Eklenme Tarihi : 16.03.2018
Okunma Sayısı : 307
Yorum Sayısı : 3
Etiketler
mihrimah
mihrimah
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 17.03.2018 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Ayetlerle Anne Ve Baba Hakkı

AYETLERLE ANNE VE BABA HAKKI;

17/İSRÂ-23: Ve kadâ rabbuke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), immâ yebluganne indekel kibere ehaduhumâ ev kilâ humâ fe lâ tekul lehumâ uffin ve lâ tenher humâ ve kul lehumâ kavlen kerîmâ(kerîmen).
Rabbin, ondan başkasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (taktir etti, hükmetti). Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara (ikisine) “öf” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (güzel, yumuşak) söz söyle!

          Allahütealâ'nın hepimizden istediği; Allah'a kul olmak ve anne, babaya ihsanla davranmak, onlar aramızda yaşlanırlarsa onlara "öf" dememektir. Onları asla azarlamamak ve kerim (yumuşak) söz söylemektir.

          Genel hüküm; Allah'a kul olmaktır.

17/İSRÂ-24: Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ(sagîren).
Ve onlara (ikisine), merhamet ederek ve tevazu ile kanat ger! Ve “Rabbim, onların beni yetiştirdiği gibi ikisine de merhamet et!” de.

          Burada Allahütealâ, gene anne ve babaya kanat gerilmesi lâzım geldiğini ve Allah'tan onlar için merhamet dilenmesi gerektiğini ifade buyurmaktadır. Anne ve baba, Allah'ın standartlarında mutlaka bu hüviyette olması gereken bir dizayn taşır. Onlara "öf" dememek, onları azarlamamak, en güzel davranışla davranmak asıldır.

46/AHKÂF-15: Ve vassaynel insâne bi vâlideyhi ihsânâ(ihsânen), hamelethu ummuhu kurhen ve vadaathu kurhâ(kurhan), ve hamluhu ve fisâluhu selâsûne şehrâ(şehren), hattâ izâ belega eşuddehu ve belega erbaîne seneten kâle rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan terdâhu ve aslıh lî fî zurriyyetî, innî tubtu ileyke ve innî minel muslimîn(muslimîne).
İnsana, anne ve babasına ihsanla davranmasını vasiyet ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Ve onun taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır. Nihayet erginlik çağına ulaştığı zaman 40 yaşını tamamladı. Şöyle dedi: “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin ni'metlere şükretmekte, Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve zürriyetimi ıslâh et. Muhakkak ki ben, Sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben (Sana) teslim olanlardanım.”

          İnsana, anne ve babasına ihsanla davranmasını vasiyet ediyor Allah. Annesi onu güçlükle taşımış ve doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır. Kişi "salih amel işlemekte, yani nefsimi tezkiye ve tasfiye etmekte beni başarıya ulaştır." diye 40 yaşını tamamlayınca Allah'a yalvarır, yakarır.

          Salih amel kişiyi hem ahiret saadetinin üst kademelerine, hem de dünyada kesintisiz bir mutluluğu yaşamaya ulaştırır. Salih amel daimî zikre ve sonunda tesbih'e ulaşan ve kişiyi kesintisiz bir mutluluğa kavuşturan nefs tezkiyesini (3. kat cennet) ve tasfiyesini (7. kat cennet, adn cennetleri) ifade eder.

46/AHKÂF-17: Vellezî kâle li vâlideyhi uffın lekumâ e teidâninî en uhrece ve kad haletil kurûnu min kablî ve humâ yestegîsânillâhe veyleke âmin, inne va’dallâhi hakk(hakkun), fe yekûlu mâ hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
Ve o, anne ve babasına: “İkinize de off (ikinizden de bıktım), daha önce (nice) nesiller gelip geçmişken, benim topraktan diriltilerek çıkarılacağımı mı vaadediyorsunuz?” dedi. Ve onlar (anne ve babası) Allah'tan yardım isteyerek: “Kendine yazık (ediyorsun), îmân et. Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır.” (dediler). Bunun üzerine (o) şöyle dedi: “Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir.”

          Biri, anne ve babasına: "İkinizden de bıktım, benim diriltilerek kıyâmet günü topraktan çıkarılacağımı mı iddia ediyorsunuz." dedi. Onlar da: "Sana yazık oluyor, îmân et, Allah'a ulaşmayı dile." dediler. Kıyâmet günü zaman geri döndüğünde, herkes hayatta oldukları günlere ulaşınca elbette topraktan canlanarak çıkarılacaklardır ve Mahşer Meydanı'na ulaşacaklardır. Ama çocuk buna inanmadı: "Bu evvelkilerin masalıdır." dedi.

31/LOKMÂN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).                                                                 Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

          Eğer annen ve baban seni Allah’ın yolundan alıkoyarlarsa onları incitmeden davran ve onlara bu konuda itaat etme.

          Allahütealâ'nın Lokman-13'te ifade ettiği şirk Rum Suresinin 31 ve 32. ayetlerindeki şirktir. Şirkten kurtulmak için Allah'a ulaşmayı dilemek temel farzdır. "Bana yönelenlerin yoluna tâbî ol" ifadesi ile "Sonra dönüşünüz Banadır" ifadesi ölümden sonra bana döneceksiniz demektir. "Bana yönelenlerin yoluna tâbî ol" Bana ulaşmak için yola çıkanların yoluna tâbî ol, demektir. Çünkü Allahütealâ Şura Suresinin 13. ayet-i kerimesinde diyor ki:

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).                                                                                                           (Allah) dinde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

          Öyleyse burada Allahütealâ: "Sonra dönüşünüz, Banadır." diyerek bütün insanların dönüşünün Kendisine olduğunu ifade etmektedir. Bu dönüş ölümden sonraki dönüştür. Kişinin ruhunu ölmeden evvel Allah'a ulaştırması ile ruhun ölümden sonra Allah'a dönüşü aynı şey değildir. Ölmeden evvel Allah'a ulaşmak hidayete ermektir.

 

Allah razı olsun.

Burhan AKSU

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Ayetlerle Anne Ve Baba Hakkı başlıklı yazı mihrimah tarafından 16.03.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı