı fermanım kalemi, her yanım azap
Yıkıldı gönlüm mülkü, yerle yeksan taç ile taht
Ey tebessümlerini mahşere saklayan..!
Cüda müebbet
Daimi sürur yek hece;
Sensiz bakışlarım vitrininde kalmadı ne talih ne de baht...
Devranı çöktü idrakin, zemheri yanılgılar nihai neşter
Yama tutmadı kirpikler
Eriyip döküldü sim ü zer...
Sensiz kalıbı çalındı ruhun
Beyhude itirazlar safi zan
Kırıldı mizan çarkı
Peyda oldu her kefede bir avuç keder
Ey varlığımı kör bir örste döven..!
Söndü cevherin nârı, dindi o kadim isyan
Kazındı simama binlerce maktul elemi
Cellat soğukluğu avuçlarımda kuş kalbi
Kabirden kabre arar iken ruhumda ruhunu
Paslı kilitler ile prangalandı dudaklarım
Kalbim gözlerine iliştirildi sızı
El-vaveylam...
Şimal yelleri yemin yanımda ahd
Teselli göç etti ırmaklarımdan
Mağrur gurbetindir artık sahibhanem
Söndü mum
Örtündü gönlüm üzerine vuslatın kapısı....
20260306-20260309
22:05-09:17
Hasret patikalarında münzevi söyleyişler