Düğümlü Tebessümler
Dur; varamadım rengime daha
Düşmesin Ay şafağımdan 
Gönlün hudutlarına yılmayan yolcuyum
Sırtımda ağır vebalar…

Rengârenk güller alıyorum sokak aralarından 
Avuçlarımda parmakların diken yarası 
Sözlerin zabıtsız hançer
Dört tarafı zindan hasretin işgüzar ve rutin
Makul ağıtlar dışında susuyor 
Nabzım iki dudağının arasında sevda…




Kül kokusu infazında gönlüm seması
Hasretin müebbetlik sevinç ve kahır…

Hüsranlık biriktikçe gamzelerime 
Tomurcuk verdi kirpiklerim miracında yokluğun edası  
Kırıldıkça dal ve budaklarım
Bîkes kaldı gönlüm kuşları    
Ey gurbet öncesi ve sonrası sıla..!
Kardıkça güz ayazına tebessüm güllerini 
Esmer doğdu doğdu gün siman ardında…


 

Kerahet vakti sinemizde hasret prangaları 
Döküldü ruh yüzümüzden hicran…

Heybemde taşıdığım hüzün kırıntıların ümit 
Soluğumdan arta kalan bakışların darağacı 
Üşüdükçe yedi baharın nar ateşinden
Islandı göğsüm kemikleri ateş yağmurlarından
Yokluğun demirledikçe hüznüm vitrinine
Yıkadım kum taneleri çehremi  
Ey beşinci mevsimim sevda..!
Satır başı yalnızlıklarım çiçek açarken 
Telef edildi sol yanım
Bitmedi sıtması hasretinin
Yankılandıkça ismin gönlüm asumanında
Cesedi yağmalandı ruhumun…




Zerreden küreye hücrelerim ismin mecralarında meczup
Geçmedi sensiz kursağımdan ecel… 

Üç kez öptüğümde kalbini
Kurudu kevser ırmağının kokusu
Hıfz ettikçe her zerremle tebessümlerini
Tatlandı incir 
Zeytinler karardı
Ey yüreğimin ahde vefası..!
Dalgalanır iken dolunay kirpikler gün batımında 
Kanatlandı hüma kuşları figanlarımdan 
Aydınlatırken karanlığımın en kuytularını bakışların
Dudakların hasat mevsiminde tomurcuklanıyor aklım…





Ben sensiz susuz kalmış kuyu ve uçurum dipleri…
Hasretin kör bir cellât 
Gamzelerin mayın tarlası…

Sürur sürgünlüğünde şalın süsledi gökkuşağını 
Şekillendi tabiatım her beldesinde firak 
Aşındırırken güz rüzgârları avuçlarımdan buğday kokunu
Doğum sancısı çeken yedi kadının susamış dudağından sükût ettim seni
Ah cevheri acım..!
Hasretindir ruhumun gönül dergâhında bağdaş kuran 
Örtünce sensizlik çığ gibi kalbim serenatlarını 
Ahımdan irkildi ırmaklar 
Nüsha nüsha aralandıkça kalbim ahdini
Çatladı sabır taşı gelincik çiçekleri ağırlığında 
Ey cüda üzerine kurulu cümle seda..!
Sevda ihlalin sonrası recm edilirken bakışlarım  
Sensiz zümre zehir zıkkım ruhumda
Olur ya kesişirse dualarımız arş kapısında
Dudaklarını unut sancıyan aksayan her y’anımda  …
 



20262603
1402
Görseydi güzelliğini Kabil öldürmezdi Habil'i…
(Noksan Şiirler şafağı)
( Düğümlü Tebessümler başlıklı yazı ömer altun tarafından 26.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu